YEŞİL GLADİO’NUN KÜRDİSTAN’DAKİ AYAĞI: FETHULLAH GÜLEN - I
Dizi Yazı / 22 Aralık 2013 Pazar Saat 09:08
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Fethullah Gülen 1941 yılında Erzurum’da doğdu. 1970’lerden itibaren Nur hareketi içinde sahte gözyaşı politikalarıyla vaaz vererek karşıdakileri etkileme politikası ve bizzat kendisinin gece gündüz çalışmasıyla Gülen Cemaatinin özellikle Kürdistan’a yönelik akıl almaz imha, inkar, asimilasyon ve soykırım politikalarının başarılı olmasını sağlamıştır.

Fethullah Gülen 1941 yılında Erzurum’da doğdu.  1970’lerden itibaren Nur hareketi içinde sahte gözyaşı politikalarıyla vaaz vererek karşıdakileri etkileme politikası ve bizzat kendisinin gece gündüz çalışmasıyla Gülen Cemaatinin özellikle Kürdistan’a yönelik akıl almaz imha, inkar, asimilasyon ve soykırım politikalarının başarılı olmasını sağlamıştır. Gladio’nun Türkiye ayağında yer alan Fethullah Gülen ve cemaati Kayseri-Konya merkezli olarak; komünizme karşı Gladio tarafından kurulmuştur. Akyazılılar ve Türkiye Öğretmen Vakfı gibi kuruluşlarla başlayan örgütlenmesi, bugün Gladio’nun desteğiyle büyük bir ekonomik ve siyasi güce dönüşmüş durumdadır. Halkın saf dini duygularını kullanarak Kürdistan’ı Türkleştirme görevini alan Gülen, 1957 yılında Erzurum’da daha 16 yaşındayken, Türk Gladio’su elemanı Üsteğmen Esad Keşafoğlu tarafından örgütlendirilerek Gladio elemanı sıfatıyla Nur Cemaatine sızdırılmıştır. Kendisi de Kürt olan Said’i Kurdi’nin öğrencisiyken faşist, ırkçı tavırları nedeniyle Said’i Kurdi tarafından cemaatten uzaklaştırılmıştır. Nurcu cemaatinden uzaklaştırılan Fethullah Gülen daha sonra kendi soyadına hitap eden Gülen cemaatini kurmuştur. Kurulan bu cemaat Kürtlere asimilasyon ve soykırım politikalarını uygulayarak günümüze kadar gelmiştir.

Beyaz Soykırım Sonuç Vermeyince Yeşil Soykırım Devreye Girdi

Gülen Cemaatinin asıl amacı Kürtleri Türkleştirme görevini başarıyla gerçekleştirmektir. Daha önce Beyaz Türk faşizminin Kürtlere yönelik gerçekleştirmek istediği fiziksel soykırımın başarılı olamaması sonucu Yeşil Türk (Yeşil Gladio) faşizminin devreye sokularak ‘ılımlı İslam’ politikasıyla kültürel soykırım gerçekleştirilmek istenmiştir. Yeşil Türkçü İslamcı Fethullah Gülen, bir taraftan Said’i Kurdi öğretisini Türkleştirirken, diğer taraftan da Kürdistan’da kurduğu üniversite, YİBO’lar, özel okullar, dershaneler, okuma salonları, Işık evleri (erkeklerin kaldığı evler) ve Sevgi evleri (kadınların kaldığı evler) adlı hücrelerle Kürt çocuklarını ‘Türkleştirme’ için yavaş ve ince bir eritme çalışmasıyla soykırımdan geçirerek bu misyonunu üstlenmiş durumdadır.  Cemaat bugün de medyadan eğitime, finanstan sağlık sektörüne kadar Kürdistan’da önemli çalışmaları yürütmektedir. Bu çalışmalarla asıl amaçlanan Kürdistan’ı geliştirmek değil, tam tersine Türkleştirme faaliyetlerini hızlandırmaktır. Yoksul Kürt halkından, Kürt öğrencilerden dini duygular kullanılarak  ‘bağış ve zekat’ adı altında topladığı paralarla Kürdistan’da kültürel soykırım gerçekleştirmek için olmadık yatırımlar yapmakta, özellikle de Yatılı Bölge İlköğretim Okulları’nın ve özel okulların sayısının arttırılmasına büyük önem vermektedir. Fethullah Gülen’in uzun süredir ABD tarafından korunması ve ayrıca büyük bir ekonomik güce sahip olması diğer bir para kaynağının da Amerika olduğunu gösteriyor. Yıllardır çok ince bir çalışmayla Kürt asimilasyonunu gerçekleştirmeye çalışan Gülen Cemaati’nin çalışanlarının çoğu işbirlikçi Kürtlerden oluşmaktadır.  İşbirlikçi Kürt kesimi üzerinden Kürt gençlerini (özellikle de Kürt kadınlarını) örgütlemek için oldukça yoğun ve ince bir çalışma yürütmektedir. Bu doğrultuda özellikle lise ve üniversite öğrencileri asıl hedefleri arasındadır.

