Rojava’daki Katliamın,T.C’deki Ortakları Kim?
Araştırmalar / 30 Ağustos 2013 Cuma Saat 07:21
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Rojava Kürdistan’ında İslam maskeli-İslam düşmanı çetelerin Kürtlere ve diğer halklara karşı katliamı devam ederken, bu katliam üzerinde yoğun tartışmalar yürütülüyor.Rojava ile Halep’te,İslam maskeli çetelerin Kürtlere karşı yaptığı açık ve aleni katliamları, Kürdistan ve Anadolu’daki İslam maskeli Yeşil Türkçü-Turancı- oluşumların hemen hemen hepsi “Rojava’da katliam yok” diyorlar.

Rojava Kürdistan’ında İslam maskeli-İslam düşmanı çetelerin Kürtlere ve diğer halklara karşı katliamı devam ederken, bu katliam üzerinde yoğun tartışmalar yürütülüyor.Rojava ile Halep’te,İslam maskeli çetelerin Kürtlere karşı  yaptığı açık ve aleni katliamları, Kürdistan ve Anadolu’daki  İslam maskeli Yeşil Türkçü-Turancı- oluşumların hemen hemen hepsi “Rojava’da katliam yok” diyorlar.

Özel-psikolojik savaş tetikçiliğinde, Kemalist ve Yeşil Kemalist(AKP-Fetullah Gülen İttifakı) iktidarların kullandığı terminolojinin aynı kalıplarıyla, mazlum Kürt halkına karşı oryantalist zihniyetle ırkçılıkta sınır tanımıyorlar.

Varlığını koruma ve özgürlüğünü kazanma direnişini yürüten Kürtlere karşı, Kemalist ve Yeşil Kemalistlerden devraldıkları hegemonyacı-sömürgeci zehirli zihniyetle “Kürtçü”, “çapulcu” diyebilecek kadar çukurlaşabiliyorlar.
Neden bu kadar düşmanlaşabiliyorlar?

YPG, gün geçtikçe İslam maskeli-İslam düşmanı çetelere karşı üstünlük sağlıyor, mevzi kazanıyor. Kazanılan her toprak parçası ve mevziyle birlikte, Rojava’yı işgal ve talan etmek için ta okyanus ötesinden getirtilen çeteler ve belgeler de ele geçiriliyor. Savaşın tarafları bir bir ortaya saçılıyor.

Kimlerin, Kürdistan’ın hangi parçasında ve diğer ülkelerde cihad maskesiyle Kürt çocuklarını gönderdikleri afişe ediliyor.
Dünya kamuoyu, her ne kadar söz konusu Kürtler olunca üç maymunları oynuyorsa da artık güneş balçıkla sıvanmıyor.

ROJAVA KATLİAMINI KOORDİNE EDEN, FETULLAHÇI ÖTÜKEN GLADİOSUDUR

Rojava Kürtlerinin, özgürleşmesi ve statü kazanmasının karşısında kim yer alıyorsa, aynı güçlerin İslam maskeli El-Nusra ve IŞİD’i Rojava’yı işgal etme, talan ve katliam yapmada paralı çete olarak kullandığı açığa çıktı.

YPG ve Özgür Alternatif Kürt Medyası, Rojava’daki katliama ortaklı yapanların birer birer maskelerini düşürünce gittikçe daha fazla saldırganlaşıyorlar. Saldırganlaştıkça İslam maskeleri düşüyor, yüzlerindeki mumya mum gibi eriyor. Paçalarına akıyor. Artık kral çıplaktır. Aslında, ortada öyle maskelendiği gibi ne dini dernekler ne de yardım vakıfları var.

Dini dernek ve yardım vakıfları adı altında, Ergenekon yerine kurulan Fetullahçı Ötüken Gladio’sunun Yeşil Turancı ırkçı yayılmacı hedefleri doğrultusunda çalışan Özel Harp şubeleri var.

Rojava’daki savaş harlandıkça, bu İslam maskeli dernek ve vakıfların Yeşil Turancı ırkçı yayılmacılıkları, mazlum Kürt halkı tarafından daha iyi tanınıyor.

Peki, Rojava’daki katliamın T.C’deki bu ortakları kim?

Fetullahçı Ötüken Gladio’sunun Yeşil Turancı ırkçı yayılmacı hedefleri temelinde, Rojava’daki katliama ortaklık yapan, bu Türk Özel Harp dernekleri ve vakıfları hangileridir?

Kurucuları kimlerdir?

