Rojava’da Aydınlık ve Karanlık (2)
Politik Analiz / 30 Temmuz 2013 Salı Saat 07:09
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Batı Kürdistan ya da devrimin ateşinde pişen ismiyle “Rojava”, tarihi bir coğrafya. Serêkaniyê yakınlarındaki Til Helef, Neolitik devrimin merkezlerinden biri. Serêkaniyê’nin kendisi, kadim ismiyle “Waşokani” Kürt Mittanilerin kadim başkenti. Amûdê’nin her tarafı binlerce yıllık tarih kokuyor.

Batı Kürdistan ya da devrimin ateşinde pişen ismiyle “Rojava”, tarihi bir coğrafya. Serêkaniyê yakınlarındaki Til Helef, Neolitik devrimin merkezlerinden biri. Serêkaniyê’nin kendisi, kadim ismiyle “Waşokani” Kürt Mittanilerin kadim başkenti. Amûdê’nin her tarafı binlerce yıllık tarih kokuyor. Efrîn’in her tarafı antik Yunan ve Roma eserleriyle dolu. Rojava’da yerleşim yerlerinin büyük çoğunluğunun adı “gır” yani “tepecik” ile başlıyor. Arapça’da bu “tıl”dır. Bu “gır”lerın çoğunun altı kazılsa binlerce yıllık tarihe ulaşılacak. Çünkü binlerce yıldan beri gelen her insan kuşağı bir öncekinin “gır”ı üzerine yeni yaşamını inşa etmiş. En kadim tabaka en alttadır. En yenisi şimdiki Rojavalı insanlardır. Onlar da tarih kadar eski. Suriye rejimi onlara çok çektirse de tarihi ve kültürel özelliklerinden taviz vermediler. Ancak rejimin politikaları gençlik kesimini olumsuz etkilemiş görünüyor. Fakat onlar da devrimde kendisini çabucak bulmaya başlıyor.

ROJAVA RÖNESANSI

Rojavalılar yaklaşık 2 yıldır susamışçasına, oluşturulan dil, kültür, siyaset vb kurumlara akın ediyorlar. 50-60 yaşlarındaki insanlar bir çocuk heyecanıyla deftere, kaleme sarılıyor ve anadili Kürtçe’yi okuyup yazmasını öğreniyor. Bir diğeri ise sabahtan gecenin geç saatlerine kadar meclis oluşturma çalışmalarına katılıyor. Bir başkası akademi devresine katılarak tarih, felsefe ve siyaset öğreniyor. Halk Savunma Birlikleri olan YPG’ye ise rağbet bir hayli fazla. Asayiş çalışmalarına da her yaştan insanlar katılıyor.

Rojava kendi yağıyla kavruluyor, kendi enerjisiyle yürüyor. Kendi kendini gerçekleştiriyor. Bunun adı “xweseriya demokratik” (demokratik özerklik) oluyor. Bu kavram ilkin Rojava insanına ağır geldi. Fakat pratik karşılığını görüp yaşadıkça kavram da artık daha anlaşılır hale geliyor. İnsanlar,  “yani kısaca derdimizin ne olduğunu biz ortaya koyacak, dermanımızı da biz oluşturacağız” diyorlar. Demokratik özerkliği, fazla bilimsel-politik kavramlara boğmadan böylece sade bir tarife kavuşturmuşlar. Ama daha çok yol almaları gerektiğinin farkındadırlar.

Rojava gün geçtikçe aydınlanıyor. Ama maddi yaşam ise bir o kadar güçleşiyor. Elektrik, su, benzin ve tüpgaz tam bir sorun. Buna bir de Suriye parasının aşırı düşüşü eklenince pazarda herşey ateş pahası kesildi. Pazar fiyatları son 5-6 ayda yüzde 400 arttı. Tüm bunların üstüne bir de KDP Güney Kürdistan’dan Rojava’ya açılan Sêmalka kapısını kapatınca yaşam iyice zorlaştı. İnsanlar günlük yaşamda bu zorluklardan yakınsa da gözlerdeki umut azalmıyor aksine daha da artıyor. Çünkü herkes direniyor ve ortak direniş büyük umudu oluşturuyor.

SAVAŞANLAR, KONUŞANLAR VE BOZANLAR

Direniş demişken bugünlerde El Kaide teröristlerinin saldırısı sonucu büyük çatışmalar yaşanıyor. Savaş geniş bir alana yayılmış durumda. YPG’nin genç ve orta yaştaki savaşçıları müthiş bir fedakârlık örneği gösteriyorlar. Bazıları tecrübesiz de olsa kısa sürede savaşı ve taktikleri öğreniyorlar. El Kaide’nin Türkiye’den gelen başta tank olmak üzere ağır silahlarına karşı bu savaşçılar, büyük bir ustalıkla hem karşı koyuyor hem de ilerliyorlar. Halk ise ender görülen bir dayanışma örneği göstererek YPG’nin ve asayiş güçlerinin arkasında siper alıyor.

