BU SEÇİMDEN DEMOKRASİ GÜÇLERİ GÜÇLÜ ÇIKMALIDIR
Makaleler / 18 Şubat 2014 Salı Saat 11:51
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Yerel seçimlere bir buçuk aydan az bir zaman kaldı. Türkiye hala tam seçim ortamına girmiş değil. AKP-Fetullahçılar kavgası hala gündemi belirlemeye devam ediyor. Ancak partiler de toplum da bu seçimin öneminin bilincinde. Bu seçim, Türkiye'nin ve Kürdistan'ın geleceğinde önemli etkide bulunacak.

Yerel seçimlere bir buçuk aydan az bir zaman kaldı. Türkiye hala tam seçim ortamına girmiş değil. AKP-Fetullahçılar kavgası hala gündemi belirlemeye devam ediyor. Ancak partiler de toplum da bu seçimin öneminin bilincinde. Bu seçim, Türkiye'nin ve Kürdistan'ın geleceğinde önemli etkide bulunacak.

Yerel seçimler aslında Kürdistan'da kültürel soykırımcı siyasi sömürgeciliğin sökülüp atılıp Kürt halkının kendi kendini yönetmesinin seçimi olmaktadır. Kürdistan'da iki siyasi güç ve program seçime girmektedir. Birincisi kültürel soykırımcı siyasi sömürgecilik, ikincisi ise Kürt toplumunun kendi kendini yönetme programı. AKP'ye verilmiş her oy siyasi sömürgeciliğe, BDP'ye verilmiş her oy demokratik özerkliğe verilmiş olacaktır. Çünkü yerel yönetimler demokratik özerklik sistemine kavuşmada önemli bir adım olacaktır.

Kürt halkının yürüttüğü Özgürlük Mücadelesi esas olarak da kendi kimliği, dili ve kültürüyle kendi yaşamının kendisi tarafından örgütlemesini ve yönetmesini ifade etmektedir. Bu açıdan demokratik özerkliği hedefleyen bir parti olan BDP ile siyasi sömürgeciliğin Kürdistan'daki yeni partisi olan AKP arasındaki mücadele, Kürdistan'da onlarca yıldır yürütülen mücadelenin yerel seçimlerde somutlaşmasıdır. Bu açıdan bu yerel seçimlerde bireyler değil, programlar ve amaçlar yarışmaktadır. Kürdistan'da seçimleri ilk önce böyle anlamadan doğru ele almak mümkün değildir.

Türkiye'nin başka bir yerinde AKP'ye verilen oylar birkaç parti içinden AKP'ye verilmiş oylar olacaktır. Kürdistan'da AKP'ye giden oy ise devlete verilmiş oy olacaktır. Nitekim devlet memurları Türkiye'de başka partilere oy verirken Kürdistan'da AKP'ye oy vermektedirler.

AKP Lideri Kürtlerin kendi kendini yönetmesini, yani demokratik özerkliğini hep vatanı bölmek olarak değerlendiriyor. Bu nedenle her fırsatta kabadayıca “Biz 776 bin kilometre karede kimseye operasyon yaptırmayız” diyor. Böylece demokratik zihniyette olmadığını ortaya koyuyor. Çünkü günümüzde demokrasi yerellerin ve farklı kimliklerin kendi kendini yönetmesini de kapsamaktadır. Bu açıdan Kürdistan'da demokratik özerklik demokratik bir ülkenin gereğidir. Türkiye demokratik olmadığı için demokratik özerkliği reddetmektedir. Demokratik özerkliği kabul etmediği müddetçe demokratik olmayacaktır.

Yerel yönetim seçimleri aynı zamanda bu demokratik olmayan zihniyete karşı tutum olacaktır. Dolayısıyla AKP'ye verilen her oy demokratik olmayan zihniyete, BDP'ye verilen her oy ise demokratikleşmeye verilmiş oy olacaktır. Bu gerçekliğin tüm Kürt halkı tarafından bilinmesi gerekir. Kürt sorununun çözülmesi için Kürt halkının kendi kimliği, kültürü ve diliyle kendi yaşamını örgütlemesi ve yönetme iradesini ortaya koyması gerekir. BDP'ye verilen oy böyle bir siyasal tercihin yapılmasını ifade edecektir. AKP'ye verilen her oy ise Kürtlerin böyle bir talebi bulunmadığı, siyasi sömürgecilik ve kültürel soykırımın altında yaşamaktan rahatsız olmadığı biçiminde değerlendirilmektedir. Nitekim AKP'nin yerel yönetimleri aldığı yerlerin halkının devletle bir sorununun olmadığı ve mevcut biçimde yaşamaktan memnun olduğu biçiminde yorumlanmaktadır. Böyle ele alınmadığını söylemek mümkün değildir. Kürdistan'da yaşayan herkes durumun böyle olduğunu az çok fark etmektedir. Kim böyle değil diyorsa ya kendini aldatılıyordur ya da Kürt Özgürlük Hareketi'ne, dolayısıyla da BDP'ye karşıt olduğundan bu tür değerlendirmeler yapıyordur.

