PSİKOLOJİK SAVAŞ ELEMANI DİN ADAMLARI
Makaleler / 06 Şubat 2014 Perşembe Saat 08:28
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Sitelerde yayınlanan bir MİT belgesi var. Bu MİT belgesi bir yıl kadar önce KCK yönetiminin eline geçmiştir. Kürt halkına ve Kürt Özgürlük Hareketi'ne karşı nasıl bir özel savaş ve psikolojik savaş yürütüldüğü bu belgede ortaya konulmaktadır. Bu belge Kürt halkı için tam bir eğitim materyali olarak işlenmesi gereken belgedir.

Sitelerde yayınlanan bir MİT belgesi var. Bu MİT belgesi bir yıl kadar önce KCK yönetiminin eline geçmiştir. Kürt halkına ve Kürt Özgürlük Hareketi'ne karşı nasıl bir özel savaş ve psikolojik savaş yürütüldüğü bu belgede ortaya konulmaktadır. Bu belge Kürt halkı için tam bir eğitim materyali olarak işlenmesi gereken belgedir.

Bu belgede işlenecek birçok konu ve başlık bulunmaktadır. Biz bu yazımızda sadece dinin Kürt halkının özgürlük mücadelesine karşı nasıl bir istismar konusu olarak kullanıldığı üzerinde duracağız. Aslında dinin çıkar için ne düzeyde kullanıldığı AKP ve Fetullahçılar çatışması içinde ortaya çıkmıştır. AKP İslami söylem, literatür ve argümanlarla toplumdan oy almış, ama iktidarını yakınlarına ve yandaşlarına rant dağıtma fırsatı olarak değerlendirmiştir. Tabii ki tüm halka yönelik yürüttüğü baskı ve zulüm politikasına değinmiyoruz. Din iman diyenlerin nasıl istikbal peşinde koştuğu, dini ve imanı olan halkın ise nasıl yoksulluğa mahkum edildiği anlaşılmıştır. Fetullahçıların devletin içine sızıp en temel kurumları ele geçirip yandaşlarına ve kendilerine çıkar sağladığı netleşmiştir. Devlet içinde devlet olarak kendi dışındaki herkesime karşı zulüm ve baskı düzeni kurmuştur. Devlet imkanlarını kendi yandaşlarına peşkeş çekmiştir. Özcesi AKP ve Fetullahçılar 12 yılda amiyane deyimle malı götürmüşlerdir.

Şimdi bu devlet ve devletin en önemli kurumu “Kürt Özgürlük Hareketi'ni bölgede etkisizleştirmek için dini iyi kullanalım” diyor. Böylece “Terör örgütünü toplumdan koparabiliriz” diyor. “Bölgeye, yani Kürdistan'a karşı mücadele edecek din adamları gönderelim; bu konuda din adamları özel yetiştirilmeli ve istihbarat örgütümüzle işbirliği içinde çalışmalı” diyor. Diyanet işleri başkanlığının Kürdistan'da nasıl görevlendirildiği daha iyi anlaşılıyor. Kürdistan'a gönderilecek imamlar bir psikolojik savaş elemanı olarak çalışacaklar. Yani işleri inanan insanlara dini hizmet götürmek olmuyor. Bunun için değil, Kürtleri kandırmak için gönderiliyorlar. Bir imam istihbarat örgütüyle niye çalışır? MİT “Birlikte çalışalım ki, PKK aleyhinde nasıl bir propaganda yapacağımızı, toplumu nasıl etkileyeceğimizi tespit edelim” diyor. Bundan daha çirkin bir şey olabilir mi? Bundan daha büyük din düşmanlığı olabilir mi? Eğer dine zarar vermekse en büyük zarar bu değil mi?

Hıristiyan misyonerler bile böyle yapmamıştır. Onlar tamamen Hıristiyanlığı yaymak için çalışmışlardır. Belki devletle çalışmış olanlar da olabilir, ama esas olarak dini yaymak için misyonerlik yapmışlardır. Kürdistan'a gönderilenlerin esas görevi ise istihbarat örgütüyle birlikte topluma karşı psikolojik savaş yürütmek oluyor.

Bu gerçeklik şunu açıkça gösteriyor: Kürt toplumu diyanetten gönderilen imamlara, vaizlere kuşkuyla yaklaşmalıdır. Bunların çoğunluğu MİT’le birlikte çalışan psikolojik savaş elemanlarıdır. Çünkü MİT’in bu projesi kağıt üzerinde kalmamış, uygulanmıştır. Bu gerçeklik diyanet işleri başkanlığının ve illerdeki temsilcilerinin de MİT’le ortak çalıştığını göstermektedir. Aslında bizler bu gerçeği hep dillendiriyorduk, ama MİT belgesinde açıkça ortaya konulması, dinin devlet tarafından nasıl kullanıldığını somutlaştırmıştır.

Bu belge, Kürdistan'daki dini cemaat ve örgütlerin de desteklenmesi gerektiğini söylemektedir. Zaten bu da uygulanmaktadır. Kürdistan önemli oranda Fetullahçılara bırakılmıştı. Başbakan’ın üç ay kadar önce Hüda-Par’la görüşmesi de bu MİT raporundaki öneri çerçevesinde yapılmıştır. Sadece imamlar değil, Kürdistan'daki cemaatlere, dini gruplara ve bu maskeyle kurulmuş parti ve sivil toplum örgütlerine Kürdistan'da çalışma imkanı bizzat Kürtleri siyasi egemenlik altında tutup kültürel soykırıma uğratmak isteyen bu devlet tarafından sunulmaktadır.  Bu örgüt ve grupların önü Kürdistan'da devlet tarafından açılmaktadır.

1990’lı yıllarda Hizbullah’ın Kürtlere karşı nasıl kullanıldığı bilinmektedir. Şimdi ise farklı bir biçimde bu kullanılma sürmektedir. Dün ittihatçı Ergenekoncular tarafından kullanılırken, şimdi dini istismar eden partiler ve yeşil Ergenekon tarafından bu gruplar ve cemaatler kullanılmak istenmektedir. Kuşkusuz tüm dini cemaat ve grupları kastetmiyoruz. Kendini devlete kullandırmayacak, aksine devletin dini istismar eden ve kullanan bu kirli politikalarına karşı çıkan cemaatler ve dini gruplar vardır. Çünkü din esas olarak zalim, sömürgeci, başka toplumlar üzerinde baskı ve kültürel soykırım uygulayan politikalara karşı çıkmayı ifade eder. Tüm dinlerin gerçek özünde baskıya ve zulme karşı çıkma vardır. Ama devlet ve iktidar elinde din her zaman bir kullanım aracı olmuştur. Dini çıkarı için kullanan gruplar da devletin bu politikalarının parçası olmuştur. Türkiye'de özellikle Kürt Özgürlük Hareketi'ne karşı yürütülen kirli savaşta bu gerçeği fazlasıyla görüyoruz.

Hüseyin Ali

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.navendalekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info


Parveke

TAGS(ETIKETLER): Huseyin  Ali  MIT  KCK  Kurt  Turkiye  PKK  AKP  Belgeler    

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.