KDP’NİN BİLİNÇLİ VE BİLİNÇALTI REFLEKSLERİ
Makaleler / 30 Ekim 2013 Çarşamba Saat 07:26
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Akif Roj - Salih Müslim, Rojava Kürdistanı’nda faaliyet gösteren siyasal bir partinin eşbaşkanı. Bu eşbaşkanın oğullarından biri, geçen günlerde birçok YPG savaşçısı gibi çetelerle girilen savaşta şehit düştü.

Barzani ailesi, Güney Kürdistan’da iktidarın temel bileşenlerinden biri konumunda. Barzani soyadlı birçok genç Avrupa ve Amerika’nın “en nitelikli” okullarında “en iyi” koşullarda okuyorlar.

Günlük yaşantımız içerisinde birçok olaya tanıklık ederiz. Ama bazı olaylar, bazı olgulara ve bazı “farklılıklar”a işaret eder. YPG savaşçısı Salih oğlu Şervan Müslim’in savaşta yaşamını yitirmesi de böyle bir olaydır. Kürt kamuoyu ve Kürtlerle ilgili diğer kamuoyları bu olay ile bir kez daha yalın gerçeği karşılarında buluverdiler. Çünkü “laf ve süsü yel aldığında geriye gerçeklik kalır.”   

Yazılı, görsel ve işitsel basında ya da yaşam içerisinde günlük olarak “Kürt ve Kürdistan” namına tonlarca laf edilir, bir o kadar yazı dökülür. Ama bir gün bir “Şervan” çıkar ve yalın gerçeği yüzlere çarpar.

KDP hala bu çarpıntının sarsıntısını yaşıyor. Çünkü “Şervan” ile “Barzani” (genç) gerçeklikleri arasındaki yaman çelişkinin izah edilemezliğinin dayanılmaz paniklemesiyle soğukkanlılığını yitirdi. Bu ruh halinin bir sonucu olarak bilinçaltı bir refleks ile faturayı “Şervan”ın babasına çıkardı ve onun Güney Kürdistan’a girişini yasakladı. Bu tutumun “insani” izahı zaten yoktur. Ama çoğu zaman “insani” izah bulunamadığında “hukuki” bir izahla vaziyet kurtarılır. KDP bunu dahi yapmadı. En son yapılabilecek olan “siyasi” izahtı. KDP bunu da o kadar “kaba” tarzda yaptı ki sanıyorum kendileri de sonradan bu düşük düzeyin farkına varmış olmalılar. Çünkü Şam, Bağdat ya da Ankara’nın yolunu göstermek, içerisinden geçtiğimiz siyasi koşullar ve KDP’nin bununla bağlantılı kendisine biçtiği misyonla taban tabana tezat oluşturmaktadır.

Bu KDP’nin bilinçaltı refleksiydi.

Ama bilinçli bir refleks de vardı. Çünkü Salih Müslim, Avrupa ve dolayısıyla Suriye sorunu ile ilgili görüşmelerin yapılacağı söylenen Cenevre yolundaydı. TC ile KDP bunun öncesinde ortak olarak nice manevralar yapmış ama Rojava halkının başarısını engelleyememişlerdi. KDP adeta kaba bir “son çare” refleksiyle bu sefer en azından, Müslim’i fiziki olarak engelleyebilir miyim düşüncesiyle hareket etti. Ama onda da başarılı olamadı.

Çaresizlik ve panikten kaynaklı bu tür tuhaf tutumları KDP basınında da görmek mümkün. YPG’nin çetelere dönük Çilaxa, Rimêlan ve Tilkoçer’deki tarihi direnişi ve başarılı operasyonları, anlaşılan Rudaw televizyonunu zorlamışa benziyor. Çünkü bu kanalın evvelsi akşamki haber bülteninde, daha önce Med tv sunuculuğunu da yapan Dilbixwîn Dara, ısrarla bu tarihi başarıya gölge düşürmek istedi. Alandaki petrolü YPG ile çetelerin ortaklaşa işlettiği gibi tuhaf bir söylemi, telefondaki yerel muhabire de yutturmaya çalıştı. Sonra bir yıldan fazladır o alanlardan çıkarılmış olan Suriye rejim güçlerinin “oralarda olup olmadığı”nı sordu. Neyse ki muhabir bu “vicdansızlığa” düşmedi ve kelimelerini vurgulayarak objektif durumu yansıttı. Hırsını alamayan Dara, bu sefer her zaman yaptığı gibi stüdyoya çağırttığı bir “Kürt siyasetçi” aracılığıyla PYD’ye yüklendi.

TC-KDP paralelliğini onların basın organlarında da görmek mümkün. Rudaw’ın bu yayınının yapıldığı günkü Zaman gazetesi (yani Cemaatin kontr-gazetesi), artık iyiden iyiye ruhsal bozguna uğradığını ortaya koyarak hezeyan dolu paranoyak bir manşet haberiyle çıktı. Gazeteye göre Suriye’de ambargo altındaki insanlar artık yaprak, ağaç kabuğu ve kedi-köpek gibi hayvanlar dahi yemeye başlamışlar ve bunun müsebbibi ise rejim ile birlikte PYD imiş! PYD sınırları kapatarak yardımları engelliyormuş! İşte paranoya sınırlarına varan kontra gazetecilik örneği! Dünya alem, en sıkı ambargo altında olanın Rojava Kürtleri ve PYD’nin kendisi olduğunu iyi biliyor. Üstelik bu ambargoyu, cemaatin de içerisinde olduğu TC rejimi ile KDP uyguluyor.  

Ama bir yerde bu paranoyalar da anlaşılır! Çünkü Rojava’daki Kürt halkı, tarihi direnişiyle TC ve KDP’nin bu ambargosunu kırarak Tilkoçer kapısını açtı. Ya bir kapı bulacak ya da bir kapı açacaktı. Bu yolda ağır bedeller de ödese başarıya ulaştı.

Yolunu ve yatağını bulmuş özgür suları durdurmak kimin haddine!

Akif Roj      

Navenda Lêkolînên Stratejîk a Kurdistanê

www.navendalekolin.com www.lekolin.org -www.lekolin.net - www.lekolin.info

Parveke

TAGS(ETIKETLER):  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.