Durmak Yok, Katliamlara Devam!
Makaleler / 09 Kasım 2012 Cuma Saat 07:33
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Türk savaş uçakları Güney Kürdistan'da iki Kürt insanını katletti; birçoğunu da yaraladı. Yine köylülerin hayvanları telef oldu; bağ ve bahçeleri harap oldu.

Türk savaş uçakları Güney Kürdistan'da iki Kürt insanını katletti; birçoğunu da yaraladı. Yine köylülerin hayvanları telef oldu; bağ ve bahçeleri harap oldu. Bu, Türk devletinin ilk suçu değil.  Türk savaş uçaklarının saldırısıyla şimdiye kadar Güney Kürdistan'da kadar yüzden fazla sivil katledildi.

Anlaşılıyor ki son saldırı da olmayacak.

Türk devleti bir yerde kazayla iki sivil ölse dünyayı ayağa kaldırır; PKK aleyhinde bir karalama kampanyasına dönüştürürdü. Sanki Türk devletinin saldırısıyla siviller öldüğünde bunlar insandan sayılmıyor; normal görülüyor. Tabii ki bu her şeyden önce Kürt’e bakıştır. Bu Kürtler kendi sınırları dışında ölürse haber bile olmaz. İki sivilin öldüğü son katliam girişimi de görmezlikten gelindi. Geçen yıl Kandil’in Kortek alanında biri 6 aylık bebek, dördü çocuk 7 kişilik aile yok edilince Türk basını bunu haber bile yapmadı. Neredeyse bu olayı PKK'nin üzerine yıkmaya çalıştılar. Katliamları gizleme konusunda sadece Türk devleti değil, Türk basını da kirlidir. Türk devleti öldürüyorsa bu ölümler normaldir; hatta üstü örtülmesi gereken olaylardır. Roboski katliamının bir gün boyunca nasıl görmezlikten gelindiği, hatta bu katliamı dillendirmek isteyen bir kadın gazetecinin nasıl susturulduğuna tüm Türkiye ve dünya şahittir. 

2001’de yaylaya çıkmış 7-8 aileyi tüm fertleriyle yok ettiler. 15 Ağustos hamlesinden intikam alır gibi gerilla savaşının ilk hazırlıklarının yapıldığı Xınêre/Lolan alanındaki Kendakolê köyüne 15 Ağustos’ta saldırdılar. Kadın-çocuk onlarca Güney Kürdistan köylüsü katledildi. Bu olay Türkiye'de haber bile olmadı. Türk devleti bu köylülere tazminat öderiz diyerek bu katliamın üstünü örttü. Türk devletine göre biraz para verirse katliamların üstünü örter ve yeni katliamlara devam eder. Nitekim Roboski katliamını da ailelere biraz para vererek örtmek istediler. Bu devlete göre Kürtler biraz para alsa çocuklarının ölümünü unutabilir. Roboski halkı başta olmak üzere Kürt halkı en fazla da bu yaklaşımdan incindi; kendine büyük bir hakaret olarak gördü. 

Türk devletinin saldırılarına Türk basınının sessizliğini anlamak mümkün; ancak Güney Kürdistan hükümetinin sessiz kalması ya da bir bakanın yasak savunma misali bir açıklamayla geçiştirmesi acı bir durumdur. İsrail bir askeri için dünyayı ayağa kaldırırken, ölen Kürt insanı için verilen tepkinin zayıflığı, hatta olmaması Kürt yönetimi için ciddi bir zayıflıktır. Kendi insanın canına kıymet vermeyen, kendi insanına karşı duyarsız yaklaşan bir yönetim aslında meşruiyetini kaybeder. En azından bu yönetim sorgulanır. Dünyada hiçbir siyasi ilişki bu tür katliamları görmezlikten gelinmesini getirmez. Dünyada böyle bir ilişki yoktur. Sadece Türkiye ve Güney Kürdistan arasındaki ilişkide böyle bir terslik vardır. Bu, siyasi bir ilişki olmaz; Türk devletinin işlediği suçların üstünü örtmek anlamına gelir. 

Türk devleti bu sivilleri de kazayla öldürmüyor, bilerek öldürüyor. Böyle yaparak halkla PKK'yi karşı karşıya getirmeyi düşünüyor. Bu açıdan bu katliamlar taammüden yapılmış katliamlardır. Zaten yapılan uçak saldırılarının tümünde her zaman siviller ölebilir. O kadar yaygın bombalıyor ki, belki gerillaya da rast gelir yaklaşımı içinde olduğu anlaşılıyor. Bu nedenle sürekli bir uçak saldırısı var. 

Herhalde bu yılki hava saldırıları nedeniyle milyonlarca dolar harcanmıştır. Çünkü akıllı bombaların her biri on binlerce, hatta yüz binlerce dolar maliyetindedir. Uçakların sürekli bomba attığı düşünülürse, bu maliyetin ne kadar yüksek olduğu anlaşılır. Bu yıl savaşa ne kadar harcama yapıldığı örtülü ödenekte harcanan bütçenin çok kabarık olmasından da belli olmuştur. 

