Gelecek İki Yılın Olası Gelişmeleri
Gençlik / 14 Şubat 2010 Pazar Saat 21:35
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Türkiye’de siyasi belirsizlik durumu devam ediyor. Genel kanı Türkiye’de 2010–11 yıllarının gerginlikler ve çatışmalarla geçeceği yönündedir. Bunun ne kadar gerçekleşeceği siyasi

Türkiye’de siyasi belirsizlik durumu devam ediyor. Genel kanı Türkiye’de 2010–11 yıllarının gerginlikler ve çatışmalarla geçeceği yönündedir. Bunun ne kadar gerçekleşeceği siyasi dengeler gösterecektir. Kâhinler gibi önceden konuşmak, siyasal tespitlerde bulunmak fazla sağlıklı bir yöntem değil. Ama öngörüsüz de olunamıyor. İnsan geleceğini düşünmeden bugünün adımını atamaz. Bu iki yılın Türkiye’de gerginlik ve kaos içinde geçmesinin bir çok nedeni var. Bunları temel başlıklar içinde şöyle sıralamak mümkündür.

 1-Doğunun kadim gelenekleriyle batının hegomonik yayılmacılığının çatışma köprüsü Türkiye’dir. Anadolu, batı ve doğu arasında tarih boyunca oynadığı köprü rolünü bugünde oynamaya devam ediyor. Köprübaşları ise sadece geçiş için değil, rakiplerce tutulmak için bazen çatışma noktaları haline gelirler.  Mevcut durumda Türkiye, doğu ile batı rüzgârlarının şiddetle estikleri ve birçok akımın karıştığı alan durumundadır. Bu çatışmada kimin galip çıkacağı henüz netleşmiş değildir. Önümüzdeki yılların bu çalkantı ve çatışmalarla geçeceği varsayılmaktadır.

 2-Türkiye de devlet yeniden yapılandırılmaktadır. Devlet yapısı önemli bir değişim süreci geçirmektedir. Soğuk savaşın koşullarına göre oluşturulan yüz yıllık ulusal devlet yapısı, yeni koşullara göre yeniden dizayn edilmekte, küresel koşullara entegre edilmeye çalışılmaktadır. Bu da eski dengeleri sarsmakta ve çatışma alanlarını doğurmaktadır. Gelecek iki yılda bu süreç son virajına girecek ve keskin dönüşünü yapacaktır.

                3-Kürt Özgürlük Hareketi ivme kazanarak yeni bir sürece girmek üzeredir. AKP hükümetinin topluma verdiği vaatler boş çıkmıştır. “Kürt Açılımı, demokratik açılım,” gibi toplumu büyük bir beklentiye sokarak, ardında da bu beklentileri boşa çıkarıcı tutum içine girmesi hayal kırıklığına neden olmuştur. Yaratığı umutlar tükenmiştir. Bunun toplumda yeni bir öfke kabarmasına neden olacağı, savaş ve şiddeti tırmandıracağı beklenmektedir

                4-Türkiye’de toplumsal sorunlar artmış ve ağırlaşmıştır. Devletin birliği dağılmıştır. Birbirlerine karşı tutum alan iktidar blokları oluşmuştur. Devlet parçalı ve güç odakları kendi içinde kavgalıdır. Bu da sorunların çözülmemesinde en önemli faktörlerden biri sayılmaktadır. Devlet işleri yürüyemez duruma gelmiştir. Hükümetin verdiği kararları yargı boşa çıkarmakta, yargı ve Genelkurmayın yapmaya çalıştıklarını AKP hükümeti boşa çıkarmaktadır. Dolayısıyla yürür gibi görünen en sıradan işler bile yürümemektedir.

                5-Devletin tüm kurumları büyük itibar ve güç kaybına uğramışlardır. Özelliklede cumhuriyet tarihi boyunca Türk ordusu tarihinin hiçbir döneminde bu derece itibar kaybına uğramamıştır. Ordu faşizmin, zulmün, zorbalığın ve her türlü kirli işin tertiplendiği bir odak olduğu karanlık çirkef yüzü açığa çıkmıştır. Devletin belirleyici güç odağı olarak gücünü ve ciddiyetini yitirmiştir. Keza yargının gerici statükocu yüzü teşhir olmuştur. Devletin bütün kepazelikleri toplum tarafından anlaşılmıştır. AKP kredisini tüketmiştir. Toplum eskisi gibi artık devlet kurumlarına güvenmemekte, sorunlarını devletle çözmek istememektedir. Buda toplumu yeni çözüm arayışlarına itmiştir. Eski klasik formül yeniden gündemdedir.  “Yönetenler eskisi gibi yönetememekte, yönetilenler ise eskisi gibi yönetilmek istenmemektedir” Bu durum ise devrim şartlarının hazır olduğu anlamına gelmektedir. 

                6-Seçim yıllarına girmiş bulunduğundan her kesim kendini seçimlere endeksleyecektir. Çünkü toplumsal kesimler yeni dönemde kendi amaçlarını geçekleştirmek için öncelikle seçimleri kazanmak zorundadır. Artık ordu zoruyla ve cuntacı yöntemlerle kimsenin iktidara gelmesine müsaade edilmemektedir. O nedenle seçimler herkes için büyük önem kazanmaktadır. Eleştiri ve karalamaların dozajı artacaktır. Bu seçim bir nevi Türkiye’nin kaderini ve geleceğini belirleyeceğinden taraflar tüm güçleriyle bu seçimlere yükleneceklerdir. Ellerinden geleni ardına koymayacaklardır. Bu da iç çatışmayı ve gerginlikleri daha çok tetikleyen bir etken olacaktır.

