Suriye’nin Durumu ve İkinci Urfa Toplantısının Sonuçları
Basından Seçmeler / 24 Şubat 2013 Pazar Saat 10:42
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Uluslararası güçlerin, özellikle ABD-Rusya’nın, üzerinde uzlaştıkları noktanın Beşar Esad’ın 2014 yılına kadar kalması, ardından yapılacak bir seçimle görevi bırakması olduğu görülüyor.

ABD ve Rusya başta olmak üzere uluslar arası güçler Suriye’deki savaşın denetimlerinden çıktıklarını anladıkları için bir arayışa girdi, -ki bu arayış nasıl sonuçlanacak şimdiden kestirmek çok zor- Türkiye ise Batı Kürdistan ve Suriye’ye yönelik üstlendiği Truva atı rolünü oynamaya devam ediyor. Bu amaçla silahlı grupların merkezi haline getirdiği Urfa’da, bazı silahlı grup sorumlularının katılımıyla gerçekleştirilen toplantının sonuçları da yavaş yavaş ortaya çıkmaya başladı.

Suriye konusunda başta ABD-Rusya olmak üzere uluslar arası güçler arasındaki uzlaşmanın sonuçları ortaya çıkıyor. Son olarak Rusya Dışişleri bakanı Sergey Lavrov’un yaptığı açıklamalar da bunu doğruluyor. Aslında bu uzlaşma arayışı yılbaşından önce Axhdar El İbrahimi’nin girişimleriyle başlamıştı. İbrahimi’nin girişimlerine rağmen yılbaşından sonra şiddet, karşılıklı hamle biçiminde devam ettirildi. Bu, uluslar arası güçlerin stratejik amaçlarıyla bağlantılıydı. Bu hamlelerle birkaç amaç güdülüyordu. Yapılabilirse Beşar Esad’ın görevden düşürülmesi amaçlanıyordu. Ki ABD, Türkiye, İngiltere, İsrail vb diğer güçlerin desteklediği silahlı gruplar tarafından yapılan atak bu amaçlaydı. Bunun sağlanmaması durumunda ise kontrol dışına çıkmaya başlayan silahlı gruplar zayıflayacak ve istenilen çizgiye çekilmiş olacaktı. Şimdi böyle bir çizgiye gelindiğini belirtmek mümkün.

Bu hamlelerle güçten düşürülmek istenen bir diğer güç ise Kürtlerdi. Zira Kürtler artık gerek ülke içinde gerek uluslar arası alanda üçüncü bir güç olarak kabul görmeye başladılar. Kürtlerin güçten düşürülmesine dönük politikanın koordinatörlüğü ise Türkiye’ye verilmişti. Ocak ayı ortalarında açıktan Türkiye destekli silahlı grupların Serêkaniyê'ye yönelik saldırıya geçirilmesi bu amaçlaydı. Bu politikalar Kürtlerin ve birlikte yaşadıkları halkların direnişiyle boşa çıkarıldı.  

UZLAŞMA NOKTASI ESAD’IN 2014 YILINA KADAR KALMASI

Uluslararası güçlerin, özellikle ABD-Rusya’nın, üzerinde uzlaştıkları noktanın Beşar Esad’ın 2014 yılına kadar kalması, ardından yapılacak bir seçimle görevi bırakması olduğu görülüyor. Zira Axdar El İbrahimi, yılbaşından önce Şam yönetimi ve diğer ilgili güçlerin yönetimleriyle yaptıkları görüşmelerin ardından bunu dillendirmişti. Bunun yapılabilmesi için bir ‘meşruluğun’ oluşturulması gerekiyor. Son dönemlerde gerek Arap basınında gerekse uluslar arası basında Suriye’deki savaşta El Kaide’nin Suriye’deki temsilcisi Cephet El Nasra’nın hakim olduğu, savaşın tamamen kendi denetiminde olduğu yönündeki yayınlar, propagandalar, rejime işte böyle bir meşruluk kazandırma amacını taşıyor. Bu propaganda ve yayınlar ile rejimin eli güçlendirilmek isteniyor. Böylelikle Esad’a destek veriliyor. Dolayısıyla 2014 yılına kadar kalması için ortam hazırlanıyor.

