Selam Olsun!
Makaleler / 23 Ekim 2012 Salı Saat 06:39
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Üçüncü büyük zindan direnişi de bu yaşam ve mücadele felsefesiyle devrimci halk savaşının fedailik karakterini derinleştirip zafere ulaşmasındaki tarihi rolünü oynayacaktır.

Cezaevlerindeki dönüşümsüz süresiz açlık grevi kırkıncı günlerde. Kırkıncı günler, artık vücudun kalıcı hasar aldığı ve adım adım ölüme giden günlerdir. Kırkıncı günlerle birlikte başta beyin, göz ve kaslarda kalıcı hasarlar oluşur. Bu açıdan ölümler olmasa bile artık insanın kendini feda ettiği günlerdir. Bu açıdan direnişin fedailik haline geldiği günlerdeyiz. Zaten direnişi başlatanlar talepleri kabul edilmezse böyle bir fedailik direnişi içine girdiklerini ilan etmişlerdir. Kürt Halk Önderi ve Özgürlük Hareketi dışında her söze kulaklarının kapalı olduğunu açıklamışlardır.

Kuşkusuz bu direniş Kürt Halk Önderinin öncülük ederek yürüttüğü, gerillanın yükselttiği direnişin özgürlük ve demokrasiyi yakınlaştıran temel bir halkasıdır. Zaten bu dönem zindan direnişi tarihe üçüncü büyük zindan direnişi olarak geçecektir; geçmiştir. Bu direniş, Mazlum, Hayri, Ferhatlar gibi örgütünün ve önderliğinin mücadele gerçeğini derinden hissetmenin direnişidir. PKK militan gerçeğinin ortak ruhunun sonucudur. Kürt Halk Önderi Haki ve Kemal için “biz birbirimizin gözüne baktığımızda ne duyduğumuzu, ne yapacağımızı hissederdik” der. Kemal’in 14 Temmuz direnişçiliğini de bu gözlere bakma ve her şeyi anlama direnişi olduğunu belirtir. Zindanlardadırlar, ama önderlik gerçeğini, örgüt gerçeğini ve dönemsel sorumluluklarını anlamışlardır. Üçüncü zindan direnişinin bu direniş hamlesi de bu nitelikteki bir direniş gerçeğidir. Kürt Halk Önderi etrafında gelişen varlığını koruma ve özgürlüğünü kazanma direnişinin fedai ruhuna fedailik katan bir direniştir. 

Bu direniş bile Kürt Özgürlük Hareketi'nin karakterini ve toplumsal niteliğini gözler önüne sermektedir. Türkiye'de yapılan muhatap tartışmalarının ne kadar anlamsız olduğunu göstermektedir. Zaten kim muhatap tartışmaları kesinlikle bir özel savaş yönlendirmesidir. Kürt sorunuyla ilgili her şeyi muğlak kılıp sorunu çözümsüz bırakmak için bu yönlü manipülasyonlar yapılmaktadır. 

Kürt Özgürlük Hareketi birinci muhatap İmralı diyor. Zindanlar birinci muhatap İmralı diyor. Kürt demokratik hareketi birinci muhatap İmralı diyor. Türkiye demokrasi güçleri birinci muhatap İmralı diyor. Türkiye'deki birçok çevre birinci muhatabın İmralı olduğunu çok iyi biliyor. Dolayısıyla kim muhatap tartışmaları boş ve gerçeği saptırmaya yönelik tartışmalardır. Kürtlerde kimin muhatap olacağı sorunu yoktur; muhatap bulamayan Kürtlerdir. Türkiye'de çözüm iradesi ortaya  koyan bir güç yoktur. Türkiye'deki siyasi güçler şu anda bu sorunun çözümünde muhatap olan güçler değil; oyalama ve aldatmayla çözümsüzlüğü sürdürme güçleridir. 

İşte İmralı direnişi de gerilla direnişi de üçüncü büyük zindan direnişi de bir yönüyle bir muhatap bulma direnişidir. Kuşkusuz muhatap bulmasa da kendi çözümünü kendi yaratma direnişidir; çözümü gerçekleştirme direniştir. Tüm bu direniş halkaları, devrimci halk savaşının farklı alanlarda gerçekleşen boyutlarıdır. Kürt halkı da bu direnişini Kuzey ve Rojava Kürdistan başta olmak üzere Kürtlerin bulunduğu her alanda yürütmektedir. 

