DUYDUNUZ MU, ERDOĞAN EL KAİDE’Yİ LANETLEMİŞ!
Makaleler / 06 Ekim 2013 Pazar Saat 13:26
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Akif Roj - Türk başbakanı Tayip Erdoğan geçen günkü bir konuşmasında hiddetlenmiş gibi yaparak, ister El Kaide olsun ister başkası, din adına terör uygulayan yapıları lanetlediğini söylemiş. Üstelik bunların Beşar Esad’dan hiçbir farkının olmadığını da eklemiş.

Türk başbakanı Tayip Erdoğan geçen günkü bir konuşmasında hiddetlenmiş gibi yaparak, ister El Kaide olsun ister başkası, din adına terör uygulayan yapıları lanetlediğini söylemiş. Üstelik bunların Beşar Esad’dan hiçbir farkının olmadığını da eklemiş. Erdoğan’ı bilmeyenler, tanımayanlar bu sözlere bir ihtimal kanabilir. Ama gelin görün ki dünya alem, Erdoğan ekranlar üzerinden bu sözleri söylerken kendisine bağlı “adam”lar ve “teşkilat”ların, Rojava ve Suriye’ye açılan karanlık koridorlarda El Kaide/El Nusra/IŞİD çete trafiğini nasıl harıl harıl çalıştırdıklarını artık bir nebze olsun biliyor. Tam bir Osmanlı komploculuğu! Yani Erdoğan’ın dayandığını söylediği gelenek... Bu gelenek, arkasında saklı hançer tutarken yüzüne merhamet maskesi takar! Biraz daha yakından bakalım bu gerçeğe.

Rojava’nın Efrin kentindeki YPG ile süren çatışmalarda öldürüldüğü belirtilen “Irak-Şam İslam Devleti (IŞİD)” örgütünün Muhacirun tugayı komutanı Abhaz asıllı Çeçenistanlı, kızıl sakallı Ebu Ömer Çeçeni, AKP’nin İstanbul’da yetiştirdiği beslemelerinden. Türk devletinin öteden beri Çeçen dincileri kendi çıkarları için kullandığı sır değil. İstanbul’da yaşayan Çeçen ve Kafkasyalı sığınmacılar arasından devşirilen yüzlerce kişi başta El Kaide olmak üzere dinci örgütlerin arasına gönderiliyor. Hatta bunlara örgütler de kur(dur)uluyor. “Kafkasya Emirliği”, Kafkas kökenli Dokka Ebu Osman’a kurdurulmuş böyle bir yapılanma. Bu kişi de “emir” ilan edilmiş. “ Aksaray ve Laleli bu örgütlenmelerin gerçekleştirildiği başlıca alanlar. Elbette “ticaret” kılıfına büründürülerek.

Meselenin esas dikkat çeken boyutu ise Suriye’ye bir anda adeta gökten zembille indirilen “Irak-Şam İslam Devleti” (IŞİD) örgütü. Bilindiği üzere Suriye iç savaşı başladıktan bir süre sonra “Cebhet ul Nusra (Nusret Cephesi)” adında köktenci dinci bir örgüt kurulmuş ve adını kısa sürede duyurmuştu. Bu örgütün lideri Suriye asıllı Ebu Muhammed Golani’dir. Başta renk vermeyen bu yapılanma, 2012’nin sonlarına doğru El Kaide’ye bağlı olduğunu açıklayınca Amerika tarafından apar topar “terörist örgütler” listesine alındı. Hatta hatırlanırsa o ara Türkiye ve Tayip Erdoğan, ABD’nin bu kararına karşı çıkarak “sitem”lerini iletti. Yine bir defasında gazeteciler Suriye’deki bu radikal örgütleri sorunca Erdoğan’ın panik cevabı, “saçma sapan” olmuştu.