Örneğin Adıyaman, Urfa, Bingöl, Malatya, Elazığ gibi yerlerde belediye başkanlığını BDP alamadığından buraların halkının Kürt sorununu önemli görmediği, Kürt sorununa duyarsız oldukları, bu nedenle dil, kimlik, kültür özgürlüğü, demokratik özerklik ya da Kürdistan'a bir siyasi statü istemedikleri biçiminde yorumlanmaktadır. Buna göre de devlet siyaset üretmektedir. Eğer buralarda da BDP yerel yönetimleri kazanmış olsaydı Türk devleti Kürt sorununu çözmeye mecbur kalacaktı. Ama Kürdistan'ın bazı şehirlerinde BDP yerel yönetimleri almayınca bu, Türk devletini cesaretlendirmekte ve çözümsüzlükte ısrar etmesine neden olmaktadır.

Geçen genel seçimlerde Dersim’de BDP'nin milletvekili çıkarmaması Dersim halkının kendi kimliğini fazla önemsemediği biçiminde değerlendirildi. CHP’nin iki milletvekilliği almasına da en fazla Kürtleri inkar eden ve çözümsüzlükte ırar eden kesimler sevindi. CHP’nin iki milletvekilini de alması, Şark Islahat Planı ve Tunceli Kanununda ve raporlarında belirtilen hedeflere  belirli düzeyde ulaşıldığı biçiminde yorumlandı. Bu açıdan Dersim’deki seçim de kültürel soykırımcı sistemle kendi inancı ve kimliğini özgürce yaşamak isteyenler arasında olacaktır. Bu seçimde alınacak sonuçlar, 38 soykırımı ne kadar sonuç almış ya da bu soykırıma ne kadar direniliyor konusunda önemli bir veri sunacaktır. Özcesi Kürdistan genelinde olduğu gibi Dersim’de de seçimler kültürel soykırım sistemiyle ona direnenler arasında olacaktır. Dersim’de de devletle, devlet partisiyle Dersimli kimliği arasında bir seçim olacaktır. Dersim’in kendi kimliği, dili, inancı ve kültürüyle yaşamak isteyenlerle bu kimlikleri yok etmek isteyen devlet partisi arasında geçecektir. Kürdistan'da bugün devlet partisi AKP iken, Dersim’de ise CHP’dir. Devlet başka yerlerde AKP'nin, Dersim’de ise CHP'nin kazanmasını istemektedir. Kürdistan'ın diğer yerlerinde eskinin CHP’si AKP’dir. Dersim’de bugünün CHP’si ise Kürdistan'daki AKP’dir.

Kürdistan'da siyasal çözüm ve özgürlük her zamankinden daha yakındır. Bu da Kürt halkının mücadelesiyle olmuştur. Eğer Kürt halkının özgürlük mücadelesi AKP'nin imha ve tasfiye politikalarına karşı direnmeseydi, AKP'nin bu saldırılarını boşa çıkarmasaydı Kürt sorunu bugünkü düzeyde gündemde olmazdı. Türkiye toplumunun da Kürt sorununun çözümü ve Türkiye'nin demokratikleşmesi isteği bugünkü kadar güçlü olmazdı. Bu açıdan Kürt demokratik hareketinin bu seçimden güçlü çıkması önemlidir. Bu seçimde BDP güçlü çıkarsa demokratik siyasal çözüm eğilimi daha da güçlenecektir. Kürtlerin eli de devlet karşısında daha güçlü hale gelecektir. Bu açıdan bu seçim Türkiye'nin demokratikleşmesi ve Kürt sorununun çözümü açısından çok önemsenmelidir.

Kürtler örgütsel ve siyasi olarak kendilerini güçlendirmeden Türkiye'de Kürt sorununu çözme iradesi ortaya çıkmaz. Dolayısıyla Türkiye de demokratikleşmez. Bu açıdan bu seçimleri sadece Amed’te, Batman’da, Mardin’de, Van’da ve Urfa’da kimin belediye başkanı olacağı belirlenmeyecek, bunun yanında Kürt sorununun çözümü ve Türkiye'yi demokratikleştirme seçime olacaktır. BDP ve HDP bu seçimden ne kadar güçlü çıkarsa demokratik siyasal çözüm daha da yakınlaşacaktır. Eğer istenilen düzeyde güçlü çıkılmazsa AKP'nin, daha doğrusu devletin çözümsüzlükte ısrar ve oyalama politikası sürmeye devam edecektir.

