PDK (KDP) İLE TÜRK DEVLETININ BIRAFIROŞ-BIRAKUJÎLI İTTIFAKI
Araştırmalar / 18 Aralık 2013 Çarşamba Saat 10:48
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
PDK ile Türk Devletinin ilişkileri çok yönlü ve derindir. Bu ilişkilerin boyutunu, sonuçlarını tarihe not düşmek için maddeler halinde özetle şöyle sıralayabiliriz.

PDK ile Türk Devletinin ilişkileri çok yönlü ve derindir. Bu ilişkilerin boyutunu, sonuçlarını tarihe not düşmek için maddeler halinde özetle şöyle sıralayabiliriz.

1-PKK ile PDK arasında 1983 yılında Şam’da “PKK ve PDK-I Dayanışma İlkeleri” ismiyle bir antlaşma imzalandı.


Antlaşma metinlerine göre, PDK, Türk devletini “faşist”, “işgalci”, “Kürt halkının düşmanı” olarak görüyor. Kendini de “anti-emperyalist ve enternasyonalist” diye tanımlıyordu.

PKK, 15 Ağustos atılımını başlatınca, PDK, bu antlaşmadan çark etmeye başladı. PDK, PKK ile olan ilişkisini kesti. PDK, PKK’ye karşı anti propangandaya başladı. Wan-Colemerg ve Şirnex’te kendine yakın olan aşiretleri korucu olmaları ve gerillalara karşı savaşmak üzere silahlandırdı. PDK’li Salman Sindi 1985 Nisan’ında Şirnex’ın Şikefta Kera mıntıkasında 8 gerillayı Türk ordusuna ihbar etti. Bir gerilla şehit düşerken, 7’si esir düştü. PDK, 17 Ağustos 1985 tarihinde, PKK’li ünlü gerilla komutanı Hamit Avcı’yı Zagros’un Edilbe köyünde katletti. Cenazesini Türk karakolunu teslim etti. PDK, diğer yandan PKK karşı, Hizba Şiu’yu (Irak Komünist Partisi-PKİ-) kışkırtı. Hizba Şiu peşmergeleri, Nisan 1985’te Haftanin’de PKK gerillaların pusuya düşürdü.

8 PKK gerillasını katletti.

PDK’nin Lak sorumlulardan Dr.Sait Ahmet Barzani ve Dr.Kemal Kerkuki gibi komutanlar Türk karakollarıyla olan ilişkilerini saklamıyorlardı. Türk devleti de PDK ile olan ilişkilerini derinleştiriyordu.

Türk ordusu,15 Ağustos 1986’da Güney Kürdistan’a yönelik çok şiddetli bir hava saldırısı yaptı.
Kuzey Kürdistan’daki PKK direnişi kök saldıkça, PDK, Türk devletinden yana tavır alıyordu. PDK, 1987 yılının Mayıs ayında bir açıklama yaparak, PKK ile yaptığı antlaşmayı tek taraflı olarak feshettiğini ilan ediyordu. Zaten 1984 yılından itibaren fiili olarak antlaşmayı feshetmişti.

Buna ilişkin, PDK sorumlularından Dr.Ahmet Barzani şöyle diyordu: “Türkiye’yi dost olarak görüyoruz. Türkiye’ye ihtiyacımız var. PKK’li olduklarını söyleyenler bizim düşmanımızdır.”

Mesut Barzani ise, “Artık bundan böyle PKK’nin denetimimiz altındaki bölgelerde varolabilmesi asla olası değildir” diyerek, PKK’ye savaş ilan ediyordu.

2-Mesut Barzani’nin danışmanı Muhsin Dizayi ve YNK lideri Talabani birlikte Suriye Havayollarına ait bir uçakla ilk kez resmi olarak, 8 Mart 1991 günü İstanbul’a ayak bastılar. Türk MİT Müsteşarı Teoman Koman ile Dışişleri Müsteşarı Büyükelçisi Tugay Özçeri ile görüştüler. Daha sonra Ankara Palas otelinde yapılan görüşme gizli tutuldu. PKK’ye karşı işbirliği yapma kararları alındı.  Toplantı gizli tutuluyordu. Cumhurbaşkanı Turgut Özal, Moskova’ya giderken, uçakta gazetecilere Talabani’nin Ankraya’ya geldiğini açıkladı.

