SINIR AŞAN VE SINIRI KAPATAN KÜRTLER!
Makaleler / 02 Kasım 2013 Cumartesi Saat 08:06
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Geçen yüzyılın ilk çeyreğinde çizilen sınırlar sadece coğrafyasını değil ruhunu da parçalamaya çalıştı Kürt halkının! Geçen yüz yıl direnişle geçti ve şimdi bu halk aynı sınırlara dayanmış durumda.

Geçen yüzyılın ilk çeyreğinde çizilen sınırlar sadece coğrafyasını değil ruhunu da parçalamaya çalıştı Kürt halkının! Geçen yüz yıl direnişle geçti ve şimdi bu halk aynı sınırlara dayanmış durumda.

Geçen gün tarihi bir görüntü düştü internete. Qamişlo ile Nusaybin halkı karşılıklı olarak dikenli teller boyunca (Rojava-Bakur) sınırlarına dizilmiş. Taşıdıkları renkler, fotoğraflar ve attıkları sloganlar aynı. Söyledikleri şarkı ve marşlar da öyle. Bu ahengi bozan ve birbirine paralel tellerin arasında son derece yapay olarak duran tek bir nesne var görüntüde: Bir askeri panzer!

Yüzyıl sonra Kürtler tüm aksi dayatmalara rağmen kendi “doğa”larına dönüyor ve dünyaya “doğal” olanı resmediyorlar!

Bu sefer yer Gever! Binlerce Kürt Rojhilat sınırına dayanıyor. Çünkü birkaç önce İran devleti, “suç”u sadece “Kürt” olmaktan kaynaklı “doğal” haklarını istemek olan iki genci idamla katletmişti. Kürtler, İran’a ve Türkiye’ye kirli politikaları, idamlar ve sınırlarla hesaplaşacaklarının kararlılığını ortaya koydular.

Ve Tilkoçer! Dünyanın birçok köşesinden devşirilmiş ve beyinleriyle ruhları “cennet” kandırmacalarıyla dondurularak birer canavar güruha dönüştürülmüş çetelerin aylarca süren saldırılarını kırarak “Irak” sınırlarına dayanıyor Kürt savaşçılar. Sınırın öte yanında Êzîdî Kürtler var.

Kürtler sınırlarla hesaplaşıyor ve sınırları aşıyor!

Bazı “Kürt”ler ise Kürtlere sınırları kapatıyor. Suriye’de kendi devrimlerini gerçekleştiren milyonlarca Kürt her taraftan düşmanca bir kuşatmaya alınırken, bir darbe de Güney Kürdistan yönetimi ve özellikle KDP’den geldi. KDP Rojava ile Başur sınırını kapattı. Sadece Rojava’dan göçlere açtı bu kapıyı. Son olarak da PYD Eşbaşkanı Salih Müslim’e kapattı. Üstelik de Türk ve İran devletleriyle koordinasyon içerisinde yapıyor bunu. Rojavalı Kürt savaşçıların (YPG), Tilkoçer’i özgürleştirmesinden hemen sonra ortaya çıkan şu diplomasi trafiğine bir bakın!

Neçirvan Barzani Türkiye’de.

İranlı bir istihbarat heyeti Hewlêr’de.

Irak Dışişleri bakanı Ankara’da.

İran Dışişleri bakanı Türkiye’de.

Mesut Barzani ABD yolunda.

Ahmet Davutoğlu Bağdat yolunda.

Bunlar bilinenler ve kim bilir gizli kapaklı daha ne kadar temas var.

Bu hareketliliğin en önemli nedenlerinden biri Kürtlerin, kendilerine dayatılan yapay sınırları aşmasıdır. Nitekim KDP’li Sefin Dizai bir Türk basın yayın organına verdiği demeçte aynı şeyi söylemiş: “PYD sınırı aşıyor.” Elbette bunu anlatmak istediğimiz anlamda söylememiş Dizai. Tam tersinden yani Kürtler ya da PYD’nin sınırlara dayanmasına itirazı var! Neden?

Nedenin peşine düşersek, KDP ile TC arasındaki milyarlarca dolarlık rant paylaşımına ulaşırız kuşkusuz!

