Rojava Devrimi ve Kürt Konferansı
Politik Analiz / 26 Ağustos 2013 Pazartesi Saat 06:15
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Rojava da yaşanan devrim süreci ile birlikte, Kürt düşmanlarının oyun ve senaryoları gün gittikçe artmakta ve bazı alanlarda tehlikeli bir düzeye ulaşmaktadır. Önce dışardan desteklerle Rojava’nın işlerine müdahale ettiler, sonra her taraftan yoğun bir ambargo ve sonrasında Güney Kürdistan’a başlatılan yoğun göç hepsi bir oyunun sahneleri gibidir.

Rojava da yaşanan devrim süreci ile birlikte, Kürt düşmanlarının oyun ve senaryoları gün gittikçe artmakta ve bazı alanlarda tehlikeli bir düzeye ulaşmaktadır. Önce dışardan desteklerle Rojava’nın işlerine müdahale ettiler, sonra her taraftan yoğun bir ambargo ve sonrasında Güney Kürdistan’a başlatılan yoğun göç hepsi bir oyunun sahneleri gibidir.

Meşhur ABD siyasetinin pratik uygulayıcıları, önce ‘iradesini kır’; sonra,‘yanına al, ilgilen’ ve ‘seni kurtaran benim’ diyerek, arkasında da ‘benim söylediklerimi yapmak zorundasın, seni adam eden benim’ diyen bir mantık ve siyasettir.

Kürdistan’dan, Kürdistan’a bir göç yaşanıyor. Böylesi bir dönemde bunun olması acı ve utanç verici olsa gerek. O insanların bu duruma gelmesinin yegâne sorumluları bu gün Rojava’da çetelere destek veren ve sınır kapıları kapatan göçlerdir. Kadın ve çocuk katliamların açık bir şekilde işlendiği bir yerde, heyet göndererek doğruluğunu ispatlamak ve yaşanan göç birbirinden bağımsız değildir. ABD, Rusya gibi ülkelerin bile açıkça kınadığı katliamın neresinin doğruluğu ispatlanacağı (üstelik Kürt heyeti tarafından) trajikomik bir durum olarak karşımıza çıkıyor.

Mısır’da da katliamlar yaşanıyor, katliam ve zülüm nerede olursa olsun lanetlenmelidir. Her yerdeki katliam ve insan suçlarına karşı insanı mücadele olmalıdır. Ancak bu konuda Kürtler hep yalnız kaldılar. Rojava katliamlarına karşı ciddi bir tepki gelişmedi, ancak Mısır için Amed’te yoğunca protestolar gerçekleştirildi. Aynı protesto da yer alan bazı güçlerin, Rojava katliamlarına destek verdiklerini biliyoruz. Peki, buna ne denmeli, Müslümanlıkta ve insanlıkta bunun yeri neresidir..?

Türkiye ve kuzey Kürdistan da başlayan bir süreç var. Sürecin bu aşamaya kadar tek yanlı yürütüldüğü bir gerçektir. Bu kadar ciddi bir soruna AKP hükümetinin bu kadar, ertelemeci yaklaşması ve kendine göre uygulamalarda bulunması ciddi anlamda insana kaygı vererek, aynı zamanda kuşkulara da sebebiyet

Vermektedir. Halen AKP yetkililerinin, ‘PKK temsilcileri şantaj yapıyor’ demeleri akıl almaz ve ciddiyetsiz açıklamalar olarak ele alınabilir. PKK yetkililerinin sorumlulukları ve umuzlarındaki ağır yükün farkında oldukları kesindir. Bütün endişe ve kaygılar, Hükümetin duyarsız ve ciddiyetsiz yaklaşımlarıdır. Ciddi bir değeri olmayan sıradan paketlerle süreci götüreceklerine inanıyorlarsa büyük bir yanılgıdır.

Son zamanlarda AKP hükümetinin tek derdi, Mısır’daki gelişmeler olmuştur. Mısır’da yaşanılanlar sıradan olaylar değildir. Ancak bu gelişmelerin sadece sonuçlarına bakarak, politika da yapmak gerçekçi değildir. Önemli olan böylesi insanlık dışı gelişmelere sebep olan olay ve olgulardır. Bu anlaşılmadan ve bunun iyi bir analizi yapılmadan yapılan yorumlar gerçekçi değildir. Türkiye kendisini demokratik bir ülke olarak görmektedir, bu ham bir hayaldir. 21. Yüzyılda bile halen anadilde eğitime bile izin vermeyen bir ülkenin demokratik olması düşünülemez. Zindanlarda yüzlerce hasta tutuklu ve bir o kadarı da çeşitli hastalıklardan yaşamlarını yitirdiler. Son olarak bir AKP’li bakanın göğsüne çarpan bir vatandaşın serbest bırakılmasına, bakan isyan ediyor. Kendilerine karşı yapılan en ufak bir müdahaleye tahammülleri olmadığı gibi, tehdit gördükleri kesimlere karşı son derece amansız bir mücadele vermektedirler. Bunun adı olsa olsa, olmayan demokrasi olur.