Bu ilişkiyi ayarlayan 13 Ocak’ta Ankaraya gelen İngiltere Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Yardımcısı David Gore’dir. Türk yetkililer ve Talabani arasında arabuluculuk yapıp randevu ayarlamıştı.

PKK, bu görüşme üzerine yaptığı açıklamada, “Güneyli liderlerin TC’nin oyununa gelmemeli ve Ankara’ya güvenmemeli” diyordu.

Talabani, 11-12 Haziran’da İstanbul’da yapılan Sosyalist Enternasyonale katılıyor ve şunları söylüyordu .”Biz Türkiye’de olsaydık, özerklikten bile vazgeçerdik. PKK konusunda Mesut Barzani ile aynı fikirdeyiz” diyordu. Mesut Barzani’de “Bizim PKK ile ilişkimiz yok. PKK konusunda Talabani ile mutabıkız” demekteydi.

İlişkiler geliştikçe Türk İstihbaratı Zaxo’dan başlayarak, Güney Kürdistan’ın her yerinde örgütleniyordu. Ankara, Habur sınır kapısı üzerinden PDK’yi tümden kendine bağlıyordu. PDK, YNK ve Amed’teki Türk Asayiş Bölge Komutanlığı arasında ortak askeri ve istihbarat komisyonları da kurulmuştu. Düzenli toplanan bu komisyonlar, “sınır güvenliği” ve “PKK’nin Güney’den çıkarılması” üzerine çalışıyordu.

Türk istihbaratı Duhok, Zaxo, Hewler ve Salahaddin gibi kentlere istihbarat uzmanları ve kimi subayları yerleştirmişti.

PDK ile YNK sekreteri Talabani, Vedat Aydın’ın öldürüldüğü dönemde 3.ziyaretini Olağanüstü Hal Bölge Valisi Hayri Kozakçıoğlu’na yapıyorlardı. Aynı süreçte Ankara’da, PDK ve YNK büroları açılıyordu. Türk Yönetimi, Celal Talabani ve Mesut Barzani’ye diplomatik pasaportta sağlamıştı.
12 Temmuz’da,1991Güney Kürdistan’ın 36.Paralelin kuzeyinde kalan Dihok, Hewler ve Süleymaniye gibi kentleri kapsayan bölge, çokuluslu Çekiç Güç ve T.C’nin koruduğu “Güvenlikli bölge” kapsamını alınıyordu.

Saddam’ın saldırılarına karşı alınan tedbir gibi gösteriliyor idiyse de, asıl amaç PKK’ye karşı, Batının çizgisinde PDK ve YNK’yi güç haline getirmekti.

Çekiç Güç’ün konuşlandırılması ve PDK ile ilişkilerin derinleşmesiyle birlikte, T.C, 1991 yılında Güney Kürdistan’da hava bombarmanını artırdı. Kara harekatını yaptı. 6 Mayıs 1992 de Behdinan alanına büyük bir kara harekatı başlattı.

Kara harekatının ardından, 8 Haziran 1992’de, PDK’li Xoşyar Zebari ve Celal Talabani, Ankara’yı ziyaret ettiler.
Xoşyar Zebari’nin ziyareti sonucunda, Çekiç Güç’ün kalması için TBMM’nin 28 Haziran’daki oturumunda uzatma kararı çıkmıştı.
27 Haziran 1992 günü PKK’ye yakınlığı ve yurtsever özellikleriyle tanınan Sadiq Omer, PDK tarafında katlediliyor. Bir gün sonra da Güney Kürdistan hükümeti ilan ediliyordu. Aynı dönemde Amediye’li yurtsever önderlerden Ali Şaban ve Surçi Aşireti liderlerinden Hüseyin Axa Surçi’ler de, PDK tarafından katlediliyordu. Her 3 yurtsever önderin ortak özellikleri PKK yakınlıkları, yurtseverlikleri ve Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ı ziyaret etmeleriydi.

