Avrupa’da Şimdi De Alevi Düşmanlığı
Makaleler / 05 Şubat 2013 Salı Saat 07:50
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
AKP hükümeti uzun bir süredir Avrupa’daki Kürtleri hedef almıştı. Kürtlerin demokratik örgütlenmelerini dağıtmak için Avrupa devletlerine baskı yapıyordu.

AKP hükümeti uzun bir süredir Avrupa’daki Kürtleri hedef almıştı. Kürtlerin demokratik örgütlenmelerini dağıtmak için Avrupa devletlerine baskı yapıyordu. Hatta tüm ekonomik ve diplomatik imkanlarını bir şantaj olarak kullanıp Kürtlerin Avrupa’daki örgütlenmelerini dağıtmaya çalışıyordu. Sanki Türkiye'deki Kürt mücadelesinin esas kaynağı oradaki Kürtlermiş gibi davranıyordu. Bugünkü Meclis Başkanı Cemil Çiçek her fırsatta Avrupa’daki Kürtleri hedef gösteriyordu. Üç devrimci Sara, Rojbin ve Ronahi’lerin katledilmesi bu zihniyetin sonucu gerçekleşti. Mehmet Ali Şahin bu nedenle Almanya’da da bu tür şeyler olur diyerek bu şantaj politikasını pervasızca dile getirdi. Bu söylem, Kürtlere düşmanlığın ne düzeyde olduğunu göstermektedir.Şimdi bu düşmanlık Avrupa’daki örgütlü Alevilere yönelik yapılmaktadır. Bölücülük suçlaması içine Aleviler de alınmıştır.

Kürtler, tek millet olmaları önünde engel olarak görülürken, Aleviler ise tek inanç yaratma politikaları önünde engel olarak görülmektedir. Türkiye'nin ulusal stratejisi Türk-İslam sentezidir. Tek millet Türklüktür, tek inanç da Sünniliktir. Bu stratejiye karşı çıkanlar, hatta uymayanlar düşman olarak görülmektedir. Özellikle bu stratejiye karşı örgütlü karşı çıkanlar tehlike olarak görülüp, hedef alınmaktadır.

Kürtler on yıllardır örgütlü bir mücadele yürüttüğünden baş düşman Kürtler olarak görülmektedir. Bu nedenle her türlü devlet imkanlarını kullanarak Kürt Özgürlük Hareketi bastırılmak istenmiştir. Günümüzde de bu bastırma ve tasfiye politikası sürdürülmektedir.

Şimdi görülüyor ki Kürtler ile sosyalistlerden sonra üçüncü büyük düşman olarak Aleviler görülüyor.  Hatta ikinci düşman demek daha doğru olur. Türk devletinin stratejisine göre Türkiye sosyalist de olabilir, hatta Suudi Arabistan gibi şeriatçı bir ülke de olabilir; ama Kürtlerin ve Alevilerin kimliklerini ve özgürlüklerini kabul etmek mümkün olamaz. Bu devletin Türk ve Sünni kimliği korunsun da hangi rejim olursa olsun anlayışı vardır. Kuşkusuz sosyalist bir ülkede Kürtlerin ve Alevilerin özgürlüğü de gerçekleşir. Ancak Türk devleti Kürtlerin ve Alevilerin özgürlüğünü düşünmeyen ama kendine sosyalist diyenlere de karşı değildir.

Alevilerin açıkça hedef gösterilmesi örgütlü güç haline gelmeleri nedeniyledir. Aleviler artık örgütlüdür. İki kimlikli karakterleriyle her iki kimliklerinin de özgür olduğu demokratik bir yaşamı hedefliyorlar. Hem Kürt’türler hem Alevidirler. Hem Türk’türler hem Alevidirler. Eğer hem Kürt hem Alevi’yseler bu iki kimliğin de özgürleşmesi için mücadele ediyorlar. Hem Türk hem de Alevilerse Türk kimliğiyle ilgili bir sorun yaşamıyor olsalar da Alevi kimliklerini ve ibadetlerini özgürce yaşamak istiyorlar ve bunun için mücadele ediyorlar.

