YENİ YIL VE DEMOKRASİ MÜCADELESİ
Makaleler / 02 Ocak 2014 Perşembe Saat 10:22
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Sonunda yeni bir yılın kapısından içeri adım attık. Yeni yılı kutlamak âdettendir. Âdet yerini bulsun diye yapmıyorum. En samimi duygularla ezilen tüm halkların, tüm devrimci tutsakların, emekleriyle değerlere değer katanların ve son sömürge kadınların yeni yılını kutluyor, yeni yılın hepsi için daha fazla demokrasi ile dolu geçmesini diliyorum. Çok iyi biliyorum ki, yeni yılı gerçek anlamda kutlu kılacak olanlar onlardır.

Sonunda yeni bir yılın kapısından içeri adım attık. Yeni yılı kutlamak âdettendir. Âdet yerini bulsun diye yapmıyorum. En samimi duygularla ezilen tüm halkların, tüm devrimci tutsakların, emekleriyle değerlere değer katanların ve son sömürge kadınların yeni yılını kutluyor, yeni yılın hepsi için daha fazla demokrasi ile dolu geçmesini diliyorum. Çok iyi biliyorum ki, yeni yılı gerçek anlamda kutlu kılacak olanlar onlardır.

2013 Türkiye ve Kuzey Kürdistan için silahların susturulması anlamında genelde bir çatışmasızlık yılı oldu. Ağlasa da tıpkı Gever’de olduğu gibi Kürt analar ağladı. Türkiye’de asker anaları eskisi gibi kuşku, kaygı ve korkuyla başlarını yastığa koymadılar, kâbus dolu rüyalar görmediler. Güne savaşta can verenlerin ölüm haberleriyle giriş yapmak elbette korkunç bir şey. Gözeneklerinden kan ve çamur fışkıran kapitalizm cephesinde yer alanlar dışında hiç kimse bu tarz bir ölümü kutsamaz. Devlet dışı toplumların dünyası barış dünyasıdır ve bu dünyada ölüm yaşamın bir gerçeğidir. Böyle olduğu için bize yaşamın değerini öğretir, bir mucize olan yaşamı güçlü anlamamızı sağlar, bu yüzden korkuya yol açmaz. Devletçi sistem kahhardır, öldürerek denetlediği yaşamı mucizevi karakterinden soyundurur.
Devletçi uygarlık dünyası iki karşı kutup halinde inşa edilmiş bir dünyadır. Üst toplum olarak devlet, üzerinde yükseldiği alt topluma hükmeder. Hem cennet hem de de cehennem mezarın ötesinde değil, yaşadığımız dünyadadır. Bu dünyada üstteki cenneti, alttaki cehennemi yaşar. Alttaki binbir zahmetle üretir, üstteki el koyup tüketir. Bu anlamda devlet hırsızların kendi hırsızlıklarını hukukla meşru kılma örgütüdür. Devlete sahip olanın el koyması normal sayılır. Üstteki durmaksızın biriktirir, alttakinin iki yakası bir araya gelmez. Üstteki har vurup harman savurur, gününü gün eder; alttakinin açlıktan nefesi kokar. Kutsal Kitapta haram ile helale karşılık gelen ceza ve ödül tersine döner. Çalan cennetin baş köşesine yerleşmiştir; soyulan ise cehennemdekinden beter bir yaşamın azabı içinde kıvranıp durur.
Üst toplum ile alt toplum karşı kutuplar biçiminde konumlansalar da aynı sistematiğin parçalarıdır. Aslında birbirlerini tamamlarlar. Yani biri olmaksızın diğeri de var olamaz. Bu gerçek iyi kavranmadan cehennemden kurtulmak için verilen kavganın başarı kazanması imkânsıza yakındır. Alt toplum az direnmedi, az bedel ödemedi, az kahramanlık göstermedi. Ama yine de özgür yaşam hep bir hayal olarak kaldı. Çünkü mevcut sistematiğin dışına çıkılamadı. Alt toplum üsttekini yıkmaya odaklandı. Devleti yıkmadan özgür yaşamanın imkânsız olduğuna inandı. Bazen devleti yıksa da benzerini kurdu, benzer bir sistematiği ortaya çıkardı ve sonuçta yıktıklarına benzeşti.