Çekiç Gücün denetiminde, PKK’ye karşı güç yapılmak üzerine hazırlatılan PDK ve YNK’yi meşru güç haline gelmesi için 19 Mayıs 1992’de, Güney Kürdistan’da parlemento seçimleri yapıldı.
28 Haziran’da PDK ve YNK tarafında ilan edilen Güney Kürdistan hükümetinin aldığı ilk karar, PKK’ye karşı savaş açma kararı oldu.

PDK, birakujî’nin yanında birafiroşluğa da başlamıştı. PDK,17 Ağustos 1992’de,esir aldığı ARGK-PKK gerillası Salman Alagöz’ü, Çelê de para karşılığında Türk ordusuna teslim ediyordu. Daha doğrusu satıyordu.

En çok dikkati çeken bir durum ise, 4 Ekim’de, Güney Kürdistan Meclisi, Kürt Federe Devletini ilan ederken, iki önce 2 Ekim’de PDK ve YNK’nin Türk ordusu ile birlikte PKK gerillalarına karşı savaş başlatmasıydı.

Kürt Federe Devleti’nin ilanı da, ABD’nin başkenti Waşington’dan dünyaya duyuruluyordu.

PDK ve YNK, Güney Kürdistan hattından, Türk Ordusu da Kuzey Kürdistan hattında “Kazıma Harekatı” adı altında 2 Ekim 1992’de PKK’ye karşı savaş açtılar.

Kürdistan tarihi bu kapsamdaki bir ihanet savaşına(PDK ve YNK’nin ihanet savaşı, PKK’nin ihanete karşı direnişi)  ilk defa gerçekleşiyordu. PDK ve YNK peşmergeleri, Türk ordusunun yanında yer alıp, PKK gerillalarına karşı savaşıyorlardı. Bu savaşta, ihanetçi, işbirlikçi ve teslimiyetçi çizgiye karşı Beritan’ın (Gulnaz Karataş) direnişçi çizgi zaferi yaşanıyordu.

3-PDK’nin, PKK önderliğindeki Özgür Kürdün özgürlük çizgisine karşı, Batı ve Türk Devleti ile olan ittifakı her daha derinleşip, katmerleşerek sürdü.

4-PDK,11 Temmuz 1995’te, İrlanda’nın Dublin kentinde, İngiltere, ABD öncülüğünde Batı ve Türk devletinin çıkarları doğrultusunda, PKK’ye karşı yeni bir ihanet antlaşmasını imzalıyordu.

Türk ordusunun 19 Mart 1995’de Güney Kürdistan’da PKK gerillalarına karşı yaptığı “Çelik Harekatına” destek veren PDK, Dublin antlaşmasıyla ödüllendiriliyordu.

5-Ekim 1996’da, ABD, İngiltere ve Türk devleti, Dublin antlaşmasını Ankara’ya taşıdılar. Bu çerçevede yapılan toplantıya, PDK, YNK ve Türkmen temsilcileri katıldılar.

Bu antlaşma sonucunda 14 Mayıs 1997’de,Türk ordusu 200 bin askerin katılımıyla Güney Kürdistan’da PKK’ye yönelik “Çekiç Harekatı” ismiyle  T.C tarihinin en büyük operasyonunu, savaşını başlattı. PDK bu savaşa aktif olarak katıldı. 16 Mayıs 1997’de Hewler de yaralı PKK gerillaları, gazeteci, sanatçı ve doktorları içine alan büyük bir katliam yapıldı. Bu savaş 7 Temmuz 1997 tarihine kadar sürdü.

Türk ordusu ve PDK birlikte, 25 Eylül-15 Ekim 1997 tarihleri arasında Şafak Harekatı ismiyle 2. bir operasyon daha yaptılar.

PDK ile Türk devletinin 1997 yılında yaptığı antlaşma sonucunda, Türk ordusu tank, savaş helikopteri gibi büyük silahlarıyla birlikte kalıcı olarak Güney Kürdistan’a yerleşti. Şu an itibarıyla 5000 dolayında Türk Ordusu mensubu(ağırlıkta özel kuvvetler) Güney Kürdistan’da bulunmaktadır.

6-Türk devleti ve PDK arasında yapılan antlaşmaya dayalı olarak, Türk ordusu “Murat Operasyonu” ismiyle Mayıs 1998’de Güney Kürdistan’da PKK’ye yönelik büyük bir operasyon başlattı. PDK peşmergeleri de yer aldı.