Bölgede son iki yıldır, yoğun gelişmeler yaşanmaktadır. Bu gelişmelere öncülük etmek isteyen göçler dışarda kaos yaratmayı amaçlayanlardır. Suriye, Mısır ve diğer Arap ülkelerinde yaşanan budur. Irak müdahalesinin üzerinde 0n yıl geçmesine rağmen her gün ortalama onlarca Iraklı yaşamını yitiriyor bir hiç uğruna, müdahaleyi gerçekleştirenler ise dışarda seyirci, hatta daha fazla ölümler olsun, kaos olsun diye çaba sarf ediyorlar.

Bütün bu gelişmeler içerisinde, Kürtlerin pozisyonları son derece kilit bir öneme sahiptir. Bunda en çok Rojava Devriminin etkisi ve önemi vardır. Bu anlamda süreci daha iyi geliştirecek ve genel anlamda tarihi bir rol oynayabilecek bir çalışmadır. Ancak Kürtlerin birlik olmaması ve biraya gelmemeleri konusunda ulusal çıkarları hiçe sayan ve sadece bir kesimin çıkarına hizmet eden basit yaklaşımların olması endişe vericidir. Tarihsel bir çalışmanın heba olmaması ve tarihe yakışır bir görev oynamasının yegâne yolu, bütün Kürt ve Kürdistan ülkesinin çıkarlarını ve geleceğini düşünmekten geçer.

Particilik ve parçacılık gibi yaklaşımların kongre ruhunu zayıflatacağı gibi, sağlam ve istikrara yol açacak sonuçlar da çıkmayacaktır. Bu yüzden konferansta her yönü ile Kürdistan halkının birliği ve geleceğini teminat altına alabilecek bir sonucun olması hayati öneme sahiptir. Yıllardır asimilasyona maruz kalmış ve ülkesi param parça edilmiş bir halk gerçeği var. Bu kongre, bu acı gerçeğe sebep olan zihniyet ve güçlere karşı da bir tutum almalı ve önemli bazı stratejik kararlara ulaşma cesaretini gösterebilmelidir. ‘Düşmanımın düşmanı, benim dostumdur’, yaklaşımı Kürt siyasi partileri ve hareketleri açısından bir son olmalıdır. Halen de bu acı gerçekler yüzünden Kürt çocukları ve kadınları her gün ızdırap çekmektedir.

Önümüzdeki sürçlerde ve bölgedeki güç dengelerini de hesaba katarak Kürt ulusal birliğinin her açıdan geliştirilmesi temel çalışma olarak hedeflenmelidir. Kürtler bir statüye kavuşacak söylem düzeyinden çıkıp daha somut adımlara vesile olmalıdır. Bazı Kürt siyasi partilerde “ benim parçam Azad oldu, sizde kendi parçanızı Azad edin” demektedirler. Bu yaklaşımın kendisi Kürdistan’ı bölen ve parçalayan bir mantıktır. Kürdistan tek parçadır ve bütün Kürtlerin anayurdur. Hatta Kürdistan’da yaşayan diğer azınlıkları da unutmamak ve onları da kucaklayan bir anlayış ile soruna yaklaşılmalıdır.

Rojava devrimi Kürtler ve Kürdistan mücadelesi için tarihsel bir gelişmedir. Bu gelişme ile birlikte Helwer’de yapılacak Kürdistan ulusal kongresi da dileriz bu tarihsel gelişmeye katkı sunar ve bu sorumlulukla yaklaşacağını umuyoruz. Kürtler artık kendi kaderlerini, kendileri tayin etmeli ve Kürdistan ülkesinin bölünmüşlüğüne ve parçalanmış olmasına çare bulmalıdırlar. Onun dışındaki yaklaşımlar, Kürtlerin daha fazla acı çekmesine, daha fazla göç etmesine ve mağdur olmalarına vesile olur. Bu nedenle Kürtlerin yakaladıkları bu tarihsel gelişmeleri iyi değerlendireceklerine, Kürdistan’da barış ve özgürlüğün sağlanması yönünde önemli kararlar çıkacağına inanıyoruz.

Lekolin.org Haber Merkezi

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.navendalekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info


Parveke

TAGS(ETIKETLER):  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.