Irak Seçimleri, Kürtler ve Oynanan Oyunlar
Gençlik / 23 Şubat 2010 Salı Saat 11:55
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Seçimlerden önce seçim yasasının Kürtler aleyhinde değiştirilmesi ile başlayan hile süreci, bu dönemde komşu ülkelerin devreye girmesi ile had safhaya ulaştı.

Kürtler, Irak genel seçimlerini büyük oyunların ve hilelerin gölgesinde karşılıyor. Seçimlerden önce seçim yasasının Kürtler aleyhinde değiştirilmesi ile başlayan hile süreci, bu dönemde komşu ülkelerin devreye girmesi ile had safhaya ulaştı.

Yeni seçim yasasından önce 275 olan parlamenter sayısı yapılan düzenleme ile 50 sandalye artırılarak 325’e çıkarıldı. Ama bu artıştan Kürtler yararlandırılmadı, parlamenter sayısının artışı Arap illeriyle sınırlı bırakıldı.

Artı daha önceki seçim yasasında seçimlere katılan listeler, Irak genelinde aldıkları oy oranına göre sandalye kazanırlardı. Seçim yasası üzerinde yapılan son değişiklik ile bunun da önüne geçildi. Artık listeler Irak genelinde aldıkları oylara göre değil, şehir bazında aldıkları oylara göre parlamenter çıkaracaklardır. Bu yeni düzenleme ile Hewler, Süleymaniye ve Duhok dışında kalan illerde Kürtlerin nüfus olarak dağınık bulunması, iradelerini Bağdat parlamentosuna yansıtması önünde büyük bir engeldir.

Yapılan seçim hileleri yetmezmiş gibi, şimdi de Türk devletinin Türkmen Cephesi ve Yekgirtiye İslami ile İran’ın ise Şii listeler ve Kürt Komelen İslami listesi vasıtasıyla seçimler üzerinde söz sahibi olmak istemesi, tehlikenin büyüklüğünü göstermeye yetiyor. Seçimlerin yapılmasına iki hafta gibi kısa bir süre kalırken, Türkiye ve İran’ın bu tür taktiklerle seçimlere direkt ama gizli müdahil olmasına karşı herhangi bir duruşun gösterilmemesi düşündürücüdür.

Buna bir de yıllarca Kürtleri kimyasal silahlarla katliamlardan geçiren, her türlü baskıyı uygulayan Baas Partisi’nin yasaklı üyelerine parlamenter seçilme yolunun açılması da eklenince, tehlikenin boyutu daha da büyüyor.

Kürt yerel hükümeti bu oyunları görmüyor mu? Bu tür oyunları boşa çıkarmak için herhangi bir girişimi yok mu? türünden sorular akla gelebilir.

Aslında Federal Kürdistan’daki bütün güçler oynanan oyunların farkındadır. Ama ne yazık ki, şimdiye kadar oynanan oyunları boşa çıkarmaya dönük dirayetli bir duruş gösterebilmiş değildirler.

Seçim yasasına karşı ilk başlarda kısmi düzeyde muhalefet yapmış olsalar da, sonrasında ABD’nin devreye girerek seçim ardından hazırlanacak yeni Irak anayasasında Kürtlerin çıkarının korunacağı yönünde sözlü vaatler vermesinden sonra, muhalefet yapmaktan vazgeçmeleri, Kürtleri daraltmak isteyen çevrelerin cesaretini iyice artırdı.

Baas partisinin 517 eski üst düzey yöneticisine seçimlere katılıp parlamenter olma yolunu açan girişimlere karşı cılız da olsa karşı durmaları sonucu değiştirmedi. Irak soruşturma komisyonu zaten 517 Baasçıdan 160’ının başvurusunu kabul etmemişti. Geriye kalan 357’nin seçimlere katılması önünde bir engel olmadığını kararlaştırsa da, ardından Şiilerden de yükselen tepkiler nedeniyle daha orta bir yol bulundu ve 357 Baasçının belirleyeceği kişilerin parlamentoya girmesi üzerinde anlaşmaya varıldı.

 Ortaya çıkan bu sonuçtan Kürt yerel hükümetinin herhangi bir başarısından söz edilemez. Ulaşılan formül Sünni Araplarla, Şii Arapların anlaşmasından öte bir şey değildir. Yerel Kürt hükümeti ise bu durumu kendi kazanımı olarak gösterme dışında bir rol oynamadı. Burada yine ince bir hile var. Baas Partisi eski üst düzey yöneticilerine parlamentoya girme yolu kapanmış olsa da, adayları belirleme inisiyatifi kazanmış olmaları, yeterince ciddi bir tehlike değil midir? Bu formülle Baas partisi zihniyet olarak parlamentoda temsiliyete kavuşma önünde hiçbir engel kalmadı.

Federal Kürdistanlı siyasal güçler oynanan bu oyunları boşa çıkarma temelinde siyaset yapacaklarına, maalesef birbirleriyle uğraşmaya devam ediyorlar. 4 ayrı liste halinde seçimlere katılan Federal Kürdistanlı güçler, ‘ayrı oluşum, tek amaç’ şiarıyla seçimlere girmeleri gerekirken, içte yaşadıkları çıkar çelişkileri onları iyice güçten düşürüyor. Her ne kadar KDP ve YNK 11 değişik parti ile seçimlere Kürdistan listesi adıyla girmesi ulusal bütünlük havası verse de, içteki durum o kadar berrak değil. KDP ve YNK’nin büyük abi rolü edasıyla kendi listelerinde yer verdiği diğer 11 parti ile yaptığı koalisyonun mantığı taviz ve çıkara dayanıyor. Bu da tutarlı bir siyasi çizginin yaşamsallaşması önünde en büyük engeldir.

Goran listesinin görece liberal siyaset izlemesi, Komele İslam listesinin biraz İran’ı andıran çizgisi ve Yekgirtiye İslami listesinin AKP’nin Federal Kürdistan versiyonu olmasını da buna eklemek gerekir.

Mevcut durumda izlenen parçalı siyasetin yol açtığı karmaşa içinde en tutarlı çizgiyi PÇDK izliyor. Siyasetini Kürtlerin Bağdat’ta irade olması üzerinde inşa eden PÇDK, bu nedenle seçimlere katılmama kararı alıp, tabanını demokrasiye duyarlı adaylara yönlendireceğini açıklaması ve hiçbir çıkar ilişkisine girmemesi takdire değer bir girişimdir. PÇDK’nin bu yapıcı politikası tıkanmış olan Federal Kürdistan siyasetine bir nebze de olsa soluk aldırabilir.

 

Şahan Dicle

 

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info

 

Parveke

TAGS(ETIKETLER):  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.