Halk İnisiyatifi: Komplonun Yıldönümünü Radikal Serhildanlarla Karşılayacağız
Duyurular / 31 Ocak 2013 Perşembe Saat 15:46
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Kürdistan Halk İnisiyatifi, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a yönelik uluslararası 15 Şubat komplosunun yıldönümünü radikal serhildanlarla karşılayacaklarını bildirdi.

Kürdistan Halk İnisiyatifi, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a yönelik uluslararası 15 Şubat komplosunun yıldönümünü radikal serhildanlarla karşılayacaklarını bildirdi. İnisiyatif, “15 Şubat’ı yas tutarak değil Büyük öfkenin serhıldana dönüştüğü ve hesap sorulduğu bir tarzda karşılayacağız. 15 Şubat günü halk olarak alanlarda olacağız. Hiçbir işe gitmeyeceğiz. Kontak ve kepenk kapatılarak 7’den 70’şe serhıldan alanlarına akacağız” dedi.

Kürdistan Halk İnisiyatifi, yaklaşan Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a yönelik uluslararası 15 Şubat komplosunun 15. yıldönümü vesilesiyle bir bildiri yayınladı. Komplonun yıldönümünü ‘radikal serhildanlarla’ karşılayacaklarını belirten halk inisiyatifi, ‘Hiçbir işe gitmeyeceğiz. Kontak ve kepenk kapatılarak 7’den 70’şe serhıldan alanlarına akacağız” dedi.

Öcalan önderliğinde, “büyük savaş ve direniş mücadelemizle adım adım zafere ve devrime yürüyen tarihi bir dönemeçten geçiyoruz” diyen Halk İnisiyatifi, komplocu güçleri kınayarak, komplonun boşa çıkarılması için bedenlerini ateşe vererek yaşamlarını yitirenleri andı.

“15 Şubat uluslararası komplonun 15. Yıldönümünü karşılarken, uluslararası komplonun içerisinde yer alan güçleri bir kez daha lanetliyor ve bu komplonun boşa çıkarılıp yenilgiye uğratılması için ‘Güneşimizi Karartamazsınız’ şiarıyla bedenlerini birer ateş topuna çeviren kahraman şehitlerimiz şahsında tüm devrim şehitlerini saygı ve minnetle anıyoruz. Yine on beş yıldır lanetli komplocu güçlere karşı İmralı işkence sisteminde destansı bir direniş sergileyen önderliğimiz başta olmak üzere parti ve halkımızın direnişi karşısında önder APO karşısında yetersiz yoldaşlığımızın özeleştirisini yaşam ve pratiğimizle vereceğimizi bir kez daha belirtiyoruz.”

Bildiride, İnsanın toplumsallaşarak insan olmaya başladığı Mezopotamya son 5 bin yıldır, kadına dayalı emek özgürlük, eşitlik, demokrasi, komünalite vb. kutsallıklarına karşı egemenlikçi erkek zihniyetinin sömürü baskı, zulüm, kölelik vb. laneti savaş içerisinde olunduğu belirtildi. Bildiride, “Kutsala karşı ilk komplo kadın şahsında bu topraklarda geliştirildiği gibi son komplo da da bu topraklarda önderliğimiz şahsında 15 Şubat komplosuyla birlikte sonuç alınmak istenmiştir” denilerek devamla şunlar belirtildi:

“Günümüz koşullarında kutsalın temsilini önderliğimiz ve PKK yaparken, lanetin temsilini kapitalist modernitenin uluslararası komploda yer alan karanlık güçleri yapmaktadır. Bu savaş aynı zamanda emeğin sömürüye, özgürlüğün zulme ve köleliğe, aydınlığın karanlığa karşı mücadelesidir. Bu mücadele son 40 yıldır Reber Apo, PKK ve halkımızın görkemli direnişiyle daha çetin bir hal almıştır. Komplocu güçler varlıkları ve çıkarları için tehlikenin büyüklüğünü görünce Önderliğimiz şahsında halkımızın ve insanlığın tüm kutsal değerlerini hedef almıştır.  Bu nedenle en ahlaksız bir biçimde 15 Şubat 1999’da önderliğimizi ve hareketimizi tasfiye etmek için Reber Apo’yu esaret altına almıştır. Son 15 yıldır bu lanetli güçlere karşı kutsal değerleri savunma direnişi en üst boyuta çıkarılmış, nefes nefese bir mücadele geliştirilmiştir. En zor koşullarda İmralı tabutluğunda önder Apo ideolojik felsefik olarak gerçekleştirdiği yeniden doğuşla komplocu güçlerin oyunlarını boşa çıkarmış önderliğin bu direnişiyle bütünleşen parti militan ve halk gerçekliğimizle özgürlüğe her zamankinden daha fazla yakınlaşmış bulunmaktayız.