Bu propagandalar Türkiye ve İran’ın desteklediği Cephet El Nasra, Guraba Şam, Ehfad-ı Resul, Liva Tevhid gibi İslami Radikal grupların tehlikeli bir boyuta ulaştığını ve hiçbir zaman bunların iktidara gelmelerinin istenmediğini gösteriyor. Bu durum aynı zamanda Türkiye’nin İran ile birlikte Suriye’de izlediği politikalarına bir tavırdır. Sonuçta yine Türkiye için tıpkı birinci Körfez Savaşında izlediği "bir bırakıp üç alma" politikasının bir kez daha çöktüğünü gösteriyor.

KÜRTLER DE DAHİL EDİLMEK İSTENİYOR

Üçüncü güç olan Kürtleri güçten düşürme, Batı Kürdistan’ı işgal politikasının bir sonucu olan 3. Serêkaniyê savaşından da Kürtler direnerek zaferle çıktıkları için bu uzlaşma sürecine Kürtler de dahil edildi. Zira bu savaşın durdurulması için Suriye Muhalifleri Koalisyonu araya girdi. Oluşturdukları bir komite savaşın durması için Serêkaniye’de Kürt Yüksek Konseyi’nden bir heyetle görüştü. Arabuluculuk sürecinde de bazı siyasi oyunlar tezgahlandı. Ancak Kürtlerin iradeleri olarak işaret ettikleri Kürt Yüksek Konseyi ile görüşmek zorunda kaldı. Şimdi uzlaşma girişimleri sürecinde de benzer oyunlar oynanıyor. Örneğin Maaz El Hatip, Kürt Yüksek Konseyi ile görüşme yönündeki isteğini yine Güney Kürdistan Bölge Başkanı üzerinden gönderdi. Bölge Başkanı da Rusya’daki muhtemel uzlaşma görüşmelerine giderken Kürt Yüksek Konseyi ile görüşerek gitti. Bir kez daha Barzani’ye ‘Rojava başkanlığı’ da verilmek istendiği ortaya çıktı. Ancak buna karşılık Kürt Yüksek Konseyi bir karşı hamle yaparak Maaz El Hatip’le görüşmek için onu Rojava’ya davet etti. KYK’nin bu hamlesini oynanmak istenen siyasi oyunları boşa çıkarma hamlesi olarak değerlendirmek mümkün.

ANCAK TÜRKİYE BOŞ DURMUYOR

Politikaları direniş, siyasi ve diplomatik girişimlerle boşa çıkarılan Türkiye de bu arada boş durmadı.

Suriye’deki silahlı grupların merkezi haline getirdiği Urfa’da silahlı grup sorumlularının katıldığı ikinci bir toplantıya ev sahipliği yaptı. Gerçekleştirdiği son toplantıda alınan kararlar, öngördüğü ve uygulamak istediği politikalar yavaş yavaş netleşmeye başladı. Son günlerde Kobani’de Mahmut Kerho adındaki Kürt üzerinde ele geçen ve o toplantıda alınan kararların içinde olduğu belge Türkiye’nin politikalarını gösteriyordu.

Kobani’de ele geçen belgeler Türkiye’nin önümüzdeki dönemde de Rojava ve Suriye geneline ilişkin izleyeceği politikalarını gösteriyordu. Alınan kararlarda “Türkiye sınır kapılarını kendi denetimindeki güçlere teslim etmek istiyor” deniliyordu. Türkiye bu yönlü bazı adımlar da attı. Rojava devriminin başladığı Kobani’de kendisine yakın güç kalmayınca işbirlikçi Kürtlerden oluşturacağı gruplarla kapının kontrolünü ele geçirmeyi amaçladı. Ancak bu kararları daha uygulamaya konulmadan deşifre edildi. Ceraplus, Serêkaniyê, Tılabyad’daki kapıların kendisinin desteklediği Türkmen Tugaylarının denetimine verme çabasında.