Bu direniş, yürütülen devrimci halk savaşı, Türk devletine ezme konseptinin sonuç almayacağını ve çözümden başka yolu olmadığını göstermiştir. Tayyip Erdoğan istediği kadar boş konuşsun, laf kalabalığı yapsın, tehditlerde bulunsun; Kürt halkı özgürlük mücadelesini sürdürmede ısrarlıdır. Kürt halkı Erdoğan’ın yaptığı çağrılara “boş konuşmayı bırak, çözüm için adım at; yoksa senin sonun da diğer iktidarlar gibi olur” demektedir. Kürt Özgürlük Hareketi karşısında başarısız kalanların sonu bellidir. AKP'nin de Kürt Özgürlük Hareketi karşısında başarılı olması mümkün değildir. Çünkü bu halkı özgürlük tutkusundan vazgeçirmek mümkün değildir. Anadilde eğitim olmaz, demokratik özerklik olmaz diyen AKP hükümetine karşı direnişin daha da gelişeceği açıktır. 

On binlerce siyasi tutuklu varsa ve bu tutsaklar direniyorsa orada Türkiye'nin kaybedeceği kesindir. Türkiye şimdiden kaybetmiştir. Amerika’nın daha fazla bomba, daha fazla silah, daha fazla asker istemesi  nasıl ki Vietnam’da yenilgisinin önüne geçemediyse, AKP hükümetinin saldırısı da yenilgisini önleyemeyecektir. Korkunun ecele faydası yoktur. Bir ülkenin zindanları doluysa ve orada direniş varsa yenilgi kaçınılmazdır. Çünkü zindanlardaki durum o rejimin karakterini gösterir. Zindanlardaki direniş, zulmün zirveleşmesine karşı verilen bir cevaptır. Zulmün zirveleşmesi aynı zamanda düşüşün başlaması ve yenilgilinin kaçınılmaz hale gelmesidir. 

AKP hükümetinin yenilgisinin kaçınılmazlığını söylemek efelenmekse doğrudur Kürt Özgürlük Hareketi AKP hükümetine efelenmekte ve meydan okumaktadır. Zindanda meydan okuma varsa bunun dışarıdaki karşılığı AKP hükümetinin yenilgisinin kaçınılmazlığıdır. AKP hükümeti emrindeki ordu ve polis gerilla karşısında yenilmiştir. Askerin savaşma gücü kalmamıştır. Büyük sonuçlar beklenen özel birlikler ve özel harekatçı polisler bozguna uğramıştır. AKP hükümeti teknikle kendini ayakta tutmaya çalışıyor. AKP hükümeti bilmeli ki, hiçbir orduyu ve polisi teknik araçlar ayakta tutmaz. Sadece can çekişmeye yapılan suni teneffüsler gibi çok kısa olarak ömrünü geciktirebilir. 

İmralı’daki zindan direnişi; üçüncü zindan direnişi esas olarak gerilla ve halka yapılan direnişi yükseltme çağrısıdır. Gerilla ve halk bu direniş çağrısını almıştır. Gerilla ve halk bugünden başlayarak önümüzdeki yılı direnişin daha da gelişeceği bir yıl haline getirecektir. Zindanlarda tutsakların bedenlerinin bu eriyişi AKP'nin eriyişi ve tükenişi olacaktır. zindanlarda ödenen bedel AKP hükümetinin ödediği bedel olacaktır. Hiç kimsenin bundan kuşkusu olmasın. 

Kürt Özgürlük Hareketi'ni tanımayan AKP sonunda bugün yargıladığı generallerden daha ağır bir yenilgiyle karşılaşacaktır. Yargılanan generaller attan düşmüşken, Recep Tayyip eşekten düşmüşe dönecektir. Eşekten düşmek, düşmenin hiç farkında olmamaktır. Çünkü eşekten düşerken düşmenin farkında olma zamanı ve mesafesi yoktur. 

