Paris Katliamı: Uluslar arası Komplonun Güncel Aşaması
Politik Analiz / 18 Ocak 2013 Cuma Saat 15:41
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Devletçi uygarlık tarihinin başlangıcından beri egemen güçlerin hegemonyalarını pekiştirip süreklileştirmek için içerisine girdiği enerji kaynaklarının kontrolünü ele geçirme savaşı


Devletçi uygarlık tarihinin başlangıcından beri egemen güçlerin hegemonyalarını pekiştirip süreklileştirmek için içerisine girdiği enerji kaynaklarının kontrolünü ele geçirme savaşı, bugün en yoğun ve şiddetli bir şekilde Ortadoğu’da yaşanıyor. Kapitalist Modernist sistemin ABD ve müttefik güçleri tarafından başlatılan, Ortadoğu’da güncelde Suriye’de somutlaşan ve nihai hedefinde de İran ve perde arkasında 96’dan beri dâhil olduğu Şanghay beşlisi(Çin, Rusya, Hindistan, İran ve Kırgızistan)  olan savaşın boyutlanarak daha da şiddetleneceği görülüyor. 2011’de Tunus ve Mısır ile başlayan halkların yerel statükocu diktatörlüklere ve onların küresel destekçilerine karşı Ortadoğu halklarının özgürlük ve demokrasi isyanı, kapitalist Modernist sistemin manipülatif müdahalelerine maruz kaldı. Bu süreç güncelde 2 yıldan beridir Suriye gibi Ortadoğu’nun özeti diyebileceğimiz bir zeminde ciddi bir tıkanma ve tekrarı yaşamaktadır. Bu çıkmaz, modernist sistemin ve onun yerel statükocu işbirlikçilerinin yaşadığı yapısal krizin Suriye zemininde yansımasını ifade etmektedir. Öyle görülüyor ki Suriye’deki bu kaotik süreç gittikçe yayılarak ve derinleşerek devam edecektir. Çünkü ne mevcut olan diktatörlüklerin ne de Ortadoğu gerçeğine yabancı kapitalist Modernist sömürge zihniyeti, bu kaotik süreci çözme potansiyeline ve kabiliyetine sahip değildir. Bu kaostan çıkışı ancak Ortadoğu gerçeğiyle örtüşen ve kendini devletçi uygarlığın kıskacından bir nebze de olsa kurtaran halkların özgürlük eğilimi ile gerçekleşebilir.  Bu da ancak demokratik konfederatif halklar zihniyetine dayalı toplumsal sistemle mümkündür.

AKP ORTADOĞU’DAKİ Şİİ-SÜNNİ CEPHELEŞMESİNDE TARAFTIR

Ortadoğu’da ABD öncülüğünde hayata geçirilmeye çalışılan BOP Projesinin bölgedeki işbirlikçisi ve taşeronu olan AKP devletinin, son süreçte yaşanan gelişmelerle maskesi tamamen düşmüştür. AKP’nin tarafı dünya ve Ortadoğu kamuoyu nezdinde de tamamen netleşmiştir. Özcesi AKP devletinin Ortadoğu’daki Şii-Sünni cepheleşmesinde Sünni cephesinin aktif bir tarafı olduğunu pratik yaklaşımlarıyla ilan etmiştir. Daha önceden İsrail’e yönelik gelişecek bir füze saldırısına karşı Malatya’ya yerleştirilen Füze kalkanı ve radar sisteminin ardından en son Rojava sınırına NATO tarafından Almanya ve Hollanda’dan getirtilip yerleştirilen Patriot füze sistemi, AKP devletinin bu somut durumunun en son örnekleridir. AKP devleti bölgedeki Şii-Sünni mezhep çelişkisinin ve savaşının açık bir tarafı olarak da hem Suriye rejimi ve hem de Maliki önderlikli Irak merkezi hükümetinin KDP ile olan çelişkisinde de faydalanarak müdahalelerini yeni tarz ve yöntemlerle geliştirmeye devam ediyor.