7- 17 Eylül 1998’de ABD’nin öncülüğünde PDK ile YNK arasında Wasington anlaşması yapıldı. Bu antlaşma sonucunda Kürt halk önderi Abdullah Öcalan’a karşı “Uluslararası Komplo’nun”startı verildi. 15 Şubat 1999’da Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan esir düşürüldü. Ve İmralı adasına götürüldü.

Mayıs 1999’da Türk ordusu, Güney Kürdistan’da PKK’ye karşı “Sandiviç Harekatı” ismiyle bir operasyon başlattı. PDK peşmergeleri de katıldı.
15 Ağustos 2000 tarihinde, Türk savaş uçakları Xinere’deki Kendal Kole’yi bombaladı. Yaylada olan Kürt Koçerleri katledildi.

8-5 Kasım 2007 tarihinde Washington’da Türk Başbakanı Erdoğan  ile ABD Başkanı Bush arasında, PDK ile işbirliği ve Güney Kürdistan’la ilişkileri geliştirme kaydıyla, PKK’ye karşı bir antlaşma imzalandı.

17 Aralık 2007 tarihinde Güney Kürdistan’da PKK kamplarına yönelik büyük bir hava saldırısı başlatıldı.

21-29 Şubat 2008 tarihleri arasında Türk ordusu, PKK-HPG gerillalarına  yönelik, “Güneş Hareketı’nı” başlattı.  Türk ordusunun yenilgisiyle sonuçlandı.

9-Kasım 2008 yılında da PDK ile Türk devleti arasında bir antlaşma imzalandı.

Yapılan antlaşmaya göre 6 ayda PKK tasfiye edilecekti.

PKK’nin bağlantıları koparılacak.

PKK’ye karşı psikolojik savaş yürütülecek, PKK dışındaki oluşumların katılacağı bir ulusal konferans yapılacak.

Stratejik yerlere peşmergeler ve Türk özel kuvvetleri konuşlandırılacak.

PKK’yi silah bıraktırılacak.

PKK’den kaçışlar örgütlendirilecek, sorgulara MİT görevlileri katılacak.

PDK, bunların yapılmasında aktif olarak görev yapacak.
Tüm bunların karşılığında, Türk devleti ile PDK arasında ticari antlaşmalar artırılacak.

10-31 Ekim 2009’da Türk Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ve Zafer Çağlayan Hewleri ziyaret etti.

PKK’ye karşıtlık temelinde PDK ile ticari antlaşma yapıldı.

11- 21 Aralık 2009’da AKP’nin o dönemdeki İçişleri Bakanı Beşir Atalay, Hewler’de Kürdistan Bölgesi Başkanı Mesut Barzani’yi ziyaret etti.

Bir antlaşma yapıldı. Buna antlaşmaya göre:

PKK’ye karşı yeni önlemler alınacak.

PKK’nin Güney Kürdistan’daki varlığına son verilecek.

Mahmur Kampı boşaltılacak. Ve bu çerçevede yol haritası çıkarılacak. Plan uygulanacak.
12-29 Mart 2011’de Türk Başbakanı Hewleri ziyaret etti.

Kuzey Kürdistan ve PKK karşıtlığı temelinde, Güney Kürdistan petrol ve gazının Türkiye’ye peşkeş edilmesi, taşınması gibi bir dizi ticari antlaşmalara imza atıldı.

13-Rojava’da Kürt Yüksek Konseyi’nin kurulması ardından, Türk Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, 01 Ağustos 2012 tarihinde apar topar Hewleri ziyaret etti. PYD, TEV-DEM, MGRK dışındaki siyasi partilerle görüşerek, Kürt Yüksek Konseyi’ni parçalama planını devreye soktu. Bunu Neçirvan Barzani ile birlikte yürüttü.

Rojava Kürtlerini, Suriye Ulusal Muhalefetine katmak için faaliyet yürüttü.

