YEŞİL GLADİO’NUN KÜRDİSTAN’DAKİ AYAĞI: FETHULLAH GÜLEN -II
Dizi Yazı / 26 Aralık 2013 Perşembe Saat 11:36
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Birinci bölümde Fethullah Gülen Cemaati’nin Kürdistan’da nasıl örgütlendiğine ilişkin isim ve adresler belirtilerek verilmişti. Bu bölümde de örgütlenmede kullandıkları araç ve yöntemler üzerinde durulacaktır.

Kürt Gençlerinde Kürt Düşmanlığını Yaratmaya Çalışan Ev Ve Yurt Sohbetleri

Gülen Cemaati, evlerde ve yurtlarda örgütlemesini yapmaktadır. Evlere daha çok kesin olarak kazanmak istediklerini, yani başarılı kişileri alıyorlar.  Saat 4 -5’te sabah namazında uyanıp namazdan sonra da yine Gülen’e iman ettikleri tesbihat yaparlar. Tesbihatın ardından her sabah gerçekleştirdikleri sohbetleri vardır. Kahvaltıdan sonra da okula gidilir. Akşam dönüldüğünde ise akşam namazı kılınır ve tesbihatı yapılır. Akşam yemeğinden sonra zorunlu sohbet, çay saati, istişare ve Gülen’in kitapları okutulması programlarına dahildir. Sohbet konuları genelde PKK aleyhine, Kürt karşıtı söylemlerdir. Kısacası bu sohbetlerde Kürtlükle ilgili her şeyden uzaklaştırmanın yolları üzerine tartışmalar yürütülür ve özgürlük hareketinin anti propagandası yapılır. Düzenli olarak günlük tekmiller alınır. Tekmillerde kurallara uymayanlar türlü şekillerde cezalandırılır. Eğer kendi isteklerine göre hareket edilmişse de ayrıca ödüllendirmeler söz konusudur.

Kadınlardan sorumlu olana ‘abla’; erkeklerden sorumlu olana ‘abi’ diye hitap edilir. Hiçbiri gerçek ismini kullanmaz, kod isim kullanırlar. Abla ve ağabeyler daha sonra birbirleriyle evlendirilirler. Tabii eşler belirlenirken bayanın özellikle Kürt kökenli; erkeğin ise batılı, yani Türk olmasına özen gösterirler. Yani ne olursa olsun iki Kürt birbiriyle evlenemez. Bunların istisnaları varsa da, bunlar kendilerinden daha fazla Türk olmuş ve Türkleştirme politikasına çalışanlar olabilir, ancak o zaman evlenmelerinde sorun yoktur. Cemaatin kadın çalışanları tıpkı bir köle gibi gece-gündüz çalışırlar ancak öne çıkan isim yine erkeğinki olur. Kadınlar cemaat içindeki erkeklerden habersiz tek adım atmazlar. Oysa cemaat erkekleri evli olmalarına rağmen her türlü ahlaksızlığı yapmaktadırlar. Bu duruma yine örnek verecek olursak, özellikle eski Hakkâri Çağlayan Dershanesi, şimdiki adıyla FEM Dershanesi’nde küçük kız çocuklarına ahlaksızca yaklaşılmakta, burada görevli olan cemaat mensupları evli olmalarına rağmen çocukları yaşındaki kız çocuklarına ikinci eş teklifi yapmaktan çekinmemektedirler.

Cemaatin genel örgütlenmesinde Çarşamba günleri tekmilleri vardır. Bugünlerde tekmilleri ardından Fethullah Gülen’in fetvaları ve perspektifleri okunur. Bu perspektifler okunurken veya toplanırken belirlemiş oldukları yerde ortam dinlemesini engellemek amacıyla mobil jammer cihazları yerleştirilir. Toplantının yapılacağı evlere kesinlikle cep telefonları götürülmez ve dikkat çekmemek için evlere belli aralıklarla tek tek girilip çıkılır. Söz konusu evler, güvenlik gerekçesiyle genellikle emniyet müdürlükleri yakınlarında tutulur.

