Ulusal Kongre Zamanı!
Makaleler / 24 Temmuz 2013 Çarşamba Saat 07:24
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Kürtlerin en azından 50-60 yıllık hayali olan ulusal konferans ya da kongrenin bir ay kadar sonra gerçekleşme ihtimali artmıştır. On yıllardır sürekli gündemde olmuş, ama bir türlü gerçekleştirilememiştir. Özellikle son 20 yılda PKK bu konuda ısrarlı olmuştur.

Kürtlerin en azından 50-60 yıllık hayali olan ulusal konferans ya da kongrenin bir ay kadar sonra gerçekleşme ihtimali artmıştır. On yıllardır sürekli gündemde olmuş, ama bir türlü gerçekleştirilememiştir. Özellikle son 20 yılda PKK bu konuda ısrarlı olmuştur. Ancak diğer örgütler PKK ile bir ulusal kongre yapma iradesini gösterememişlerdir. Başta Türkiye olmak üzere bölge güçleri ve dış güçlerin tepkilerini düşünerek ulusal bir kongreden kaçınmışlardır. Ancak Kuzey Kürdistan ve Türkiye'de Kürt Halk Önderinin çağrısıyla gerillanın ilan ettiği kalıcı ateşkesin olduğu bir süreçte böyle bir kongreye katılma iradesi göstermişlerdir. Gecikmiş de olsa bir Kürt ulusal konferansı ya da kongresinin toplanması önemlidir. Ulusal kongre kimliğine uygun bir yaklaşım gösterilir ve sonuçları da bu çerçevede olursa tarihi etkileri ve kazanımları olacaktır.

Kürt Halk Önderi Demokratik Kurtuluş ve Özgür Yaşamı İnşa Hamlesi olarak tanımladığı sürecin başarısı açısından dört konferansın yapılmasını önermiştir. Bu sürecin en temel politik enstrümanı olarak bu konferansları öngörmüştür. Bu sürece en geniş politik ve toplumsal çevreyi katmak için bu konferanslar çok önemli rol oynayacaktır. Ankara konferansı, Türkiye'nin demokrasi güçlerini bu sürecin müdahil gücü yapmak için öngörülmüştür. Amed konferansı, demokratik çözüm için Kürtlerin birliği ve bu temelde ne talep ettiklerini ortaya koyan bir konferans oldu. En geniş kesimlerin Kürt sorununun çözümü için neyi talep ettiği bir daha görülmüş oldu. Bürüksel konferansı, yurtdışında yaşayan  Kürdistanlı ve Türkiyeli demokrasi güçlerini ve sol demokratları bir araya getirdi ve bu sürece desteklerini ve taleplerini sundular. Bu konferansların sürecin gündemleşmesinde, toplumsal ve siyasi desteğin artmasında belli bir etkileri oldu. Ankara konferansı erken oldu, hazırlıkları iyi olsaydı daha etkili olabilirdi. Eğer kararları takip edilir ve daimi kurumları amaca uygun iyi çalışırlarsa Amed konferansının sonuçları daha da etkili olabilir.

Tüm bu konferansların tamamlayıcısı olarak ulusal konferans ya da kongrenin toplanmasının sonuçları tarihsel nitelikte olabilir. Ortadoğu'da büyük bir siyasal mücadelenin sürdüğü ve yeni dengelerin oluşturulması için her siyasi gücün yüklendiği ve kendine avantaj sağlamaya çalıştığı bir süreçte en fazla da Kürtlerin bu sürece müdahil olması ve bölgede kendilerine etkin bir yer kazandırmaları gerekir. 20.yüzyıl kıskacının kırılmasının fırsatının doğduğu böyle bir dönemde ulusal konferansın anlamı daha da büyüktür. Kürtler böyle bir dönemde birliklerini gerçekleştirip ortak politika ve strateji belirlemezlerse tarihe karşı büyük bir sorumsuzluk yapmış olurlar. Bu açıdan bir ulusal konferans ya da kongre en başta da tarihi sorumluluğun yerine getirilmesi olacak ve yaşanan sürece hakkını vermek anlamına gelecektir.

Kürtlerin ulusal varlığı ve temel hakları söz konusu olunca tabii ki farklı siyasi hareketlerin ortak politika ve strateji belirlemeleri mümkündür. Yeter ki dış güçlerin, bölgesel güçlerin sesine değil, ulusal çıkarlara göre davranılsın!

Kuşkusuz Kürtler de diplomasi yapacaktır. Ulusal varlığı tehlikede olan bir halk olarak gerekli taktik adımları da atacaklardır. Çeşitli güçlerle ilişki içinde olacaklardır. Bunda esas ölçü, ulusal çıkarlara aykırı olmamasıdır; bir örgütün, bir partinin, bir parçanın diğerleri aleyhine olacak tutumlara girmemesidir. Kürtler artık bu konuda hassastır. Kürt siyasi güçlerinin her yaptığını onaylamayacak bir Kürt kamuoyu var. Bu Kürt kamuoyu ulusal konferans ya da kongrede en doğru kararların ve tutumun ortaya çıkması için ağırlığını ortaya koyacaktır.

Kürtler Ortadoğu'da önemli bir güç haline gelmiştir. Ancak bu güçlerini hala tam etkili kılamamışlardır. Ortak ulusal tutum olmayınca istenilen sonuçlar alınamamaktadır. Örneğin Kuzey Kürdistan'da büyük ve etkili bir mücadele sürmesine rağmen Türk devletine ve AKP hükümetine karşı ortak bir yaklaşım geliştirilemediğinden tam sonca gidilememiştir. Halbuki Kuzey Kürdistan halkı mücadelesiyle sonuç alıcı bir güce ulaşmıştır. Bugün Rojava Kürdistan'da da çok önemli sonuçlar ve kazanımlar elde etme imkanı doğmuştur. Eğer Rojava devrimi desteklenirse, dar politik çıkarlara göre hareket edilmezse Rojava Kürdistan halkı kesinlikle özgürleşecektir. Rojava halkının özgürleşmesinden ürken başta Türkiye olmak üzere bölge ülkeleri harekete geçmiştir. Rojava halkının özgürleşmesini kendileri için tehlike görmektedirler. Bu gerçeklik bile ulusal konferansın ne kadar tarihi önemde olduğunu göstermektedir.

Bu ulusal konferans tüm parçalarda özgürlüğün asgari olarak hangi taleplerle sağlanacağını ortaya koyar ve bu talepler için mücadeleyi ortaklaştır, hangi koşullarda Meşru Savunmanın hak olduğunu ortak temel ilke olarak belirler. Özcesi Kürtlerin varlığını güvenceye alacak ve özgürlüğünü sağlayacak statüleri ortak talep haline getirir. Tüm parçaların Özgürlük Mücadelesinin tüm Kürtlerin Özgürlük Mücadelesi olduğu gerçeğini bir daha vurgular. Ortak ulusal kurumlar oluşturulur.

Kuşkusuz bu konferans ne bölge ülkelerine karşıdır ne de sınırları tartışır, sorun yapar. Kürtlerin istediği, sınırları sorun yapmadan her parçada varlığını güvenceye alıp özgürce yaşamalarıdır.

Türkiye, Irak, İran ve Suriye'de Kürtler sınırları sorun yapmadan özgür ve demokratik yaşama kavuşabilirler. Temel strateji, demokratik Türkiye, demokratik Irak, demokratik İran, demokratik Suriye'de özgür yaşamaktır. Örneğin demokratik Suriye özgür Kürdistan en temel amaçlarıdır.

Hüseyin Ali

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.navendalekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info


Parveke

TAGS(ETIKETLER):  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.