Bu Rojava’nın aydınlık yanı. Başta El Kaide olmak üzere karanlık saldırılardan ise bir önceki yazıda söz etmiştim. Rojava’nın kendi içinde başka karanlık odaklar da var. Uluslararası istihbarat güçleriyle ilişkili ve “siyasi parti” adıyla hareket eden bir kısım çevreler Rojava ortamını sürekli terörize etmeye çalışıyorlar. Bunlar aynı zamanda Cebhet ul Nusra (El Kaide) ve diğer çeteci yapılarla da işbirliği halindedirler. Bunların maddiyatla kendilerine bağladığı bir kısım aileler ise yer yer “demokratik tepki” adı altında provokasyonlara çekiliyorlar. Amûdê kenti bu açıdan bir merkez gibi kullanılmaya çalışılıyor. Bu çevreler daha çok Hewlêr’de konumlanıyor ve faaliyetlerini burada örgütlüyorlar. Yıllardır ve hala Hewlêr’i çevreleyen dağlarda konumlanan özgürlük gerillaları, buralardan kuş uçurtmuyorlar. Hewlêr’i bugün terörist saldırılardan koruyan esas güç peşmergeden daha fazla gerilladır. Bu doğrunun hakkını Güney Kürtleri teslim etmektedirler. Ama ne yazık ki aynı Hewlêr bugün Rojava Kürdistanı için köyü niyetli senaryo ve pratiklerin bir mekanı olarak kullanılıyor. Yine aynı Hewlêr’in yöneticileri, Rojava’ya açılan biricik yardım kapısını ve nefes borusunu kapatıyorlar. Umarım Kürt Ulusal Kongresi bu konuları masaya yatırır. Yatırmazsa “Ulusal Kongre” olamaz!

Rojava halkının El Kaide ile savaşında arada durup ne yapacağına tam karar veremeyen bir yapılanma da ENKS (Suriye Kürtleri Ulusal Meclisi)’dir. PYD ve diğer partiler ile demokratik güçlerin oluşturduğu TEV-DEM’in dışında kalan ve çoğunluğu sadece tabelada kalan partilerin oluşturduğu ENKS, El Kaide savaşı ile ilgili hala doğru dürüst bir tutum takınmış değil. Bir haftalık savaştan sonra daha yeni toplanıp bir “açıklama” yapacakmış. Halbuki aynı ENKS, Türkiye ile bağlantılı güçlerin yaklaşık bir ay önce Amûdê’de gerçekleştirdiği provokasyonda hemen YPG’yi suçlamıştı. Kısacası KDP’den beslenen birçok parti, mesele savunma ve direniş oldu mu ortalıkta pek görünmüyorlar. Direniş başarıya ulaşıp da ortalık dindiği ve herkes rahatladığı zaman da ekranlarda, sokaklarda, internet sitelerinde bol bol arzı endam edip üst perdeden vatan-millet edebiyatı yapmaya başlıyorlar. Sanki daha dün cephede onlar savaşmış gibi konuşuyorlar.

Günümüzde Rojava bir yönüyle, 1970 ve 80’li yılların Kuzey Kürdistan’ına benziyor. O zaman da ortalık partilerden ve onların hamasi nutuklarından geçilmiyordu. Fakat bir tek parti savaştı ve Kuzey’i bugünlere getirdi. Diğerlerinin esamesi bile okunmuyor. 

Geçen yıl Rojava’nın Dêrik kenti rejimden temizlenirken yaşlı bir adam, “Kürt bir yerde zafer kazandı mı bir gözü güler diğer gözü ise kaygılanır. Bu öteden beri böyledir. Biz de rejimi attık ama birkaç ay sonra ya da bir yıl sonra ne olacağını bilmiyoruz” dedi. Yaşlı adam tarihi tecrübesiyle konuşuyordu ve kaygılarında haklı çıktı. Bir yıl sonra uluslararası güçlerin maşa gücü El Kaide Rojava’nın başına bela edildi. Fakat herşeye rağmen YPG’nin ve halkın eşsiz direnişi Kürdün her iki gözünü de aydınlatıyor.

Akif Roj

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.navendalekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info


Parveke

TAGS(ETIKETLER):  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.