Kürt Özgürlük Hareketi Kürt sorununun çözümü ve Türkiye'nin demokratikleşmesi için muazzam fırsat tanımasına rağmen AKP hala önceleri olduğu gibi bu fırsatları seçimden kazançlı çıkmak için ele almaktadır. Bu nedenle Kürt halkı AKP'ye bu politikasını reddettiğini net biçimde ortaya koymalıdır. AKP’nin “Benim politikam Kürdistan'da destekleniyor” diyeceği bir sonuç çıkmamalıdır. Sadece AKP değil, tüm siyasi partiler ve devlet Kürt halkının tutumunu net görmelidir. Nitekim Kürt Halk Önderi de eğer bu seçimden güçlü çıkılırsa çözümün daha fazla yakınlaşacağını söylemiştir. Bu açıdan bu seçimden BDP'nin güçlü biçimde çıkması Kürt Halk Önderi’nin demokratik çözüm hamlesinin desteklenmesi ve elinin güçlenmesi anlamına gelecektir.

Kürt Halk Önderi ve Kürt Özgürlük Hareketi AKP'yi ve devleti bir çözüm sürecine sokmak istiyor. Ama AKP çözüm sürecine girmemekte ısrar ediyor. Sadece lafını ediyor, ama sürece girmiyor; çözüm için hiçbir adım atmıyor. Bu seçimden Kürt demokratik hareketi  ve Türkiye demokrasi güçleri daha güçlü çıkarsa devleti ve AKP'yi bu sürece sokma imkanı artacaktır. Zaten Kürt Halk Önderi mevcut adımları AKP'yi ve devleti bir çözüm sürecine sokmak için atmıştı. Ama AKP sadece oyalama ve zaman kazanmaya çalışıyor. Bu açıdan Kürdistan'da BDP, Türkiye'de HDP güçlü kılınarak AKP'ye mevcut politikasının ve Kürt Halk Önderi ve Özgürlük Hareketi'nin attığı adımlara cevap vermemesinin onaylanmadığı açıkça gösterilmelidir. Özcesi bu seçimde Kürt Halk Önderinin adımlarını güçlendirecek ve devlete adım attıracak düzeyde BDP ve HDP’nin seçimden güçlü çıkmasını sağlamak gereklidir.

Türkiye'de toplum AKP ile CHP arasında sıkıştırılmaya, bu ikisinden birine oy vermeye zorlanmaktadır. Türkiye'deki basın ve siyasi ortam bu biçimde şekillendirilmekte ve yönlendirilmektedir. Böylece toplum iki düzen partisine, yani devlet partisine mahkum edilmektedir. Sistem yıllarca propaganda ile böyle bir algı yaratarak yeni bir demokratik alternatifin önüne geçmiştir. Bu seçimde bu algıyı kırmak demokratik bir alternatifin ortaya çıkmasının önemini ortaya koymak çok önemli hale gelmiştir. CHP bir taraftan, AKP diğer taraftan demokratik seçeneğin ortaya çıkmasını demagojik söylemlerle engellemektedirler. Birisi ben sosyal demokratım diyerek, diğeri CHP’nin geçmişini sürekli gündemde tutup esas demokratik parti benim söyleminde bulunarak demokrasi isteyen toplumu manipüle etmeye çalışıyorlar. bu Konuda belli düzeyde etkili de oluyorlar. Bu gerçeklik demokratik güçlerin, sosyalist güçlerin, bir bütün olarak sol güçlerin, radikal demokratların bu iki düzen partisini iyi teşhir edemediklerini göstermektedir.

Bu seçim öncesi demokrasi güçleri halkın bulunduğu her yere giderek topluma bu iki partinin gerçekliğini çok iyi biçimde gözler önüne sermelidirler. Toplum kara kaderini kırmak için böyle iki seçenek arasında bırakılmasına karşı çıkabilmelidir. Topluma başka bir seçeneğin olduğu gösterilmelidir. Yoksa şimdiye kadar yaşanan çıkmaz ve tekrar aşılamaz.

Bu seçimin düzen partileriyle HDP arasında geçeceği iyi anlatılmalıdır. AKP, CHP ya da MHP’ye oy vermek arasında pek bir fark olmadığı, tek farklı seçeneğin HDP olduğu ortaya konulup Türkiye siyasi tarihinde yeni bir dönem başlatılabilmelidir.

Mustafa Karasu

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.navendalekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info


Parveke
Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.