Her bombanın yüzlerce insanı öldürme kapasitesi vardır. Bu dikkate alındığında Amed’ten havalanın uçakların bir fiziki soykırımı yapacak kadar bomba yağdırdığı daha iyi anlaşılır. Eskiden makineli tüfekleri kurup katliam yaparlarmış. Şimdi savaş uçaklarıyla bunu yapıyorlar. Bu savaş uçaklarının bundan sonra da Kürt katliamlarının sorumlusu olacağı açıktır. Kuşkusuz ilerdeki katliamların suç ortakları arasında bugünkü katliamlara sessiz olanlar da olacaktır. 

Türkiye'deki siyasi zihniyet için bir yöneticiyi öldürmek için yüzlerce sivil öldürülmesi de normaldir. Ya tutarsa diye tahmin ettikleri her yeri bombalıyorlar. Aynı Roboski’de olduğu gibi! Roboski’de de siviller bilerek öldürüldü. İçinde bazı PKK’lilerin olduğu düşünülerek bu katliam yapılmıştır. Zaten içinde bir PKK’li çıksaydı bu katliamı savunacaklardı. Nitekim Roboski katliamının olduğu günün ilk saatlerinde içlerinde PKK’liler de olabilir diyerek bu katliamı normalleştirme ve yumuşatma çabası içinde olmuşlardır.

Bu devlet bir PKK’li için yüzlerce değil, binlerce sivilin bile ölmesine karar verir. Böyle insanlıktan çıkmış bir rejim ve zihniyetle karşı karşıyayız. Başbakan’ın kişiliğinde AKP hükümeti böyle bir hüviyet içindedir. Tayyip Erdoğan makyavelist düşünen bir lider tipidir. Onun için amaca ulaşmak için her yol mubahtır. Aslında bu söz tam Tayyip Erdoğan için söylenmiş bir sözdür. Zaten Tayyip tam kendisi gibi bir genelkurmay başkanı bulmuştur.

Kimyasal Necdet tam da tencere yuvarlanmış kapağını bulmuş gibidir. 

Aslında son uçak saldırılarında yüzlerce sivil de ölebilirmiş. Şimdi siviller Türk uçaklarının rastgele vurduğunu bildikleri için onlar da uçak sesi duyunca dağılıp tedbir alıyorlar. Dolayısıyla iki kişi ölmüş, sayı az diye bu saldırılar küçümsenmemelidir. Her an yüzlerce sivilin öldüğü saldırılarla karşı karşıya gelebiliriz. 

Cezaevleri çok gündemde olduğu için bu katliam girişimleri ve işlenen cinayetler yeterince gündemde olmadı. Türk basını bu ölümleri görmediği gibi, zindandaki ölümlere de sessiz kalmaktadır. Şu anda yandaş ve Candaş basın tutsakların taleplerinin karşılanmasını değil de açlık grevlerinin bırakılması ve yanlışlığı üzerinde duruyor. Bir ölüm çıkarsa suçu talepleri karşılamayan hükümette değil de ölende bulacakları şimdiden anlaşılmıştır. 

Her gün idamdan söz eden; bin tane gerillanın ölümünü bir askerin tırnağına değişmem diyen bir Başbakan’dan insan hiçbir şey bekleyemez. O sadece ve sadece siyasi çıkarını düşünen ucubedir. Zaten gerillalar öldürüldüğünde şen şakrak göbek atmaktadır. Öyle ki Amed Emniyet müdürünün toplumu aldatmak için psikolojik savaş gereği söylediği sözleri bile kabul etmemiştir. Çünkü şu anda daha fazla Kürt öldürmeyi siyasi çıkarına görmektedir. İdamdan söz etmesi çıkarına gelmektedir. 

Siyasi çıkar o kadar gözünü bürümüştür ki, Obama’nın seçim kazanması sonrası “darısı başımıza” demiştir. Her şeye bu gözle bakan bir kişiden hangi insani refleks beklenir? 

Şimdiye kadar Kürt Özgürlük Hareketi AKP hükümetinin 12 Eylül cuntasının bir versiyonu olduğunu söylemiştir. Hatta AKP hükümeti 12 Eylül’ün de açık yapmadığı bazı şeyleri açık yapma cesaretini göstermektedir. Zindan direnişi AKP'nin maskesini düşürmüştür. Bu hükümetin zindanda tutsakların ölümüne göz yuman hükümetlerden ve onların zihniyetinden faklı olmadığı netleşmiştir. Başbakan’ın öfkesi bu yüzünün açığa çıkmasınadır. 

Korkunun ecele faydası yoktur. Maskesi düşmüş yeşil Türkçü faşist yüzü tüm çirkinliğiyle ortaya çıkmıştır. Böylece AKP hükümetinin safahat düzeninin sonuna gelinmiştir. Bu nedenle Tayyip’in başkanlık seçimini görmesi bile zor görünmektedir. Başkanlık koltuğuna Kürt Özgürlük Hareketi'ne karşı savaşıp MHP oylarını alarak ulaşmayı düşünmektedir. Ancak Kürt halkının Özgürlük Mücadelesine karşı kirli savaş yürütmek AKP hükümeti ve onun başına hayır getirmeyeceği kesindir.

Hüseyin Ali

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.navendalekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info

Parveke

TAGS(ETIKETLER):  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.