Tayyip Erdoğan tam bir faşist ruhludur. Yüzlerce insanın ölüme doğru gittiği ortamda bir askerin ölümünü binlerce teröriste değişmem diyerek faşist karakterini tüm çirkinliğiyle ortaya koymuştur. Bu söylem zaten faşistlerin söylemidir. Bir Türk dünyaya bedeldir sözünün ölen insanlar üzerinden ifade edilmesidir. Ancak faşist Tayyip yanlış hesap yapmaktadır. Amed zindanında yaşanan şahadetlerin 12 Eylül’ü nasıl perişan ettiğini hala öğrenememiş. Deniz, Hüseyin ve Yusuf’u idam edenlerin bu ölümlerin korkusuyla yaşadığını ve ölene kadar bunu hissettiklerini öğrenememiş. Ölümlerden doğan halk gerçeğini öğrenememiş. “Biz öldükçe bunlar çoğalıyor, bu ne acayip bilmece” diyen kendisi gibi ölüm sevicilerin ruh halini öğrenememiş. Tarihten ders almayan ve öğrenmeyenlerin ise her zaman en büyük yenilgilerin sahipleri olduğunu da tarih yazmaktadır. 

Mağrur olma padişahım senden büyük Allah var derler. Mağrur olma Tayyip, senden büyük halkların özgür olma gücü vardır. Kürtler artık varlığını koruma ve özgürlüğünü kazanmaya karar vermişlerdir. Bu karar karşısında ne senin ne başkasının esamesi okunur. Kürtler, özgürlüğü için bedel öderler, ama sana da ödetirler. Bunu da unutma!

Sen sanıyorsun ki tutsaklar sahipsizdir. Zindanda benim elimdedirler, taleplerini dinlemem diyebilirsin. Tutsakların ölümünü ve vücutlarının erimesini seyredebilirsin. Ama bunların unutulacağını ve cevapsız kalacağını sanıyorsan o zaman sen bu hareketi tanımamışsın. Bu hareket her şeyden önce Kürtlere karşı suç işleyenlerden hesap sorma hareketidir. Tarihi adaleti sağlama hareketidir. Bu halk çocuklarının cenazelerinde boşuna zılgıt çekmiyor. Boşuna şahadet haberleri bir müjdemiz var diye bildirilmiyor. Bu halk boşuna çocuklarını kınayla Kürdistan toprağına vermiyor. Bu, özgürlük tutkusundaki ısrar ve derinliktir. Bu, özgür yaşama sevdalanmadır. 

Büyük ölüm orucu direnişçisi Kemal Pir ölüm yaklaşırken “ben yaşamı uğruna ölecek kadar seviyorum” demiştir. Böyle bir yaşam sevgisi karşısında hangi zalim durabilir? Tüm açlık grevcileri yaşamı uğruna ölecek kadar sevenlerdir. Onların yaşam sevgisidir bu mücadeleyi yenilmez kılan. Özgür yaşama böyle anlam veren, yaşamı bu düzeyde seven bir halkın evlatları Tayyip Erdoğan ve taifesine özgür yaşam isteğinin gücünü göstereceklerdir.
Artık Kürtlerde özgür yaşam her şeyin üstündedir. Bu, en değerli yaşam anlayışıdır. Ne olursa olsun nefes alıp yiyip içeyim diyen bir yaşam anlayışı değildir bu. Kürtler artık köle yaşamı reddetmişlerdir. Özgür yaşama hiçbir halkın ve toplumun değer vermediği kadar anlam vermişlerdir. Özgür yaşam sevgisini zirveleştirmişlerdir. Yaşamı, yani özgür yaşamı uğruna ölecek kadar seven bir toplum karşısında kim durabilir? Bırakalım bir toplumu, yaşamı uğruna ölecek kadar seven bir bireyin karşısında kim durabilir? 

Kürt halkına böyle bir yaşam felsefesini Kürt Halk Önderi kazandırmıştır. Kemallerin, Hayrilerin, Mazlumların, Ferhatların yaşam felsefesinin yaratıcısı da Kürt Halk Önderidir. Birinci zindan direnişi de bu felsefeyle yürütülmüş ve 12 Eylül’e en büyük darbeyi vurmuştur. İkinci büyük zindan direnişi bizzat bu yaşam felsefesinin sahibi Kürt Halk Önderinin bu felsefesinin çok çarpıcı bir biçimde pratikleşmesidir. Üçüncü büyük zindan direnişi de bu yaşam ve mücadele felsefesiyle devrimci halk savaşının fedailik karakterini derinleştirip zafere ulaşmasındaki tarihi rolünü oynayacaktır.
Selam olsun yaşamı uğruna ölecek kadar sevenlere!

Mustafa Karasu

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.navendalekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info

Parveke

TAGS(ETIKETLER):  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.