İMRALI GÖRÜŞMELERİ TOPYEKÛN DİRENİŞİN SONUCUDUR

AKP devletini topyekûn imha ve tasfiye planın bir parçası olarak Kürdistan’da gerçekleştirdiği tüm siyasi, askeri soykırım operasyonları, başta İmralı direnişi olmak üzere bu süreçte gerilla, zindandaki yoldaşların büyük açlık grevi ve halkımızın 2012 yılı içerisinde ortaya koyduğu büyük direniş ile boşa çıkartılmıştır. AKP devleti bu somut durumun bir sonucu olarak uzunca bir süredir İmralı sistemi içinde ağır tecrit koşullarında tutulan Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile Ahmet Türk ve Ayla Akat’ın öncülüğündeki bir heyetin görüşmesine izin vermiştir. Kuşku yok ki AKP’nin bu son tutumu sadece kendisiyle izah edilebilecek bir durum değildir. En son ABD Dış ilişkiler sözcüsünün ‘ İmralı görüşmelerini onaylıyoruz ve Türk devleti bizi bilgilendiriyor’ açıklaması İmralı görüşmelerinin ABD ve müttefiklerinin bir projesi olduğunu gösteriyor.

AKP’NİN SAMİMİ DEĞİL

Görüşmeyle beraber AKP devleti söylemde yeni bir süreci başlattığını veya önceki süreci kaldığı yerden devam ettirdiğini söylese de, pratik politik uygulamalarda bunun tersi gelişmeler olduğu görülmektedir. AKP’nin bir taraftan görüşmeler olurken diğer taraftan yeni yılın arifesinde Lîce operasyonuyla gerçekleştirdiği gerilla katliamı, son söylemesi gerekeni ilk önce söyleyerek süreci darbelenmiş PKK’nin silah bırakması olarak tanımlaması ve bunu yandaş medyasında bir psikolojik savaş malzemesi olarak kullanması bu durumun somut örnekleridir. Ayrıca Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile ileriki süreçlerde yapılacak bu benzeri görüşmelerde AKP devletinin görüşmeye gideceklerle ilgili dayatmalarda bulunması ve kimi istersem o gitsin anlayışıyla kurumsal kimlikten soyutlamaya çalışmaktadır. Bu durum sıradan ele alınacak bir durum değildir. Bu tür dayatmaların bir planın parçası ve hiç iyi niyetli olmayan bir anlayışın sonucu olduğu görülmektedir. Bu da AKP’nin bu süreçte de çözüme yaklaşımındaki samimiyetinin ciddi sorgulanması gerekliliğini ve şimdiden ne kadar samimiyetsiz olduğunu ortaya çıkarmıştır.

PARİS’TEKİ KATLİAMI CEMAATİN YEŞİL GLADYO’SU ÖTÜKEN’İN İŞİ

Türk Başbakanı Tayyip Erdoğan ve kurmaylarından Hüseyin Çelik’in son olarak içinde PKK’nin kurucularından Sakine Cansız, KNK Fransa temsilcisi Fidan Doğan ve Kürt gençlik hareketinin temsilcisi Leyla Şaylemez’in Fransa’nın başkenti Paris’te vahşi ve alçak bir suikastla katledilmeleri sonrasında yaptıkları açıklamalarla da Türk devletinin çözüm konusundaki samimiyetini deşifre etmiştir. Hatta bazı görüşmelerle Kürdistan Özgürlük hareketi gevşetilmeye çalışılırken diğer taraftan Türk Yeşil Gladyosu ile uluslar arası desteklerinin böylesi bir katliamı yapması güçlü bir ihtimal dâhilindedir. Katliamın hemen ardından Gülen cemaatine bağlı medya organlarında ve sosyal medya üzeri ‘Paris şimdi daha iyi ve mutlu’ benzeri başlıklarla sevinç kampanyalarını başlatmaları cemaatin kontrolündeki Yeşil Gladyo olarak nitelendirilen ‘Ötüken’ adlı özel savaş kurumu tarafından yapıldığını göstermiştir.  Ayrıca cemaatin tetikçi kalemi Mehmet Baransu’nun bir süre önce sosyal medya üzerinde yaptığı değerlendirmeleri, Paris katliamını gerçekleştirenler hakkında önemli bir fikir edinimi sağlıyor. Baransu sosyal medyadaki paylaşımlarında Kürt Özgürlük hareketinin yönetim kadrosunun hedeflenmesi gerektiğini ileri sürerek yaptığı ‘ne zaman AKP hükümeti 2 önemli PKK yöneticisini ortadan kaldırdı ben o zaman AKP terörle mücadele ediyor derim’ değerlendirmeleri bu gerçeği net olarak ortaya koymuştur.