Şimdiye kadar açığa çıkan belgelere göre Rojava’daki savaşı, T.C cephesinden koordine eden, Ergenekon yerine kurulan Fetullahçı Ötüken Gladiosu’dur. 

 AKP-MİT-Ordu-Fetullahçılar-Hizbullah beşgeni ise Ötükenin Gladiosu’nun esas alt teşkilatlarıdır.
Kürdistan ve Anadolu’da, Ötüken’e bağlı bu esas beş alt teşkilata bağlı çalışan, Rojava Kürdistan’ını işgal etmek için İslam maskeli-İslam düşmanı çeteleri örgütleyen, aktaran ve lojistik destek sunan Yeşil Turancı dernekler şunlardır.

Özgür-Der, Kürdistan ve Anadolu’daki tüm Ensar Dernekleri, Kürdistan ve Anadolu’daki tüm İlim-Derler, Deniz Feneri Derneği, Kimse Yok mu Derneği, Dilok(Enteb)-Erdemliler Cemiyeti, Çewlîg-İrşad ve Davet Derneği, Suriye Türkleri Derneği, Suriye Nur Derneği, Suriye Birlik ve Yardımlaşma Derneği, Cansuyu Derneği, Verenel Derneği, İmkan-Der, Ribat Yardım Derneği, Sadakataşı Derneği, Wefa Derneği, Kürdistan ve Anadolu’daki tüm  Umut-Derler, Garip-Der Dernekleri, Mustazaflar Cemiyeti, İhya-Der, Doğu Türkistan Maarif ve Dayanışma Derneği, Anadolu Platformu.

ÖZGÜR-DER KURUCUSU BURHAN KAVUNCU: “TÜRKİSTANLIYIM, TURANCIYIM”

Bu dernekler içinde en dikkat çekeni ve açıkça Rojava Kürdistan’ını “cihad” adı altında işgal, istila ve talan etmeyi savunan bir dernektir. 1999 yılında kuruldu. Kuruluş amacı insan haklarını savunmak şeklinde belirtilse de, söz konusu Kürtler oldu mu, Türk-İslamcı anlayışla yaklaşmaktadır. Rojava Kürdistan’ını, işgal etmeye çalışan çeteleri, “mücahit” diye tanımlayabilecek kadar Turancı yayılmacılığı meşrulaştırabilmektedir.

En ilginci ise, bu derneğin kurucularının Milli Türk Talebe Birliği ve MHP kökenli olmalarıdır.

Kuruculardan öne çıkan üç kişidir.

Birincisi Burhan Kavuncu’dur. 12 Eylü 1980 darbesinden önce MHP militanı idi. Maraş’taki Kürt-Alevi katliamının koordinatörlerindendir. Katliamdaki sorumluluğundan dolaya cezaevine girdi. Kürdistan’da PKK ve Kürt halkının özgürlük direnişi yükselişe geçince, Burhan Kavuncu cezaevinden planlı bir şekilde çıkarılarak, Hizbul-Kontra şeflerinden biri yapıldı. Çünkü Kürdistan’a MHP adıyla yerleşmenin imkanı kalmamıştı. Artık, Özel Harp Dairesi’nin vurucu gücü MHP’nin, Kürdistan’daki ismi Hizbul-Kontra idi. Hizbul-Kontra şeflerinden Kavuncu, Abdulkadir Aksu’nun ekibindendir. Hizbul-Kontra adına Yeryüzü Dergisi’ni çıkardı.  Bu dergi vasıtasıyla, Kürdistan’daki gençlere, İslam maskesiyle Yeşil Türkçü zehiri aşıladı. Hizbul-Kontra deşifre olunca, bu defa Özgür-Der’i kurdu. Çekirdek ekibini olduğu gibi Özgür-Der’e taşıdı. Şiacılıktan, Selefici tekfirciliğe huşu içinde atladı. Kavuncu’nun yeni takkesi selefi tekfircilik, hedef kitlesi yine Kürtler. 12 Eylül’de MHP adına Kürtleri katleden, katlettiren Kavuncu, 12 Eylül’den son Hizbul-Kontra, 2000’den sonra ise selefi tekfircilik adına yapıyor.

Tetikçisi Kürtler, vurdurduğu yine Kürtler. Bir şairin değişiyle “Ölen ben, öldüren benden”. Ne tesadüftür ki, perde arkasındaki esas kişi ise devamlı Burhan Kavuncu oluyor.