Cemaatin Hedefi Kürt Öğrenciler

Kayseri-Konya merkezli yürüttükleri soykırım faaliyeti Kürdistan’da özellikle son zamanlarda hızla artmaktadır. Kürt öğrencileri ağlarına düşürmek istedikleri kritik zamanlar genelde üniversite kayıt zamanları ve farklı bir şehre okumak için giden öğrencilere ev, yurt bulma bahanesiyle yaklaştıkları zamanlardır. Üniversiteyi kazanan öğrenci eğer uzak bir yeri kazanmışsa ve hele ki kız öğrenciyse o zaman tam isteklerine göre bir ağ yakalamışlardır. Örneğin Diyarbakır Dicle Üniversitesi’ni kazanan bir öğrenci kayıt yapmak için gittiğinde daha otogarda ilk karşılaşacağı kişiler Gülenciler olacaktır.  Birden öğrencinin etrafını saran cemaat ordusu öğrenciyi etkileyip kazanmak için türlü yalan dolana başvurur. Ev bulma bahanesiyle öğrenciye yaklaşıp türlü vaatlerle öğrenciyi etkileri altına almak isterler. Asimilasyonu asıl yapmak istedikleri kesim Kürt kadınlarıdır, bu yüzden de özellikle okuyan kız öğrencileri kazanmak için yoğun çalışırlar. Eğer öğrencinin pek bir bilinci yoksa ve dini duyguları da ön plandaysa, uzak bir şehirde ev bulma telaşına düşmektense, böylesi bir yerde kalmak cazip gelir ve bu durumu kabul eder. Fakat asıl çile içlerine girip asıl yüzlerini gördükten sonra başlar. İlk başta pek bir şey belli etmezler, oysa birkaç hafta sonra, Kürt öğrencilere işkenceden daha beter psikolojik baskılar artarda gelir.