                7-Şayet AKP seçimi kazanırsa kendi amaçları ve projeleri doğrultusunda Türkiye’yi değiştirmeye devam edecektir. Büyük ihtimalle bunu önemli oranda tamamlamayı başaracaktır. Devlet sistemini artık geri dönüşü olmayan bir noktaya sürükleyecek, kendine göre biçimlendirecektir. Toplumsal sorunlara yeni biçimler verilecek, kendi amaçlarına göre evirecektir. Başta CHP’nin mevcut çizgisi olmak üzere belki de MHP de tarihe karışacak, Baykal gidecek, yerine Kemal Kılıçdaroğlu gibi yeni liberal patentli simalar gelecektir. Türk siyasi hayatında dengeler değişecek, yeni oyuncular ve figürler sahneye çıkacaktır. Kürt sorunun çözümüne ilişkin tartışma ve arayış sureci yeniden hızlanacaktır. Anayasa değişikliği ve reform süreci tekrar gündeme girecektir.

                8-Eğer bu seçimlerde AKP yenilgiye uğrar ve iktidardan düşerse CHP+MHP koalisyonu kaçınılmaz hale gelecektir. Bu durumda AKP’nin kazandığı mevziler tek tek geri alınacaktır. Ulusal devlet yapısı yeniden restore edilmeye, eski itibarı verilmeye çalışılacaktır. Kürt sorunu yeni bir şiddet sarmalına dönüşecek, bir beş on yıl daha geriye iteklenecektir. Türkiye’de gerginlik ve şiddet yeniden tırmanacaktır. Hatta kendi içinde bir bölünme sürecine girebilecek, iç savaşa doğru gidecektir.

                9-Türkiye’de gelişecek bu senaryolara göre Kürt Özgürlük Hareketi hayati önem kazanmaktadır. Önümüzdeki yıllar çözüm ve barışın mı, yoksa şiddet ve çatışmanın mı yıları olacak, bunun kararı verilecektir. Kürt özgürlük hareketinin mücadele gücü ve payı bunda önemli ve aktif bir rol oynayacaktır. Bunun yanı sıra sonucu belirleyen Türkiye’deki seçim sonuçları ve devletin yeni siyaseti olacaktır.

                Türkiye’nin içine gireceği bu yeni bunalımlı süreç, Kürt özgülük hareketi için hem imkân ve avantajlarla, hem de tehlike ve risklerle doludur. Devlet gücünün dağılması, ordunun zaafa uğraması, siyasetin parçalanması mücadelemiz açısından son derece olumlu fırsatlar sunmaktadır. Siyaset yapma alanı genişlemekte, müttefik ve ittifaklar geliştirmenin zeminini güçlendirmektedir. Sivil siyasetin önü açılmaktadır. Kürt sorununun çözümü için önemli bir fırsat sunmaktadır. Siyasi ve askeri mücadelenin alanı açılmaktadır. Devlet odaklı çözüm ve arayışlardan umudunu kesecek olan geniş toplumsal muhalefet demokratik çözüm alanına yönelecektir.                         

                Bu nedenle siyasi alan mücadelesi büyük önem kazanmaktadır. BDP’nin Türkiye partisi haline gelmesi, kendi çözüm programını geniş kitlelere benimsetebilmesi, en az yüzde on barajını aşacak kadar bir oy gücüne ulaşması büyük hayati öneme sahiptir. Türkiye’nin içine gireceği bu çalkantılı süreç düşünüldüğünde bu hiçte zor olmayan ve rahatlıkla başarılabilinecek bir hedeftir. Eğer doğru ve yetkin bir siyasi program, yaratıcı siyasi yöntem ve azimle çalışılırsa Türkiye’de gerçek muhalefet gücü olarak çıkmak ve çözüm gücü haline gelmek her zamandan daha fazla olanak dâhilindedir. Bizce önümüzdeki iki yıl, böyle bir tarihi fırsatı önümüze koymaktadır.

                Türkiye’de topluma ve kitlelere umut verecek gerçek bir muhalefet gerekmektedir. Bunun acil ihtiyacı her gün daha fazla hissedilmektedir. Toplum devlet partilerine karşı güvenini yitirmiştir. Devletin sorunları çözen değil, sorunların bizzat kaynağı olduğunu anlamıştır. O halde geriye halkların sadece kendi demokratik seçenekleri kalmaktadır. BDP’nin kitlelere vereceği güven ve kendini anlatabilme gücü önemlidir. Türkiye partisi olmak için azimli ve kapsamlı bir çalışmanın artık zamanıdır. Fazla zaman kaybetmek tarihi fırsatları kaçırmak demektir. Şimdiden kollar sıvanmalı işe koyulmalıdır. Bu işi başarmamanın vebali bu işe öncülük edenlerin boynunda kalacaktır.

 

   Haydar Engin

 

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info

 

Parveke

TAGS(ETIKETLER):  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.