İçinden geçtiğimiz süreçte deyim yerindeyse kutsalın ve lanetin mücadelesinde final sürecini yaşamaktayız. Bir yandan kapitalist modernitenin öncü gücü ABD ve tayfaları olan AB, İngiltere, İsrail, T.C, Arabistan, Katar ve yeni yetme taşeron KDP gibi güçler; bir yandan Çin Rusya, İran, Irak, Suriye gibi statükocu güçler bir yandan da PKK öncülüğündeki halkların özgürlük hareketleri amansız bir mücadele içerisindedir. Ana mücadele sahası da Ortadoğu ve merkezinde yer alan Kürdistan olmaktadır. Gerek ABD öncülüğündeki güçler gerekse statükocu güçler halkımızı ve halkları sömürmeyi, statüsüz bırakmayı amaçlamaktadır. Yürüttüğümüz mücadele öz değerlerimizle var olma ve özgürleşme mücadelesidir.

Bu komplocu güçlerin imha ve inkâr politikalarına karşı 2012 yılında devrimci halk savaşı stratejisiyle yürüttüğümüz mücadele muazzam kazanımlar ortaya çıkarmıştır. Onlar komployu yeni bir soykırımla sonuca götürmek istemekte, biz ise önderliğimiz ve halkımızla bölge halklarıyla birlikte, özgür bir yaşam inşa etmek istemekteyiz. Bu süre zarfında önderlik, halk, gerilla ve zindan direnişi soykırım politikalarını boşa çıkarmış, başta Rojava Kürdistan’ında olmak üzere 4 parçada özgürlük sistemimiz kökleşerek, diğer halkların da umut kaynağı olmuştur.

İçinden geçtiğimiz dönemde net olarak açığa çıkmıştır ki, uluslararası komplocu güçler ve bölgedeki taşeronluğuna soyunan T.C faşizmi inkâr ve imhadan vazgeçmemiştir. Halkımızı Türkleştirmeyi tek amaç olarak görmektedir. Direnişimiz karşısında zorlandığında ‘Milli birlik ve kardeşlik’ edebiyatı ve ‘Entegre strateji’ denen katliamcı politikalarıyla manevralar yapmak istemektedir. 2013 yılına girerken Ortadoğu ve Kürdistan’da yaşadığı zorlanma ve bozgunu bertaraf edip yeniden nefes almak için Kürt sorununu çözecekmiş gibi bir hava yaratarak, 2013 yılında geliştireceğimiz zafer hamlesinin önüne geçmek istemektedir. Amaç; çözüm değil özgürleşme hamlemizin önünü almaktır. Ortada çözüm samimiyeti kesinlikle görülmemektedir. Görülen entegre strateji mantığıyla inkar ve imhayı yeni komplolarla gerçekleştirmektir.

T.C faşizminin zihniyeti hala Kürt’ü inkâr etme ve aşağılayarak imhayı, teslimiyeti dayatmaktır. Başta AKP ve Fethullah çetesi olmak üzere CHP ve MHP’siyle tüm devlet kurum ve kuruluşlarıyla topyekûn imhayı dayatmaktadır. Erdoğan’ın ‘Ya sev, ya terk et’ söylemi ne ise Fethullah’ın, ‘Köklerini kazıyın’ fetvası ve CHP’nin faşist zihniyetini yansıtan devşirme İzmir Milletvekili Birgül Ayman Güler’in ‘Türkler ve Kürtlerin eşit olduğunu bize kabul ettiremezsiniz’ söylemi aynı alçakça bir zihniyetin sahibi olduklarını göstermektedir. Türk ulusu adıyla anılan devşirme bir ulus adına, varlığını koruma ve özgürlüğü için her bedeli göze alan demokratik Kürt ulusuna, hakaret yağdırılması en hafif deyimle aymazlıktır, ahlaksızlıktır. Sömürgeciliğin zihnini ve dilini bu kadar pervasızca dayatmak ancak Türk faşizminde görülebilir. Biz bu toprakların en kadim halklarından biriyiz. Kendi ülkemizde diğer tüm halklarla eşit ve özgür bir biçimde bir arada özgür yaşamı kurmak istiyoruz. Asla ve asla faşist sömürgeci bir devlet ve onun devşirmelerinin saldırılarına teslim olmadık ve olmayacağız. Bu zihniyete karşı mücadeleyi ve zafer kazanmayı onur ve ahlak görevi olarak görmekteyiz. Bir yandan önderliğimiz işkence sisteminde tutulmaya devam edecek, halkımıza her türlü hakaret edilerek, siyasi, sosyal, kültürel, fiziki soykırım politikaları dayatılacak, gerillaya her türlü tekniği ve kimyasal silahlar kullanılarak imha dayatılacak, Rojava Kürdistan’ı başta olmak üzere 4 parçada ve dünyanın her hangi bir yerinde halkımız adına elde edilen kazanımlar yok edilmek istenecek, bir yandan da ‘Ben çözümden yanayım. Biz kardeşiz’ denilerek, inanmamız beklenecek! Şairin dediği gibi ‘Bu ne yaman çelişki’ Açık ki bu gözü kararmış bir faşist devletin kendisini kandırmasıdır. 5 bin yıldır komplolarla çetin bir mücadele içerisinde olan bir halkı böylesi münafıklıkla kandırabileceğini düşünmek, ham hayaldir.