Gülen Cemaati’nin Botan’a Yönelik Özel Politikaları

hatice-avci-kolejiGülen’in asıl hedefleri arasında pilot bölge olarak belirlenen Hakkari ve ilçeleri, Şırnak ve ilçeleri, Siirt ve Mardin’den oluşan Botan bölgesidir. Özellikle bu bölgelerde üniversiteler üzerinden emellerini gerçekleştirmek için jet hızıyla üniversiteler, kolejler, özel okullar, okuma salonları, yaz Kur’an kursları ve dershaneler açıldı. Üniversitelere bizzat Gülen’in yardakçısı olarak bilinen AKP devletinin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından rektörler atandı. Hakkari Üniversitesi’ne Gülen’in bir numaralı çalışanı olarak bilinen Prof. Dr. İbrahim BELENLİ, Şırnak Üniversitesi’ne Prof. Dr. Ali AKMAZ,  Bitlis Eren Üniversitesi’ne Prof. Dr. Mahmut Doğru getirildi. Ayrıca AKP devletinin iktidara geçmesiyle birlikte neredeyse bütün üniversitelerin rektörleri değiştirilip bizzat Fethullah Gülen tarafından belirlenen isimler atandı. Diyarbakır Dicle Üniversitesi’ne daha önce AKP milletvekili adayı olan Prof. Dr. Ayşegül SARAÇ getirildi. Bu rektörler eliyle hem KESK’e bağlı memurlara, hem de yurtsever öğretim üyelerine inanılmaz şantaj ve baskı uygulanmaya başlandı. Kendi yandaşlarına her türlü imkan, kolaylık sağlanırken, kendilerinin karşıtı olarak gördükleri çalışan kesimi bıktıracak, iş bıraktıracak uygulamalar geliştirildi. Dicle Üniversitesi rektörü Ayşegül Saraç sırf Kürt oldukları için iki öğretim görevlisinin işine son vermiştir. Aynı şekilde Hakkari Üniversitesi Rektörü İbrahim BELENLİ’nin baskıları yüzünden 20 memur istifa etmiştir. Bunun yanında rektörün yandaşı ve MİT ile bağlantısı olan Şafak YAMİ üniversiteye okutman olarak getirilip daha sonra torpille Doç. Dr. ünvanı verilmiştir. Süleyman SOLMAZ, Hakkari Anadolu Lisesi’nde bir öğretmenken, uzun süredir Hakkari’de olduğundan, halkı tanıdığından ve psikolojilerini bildiğinden, rektörün dikkatli adım atmasını sağlamak amacıyla Hakkari Üniversitesi’nde Rektörün Özel Kalem Müdürlüğü görevine getirilmiştir; yine Solmaz’ın eşi de üniversitede kadın cemaat örgütlemesini yapmak üzere özel görevlendirilmiştir. Yine cemaat çalışanı olan Hakkari eski Ticaret Lisesi Müdürü Mahmut YİMEZ de torpille Hakkari Üniversitesi Genel Sekreterliği’ne getirilerek cemaatin çalışmalarının üniversite içerisinde yürütülmesi sağlanmıştır. Ayrıca bu üniversitelere devlet hazinesinden yüklü miktarda para aktarılmasına rağmen, birer tabela üniversitesi olmaktan çıkmamış, bu paralar üniversiteler için harcanmayarak cemaatin havuzuna aktarılmıştır. Bunun yanında kolejlere ağırlık verilmesi de yine Kürt çocuklarını kökten yetiştirmek istemelerinin göstergesidir. Hakkari’de Hatice AVCI Koleji ve Sümbül Etüt Merkezi Müdürü Cem Barutçu -Gülen Cemaat Üyesi- bunun somut örnekleridir. Sümbül Etüt Merkezi Rehber Öğretmeni ve ayrıca AKP devleti Başbakanı Tayyip Erdoğan’ın Hakkari’deki favorisi olarak bilinen ve son seçimlerde AKP milletvekili adayı olan Osman Kızılban’dır. Bu asimile merkezlerinde çalışan öğretmen ve müdürler ‘eğitim’ adı altında küçük çocuklara Türk milliyetçiliğini öven, Kürtlüğe düşman seminerler verilmektedir. Ayrıca bu okullara özellikle cemaatçilerin, polislerin, uzman çavuşların, subayların çocukları kayıt ettirilmekte, bununla amaçlanan da Kürt çocuklarını kendi yaşıtları olan Türk çocuklarıyla kaynaştırarak Kürtlüklerinden uzaklaştırmaktır.  Gülen Cemaatinin ‘pilot bölge’ olarak belirlediği Şırnak ve Hakkâri’ye yönelik asimilasyon politikaları bunlarla sınırlı kalmamakta, neredeyse bütün mahallelerde halka yönelik örgütlemelerini devam ettirmektedirler. Yurtsever halkın cemaatçilere ev vermemesi nedeniyle öğrenci kılığına girerek ancak ev bulabilmektedirler. Ve kiraladıkları evler genelde güvenlik gerekçesiyle polis merkezlerine yakın yerlerdir. Her Pazartesi ve Perşembe günleri toplantılarını gizli bir şekilde yapmaktadırlar. Halkın tepkisini çekmesin diye yurtsever Kürtlerden oluşan ‘Zehracılar’ ismiyle hareket etmektedirler. Sohbetlerini çoğu zaman gündüz vakti halkın evlerinde de yapmaktadırlar. Özellikle eşi ve çocukları evde olmayan evleri tercih ederek yalnız başına kalan Kürt kadınının dini duygularını kullanarak örgütlemeyi daha kolay yapmaktadırlar. Halk eğitim merkezleri bünyesinde açılan sergiler de yine kadınları örgütleme yollarından biridir. Bu şekilde bölgedeki kadınları örgütlemek için mahallelerde eğitim evleri açılmaktadır.