Alt toplum olmaktan çıkmanın yolu devleti yıkmaktan değil özgür topluma dönüşmekten geçer. Sistematiği yıkmak yerine sistematiğin dışına çıkmak özgürlüğe götüren en doğru yoldur. Sistematiğin dışına çıkmak, alt toplum olmaktan kurtulup toplum haline gelmek demektir. Demokrasi işte budur. Alt toplumdan topluma dönüşüm de elbette mücadele gerektirir. Ama yıkmaya değil daha çok yapmaya odaklanmış bir mücadeledir bu. Özgür yaşam bu toplumsal dönüşümle birlikte varlık bulur. Alt toplum hâkikatin dışına savrulmuş toplumdur. Bu toplumun yeniden kendi hâkikati ile buluşması için öncelikle içinde yer aldığı sistemden kopması, yani mevcut sistematiğin dışına çıkması gerekir.

Kapitalizm gibi özünde oldukça zayıf ve kırılmaya yatkın bir sistem varlığını uçları karşıtlaştırmaya dayandırır. Birbirini yok etmeye fikrine götüren bu karşıtlık en çok da kapitalizmin işine yarar. O her zaman kurt, alt toplum ise hep kuzudur. Bu ikilemden kurtulmak isteyen kuzuya çizilen yol kurdu yok etmesi, hatta bunun için bizzat kurt haline gelmesidir. İnsanın kendi hemcinsinin kurdu olamayacağını anlamak ve eylemek için fazla bir şey yapılmaz. Hâlbuki bu ikilemden kurtuluş için öncelikle gerekli olan şey bu anlayış ve eylemdir: İnsan ne kuzu ne de kurttur; o kendisidir, kendisi olmak zorundadır. İnsan kendi varoluş koşulu olan toplumsal gerçeklikten uzak kaldıkça kendisi olamaz. Kendi olmak ve aynı anlama gelmek üzere özgür yaşamak için devleti yıkmaya değil, toplumu yeniden inşa etmeye yönelmek gerekir. ‘Demokratik kurtuluş ve özgür yaşamı inşa etme’ ancak bu biçimde salt bir iddia olmaktan çıkar.

Kendini savunma mekanizmaları geliştirmeyen hiçbir canlı varlık yoktur. Savunma mekanizması insan toplumunda en gelişkin düzeyine ulaşır. Devlet dışı bir sistem olan demokraside savunma çok daha güçlü bir bilince dayanır. Bilinçli ve örgütlü toplum aynı zamanda kendini en iyi savunan toplumdur. Savunmayı sadece silahlı güçlere özgü bir çaba ve çalışma olarak görmemek gerekir. Kürtler açısından böylesi bir gücün varlığı hayati önemde olsa da, meşru savunmanın kapsamını bu güçle sınırlı tutmak yanlıştır. Pozitif anlamda örgütlenme ve eylem toplumsallaştırır, toplumsallaşma daha gelişkin bir örgütlenme ve eyleme götürür. Devlet tarafından yönetilen değil, kendi kendini yöneten bir toplum olmanın yolu budur. Meşru savunma toplumsal yaşamın her anında vardır, yedisinden yetmişine kadar toplumun her bireyinde vardır. Onu varlığının ayrılmaz parçası sayar, onunla kendini ve toplumunu korur.

Devlete karşı toplum, iktidara karşı demokrasi… Bunlar özünde bir programın özeti gibidir. Devlet ile toplum ve iktidar ile demokrasi iç içe değil ama yan yana yaşayabilirler. Yan yana yaşamak için de ilkin iç içe olmaktan çıkmak şarttır. Kapitalizmin en önemli ayağı olan ulus-devlet iktidarı ortamında demokrasi ve toplum aramak beyhude bir çabadır. İç içelik devam ettikçe yaşanacak olan şey sürüleşmek ve sürü misali güdülmektir; eti, sütü ve yünüyle güdenin hizmetinde olmaktır. Buna karşılık egemen sistemin dışına çıkıp kendi sistemini kurmak kendi yönetimini kendi eline almaktır, sevinç ve neşe dolu bir kendini inşa eylemi içinde olmaktır, demokrasi vahasında özgürlüğü doyasıya solumaktır. Yeni yıl eğer bu çerçevede gelişen bir toplumsal eylemliliğe tanık olursa gerçekten yeni yıl olabilir.

Türkiye’de bir iktidar çatışması yaşanıyor. Çatışanlar birbirlerinin kirli çamaşırlarını orta yere döküyorlar. Kokuşmuşluk herkesin burun direğini sızlatıyor. Ezilenlere düşen bu gelişmeyi bir tiyatro oyunu izler gibi izlemek değil, bu bataklığın dışına çıkarak kendi sistemini inşa etmektir.

Ali H. Yerkan

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.navendalekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info


Parveke

TAGS(ETIKETLER):  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.