Esas Kavuncu’yu kendi dilinden tanıyalım. Bir Türk gazetesine verdiği röportajda zihniyetini ve amacını şöyle tanımlıyor;  “Aslen Türkistanlıyım.  Annem babam Özbekistan’dan göç etmişler. Haliyle Türkistan’ın kurtuluşu, bağımsızlığı söylemleri arasında büyüdüm. Bu duruma daha çocukluk çağlarımızda bizde Turancı düşüncenin oluşmasına sebep oldu. Alparslan Türkeş’i, Türkistan’ı kurtaracak biri diye düşündüğümüzden ülkücü ve Türkeşçi olduk.Türkistan ilgim halen devam ediyor”.

Kavuncu, Hizbul-Kontra adına çıkardığı, Yeşil Türkçü Yeryüzü Dergisine ilişkin ise; “Yeryüzü dergisinde aramızda Kürtçe bilen yoktu. Yeryüzü dergisinde çatışma ortamını destekleyen yayınlar yaptık” diyerek nasıl Kürtleri katlettirdiğini itiraf ediyor.

Böylesine Yeşil Turancı yayılmacı bir zihniyete sahip olan Kavuncu’nun, kurucusu olduğu Özgür-Der’in Rojava gönderdiği çetelerin İslamla ve cihatla alakası olamaz.

Zaten Kuran ve Hadisi şeriflere bakıldığında, Müslüman bir ülkeye saldırmak haram kılınmıştır.

Hz.Muhammed buyurur ki, “Müslümanın toprağı, kanı, malı, namusu diğer müslümana haramdır.”

Kavuncu’nun asıl hedefi Büyük Türkistan’dır-Turan Ülkesi-  Bu hedef doğrultusunda, İstanbul’daki Doğu Türkistan Maarif ve Dayanışma Derneği vasıtasıyla, Uygur Özerk Bölgesi’nden(Türkistan) getirdiği Türk İslam Partisi’ne bağlı İslam maskeli paralı çeteleri, Rojava’yı işgal etmek için gönderiyor.

İkincisi Hamza Türkmen’dir. İstanbul’ludur. Milli Türk Talebe Birliği kökenlidir. 12 Marta askeri darbesi döneminde deşifre olan belgelerle birlikte CIA’nın kurduğu ispatlı olan, Yeniden Milli Mücadele Hareketi’nde yer aldı.

En önemli özelliği, Kürt Halkı’na düşmanlığıdır.

Üçüncüsü Rıdvan Kaya’dır. Şu an itibarıyla Özgür-Der başkanıdır. “Kürt Özgürlük Hareketine karşıyım” örtüsüyle özgür olmak, kendi iradesi ile kendini yönetmek, kendi anadilinde eğitim isteyen mazlum Kürt halkını, egemenci-sömürgeci Yeşil Türkçü ulus-devlet diliyle “Kürtçü” olarak nitelemektedir.

Öyle ileri gitmektedir ki, başkanı olduğu dernek üyelerinin Rojava Kürdistan’ına işgal saldırısında bulunmalarını, Kürtlerin ev-iş ve kültür evlerini patlayıcılarla yıkmalarını, çocuk kadın sivil demeden katletmelerini, yüzlerce Kürdü rehin almalarını, işkence yapmalarını, “mücahitlik” diye  adlandırmaktadır. Camilerden “Kürt kızları ve malları helaldir” fetvası veren İslam maskeli çeteleri de kutsallık derecesinde savunmaktadır.  İslam maskeli-İslam düşmanı IŞİD-El-Nusra çetelerinin Kürtleri katletmesini, “PYD/YPG’ye karşı savaş” şeklinde tanımlıyor. Kürdistan’ı işgal etme hareketini de “İslam coğrafyasıdır” hikayesiyle örtemeye çalışıyor. Çeçenistan, Afrika, Arabistan, Türkistan ve başka ülkelerden İstanbul’a getirilip, Rojava Kürdistan’ına gönderilen, İslam maskeli işgalci çeteleri Rojava’nın asıl sahipleri, Kürdistan’nın köklü halkı Kürtlere ise “milliyetçi” demektedir. Aksini düşünenleri “tutarsız ve ahlaksızlar” şeklinde aşağılayıcı ve ırkçı bir dille suçlu göstermektedir.

BÜLBÜLZADE VAKFI, ROJAVA’DAKİ KATLİAM KARARININ ALINDIĞI SAVAŞ KARARGAHIDIR

Sadece dernekler değil, yardım adı altında kurulan bazı dini vakıfların, İslam maskeli-İslam düşmanı çeteleri desteklemeleri bir yana, Rojava’da yapılan katliam ve savaşın karargahına dönüşmüş bulunmakta.