Kürt Kadınına Mikro Kredi Tuzağı


Kadınlara yönelik özellikle son dönemlerde geliştirdikleri ‘Mikro Kredi’ tuzağı da en büyük çalışmaları arasında yer almaktadır. Amed merkezli yürüttükleri çalışma en son Hakkari, Şırnak, Yüksekova, Cizir’de de kurulmuştur. Çalışmanın amacı Kürt kadınlarına  güya iş imkanı sağlamak amacıyla elden kredi vermektir. Tabii bunun altındaki asıl amaçları bu şekilde Kürt kadınlarını örgütlemektir. Bu örgütlenmenin Hakkari’deki ayağı Hakkari eski MHP belediye başkanı Abdurrahman Keskin’in yeğeni Nergiz Keskin tarafından yürütülmektedir. Şırnak’taki ayağını ise AKP Şırnak kadın kolları başkanı Hatice Atan yürütmektedir. Yine AKP’nin ‘çocuk parası’ adı altında Kürt kadınlarına güya 3 ayda bir verdiği ‘bazen de yılda bir defa verdiği, hatta bazen hiç vermediği’ paralar örgütleme çalışmalarından bir tanesidir. Bu şekilde sanki Kürt kadınlarına bir minnet yapıyormuş gibi göstermekte, halktan aldığı vergilerin çok çok küçük bir miktarını 3-5 kuruş halinde vererek bunu büyük bir yardım olarak göstermektedir.

Cemaatte çalışmak için ‘yemin’ ettirirler

Yaz aylarında okulların tatil olmasıyla birlikte açılan ve Türkleştirme eğitiminin verildiği önemli asimilasyon yollarından yaz Kur’an Kursları, Botan’ın önemli iki bölgesi olan Hakkari, Şırnak illeri ve ilçelerinde AKP’nin imamları tarafından küçük çocukları örgütleyerek cemaate eleman kazandırmak için yaptıkları özel soykırım çalışmalardan biridir. Kur’an kurslarına özellikle kız çocuklarının kayıt yaptırmaları için ev ev dolaşarak aileleri etkilemeye çalışmaktadırlar. Saf dini duygulara sahip Kürt aileler hiçbir şeyden habersiz çocuklarının kutsal kitabı öğrenmek için bu kurslara kayıt ettirmektedir. Oysa kurslarda kendi özlerine yabancılaştırmak, Türkleştirmek, kendi özüne düşman ettirmek gibi çalışmalar yürütmektedirler. Kur’an kursunu bitiren öğrenciye, kendilerine çalışması için ‘yemin’ ettirirler. Yemine rağmen eğer öğrenci kendilerine çalışma yapmazsa, bu sefer de tehdit ve şantaj yollarına başvururlar.