14-2 Eylül 2012’de Hewler’de,Türk devleti ile PDK arasında gizli bir antlaşma yapıldı. Bazı devlet temsilcileri  ve Güney Kürdistan’da PDK ve YNK ile Rojavalı bazı parti temsilcileri de bu toplantıda yer aldı. Türk devleti Kürtlerden bir alternatif oluşturuluncaya, Rojava Kürtlerinin Süriye Ulusa Konseyi içinde yer almasını, YPG’ye karşı olacak şekilde Rojava’ya  peşmerge güçlerinin gönderilmesini desteklediğini söyledi.
-PYD’ye karşı karalama propagandasının yapılması, PYD’nin Kürtleri temsil etmediği şeklinde propangandaya ağırlık verilmesi.

-Gizli belgede Türkiye’nin mali yardımları ile Derik kentinin güneyinde, Afrin’e bağlı Cendires bölgesinde ve Kobani bölgesinde birer askeri havaalanı kurma sözü vermiş.

-Toplantı’da PYD, MGRK ve TEVDEM’in zayıflatılması, ENKS’nin güçlendirilmesi şartıyla, zayıflatılmış bir Kürt Yüksek Konseyi’nin varlığına izin verilmesi kararları alındı.
Toplantıya şu kişilerin katıldığı ortaya çıkmıştı.

1- ABD’nin Ürdün Büyükelçisi Steward Johns,

2- Türkiye Dışişleri Bakanı Yardımcısı,

3-Suriye Kürtleri Birlik Partisi Üyesi Abdulbaki Yusuf

4- Süriye Kürtleri Demokrat Partisi(PDKS-El Parti) Temsilcisi Abdulhakim Beşşar,

5-Suriye Kürtleri Demokrat Partisi Sekreteri Nureddin Hamid Birimo,

6- Kuzey Irak’taki “Kavi” Kürt Kültür Merkezi Temsilcisi Salah Bedreddin

7-PDK İstihbarat Servisi(Parastın) Başkanı Mesrur Barzani

8-YNK Politbüro Üyesi Kosret Resul

9-PDK Politbüro Sekreteri Fazıl Mirani

10-İsrail MOSSAD’ında bir temsilci

15- Türk Başbakanı Erdoğan ile Mesud Barzani,16 Kasım 2013’te Amed’te buluşarak, bir toplantı gerçekleştirdi, aralarında 4 maddelik bir mutabakata vardıkları basına yansıdı.

Türk Başbakanı Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ile  Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başkanı Mesud Barzani, Amed’te birlikte katıldıkları nikah töreninin ardından, akşam saatlerinde 1 saat 20 dakika süren bir toplantı gerçekleştirdi.

Görüşmeye, Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ve Başbakanlık Müsteşar Yardımcısı İbrahim Kalın katıldı. Edinilen bilgiye göre görüşmede, liderler toplu açılış töreninde verdikleri mesajları değerlendirdi. Toplantıda, Türk ve PDK tarafının dört başlıkta mutabakata vardığı da belirtildi. Mutabakata varılan başlıklar şöyle:

1- Barzani, çözüm sürecine destek vermeye devam edecek.

2- Suriye’nin kuzeyinde (Rojava) PYD’nin kurmak istediği de facto yönetime PDK müsaade etmeyecek.

3- Güney Kürdistan petrolünü,  Türkiye üzerinden dünyaya pazarlayacak boru hattından petrol en geç 1-1.5 ay içinde akmaya başlayacak.
4- Habur sınır kapısına paralel iki sınır kapısı 1 ay içinde açılacak.

Özgür Bilge

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.navendalekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info


Parveke

TAGS(ETIKETLER):  

Brahim Sebi
Fikir
Başta sizlere tesekkür ederim ki , sizler bu Birafirosi Partisi’nin azda olsa örnekleyerek kirli oyunlari bir deha gözler önüne sermiş oldunuz. Ama Firoşiye ve Kürdin iç ihanete rahmen basariyoruz. Ve Özgürlüge Doğru emin adimlarla yürüyoruz. Bunun önü asla hiçbir güç alamaz. Bu Birafiroji ve Birakuji Partisi ve ona yamalık edenler. Git gide prestij kaybediyor. Tıpk ı ağır yara alan çakala benziyorlar. Bu ihanet sürülerine rağmen .Yaşasin Bagimsiz Demokratik Birleşik Kürdistan devleti Diyorum.
22 Şubat 2014 Cumartesi Saat 09:05