Rojava’da katliam yapan İslam maskeli işgalci paralı çetelere destek veren vakıflar şunlardır.

Bülbülzade Vakfı, İHH Vakfı, SETA Vakfı, Vahdet Vakfı.

Dünyadaki tüm vakıflar barış, yardım,insanların eğitim, ekonomik, kültür, sağlık, sosyal ve bilgi ihtiyaçlarını karşılamak için vardır.
Fakat Kürdistan ve Anadolu’da bulunan bu dört vakıf, Rojava ve Suriye’deki savaşa karargahlık yapmaktadır.

İHH Vakfı’nın yardım, sağlık görevlileri kisvesiyle çeteleri Rojava ve Suriye’ye aktardığını bilmeyen yok gibi.

Bülbülzade Vakfı, 26 Temmuz 2013 tarihine kadar adı sanı bilinmeyen ama bu tarihle birlikte adı Rojava’daki katliamla anılır oldu.

Tarih yaprakları 26 Temmuzu gösterince ilk önce Fetullahçı medyaya bir haber düştü. O haberin başlığı şöyle idi. “ÖSO komutanlarından PYD’ye sert mesaj”. Haber uzayıp gidiyordu.

Eğitim Kültür ve Dayanışma Vakfı olarak kurulan Bülbülzade Vakfı, 70 İslam maskeli paralı çete başını Dîlok’ta (Enteb) topluyordu. SETA Vakfı ve Anadolu Platformu yöneticileri de aynı toplantıda bulunuyorlardı. Dünya da bir ilk yaşanıyordu. Bir vakıf, savaş karargahı oluyordu. Ve bu vakıfta Rojava’nın en eski ve köklü halklarından “Kürtlerin kökünü kazıyacağız” naraları yükseliyordu.

Bunu diyen Abdulcebbar El-Akidi diye biriydi.  Başka bir çete başı Fatih Sultan Mehmet Tugay (T.C’nin Antakya’da kurduğu bir tugay) Komutanı Mahmut Süleyman, Rojava Kürtlerini kastederek konuşuyor ve şöyle diyordu, “Suriye’nin kuzeyinde bir devlet kuramazlar. İnşallah gelecek haftalarda güzel şeyler duyacaksınız.”

Bu toplantı ve konuşmalardan sonra, toplantıya katılan çete başları  Bülbülzade Vakfı denilen savaş karargahında alınan katliam emrini yerine getireceklerdi.

İslam maskeli-İslam düşmanı çeteler, 30 Temmuz günü Haleb’in Tel Eran ve Tel Hasıl beldelerini kuşatıp 70 Kürdü katledip, 350’sini kaçırdılar. Tel Eran’ın viraneye çevirdiler.

Bülbülzade Vakfı’ndaki toplantıdan sonra, Kürtlere karşı saldırıların düzeyi de arttı.

Kürt Yüksek Konseyi’nden İsa Huso, Qamışlo’da  bombalı suikastle katledildi. Din ve Halklar Kurumu Başkanı Mahmut Şexmus ve yönetim üyesi Ferhat Qamışlo çeteler tarafından katledildiler.

VİJDANINI YİTİRENLER, ÖZEL SAVAŞ YALANINI YAYIYORLAR

Rojava’da bu katliam ve suikastler olurken, Tel Eran ve Tel Hasıl’daki katliamdan kurtulan çocukları katledilen anneler, dedeler ve çocukların görüntülü anlatımları varken, vijdanını yitirenler özel savaş yalanını yayıyorlardı .Fetullahçı Ötüken Gladiosu’nun din maskeli Yeşil Turancı dernekleri ve vakıfları “Rojava’da Katliam Var demek yalandır” diyorlardı.

Tüm lider kadrosu İran’ın Kum kentinde olan Hizbullah ve ona bağlı derneklerinde aynı özel savaş yöntemine başvurmaları, çelişki gibi gözükse de bir çelişki değildir.