Hedeflerinde başarılı öğrenciler var

Ayrıca Gülen okullarına genellikle başarılı Kürt öğrencileri seçerek siyasi İslam dininin dilini kullanarak geleceğe yönelik eleman hazırlıyorlar. Yine yaz aylarında okulların kapanmasıyla birlikte, cemaate yeni katılanlarla (kendi dilleriyle çömezler), biraz eskimiş öğrencileri ‘gezi turları’ adı altında, ayrıca ‘gönül köprüsü’ kampanyalarıyla batıdaki öğrencileri doğuya, doğudaki öğrencileri de batıya götürerek öğrencileri etkilemektedirler. Bu geziyi 4 farklı şekilde düzenlemektedirler. Çocuk, genç, kadın ve aşiretlerin önde gelenlerine ayrı ayrı geziler düzenlemektedirler.  Özellikle muhtarlara yemek davetiyeleri, çay sohbetleri ve geziler düzenlemekte ve ekonomik düzeyine göre davranmakta, ona göre karşılama yapmaktadırlar.  Üniversite, lise ve ilköğretim öğrencilerine ayrı ev kiralamakta, öğrenciler burada dini eğitim de almaktadırlar. Geziye götürülen öğrencilere götürüldükleri yerlerde ağırlıklı olarak Fethullah Gülen’in kitaplarını okutup, Gülen Cemaati’nin tanıtımı yapılmakta, böylelikle daha cazip hale getirilmektedir. Ayrıca her türlü imkan sunularak, öğrencinin etkilenmesi sağlanmaktadır. Cemaat çalışanları, mahalle mahalle, belde belde, köy köy, kasaba kasaba dolaşarak, yıl boyunca bulundukları okullarda başarılı olan öğrencilerin aileleriyle görüşmekte, bu öğrencilerin kendi şehirleri dışında başka şehirlerde okumaları için aileleri ikna etmeye çalışmakta, sonuç alırlarsa bu öğrencileri farklı cemaat evlerine yerleştirmektedirler. Bölgedeki başarılı öğrencilerin bütün masrafları karşılanarak Konya, Ankara, Afyon, Malatya, Kütahya gibi Gülen Cemaati’nin yoğun çalışmalarının yürütüldüğü şehirlere gönderilmesi sağlanmaktadır. Buralara gönderilen Kürt öğrencilere başta iyi davranılırken, bir süre sonra evin abisi ve ablası tarafından türlü baskılar uygulanmaktadır. Kürtçe konuşma yasağı, Kürtçe müzik dinleme yasağı, yöresel elbiseler giyme yasağı, Kürtçe kitap okuma yasağı, kısacası Kürtlüğe dair ne varsa birden ortadan kaldırılıp yasaklanarak Kürt olduğunu unutması için ne gerekiyorsa yapmaktadırlar. Yine kendileri Kürt kültürüne saygısızlık etmekte, Kürtçe dilinin olmadığını, hatta çok ileri gidip Kürt diye bir halkın olmadığını iddia etmektedirler.

Bu evlerde Kürt öğrencilere sadece Fethullah Gülen’in kitaplarını okutulur. Öğrenciler sadece okul ve ev arasında mekik dokumaya mecbur bırakılır ve herhangi başka bir yere gittiklerinde ise tehdit ve şantaja maruz kalırlar. Kız öğrencilerin cemaat dışında birileriyle görüşmesi durumunda önce aileyle tehdit eder, tekrarlanması durumunda ise ‘Kızınız kötü yola düştü, olur-olmaz kişilerle görüşüyor, biz kızınıza sahip çıkamıyoruz, bizi dinlemiyor’ şeklinde yalanlarla aileleri etkilemeye çalışırlar. Kızlarından kilometrelerce uzakta olan aileler ise kaygılanıp çocuklarının cemaatte kalmasının daha iyi olabileceğini düşünür.

Yaz aylarında üniversite sınavlarına hazırlık adı altında il ve ilçelerde cemaatin eğitim kampları kurulmakta, bu kamplarda üniversiteye hazırlık yerine yine öğrencilere Fethullah Gülen’in kitapları okutulmaktadır. Buna itiraz eden öğrencilere ise psikolojik baskılar uygulayarak ve çoğu zaman ‘Eğer bizden ayrılırsan seni rahat bırakmayız, her üniversitede elemanlarımız vardır. Derslerinden kalırsın. Kamu hizmetinde çalışırsan sana engel çıkartırız.’ şeklinde tehditlerle öğrencinin cemaatte kalmasını sağlamaktadırlar. Aile ziyaretleri sırasında ise özellikle namaz vakitlerini seçmekte, cemaat namazı kılıp bu şekilde aile bireylerinin güvenlerini kazanıp yaptıkları Allah, peygamber ve Bediüzzaman Said-i Nursi sohbetleriyle kendilerini kabullendirmekte ve bu şekilde daha sonra yapacakları Fethullah Gülen’e yönelik sohbet ve propagandaların önünü açmaktadırlar.

Devam edecek…

Reşit Dîlan – Nergiz Botan / Tevn.org

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.navendalekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info


Parveke

TAGS(ETIKETLER):  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.