Türk devleti yer yer “özgün” olarak yer yer de Suudi Arabistan ve Katar ile “organize işler” biçiminde dünyanın en azılı katil ve teröristlerini Suriye’ye doluşturdu. Bir anda Suriye’de yüzlerce örgüt, tabur ve tugay oluştu. Hepsinin de kullandığı ad “Özgür Suriye Ordusu” idi. Oysa esasta ortada ne tam anlamıyla bir ordu ne de “özgür” bir yanı vardı. İşin esası “halk devrimi” perdesi arkasında şu bu güce çetecilik yapan gruplar vardı. Bunların içinde gerçekten devrime inananlar azınlığa düştü ve bertaraf edildiler. İşte bu çete gruplarından biri de yukarıda söz ettiğimiz Irak-Şam İslam Devleti örgütüdür. Bilinen lideri Ebubekir Bağdadi’dir. IŞİD ile Nusret Cephesi ilkin tek örgüt gibi hareket ettiler. Fakat sonradan Ebu Muhammed Golani ile Ebubekir Bağdadi arasında iktidar kavgası başladı. Daha sonra El Kaide lideri olarak bilinen Eymen El Zevahiri ikisine de bir uyarı mektubu yazdı ve esasında IŞİD’i uyardı. Zevahiri üstü kapalı bir biçimde IŞİD’in kendi bilgisi dışında oluşturulduğunu belirtip Suriye’deki “mücadele”ye fazla müdahale etmemesi talimatını verdi. Zevahiri meseleyi biliyordu. IŞİD’i başka güçler yönlendiriyordu. Ama çaktırmadı, işine de geldi, sadece o da kendi yönlendirmesini yapmaya çalıştı. Meselede Türkiye vardı. Ebubekir Bağdadi ve İstanbul’daki Çeçenler aracılığıyla Nusret Cephesine müdahale edilmiş ve IŞİD öne çıkarılmıştı. Nitekim Suriye’de şimdi en güçlü konumda olan yapılanma IŞİD’dir. Kendilerini Özgür Suriye Ordusu olarak ifade eden hiçbir örgüt bu yapılanmaya karşı çıkma cesaretini gösteremiyor. Gösterse de çabucak kırılıp geri çekiliyor. Çünkü IŞİD, Endonezya’dan Pakistan’a, Yemen’den Fas’a kadar dünyanın birçok ülkesinden dinci militanın oluşturduğu bir yapılanma ve en önemlisi çoğu Afganistan ve Irak’ta savaşmış ve tecrübe edinmiş kişiler. Bu örgüt son olarak Türkiye sınırındaki Halep’e bağlı Azaz kasabasında bulunan Asifat ul Şimal (Kuzey Fırtınası) ve Ahfad el Resul (Resul’un Torunları) adlı örgütleri kovarak burayı işgal etti.

Bir de Rojava’daki Kürt halkı ve onun savunma gücü YPG’ye karşı kesintisiz ve şiddetli savaşın başını hangi örgüt çekiyor dersiniz? Yine IŞİD… Öyle ki IŞİD neredeyse Beşar Esad yönetimine karşı savaşı askıya almış ve gücünün büyük kısmını Rojava Kürdistanı’na yığmış durumda. Hatta arkasındaki güçlerin sunduğu sınırsız maddi imkanları kullanarak, sözde Özgür Suriye ordusundan da onlarca çete grubunu ve bazı Arap köylülerini Rojava’ya saldırtıyor. Bunu yer yer de tehditle sağlıyor.

Rojava’ya dönük saldırıların bu derece yoğun, yaygın ve kesintisiz olmasının temel nedeni Türkiye faktörü ve örneğini verdiğimiz organizasyondur. Elbette bu organizasyonlar daha kapsamlı ve daha derindir. Sadece savaşta YPG’nin eline geçen ve basına yansıyan belgeler bile işin rengini açığa vurmaya yeter. Öyle ki Türk devleti bu tür taşeron çeteler aracılığıyla YPG’yi zayıflatamayınca son olarak, Tıl Ebyed’in Suskê köyünde görüldüğü gibi bizzat kendi askerlerini açıktan cepheye sürdü. Açıktan diyorum çünkü açıktan olmayan yüzlerce Türk subayı da Rojava cephesinde yerini alıyor. Bunlardan oluşan örtülü bir grubun adı ise “İman”dır.

Yine eski ve yeni Hizb ul Kontra çeteleri ile birçok kontra korucu da bu savaşa sürülmüş durumda. Deyim yerindeyse TC devleti, Rojava Kürdistanı’na karşı bir seferberlik ve Olağanüstü Hal ilan etmiş durumda. Bu seferberlik içerisinde İHH gibi sözde yardım kuruluşlarından tutun Kızılay’a, Nevzat Çiçek gibi “mücahit gazeteci”lerden tutun bugünlerde kafayı PYD ile bozmuş olan Fetullah Gülen’e ve oradan sanal ortamda cirit atan Türkçe El Kaide sitelerine, çok yönlü ve derin bir organizasyon mevcut. TC – Güney Kürdistan hükümetinin seferberlik işbirliği zaten biliniyor. Sonuç Rojava’ya yaşatılan ve her gün “izlediğimiz” vahşet!

Bu, işin yukarıda sözünü ettiğimiz “hançer” yanı! Peki ya merhamet maskesi! Evet, dün Suruç – Kobani kapısı “sadece insani yardımlar” için açıldı! Oyun tamam değil mi?

Başa ve başlığa dönelim: Tayip Erdoğan’ın El Kaide’yi lanetlediğini duydunuz değil mi? Evet, öfkeli cümlelerinizi duyar gibi oluyorum. Ama sabredin! Kem beyinler ve gözler başkaları için kazdıkları kuyuyu görmezmiş, bu yüzden kendileri içine düşermiş. Fazla kalmadı…

Akif Roj   

Navenda Lêkolînên Stratejîk a Kurdistanê

www.navendalekolin.com www.lekolin.org -www.lekolin.net - www.lekolin.info

Parveke

TAGS(ETIKETLER):  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.