Bir çözüm olacaksa bu faşist zihniyetin terk edilmesi önderliğimiz ve halkımız ve ülkemizin özgürlüğü kabul edilmeli, bin yıllardır yürüttükleri katliamlardan dolayı hesap vermeli ve özür dilemeli, sömürgeci güçlerini ülkemizden geri çekmelidir. Ülkemizi terk edecek olan bizler değil kapitalist modernitenin taşeronu T.C sömürgeciliği olacaktır. Samimiyetlerinin göstergesi burada belli olmaktadır.

Paris katliamıyla yeşil Ergenekon ve Gladyo ikinci bir Dersim katliamının startını vermiştir. Tüm katliam ve komploların hesabını sormak için halk olarak tek gündemimiz öz gücümüze dayanarak, devrimci halk savaşı ve serhıldanlarla zafere kilitlenmektir. Sömürgeciliğin söylemlerine yüreğimiz ve kulağımız kapalıdır. Haki ve Mazlum’ların, Zilan’ların, Beritan’ların, Sakine’lerin, Numan ve Akif’lerin fedai çizgisinde, önder APO ile yeterli ve doğru yoldaşlığı yakalama görev ve sorumluluğuyla hareket etmek ve yaşamak, biricik amacımızdır. 2013’te 15 Şubat uluslararası komplonun lanetine karşı büyük direnerek, büyük kazanacağız. 5 bin yıldır biriktirdiğimiz öfke ve intikamla komplocu zorba ve zalimlerden hile ve oyunlarının hesabını sormak için bulunduğumuz her alanda serhıldanı geliştirme iddia ve kararlılığıyla söz veriyoruz. Bu topraklarda AKP ve Fethullah faşizmi şahsında zorba ve zalim güçler kaybedecek. Özgürlük ve halklar kazanacaktır. Bu temelde uluslararası komplonun 15. Yıldönümünde serhıldanı radikalleştirip süreklileştirerek, zaferi kazanabiliriz. Kürdistan’ın dört parçası Türk metropollerinde ve bulunduğumuz her alanda, radikal serhıldanlarla komplo ve komplocu güçleri lanetleyeceğiz. Final sürecine denk geçen yıllardaki serhıldanları aşan ve özgürlüğü garantileyecek serhıldanlarla zaferin mümkün olacağını biliyoruz. Bu nedenle 1 Şubat’tan itibaren alanlarda olacağız. 2013 serhıldan hamlemiz 1 Şubat’tan dahada radikalleşerek başlayacaktır. Halk olarak 7’den 70’e kadını, genci, yaşlısı, çocuğu, esnafı, işçisi, işsizi vb. Bir bütün olarak serhıldan alanlarında olmalıyız. Serhıldanlarımızla komplocu güçlere karşı mesajımız öyle radikal olmalı ki bu topraklarda kirli oyun ve komplolara cesaret edemesinler. Komployu pasif eylemlilikler ve basın açıklamalarıyla değil, hesap soran radikal serhıldanlarla lanetleyeceğiz. 1 Şubat’tan itibaren her köy, sokak, mahalle, İlçe ve Şehri eylem alanlarına dönüştürmeliyiz. Komploya karşı yeniden bilinçte derinleşmek için panel, seminer, sinevizyon ve halk toplantılarından tutalım, gece ve gündüz kitlesel yürüyüşlere sömürgeci sistemin kurum ve kuruluşlarını reddedip hesap sormaya kadar geniş yelpazede ve zengin taktiklerle serhıldana kalkmalıyız. 15 Şubat günü serhıldanlarımızda yeni bir zirve olmalıdır. 1 Şubat’tan itibaren başlayacak eylemlerimiz, 15 Şubat’ta yaşamın tamamını serhıldana dönüştürmelidir. 15 Şubat’ı yas tutarak değil Büyük öfkenin serhıldana dönüştüğü ve hesap sorulduğu bir tarzda karşılayacağız. 15 Şubat günü halk olarak alanlarda olacağız. Hiçbir işe gitmeyeceğiz. Kontak ve kepenk kapatılarak 7’den 70’şe serhıldan alanlarına akacağız. 15 Şubat’ta ulaşacağımız düzeyi kesintisiz bir biçimde 8 Mart’a ve sonrasına taşırarak, süreklileştirerek zaferle taçlandıracağız.

Temel şiarımız ve hedefimiz Önder Apo’ya özgürlük ve Kürdistan’a statüdür. Önderliksiz ve statüsüz bir yaşamı en lanetli yaşam olarak görüp asla kabul etmeyeceğiz. Bin yıllardır özgürlüğe susamış ülkemizde önderliğimiz ve halkımızla özgürce yaşayacağımız günlerin şafak vaktindeyiz. Komplonun karanlığını yırtacak, güneşimizin aydınlığıyla özgürleşeceğimiz kesindir. Her zamankinden daha güçlü ve özgürlüğe her zamankinden daha yakınız.  Zafere olan bu inanç iddia ve kararlılıkla bir kez daha komplocu güçleri lanetliyor önderliğimiz etrafında kenetlenerek, zafer ve özgürlüğü birlikte yaşamak için serhıldanı büyütmeye çağırıyoruz.”

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.navendalekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info

Parveke

TAGS(ETIKETLER):  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.