Kürtler Rojava’da özgürlüklerini yeşertmeye çalışırken KDP ve onunla bağlantılı bazı “parti”ler bunun önüne tıpkı TC gibi duvar yükseltiyorlar! Alın size birkaç örnek:

1.       Çetelerin Rojava’ya saldırısıyla eşzamanlı olarak KDP Sêmalka kapısını (Rojava ile Güney Kürdistan sınırı) kapattı. Aynı dönemde Suriye rejim helikopterleri Dêrik kentini bombaladı.

2.       Çetelerin içinde KDP bağlantılı Abdülhekim Beşar ve Mustafa Cuma’nın örgütlediği birçok askeri birlik Rojava’ya karşı saldırılarda yer aldı. Bunlar Efrin şehir merkezinde halkı göçertmek için sivillere dönük bombalama eylemlerinde de bulundular.

3.       Çete saldırıları sürerken Azad Berwarî öncülüğündeki bir KDP heyeti gizlice Şam’a giderek Beşar Esad ile görüştü ve PYD’ye karşı ittifak teklifinde bulundu. Bir süre sonra da Esad da, Suriye Meclisinin Kürt parlamenteri ve Baas partisi ajanı Omer Osê’yi Barzani’ye gönderdi. Bu görüşmede ileriye dair planlamalar yapıldı.

4.       YPG Tilkoçer’i özgürleştirme hamlesi başlattığında KDP panik hareketlerde bulunmaya başladı. Önce Salih Müslim’in Güney Kürdistan’a girişini yasakladı. Sonra YPG ve PYD’ye dönük özel psikolojik savaşa başladı. Peşinden Neçirvan Barzani’nin Türkiye ziyareti geldi.

5.       Suriye’nin devlet bakanlarından Ali Haydar, KDP’nin Rudaw televizyonuna katılarak (bu bilinçli bir tercihti) Tilkoçer’de YPG’ye destek verdikleri gibi gerçekle hiçbir alakası olmayan bir demeç verdi. Aynı şeyi KDP de resmi bir demeçle ifade etti. Böylece KDP ile Suriye rejimi ağız birliği etti. Gerçekte ise savaş cephesinde sadece YPG vardı. Bunu hem Suriye rejimi, hem de KDP gayet iyi biliyor.

6.       Bu süreçte KDP’nin Fetullahçılarla beraber kurduğu Rudaw televizyonu, Rojava Özgürlük Hareketine karşı “profesyonelce” bir özel savaş başlattı. Savaşta YPG’nin kayıplarını abartarak verdi. Zaaflarını “haber” adı altında çetelere servis etti. Ama bir gün bile çete kayıplarını vermedi. Asparagas haberler yaptı ve Fetullahçıların “Zaman” gazetesiyle paralel çalıştı. Bugünlerde de sürekli olarak “YPG’nin rejim ile işbirliğini” konu alan manipülatif bir yayıncılık yapıyor. Böylece KDP’nin Beşar Esad ile olan gizli diplomasisini gizlemeye çalışıyor. 

Bu tür nice örnek var.

KDP’nin benzeri tutumları bugünlerde Kerkük’te YNK’ye karşı da yaşanıyor. 1996 yılında Saddam tanklarını çağırarak YNK’yi Hewlêr’den çıkaran KDP şimdi de Kerkük’te YNK’yi zayıflatmak için derin bir diplomasi yürütüyor. Kerkük gibi en fazla Kürtlerin birlik içerisinde siyaset yapmaya ihtiyaç duyduğu bir kentte bu tutumların ortaya çıkması oldukça düşündürücüdür.

Fakat bir söz var, “can çıkar huy çıkmaz” diye. KDP’nin tarafsız kaynaklardan tarihine bakıldığında bu “huy”unun derinlerden kaynaklandığı görülecektir.

Ama bir gerçek daha var ki, Kürtler bir kere ÖZGÜRLÜKTE karar kılmışlar ve bunun önünde duran tüm duvar ve bentleri yıkmaya muktedirdirler.

Akif Roj

Navenda Lêkolînên Stratejîk a Kurdistanê

www.navendalekolin.com www.lekolin.org -www.lekolin.net - www.lekolin.info

Parveke

TAGS(ETIKETLER):  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.