PARİS KATLİAMI ULUSLAR ARASI KOMPLONUN DEVAMIDIR

Paris’teki katliam belli bir strateji temelinde hayata geçirilmeye çalışılan ve Kürt Özgürlük Hareketi üzerinde stratejik sonuçlar de hedeflenen büyük ve profesyonel bir istihbarat operasyonudur. Uluslar arası komplonun farklı bir aşamasını ifade etmektedir. Bu nedenle asıl hedeflenen Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’dır. Bunun içindir ki uluslar arası komplonun devamı olan bu stratejik saldırıya karşı ancak stratejik bir yaklaşım ve geliştirilecek tarihi bir hamleyle boşa çıkarılabilir. Her ne kadar Avrupa gibi bir yerde böylesi bir saldırı beklentisi olmasa da bir süre önce ABD’nin Ankara büyük elçisi Richardione’nin ‘biz Türkiye’ye PKK ile mücadelede El Kaide yöntemi önerisi yaptık’ açıklamalarıyla böylesi bir saldırının işaretlerini vermiştir. Yani böylesi bir katliamın başta Fransa hükümeti olmak üzere diğer NATO üyesi hegomonik ülkelerden bağımsız yapıldığını düşünmek yanılgı olur. Özellikle de bu katliamı Fransa istihbaratından ve Kont-terör birimlerinin desteği, göz yumması ve onayı olmadan yapmak imkânsızdır. 

 

 

AKP’NİN ROJAVA KORKUSU

Rusya’nın Ortadoğu’daki son kalelerinden olan Suriye rejimi içerisindeki iç savaş boyutlanarak artmakta ve bir yönüyle de kendi içerisinde bir tekrarı yaşamaktadır. Suriye’deki bu iç savaş Küresel ve bölgesel hegomonik güçlerin hegemonya savaşına dönüşmesinden dolayıdır ki bu süreç uzamakta ve bir süre daha uzayacağı görülmektedir. Rojava(Batı) Kürdistan halkı 19 Temmuz 2011’de bir devrimci hamleyle Rojava’daki kentlerin yönetimlerine el koyarak önemli bir devrim sürecini geliştirmiştir. Bu durum başta küresel Kapitalist güçler olmak üzere AKP ve Kürt işbirlikçi çevreleri korkutmuştur.  Bu da AKP’yi Rojava ile ilgili çeşitli kirli ittifak arayışlarına götürmüştür. Bu ittifakların özü olan PYD’yi sürecin dışında tutma planının tutmaması ve deşifre edilmesi ardından PYD ile Rojava’daki Güney destekli gruplarla Hewler anlaşması ile Kürt Yüksek Konseyi oluşumuna gidilmiştir. Rojava’da her ne kadar ulusal birlik konusunda böylesi önemli bir adım atılmış olsa da, Türkiye  destekli işbirlikçi Kürt grupların çetelerle farklı kirli ilişki ve ittifak arayışları da devam etmiştir.

 

SERÊKANÎ’DE ÇETELERİ ÖRGÜTLEYİP KÜRTLERE SALDIRTAN AKP’DİR

AKP devleti Serêkanî’de içinde özellikle Meşhel Temo, Salah Bedrettin öncülüğündeki Azadî partisi gibi işbirlikçi-ihanetçi diğer Kürt gruplarının elemanlarının da olduğu çeteleri bizzat örgütleyip silahlandırmış ve YPG ile çatıştırmıştır. Serêkanî’de Kürt halkının kazanımlarını ve statü kazanmasını engellemeyi amaçlayan bu plan YPG’nin direnişi ile boşa çıkarılmıştır. Eğer ki YPG’nin güçlü direnişiyle bu plan boşa çıkarılmasaydı Rojava, AKP devletinin ve diğer işbirlikçi Kürt gruplarının müdahalesine açık hale getirilerek YPG’nin tasfiyesi ve PYD’nin Rojava’da oluşturulacak bir dengeyle sınırlandırılması gerçekleşecekti. Türkiye ve Kürt işbirlikçi grupların ittifakının ürünü olan bu plan tutmayınca Güney Kürdistan’ın Rojava sınırını kapatarak ambargo sürecini uygulaması söz konusu olmuştur.