Türkiye Ve Kürdistan’da İnsanlar Yoksulluk İçinde Yaşarken, Gülenciler Lüks Villalarda Yaşıyor

Cemaat çalışanları öğrencileri okutacağız adı altında zengin iş adamlarından para toplamaktadırlar. Ayrıca valiliklere bağlı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı’ndan farklı şekilde örgütledikleri kişiler üzerinden de para almaktadırlar. Fakat bu paranın çok önemli bir kısmı kendi harcamalarında kullanılmakta, sadece kendi çevreleri tarafından tüketilmektedir. Türkiye’de açlık sınırının altında yaşayan milyonlarca fakir varken, Gülen Cemaati’nin fakir ailelerden din yoluyla aldıkları (özellikle de öğrencilerden) paralarla yaşadıkları lüks yaşamın insanı düşündürmemesi mümkün değildir. Konya Meram’da villalarda yaşayan Gülencilerin özellikle de öğrenci evleri lüksün ötesinde tanımlayabileceğimiz eşyalarla döşenmiştir. Aynı şekilde giyim, kuşam ve diğer ihtiyaçlarının da genelde toplum staspot 1ndartlarının çok çok üstünde bir lüksü barındırdığı da dikkat çeken ayrı bir husustur.

Tekrardan örgütlenme biçimlerine dönecek olursak, ev ablaları bütün ev üyelerinden sorumludur. Bir semtte bulunan birkaç evden sorumlu abla, alan ablası olarak nitelenmektedir. Birkaç alandan sorumlu abla ise bölge ablasıdır ve bölge ablaları korumalarla dolaşır. Bölge ablaları bizzat Fethullah Gülen tarafından seçilmiş kişilerdir ve bu kişiler kendi bölgelerindeki hemen hemen her eve aylık olarak toplantılar düzenlerler. Bu toplantılarla öğrenciler dini duygularının kullanılması, istismar edilmesi temelinde kandırılarak farklı farklı görevlerle cemaate bağlanırlar. Kürt öğrencilere zorla ajanlık dayatmaları ve diğer Kürt öğrencileri örgütlemeleri için sürekli baskı yapmaları toplantı kararlarındandır.

Halka Günah, Cemaate Helal

Gençler ve öğrencilerle yaptıkları sohbetlerde sürekli futbolun günah olduğundan bahsetmelerine rağmen, kendi aralarında her hafta düzenli olarak futbol oynar, cemaat kurumları arasında futbol turnuvaları düzenlerler.

İlk tanıştıkları insanlara kendilerini çok hoş görülü, farklılıklara saygılı vb. göstermelerine rağmen, içlerine girildikçe bu hoş görüden eser kalmadığı, insanları kurallar ve yasaklarla kuşattıkları, tek tipleştirici yaklaşımları dayattıkları görülmektedir. Öyle ki bu giyim tarzlarına bile yansımaktadır. Örneğin giydikleri ayakkabılar düz taban babettir ve herkesin aynı olmak zorundadır. Örtü, pardesü,  ayakkabı, örtünün bağlanış şekli neredeyse herkesin aynı olmak zorundadır. Çünkü tüm bunlar bir sembol haline gelmiştir. Ayrıca yaşamlarında attıkları her adımın, yedikleri yemeğin, içtikleri suyun, konuşmalarının, yürümelerinin, giyimlerinin, dinledikleri müziğin, seyrettikleri kanalın (Samanyolu TV), okudukları ve okuttukları gazetenin (Zaman gazetesi), alışveriş yaptıkları marketlerin (BİM Büyük İslam Marketleri) aynı ve cemaatin kurum ve kuruluşları olması gerekir. Bunlar dışında başka seçenek tanımazlar. Cemaate kazandırılan ailelerin alışverişlerini dahi kendi kurumlarından (BİM vb.) yapmalarını, sadece buraların helal ürünler sattığının propagandasını yaparlar.

Basın Ve Yayın Yoluyla Asimilasyon Politikaları

Cemaat, basın yayın yoluyla da asimilasyon ve eleman kazanmak için propaganda çalışmaları yürütmektedir. Özellikle Samanyolu TV’de yaptıkları program ve dizilerle (Tek Türkiye, Gönül Kapısı, farklı dini dizi serileri vb. gibi) insanları etkilemeyi hedeflemektedirler. Ayrıca Zaman Gazetesi, Sızıntı vb. yazılı organları üzerinden de yine eleman kazanma, insan devşirme çalışmaları yürütmektedirler. Dine karşı hassas olan aileleri ziyaret ederek Cihan Haber Ajansı, Zaman Gazetesi ve Sızıntı Dergisi’ne abone yapmaya çalışıyorlar. İlk önce üç ay bedava abone yapıyorlar. Daha sonra zorunlu olarak parayla satıyorlar. Abonelikten çıkmak isteyenlerden de daha önceki üç ayda bedava verilen gazete ve bir yıllık dergilerin paralarını fazlasıyla alıyorlar.