İşte Başbakan’ın, dolayısıyla Hükümetin Alevileri hedef göstermesinin nedeni bu kimlik ve özgürlük mücadelesi yürütmeleridir. Bu Hükümete göre Kürtler ve Aleviler Özgürlük Mücadelesi veremez, hak isteyemez. Sadece onlara hangi çerçeve çizilmişse o sınırlarda yaşayabilirler. Devletin istediği Alevilik ya da Kürtlük ne ise Aleviler ve Kürtler ona uymalıdır. Alevi ve Kürt açılımı dedikleri de budur. Eskiden ne Kürtlerden ne de Alevilerden söz edilirdi. Gelinen aşamada bunun imkanı kalmadığı görülünce, bu defa da Alevi ve Kürtlerden söz ederek Alevi ve Kürtlüğü bitirme stratejisi izlemektedirler. Çünkü kendi düşündükleri Alevilikle Aleviler zaman içinde Sünnileşecek, Kürtler de çerçevesini çizdikleri Kürtlükle zaman içinde tamamen Türkleşecektir. İşte şimdi Türk devleti bu politikaların önündeki Alevi ve Kürtleri düşman olarak görmektedir. Yeni politikalarının tuzağına düşen Alevi ve Kürtler ise kendi Alevi ve Kürtleri olarak öne çıkarılmaktadır.

Avrupa’daki Alevileri bu kadar hedef almalarının nedeni denetim dışı kalmalarıdır. Her ne kadar ilk Alevi örgütlenmelerinin bir kısmı Avrupa’daki Türk elçilikleri ve konsoloslukları tarafından teşvik edilmiş olsa da, zaman içinde bu politika etkisiz kalmıştır. İlk başta Kürt örgütlenmelerine karşı bir alternatif gibi görülüp teşvik edilse de zaman içinde Alevi dinamikleri bu ilişkileri aşmış, devlet denetimi dışındaki örgütlenmeler haline gelmiştir. Bunda CHP gerçeğinin görülmesi ve devlete hakim olan eski zihniyetin antidemokratik ve Alevi karşıtı karakterinin anlaşılması önemli rol oynamıştır. Devletin yeni sahiplerinin Türk-İslam karakterinin de Aleviler üzerinde etkili olma imkanı kalmayınca Avrupa’daki Alevi örgütlerinin özgürlükçü ve demokratik karakterleri öne çıkmıştır. Bu karakterleri nedeniyle AKP hükümetinin hedefi haline gelmiştir.

Alevi örgütlenmeleri birkaç yıldır gerçek demokratik karakterleriyle Türk devletinin karşısına çıkmaktadırlar. Gerçek demokrasi mücadelesi içine girmeleri onları başta Kürtler olmak üzere tüm demokrasi güçlerine yakınlaştırmıştır. Çünkü gerçek demokrasi mücadelesi tüm ezilen ve baskı görenlerin mücadelesidir. Tam demokrasi mücadelesi veren Alevi örgütleri aynı zamanda Kürtlerin de Özgürlük Mücadelesini vermiş olmaktadırlar. Bu açıdan Aleviler gerçek demokrasi mücadelesi kulvarına girdiklerinden AKP hükümetinin hedefi olmuşlardır.

Alevilerin hedef alınmasının tek nedeni, gerçek demokrasi mücadelesi içine girmeleri ve devletin istediği kalıpta Alevi olmak istememeleridir. AKP, yeni devletin yaklaşımını dışa vurmuştur. AKP’nin bu tutumu Alevilerin daha da bilinçlenmesine hizmet edecektir. “Bir nasihat bin musibetten yeğdir” sözü gibi Başbakan’ın sözleri de devletin gerçek yüzünü Alevilere bir daha göstermiştir.

Hüseyin Ali

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.navendalekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info

Parveke

TAGS(ETIKETLER):  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.