KÜRDİSTAN DOĞASI SAHİPSİZ DEĞİLDİR
Makaleler / 07 Mart 2014 Cuma Saat 07:37
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Kürtler üzerinde kültürel soykırım politikası uygulayanlar Kürdistan doğası üzerinde de kırım gerçekleştiriyorlar. Türk devletinin yürüttüğü kirli savaşın en fazla tahribat yarattığı alanlardan biri de Kürdistan doğasıdır. Ormanları yakılıyor, termik santrallerle doğası katlediliyor, barajlarla Kürdistan doğasının en güzel yerleri sular altına gömülüyor.

Kürtler üzerinde kültürel soykırım politikası uygulayanlar Kürdistan doğası üzerinde de kırım gerçekleştiriyorlar. Türk devletinin yürüttüğü kirli savaşın en fazla tahribat yarattığı alanlardan biri de Kürdistan doğasıdır. Ormanları yakılıyor, termik santrallerle doğası katlediliyor, barajlarla Kürdistan doğasının en güzel yerleri sular altına gömülüyor. Sadece Kürdistan’da yakılan ormanlar bile uluslararası mahkemeye götürülürse Türkiye doğa ve insanlık düşmanı bir ülke olarak yargılanır. Türk devleti Kürdistan’da neredeyse dere bırakmayacak düzeyde her yerde baraj yapıyor. Böylece sadece doğası sular altında bırakılmıyor, birçok yerleşim alanı da sular altında bırakılarak insansızlaştırma bir de bu yönlü gerçekleştiriliyor.

Şimdi de Amed’in en meşhur yeşil alanı Hevsel Bahçeleri’ne göz dikilmiştir. Amedlilerin ciğeri olan Hevsel Bahçeleri’nde ağaç katliamı yapılmıştır. Gezi Parkı’nda az sayıda ağaç için İstanbulluların ayaklandığı biliniyor. Hevsel Bahçeleri’nde İstanbul Gezi Parkı’nda kesilen ve kesilmek istenen ağaçlardan katbekat ağaç katliamı yapılmıştır. Hewsel Bahçeleri Amed’in güzelliklerindendir, hatta kimliğinin önemli bir parçasıdır. Böyle bir yeşil alana yönelik katliam yapmak her şeyden önce Amed halkına saygısızlık ve hakarettir. Doğa katliamda suç ortağı olan Dicle Üniversitesi yönetiminin açıklaması ise özrü kabahatinden büyük olmuştur. Hevsel bahçelerine karşı nasıl sorumsuz bir yaklaşım içinde olduklarını itiraf etmişlerdir.

Amed halkı ve gençliği katliam karşısında harekete geçmiştir. Ancak harekete geçmede geç kalındığı açıktır. Halbuki böyle bir doğa katliamı başlar başlamaz Gezi Parkındakinden katbekat bir isyan ve direniş gösterilmesi gerekirdi. Geç de olsa Hevsel Bahçeleri’ sahip çıkılması iyi bir adım olarak görülmelidir. Ekolojik bilincin gelişmesinde bir dönüm noktası olmalıdır. Artık Amed halkı havasına, suyuna, ağacına, ormanına sahip çıkmalıdır. Kürdistan’daki doğa kırımına karşı mücadelede öncü olmalıdır.

Hasankeyf barajının yapılmasına karşı çıkış oldu, ama çok yetersiz kaldı. Hiç değilse bundan sonra Kürdistan’da gerçekleştirilmek istenen doğa katliamına karşı duyarlılık gelişmeli, doğaya yönelik her saldırıya karşı mücadele yükseltilmelidir. Yurtseverliğin bir görevi de Kürdistan doğasını korumaktır. Nitekim Kürt Halk Önderi, “Siyasal savaş, yurtseverlik savaşı, tarihe ve toprağa sahip çıkma savaşıdır” demektedir. Hevsel Bahçeleri Amed’in hem tarihi hem de toprağıdır.

Kürdistan’daki tüm siyasetçilerin en temel görevlerinden biri de Kürdistan doğasına sahip çıkmaktır; hatta Kürdistan doğasına yönelik katliamlara karşı kıyameti koparmaktır. Bu konuda duyarlılığın daha fazla arttırılması gerekmektedir.

Hevsel Bahçeleri’ndeki katliama Amed gençliği tepki gösterince Amed milletvekili sayın Altan Tan’ın gençlerin eylemine karşı çıkması herkesi şaşırtmıştır. Gençlerin direnişini desteklemesi gerekirken karşı çıkan değerlendirmeler yapması çok talihsiz bir açıklama olmuştur. Gençlerin direnişi konusunda moral vermesi gerekirken, “bu eylemler yanlıştır” demesi sorumlu bir yaklaşım olmamıştır. Özellikle de gençlerin bu eylemlerine karşı açıklamalar yaparken seçim öncesi kendi partisini suçlayıcı söylemlerde bulunması izah edilemez bir durumdur. Kuşkusuz her partilinin partiye yönelik eleştirileri olabilir, ama seçim öncesi partiyi töhmet altında tutan açıklamalar yapması herhalde en başta da partiye oy veren halkı rahatsız etmiştir. Seçim öncesi Hevsel Bahçesi katliamına karşı çıkan gençlere yönelik “Yanlış yapıyorsunuz” derken bu düşüncesini desteklemek için başka bir konu üzerinden kendi partisini tırtıklaması ister istemez manidar bulunmuştur.

Eleştirdiği olayın doğru olup olmadığını bilmiyoruz. Ama her konuda gidip parti yönetimiyle tartışılabilirdi. Eğer denildiği gibiyse parti yönetimleri tarafından haklı bulunurdu. Çünkü BDP’lilerin Şeyh Sait konusunda duyarlı olduklarını biliyoruz. Bu açıdan böyle hassas bir konuda seçim öncesi açıklama yapılması gerçekten de anlaşılır değildir. Öyle ki bazı hassasiyetleri olan insanları BDP’ye tepkilendirme olarak bile anlaşılır.

BDP’yi başka partiler ve kişiler muhalif olarak eleştirebilir, ama bir parti üyesi eleştirisini ilk önce parti mekanizmaları, platformu ve hukuku içinde yapabilir. BDP eleştiriye kapalı bir parti de değildir. Bu çerçeveden bakıldığında neden seçim öncesi böyle bir töhmet altında bırakma yapılıyor sorusu akla geliyor. Özellikle Hevsel Bahçeleri katliamına karşı bir direniş sürecinde, Dicle vadisi, yani Hevsel Bahçelerine yönelik inşaat projesi yok diyerek hükümeti temize çıkarması niye diye bir soru akla getiriyor.

BDP’nin bu seçimden güçlü çıkması demokrasi için çok hayırlı olacaktır. BDP’nin başarısı, Kürt halkının Kürt sorununun demokratik siyasal yollardan çözümünde ısrar ettiğini; Kürt sorununun çözümsüz bırakılmayacağını ortaya koymak açısından çok güçlü bir mesaj olacaktır. Bu nedenle bu seçimlerde tüm yurtseverlerin, demokratların seferberlik düzeyinde çalışmaları gerekir. 30 Mart seçimleri Türkiye’nin demokratikleşmesi ve Kürt sorununun çözümünde tarihi bir dönüm olacaktır. BDP’nin başarısı da bunda belirleyici olacaktır.

Hüseyin Ali

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.org - www.navendalekolin.com - www.lekolin.net – www.lekolin.info


Parveke

TAGS(ETIKETLER): Kurtler  Hevsel  Bahceleri  Amed  BDP  Huseyin  Ali  Gezi  Direnisi  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.