İran devleti, Lübnan Hizbullahı ile birlikte Suriye Irkçı Baas rejimi yanında, savaşan muhalifler ve İslam maskeli-İslam düşmanı IŞİD ve El-Nusra çetelerine karşı savaşmaktadır. Baas rejimine güç vermektedir. İran’ın Kum kentinde liderlerini beslediği Kuzey Kürdistan’daki Hizbullah ise, Rojava Kürdistan’ında İslam maskeli işgalci paralı çetelerle birlikte, Kürtlere karşı işgalci çete olarak savaşmaktadır. Şuana kadar Rojava Kürdistan’ında Kürtlere karşı savaşırken ölen Mahmut Akyıldırım, Hüseyin Girişen, Cemal Begtaş gibi Hizbullah militanları var. Bunlardan bazılarının aileleri HÜDA-PAR’da yöneticilik yapmakta ve Hizbullahın Ajansı İlkha’da muhabirlik yapmaktadırlar. İran, Rojava Kürdistan’ında Edip Gümüş’ün Hizbullah’ını  ve İslam maskeli işgalci çeteleri, Rojava Kürtlerine karşı savaştırarak, hem Kürtleri hem de çeteleri birbiriyle vuruşturup, güçten düşürerek, Baas Rejimin iktidarda kalmasını hedeflemektedir. T.C ise Hizbullah’ın da dahil olduğu tüm İslam maskeli işgalci paralı çeteleri, Kürtlere karşı savaştırarak, Rojava Kürdistan’ının statüye kavuşması ve Özgür Rojava Kürdistan’ın kurulmasını engellemeyi hedeflemektedir.

Rojava’daki savaşın birde finanse yönü var. 

Kürdistan ve Anadolu’da, ağırlıkta Siyasal İslam ve İslam maskeli işgalci paralı çetelere şu finans kurumlarınca finanse edilmektedir.

Faysal Finans:Sahiplerinden biri Rihalı-Urfa- Salih Ozcan’dır. Fetullahçı olarak biliniyor.  İkincisi A.Tevfik Paksu’dur. Malatayalıdır. Fetullahçı olarak tanınıyor. Üçüncüsü Halil Şıvgın’dır. Ankara’lıdır. Eski bakandır. O da Fetullahçı olarak biliniyor.

Al Baraka Türk: Gülen Cemaatinindir.

Anadolu Finans.

 KÜRTLERİN KAFASINI KESİLİNCE “İFTAR ÖNCESİ İÇİN GÜZEL BİR HABER” DİYEN Y.E.ÇALIŞKAN

Ayrıca bu savaşın en önemli ayağı medyadır. Direkt olarak İslam maskeli çetelerin yaptığı katliamları meşrulaştıran, çetelerin propagandasını yapan militan gazeteciler de var.

Bunlardan biri Yusuf Ensar Çalışkan’dır. Neşriyat Yayıncılığın sahibidir.  Şehadet Takvimini çıkarıyor. Dünya ve İslam gazetesinin de yöneticisidir. Girêsipî de ve diğer yerlerde İslam maskeli-İslam düşmanı işgalci çeteler Kürtlerin kafasını kesince, “İftar öncesi çok güzel bir haber” vahşeti kutsamıştır.

İkincisi Nevzat Çiçektir. Semsurludur-Adıyaman- . Rojava Kürdistan’ının müdavimidir. İslam maskeli işgalci paralı çetelerle sık sık röportajlar yaparak, TimeTürk sitesinde yayınlayarak, meşrulaştırıp propagandalarını yapmaktadır. İslam maskeli-İslam düşmanı El-Nusra çetelerin Kürtlere yaptığı katliam deşifre olunca, Nevzat Çiçek’te deşifre oldu. Çark etmeye başladı.  Kürt gençlerine mektup şeklinde bir yazı yazdı.  Kürt gençlerinin İslam maskeli El-Nusra çetelerine değil de, İhvancı El-Tevhid çetelerine katılması gerektiği şeklinde çağrı yaptı.

Üçüncüsü Adem Özkösedir. Samsunludur. Baas rejimi tarafından tutuklandı ve serbest bırakıldı. Dilok’ta karargah kurmuş. Çetelerin Rojava’ya geçişlerini koordine edenler arasında bulunduğuna dair bilgiler var.

Dördüncüsü  Abdulkadir Şendir. Haksöz gazetesinde yazarlık yapıyor. İslam maskeli işgalci paralı çetelerin, Rojava’daki katliamlarını, “bu savaş PKK’ye karşı veriliyor” diyerek, meşrulaştırmaya çalışıyor.

MGK’nin diliyle Rojava’daki mazlum Kürt Halkı’nın işgalci paralı çetelere karşı verdiği direnişin  karşısında özel savaş  temelinde mevzi tutmaktadır.

Zana Azadi

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.navendalekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info


Parveke

TAGS(ETIKETLER):  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.