TÜRKMEN GRUPLARI SINIRA ÇEKME PLANI

Türkiye’nin bu uygulaması gruplar arasında çatışmalara neden oluyor. Geçtiğimiz günlerde Tılabyad’ta, savaşın sonuçlanmasından birkaç gün sonra Serêkaniyê’de ve Cerablus’ta gruplar arasında yaşanan çatışmalar bunun sonucudur. Türkiye’nin bu oyunlarını en iyi şekilde Anadolu Ajansına bir açıklamada bulunan ÖSO Birleşik Komutanlığı Genel Kurmay başkanı olduğunu iddia eden Selim İdris dile getirdi. İdris 17 Şubat’ta YPG ile ÖSO güçleri adına Haseki Askeri Devrim Meclisi başkanı Hasan Abdulla arasında yapılan anlaşmayı tanımadıklarını, Haseki’de böyle bir anlaşma yapmak için hiç kimseye yetki vermediklerini, bu anlaşmanın kendileri için geçersiz olduğunu, Türkiye’ye yaptıkları yardımlardan dolayı teşekkür ettiğini ve amaçlarının Türkiye sınırlarını korumak olduğunu belirtiyordu. İdris, Türkiye tarafından Türkmenlerden oluşturulan Tugaylardan birinin komutanı. Zaten Türkiye’ye yönelik mesajlarını da bu denli açık vermesi özellikle de sınırlara dönük Türkiye’nin kapılara yönelik amacını da gösteriyor. İdris’in açıklamaları Türkiye’nin önümüzdeki dönemde yani uzlaşma arayışlarının olduğu süreçte bu uzlaşmaya rağmen kendi politikalarını sürdüreceğini ve Türkmen grupları sınırlara doğru çekeceğini gösteriyor. Çekeceği bu gruplarla Kürtleri bir kez daha çatıştırarak halklar arası çatışma politikalarını bu kez bunlar üzerinden deneyeceğini gösteriyor. Ve bu gruplarla aynı zamanda gözden çıkardığı gruplarla da çatıştıracağı da öne çıkan görüşler arasındadır.

Ancak gerek uluslar arası güçlerin, gerek Kürt Bölgesel Yönetiminin bu güçlerin politikaları temelinde attıkları siyasi oyun içeren adımları gerekse Türkiye’nin çatıştırma, güçten düşürme politikalarına rağmen Kürtler Rojava’da son günlerde hız verdikleri halklar arası birlik çalışmalarıyla sistemlerini savunup inşa etmekte kararlı olduğunu gösteriyor. Kürtlerin attıkları adımlar ve yaptıkları hamleler siyasi ve diplomatik oyunlar konusunda da oldukça duyarlı olduklarını gösteriyor.

Kürt çevreleri tarafından yapılan yorum ve değerlendirmeler artık Kürtleri özgürlük yollarından hiçbir gücün ayıramayacağı yönündedir. Birliği bozma ve Kürtleri Suriye’nin meşru gücü olarak kabul edilmesine rağmen hala bunu sindiremeyen bazı Kür işbirlikçileri olmasına rağmen bu aşamadan sonra geri dönülmez bir noktada olduklarını belirtiyorlar. Ve bütün işbirlikçi politikalar ile o politikaları izleyen güçlerin iflas etmekten başka bir sonlarının olmayacağı, Kürt siyasi çevrelerinin çoğunluğu tarafından kabul gören bir görüş…

Seyit Evran / ANF

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.navendalekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info

Parveke

TAGS(ETIKETLER):  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.