 

IRAK ORDUSU İLE PEŞMERGENİN KARŞI KARŞIYA GELMESİ Şİİ-SÜNNİ CEPHELEŞMESİDİR

Irak’ta İran destekli Şii Maliki önderliği ile Güney Kürdistan hükümeti arasındaki çelişki bölgesel gelişmeler ekseninde dalgalı bir şekilde gelişiyor. Bu çelişki dönem dönem Güney Kürdistan hükümeti ile Maliki merkezli Irak hükümeti arasındaki gerginliklerle de farklı bir sürece evirilebiliyor. Irak ordusu ile Güney Kürdistan Peşmerge gücünün karşı karşıya gelmesi bu somut durumun ifadesidir. Bu aynı zamanda Suriye’de yoğunlaşan iç savaşın ve mezhebik çelişkinin Irak’taki karşı karşıya gelmeyi ifade eden yansımasıdır. Yani Irak ordusu ile Güney Kürdistan hükümetinin Perşmerge gücü şahsında karşı karşıya gelen ABD-Türkiye-KDP Sünni cepheleşmesiyle İran-Maliki-Esad Şii cepheleşmesinin karşı karşıya gelmesidir. Tabi Irak’ta çelişki yalnız Şii-Sünni çelişkisi de değildir. Son olarak Şii lider Mukteda El Sadr’ın Maliki’yi uyararak eğer böyle devam ederse Irak’ta da ‘Arap Baharı’ olur açıklaması Irak’taki Şii güçler arasında da bir çelişki ve bölünmenin olduğunu gözler önüne seriyor.

 

GÜNEY KÜRDİSTAN ÜZERİNDEN ROJAVA’YA MÜDAHALE ARAYIŞLARI

Rojava Kürdistan’ına işbirlikçi Kürt gruplarının Türkiye ile Güney Kürdistan üzerinden müdahale bağlamında arayışları ve bu yönlü çabaları devam etmektedir. Daha önce Suriye ordusundan firar eden gençlerden oluşturulan kamplarda bu amaçla siyasi ve askeri eğitim çalışmaları yürütüldüğü bilinmektedir. Güney Kürdistan’da eğitilen bu gücün bir bölümü farklı yollarla Rojava’ya sızdırılmıştır.  Sonrasında bu gücün öncülüğünde Rojava Kürdistan’ında askeri tabur örgütleme ve ilanları gerçekleştirilmiştir. Güney Kürdistan’da daha şimdiden Talabani sonrasında çeşitli senaryolar gündemleştirilmektedir. Uluslar arası güçlerin müdahaleleriyle de ya YNK’nin dağılıp Goran’ın ön plana çıkarılacağı ya da Goran’ın yeniden YNK’ye katılması da mümkündür.

İRAN’A ERKEN MÜDAHALE İHTİMALLERİ ARTIYOR

Tarihte petrol için ilk kanın döküldüğü ülke olan İran, Ortadoğu’daki Küresel ve bölgesel hegomonik mücadelenin, Suriye’de bir iç savaş biçiminde yoğunlaşmasından ve belli bir sonuca ulaşmasından sonraki final aşamasını oluşturacaktır. Bu anlamda belki de Kapitalist Modernite güçlerinin Ortadoğu’daki enerji kaynaklarını ele geçirme ve kontrol etme amacıyla yapılan son müdahalenin ve son savaşın da yapılacağı ülke olacaktır. Tabi bu Suriye’deki müdahale sonuçlanmadan İran’a herhangi bir müdahale olmaz anlamına gelmez. Çünkü Ortadoğu’daki hegomonik mücadele komplike ve iç içe de sürdürülebilinir. Hatta Suriye’de ki Baas rejimi devrilmeden bile İran’a yapılacak bir müdahale sürecinin gelişme ihtimali artıyor. Bu durum küresel ve bölgesel hegomonik savaşın daha da yaygınlaşması ve şiddetlenmesi anlamına gelecektir.



Navenda Lêkolînên Stratejîk a Kurdistanê

www.navendalekolin.com www.lekolin.org -www.lekolin.net - www.lekolin.info

 

Parveke

TAGS(ETIKETLER):  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.