Gençleri Tecavüz Ve Şantaj Yoluyla Ajanlaştırıyorlar

Gülen Cemaati’nin bir başka görevi de AKP hükümetine polis ve özel harekât yetiştirmektir. Kürdistan’da geliştirmiş olduğu kirli politikalarını her alanda sağlamlaştırmak için Gülen’in talimatıyla AKP hükümeti yoluyla devletin bütün resmi dairelerine ve özel kuruluşlara kendi elemanlarını yetiştirip yerleştirmiştir. Cemaat, özel yetiştirdiği bu elemanları en son ABD’ye gönderip eğittikten sonra özellikle Kürdistan’daki şehirlere göndermektedir. Bu bölgelerin başında da Botan bölgesi gelmektedir. Hakkari ve ilçeleri, Şırnak ve ilçeleri, Siirt ve ilçeleri ve Mardin ve ilçeleri; valileri, kaymakamları ve emniyet müdürlerinin sicillerine bakıldığında Gülen cemaati tarafından özel bir eğitimden geçirildikten sonra memurluk ve görev kademelerinde çok hızlı bir yükseliş yaşadıkları ve pratiklerine bakıldığında da hangi maksatla bu bölgelere atandıkları rahatlıkla anlaşılabilmektedir. Yine bölgedeki vali ve kaymakamların yürüttükleri çalışmalara bakıldığında bölge halkı için değil de Gülen Cemaati’nin yararı için çalıştıkları açıkça görülmektedir. Toplum ve devletin her alanına ahtapot gibi kollarını uzatmış olan bu örgütlenme, bölgedeki proje ve çalışmalardaki ihalelerin de bölge insanının yararına ve bölge insanlarına değil de, yine cemaate ait şirketlere verilmesini, bu yolla çok büyük bir rant ele geçirmesini de sağlayabilmektedir.

AKP’nin iktidara geldiğspot 3i süreçten bugüne, emniyet mensupları bölgede birçok insanın yaşamını yitirmesine ya da yaralanma, sakat kalmasına sebep olmuştur. Fakat emniyet mensuplarının bölgede işlediği bu ve benzeri bütün suçlar, yine yargı kendi denetimlerinde olduğundan, cezasız kaldığından birçok olayın üstü örtülebilmekte, zaten yandaş olan medya da yaptıkları yalan haber ve propagandalarla bütün bu ölüm ve yaralanmalara birçok kılıf yaratarak kelimenin tam anlamıyla katledilen, yaralanan, sakat kalan insanları suçlu pozisyonuna sokmaktadır.

Cemaat ve AKP’nin bölgedeki emniyet mensupları tecavüz ve şantaj yoluyla erkek ve kız çocuklarını ve gençleri ajanlığa zorlamaktadır. Ağlarına düşürdükleri gençleri ajan yapmak için alkol ve uyuşturucuyla kendinden geçirterek tecavüz etmekte ve tüm bunları kayıt altına almaktadırlar. Daha sonra da yine bu kayıtları ajanlaşmayı kabul etmeyenlere karşı “Senin görüntülerini medyaya veririz ya da ailene göndeririz” gibi tehditlerle şantaj malzemesi olarak kullanarak özellikle genç kızları ajanlığa zorlamaktadırlar.

‘Okutuyoruz’ adı altında ailelerinden kopartıp yavaş yavaş ağlarına çekip tuzağa düşürdükleri bu gençlerin bir kısmı daha sonra polis ya da özel harekat görevlisi olmak üzere özel eğitimlerden geçirilmektedirler.

Cemaatin tuzağına düşmesine rağmen bir süre sonra pişmanlık duyan, cemaatin gerçek yüzünü fark eden öğrenciler cemaat ortamından ayrılmaya çalıştıklarında ise türlü baskılar ve şantajlara maruz kalmaktadır.

Cemaat, AKP hükümetleri döneminde aldığı destek ve Kürt halkının özgürleşme mücadelesi karşısında önünün sonuna kadar açılmasıyla devletin resmi kanal ve imkanlarını sonuna kadar kullanarak Kürtleri tekrardan bir soykırımdan geçirme çalışması yürütmektedir.

Reşit Dîlan – Nergiz Botan / Tevn.org


Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.navendalekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info

Parveke

TAGS(ETIKETLER):  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.