SUYA DÜŞMÜŞ BİR HAYAL SENİNKİSİ..!
Serbest Yazılar / 13 Mart 2013 Çarşamba Saat 09:57
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Sömürgeci TC devleti ve onun hükümeti bir taraftan Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile diyalog kurarak Kürt sorununun çözeceğini iddia ederken

Sömürgeci TC devleti ve onun hükümeti bir taraftan Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile diyalog kurarak Kürt sorununun çözeceğini iddia ederken, öbür taraftan sorunun adını bile doğru dürüst koyamıyor.  Daha önce verdiği sözlerle ve yaptığı konuşmalarıyla kamuoyunda sorunu çözme havası yaratan, ancak sonrasında hem verdiği sözleri tutmaması hem de konuşmalarının arkasında durmaması nedeniyle kamuoyunun inancını ve güvenini kaybeden AKP hükümeti böylesi çürük bir zihniyetle sorunu nasıl çözecek?  

Geçmişten bu yana faşist zihniyetin ürünü TC ve onun şimdiki mirasçısı olan AKP devleti her ne konuda olursa olsun değişmeyen milliyetçi geleneğini esas almaktadır. Eğer bu zihniyetle sorun çözüm getirilebilseydi bu güne kadar gelirdi ancak çözümün gerine tam aksine sorunu daha da derinleştirmiş ve sorunun büyük acılarla günümüze kadar gelmesine neden olmuştur. Son dönemde çözüme dönük yapılan tartışmaların merkezinde bu yaklaşım yine öne çıkıyor. Bu durum en çokta kendini Kürt sorununda gösteriyor. AKP devleti ne kendisi bir çözüm üretiyor ne de dünya da yaşanan tecrübelerden yararlanıyor.

Geçtiğimiz günlerde Sinop’ta HDK heyetine yönelik organize edilmiş linç girişiminin Kürtlere karşı tahammülsüzlüğün yıllardır söz konusu Kürtler olunca aynı zihniyette olan üçlü ittifakın bir sonucudur. Bu da gerek protesto esnasında açılan pankart ve dövizlerde gerekse sözde müdahale için orda olduğunu söyleyen AKP İl Gençlik Başkanları, çekilen fotoğraf ve görüntülerle kendini göstermektedir. Böylece asıl meselenin yine Kürtleri imha ve inkar politikası olduğu açıkça ortaya çıkıyor. İnanması güç ancak burada dikkat çeken bir başka konu polisin bir araya gelmiş sayıları iki yüzü bile bulmayan serseri bir gruba karşı nazik ve kibar tutumuydu. Oysa AKP’nin yeminli polisleri Kürdistan’da en ufak bir yürüyüş esnasında bile Kürt gençlerini panzerleriyle ezerken, çocuklarının kollarını kırıp ve silah dipçikleriyle kafalarını parçalarken, Sinop ve Samsun’daki bu grubu dokuz saat dağıtamaması insanı düşündürüyor.

Son zamanlarda çözüm adı altında tasfiye planları ile yatıp kalkan işgalci AKP devleti ve heyetinin yaptıkları her konuşmada ikide bir silahları susturun, silahları bırakın, siyaset ve diyalog olsun çağrılarında bulunurken, diğer taraftan aralıksız bir şekilde Kürdistan dağlarına bomba yağdırıyorlar. Silah bıraktırmakta ki asıl meselenin AKP’nin 1999 yaşanan geri çekilme durumu üzerine kurduğu hayalleridir. Ama adı üstünde bu sadece hayaldir. Çünkü gerçekten PKK’nin böyle bir durumu tekrar yaşayacağını düşünmek büyük bir ahmaklıktır. Kürtler bunu eleştirdiği zamanda aman süreç çok hassas her önüne gelen konuşmasın, herkes konuşmalarına hal ve hareketlerine dikkat etsin deniliyor. Ancak kendisi her yerde canının her istediğini söyleme hakkını görebiliyor. Sanırım hassasiyet sadece Kürtler konuşunca geçerli!

Şimdi denilebilir ki gerçekten hayati önem taşıyan bu soruna hükümet basit bir şekilde yaklaşabilir mi? Evet yaklaşabilir. Bunun en önemli nedeni de 2014’te yapılacak olan yerel seçimlerdir. İktidarını kaybetmek istemeyen Erdoğan yaşadığı sıkıntıları gidermek için yapılacak seçimler için zaman kazanma plan ve hesapları içerisine girmiştir. Bunun içinde Kürt özgürlük hareketini oyalamak istemekte ve buna araç olarak da Kürt sorununu araç olarak kullanmak istemektedir. Gündeme getirdiği yeni paketlerle sanki sadaka dağıtır gibi yaklaşımlar sergileyen AKP devleti tek seferde yapılabilecek paketleri herhangi bir şey çözmek için değil, kendine daha rahat bir seçim ortamı hazırlayabilmek için ortaya koymaktadır.

İşgalci AKP devletinin bırakın çözüm getirmesini bu soruna sıradan ve gayri samimi yaklaşımları ülkeyi büyük felaketler getireceği açıktır. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın Kürt sorunun çözülmesi için tarihte hem teorik hem de pratik olarak örnekler sunduğu biliniyor ancak önemli olan AKP hükümetinin kendini bu konuda ikna etmesidir. Yoksa Kürt Halk Önderinin ve Kürtlerin tek başına çabaları yetmez. Onlar zaten uzun yıllardır büyük bir çabanın ve emeğin sahibi ve büyük bedeller veren tarafı olmuşlardır ve her gerektiğinde taşın altına ellerini koymaktan kendilerini geri çekmemişlerdir.

Kürtler olup biten her şeyin farkındadır, önemli olan barış isteyen her kesimin oyunların farkında olmasıdır. AKP başbakanı her gün yaptığı açıklamalarla sorunu çözecek ciddiyetten uzak durmaktadır. Erdoğan’ın basını örgütün ayrı başları ayrıldığı asparagas haberler yapması, ve yine PKK’nin silah bırakması için yapılan ısrarlar, askeri operasyonların sürmesi ve Kürdistan’ın bütün sınır illerine askeri yığınakların devam etmesi ne yapmak istediklerini, gerçek niyetlerini dışa vuruyor.

İktidara geldiğinden bu yana “Kürt sorunu benim sorumdur, bu sorunu ben çözeceğim” diyen ancak söylemlerinin ardından pişmanlık duyan Erdoğan’ın, umarız son olarak “bu sorunun çözülmesi için gerekirse baldıran zehiri de olsa içerim” sözünden pişmanlık duymamasıdır. Biz diyoruz ki kimsenin zehir içmesine gerek yok. Sadece bu soruna samimi, dürüst ve ciddi yaklaşılmasıdır. Erdoğan’ın, dünyanın her yerinde yapılan müzakerelerde yapılan anlaşmalarda en son madde olan silah bırakma konusunda ki ısrarını bilinçaltından çıkarması gerekiyor. Sanal bir barış havası yaratıp özgürlük hareketini, güney Kürdistan’a çekilmeye zorlayarak, akıl hocalarının Tamil modelini uygulamak kurnazlıklarından vazgeçmesidir. Çünkü 1999’da ki koşullar ile şimdiki koşullar birbirinden çok uzak ayrıca PKK bugün çok daha güçlü bunun da unutulmaması gerekiyor.

Amed Dılxwaz

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.navendalekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info

   

    

         

 

Parveke

TAGS(ETIKETLER):  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.