Çözüm Sürecin'de Kürtler, AKP ve Devlet
Makaleler / 07 Temmuz 2013 Pazar Saat 06:17
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Kürdistan'ın her meydanında ''Demokratik taleplerimizi istiyoruz.'' Diye sesler yükselirse Türkiye'nin bir çıkmaz kaosa gireceğinin bilinmesi gerekir.

Müzakere sürecinin olduğun günden bu yana hep somut adımların Kürtler tarafından atıldığını ve kamuouyu tarafından güven aldığını gördük. Süreçten bu yana AKP hükümeti ve TC devleti kılını bile kıpırdatmayarak  güvenverici adımların  atılmadığı kuşku uyandırdığını görüyoruz. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile yapılan müzekerilerin birinci aşamasının bittiğini ikinci aşamanın Hükümet ve devlet tarafından atılması gerekir. Çünkü ikinci aşamada atılan somut adımları üçüncü aşamaya geçileceğinin sinyallerini verir. Eğer AKP hükümeti ve TC devleti somut adımlar atmazsa yürütülen müzakere sürecinin sağlıklı yürümeyeceğini ve tıkanacağının sinyallerini almış olacağız.

Müzakere süreci boyunca Kürtler gereken güven verici adımları attı. Üzerlerine düşenleri sağlıklı bir şekilde kamuoyunu  gerek görsel gerek yazımsal olarak bilgilendirdi. İkinci adımın AKP hükümeti ve TC Devletinin atılması gerektiğini kamuoyu ve dünya biliyor. Oysa İkinci adıma ilişkin atılan somut bir adımın olmadığı gibi kamuoyuyla paylaşacakları bir yol haritalarıda hala ortada yok.
HPG gerillalarının Kuzey Kürdistan'dan Güney Kürdistan'a ''Demokratik Çözüm Yürüyüşü'' gerçekleştiriyor. Bu çözüm yürüyüşü sürerken Kürdistan'da baraj , kalekol ve karakol yapımlarına hız verildi. Bunların yapımları hızlı bir şekilde devam ederken, bir yandan da Kürditan da askeri operasyonlar aralıksız devam ediyor. Halada devam ediyor. Operayonlar devam ederken Kürdistan'da korucu sayısının artırılması için teşfik edici adımlar atarak korucu kadrosunu genişletiyor. Medya savunma alanları havan, obüs, katuşa ve F-16 savaş uçaları tarafından bombalanıyor. İnsansız hava araçları hergün keşif uçuşları yapıyor. AKP ve TC devletinin bu tahrik edici faaliyetlerine rağmen Kürt Özgürlük Hareketi sabırlı bir şekilde metanetini koruyor. Devletten somut adımlar atmasını bekliyor.

AKP  hükümetinin yaklaşımlarına bakıldığında ikinci aşamanaya geçilmeyeceği ve bir yol haritasının olmadığını görülüyor. Hep bahaneci tavırlar takınarak süreci geçiştirmeye çalıştığını görüyoruz. Altı aydır gerilla ve asker cenazelerinin gelmediğini ve çatışmasızlığın devam ettiğini AKP'nin başarısı değildir. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalanın başarısıdır. Sürecin sağlıklı yürümesi için Kürdistan'da baraj , kalekol ve karakol yapımlarının inşaatlarını durdurmak için demokratik hakları kullanarak protesto gösterileri gerçekleştirildi. Her seferinde AKP'nin polisi ve askeri halkın üzerine yürüdü. En son Licede karakol inşaatının durdurlması için yöre halkı karakola yürüyerek inşaatın durdurulması için protesto eylemi yaptı. AKP'nin askeri ağır silahlarla halkı tarayarak bir kişinin yaşamını yitirmesine iki kişi ağır olmak üzere on kişiyi yaraladı. AKP ve Devlet yetkilileri bu olayın üstünü daha önce hazırladıkları planlar çerçevesinde dezenformasyon ve manipilasyon haberlerle kamuoyunu tatmin etmeye çalışılıyor. Bu gerçeği yansıtmayan açıklamalara karşı elbette Kürt halkı demokratik eylemleri bir cevap niteliği olacaktır. Daha bu olay sıcakken AKP'nin polisi BDP'nin ''Hükümet Adım at'' mitinglerine saldırıldı. Halkın çözüm sürecine ilişkin AKP  adım atana kadar sürekli meydanlarda olaması gerektiğini ve demokratik eylemlerle tepkilerini dile getirerek çözüme katkı sunması gerekir. Her Kürd'ün  bunu bir doğal sorumluluk haline getirme bilincinde olduklarını demokratik eylem tarzlarında görülüyor.

Eğer AKP hükümeti ve TC devleti Çözüm sürecini tıkatmak için bir bahane arıyorlarsa bunun zararını kendileri görececektir. BOP'un ( Büyük Ortadoğu Projesi) ortadoğuyu Kürtlersiz yeni bir dizayndan bahsedilmemesiyle projelerinin boşa çıktığını Ortadoğudaki kaostan görebiliyoruz.  Bu da AKP ve TC devleti için Ortadoğuda varlığını sürdürmesi için bir şans olduğunu ve bu şansı iyi değerlendirmeleri gerektiğinin bilinmesi  gerekir.  Eğer somut adımlar atılmazssa buna karşılık Kürt halkı her yerde demokratik eylemlerini sergileyecektir. Artık bunu görebiliyoruz. Kürtlerin eski Kürtler olmadığı daha önce bastırlmış ve susturulmuş güdülerinin bu süreçte patlama noktasına geldiğini görebiliyoruz. Demokratik özgür bir yaşam için daha önce verilen bedellerin o kadarını vermeye hazır olduklarınıda gözle görülüyor. Bunlardan yola çıkarak Taksim ve Amed'teki Dağkapı Meydanı bir Tahrir meydanına dönüşürse bunla birlikte Kürdistan'ın her meydanında  ''Demokratik taleplerimizi istiyoruz.'' Diye sesler yükselirse Türkiye'nin bir çıkmaz kaosa gireceğinin bilinmesi gerekir.

Reşit Dilan

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.navendalekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info


Parveke

TAGS(ETIKETLER):  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.