Başbakana Teşekkürler!
Makaleler / 12 Ekim 2012 Cuma Saat 07:19
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Kürt sorunu söz konusu olduğunda normal politik ölçülerle değerlendirilemeyeceği bir daha ortaya çıktı. Türkiye'de tüm politikalar Kürtleri soykırıma uğratıp Türkleştirme üzerine kurulmuştur.

Kürt sorunu söz konusu olduğunda normal politik ölçülerle değerlendirilemeyeceği bir daha ortaya çıktı. Türkiye'de tüm politikalar Kürtleri soykırıma uğratıp Türkleştirme üzerine kurulmuştur. Bunun için devlet özel savaş devletidir ve Kürtlere karşı derin bir psikolojik savaş yürütür. Tüm kurumlar Kürtler üzerinde yürütülen bu politikaya uygun kurumlaşır ve çalışırlar. Tabii ki en başta da siyaset kurumu! Kürtlerle ilgili politika ve söylemleri bu çerçevede ele almayanlar doğru bir tutum ortaya koymazlar, yanılırlar, aldatılırlar. 

Diyarbakır’a atanan emniyet müdür bir sürü laf salatası yaptıktan, bilinen tekerlemeleri sıraladıktan sonra “ölen teröriste ağlamamak insanlıktan çıkmaktır” demiştir. Tabii kendisi tek bir gerilla ölümüne ağlamadığı gibi ne kadar fazla gerilla öldürseler kendilerinin başarılı olduğunu düşünüp sevindiği halde! Tabii bazı Kürtler bu sözü saf saf “iyi bir söz  ve empati yapmak” olarak değerlendirdiler. Kürtleri kandırmak, Kürtlerin kafasını karıştırmak ile görevli ve televizyon televizyon dolaştırılan kimi işbirlikçiler de “iyi bir söz, konuya böyle bakmak gerekir” dediler. Kürtleri aldatmak için arada bir hoş gidecek laflar söyleyen, yeri geldiğinde de artistlere taş çıkaran düzeyde ağlayan Bülent Arınç da “bu sözü destekliyoruz, işte bize Güneydoğu’da böyle bürokratlar lazım” demiş.

Ne var ki Başbakan grup konuşmasında “biz teröriste ağlamayız, daha fazla daha fazla öldürmede kararlıyız” deyince, Kürtleri aldatmak için hem nalına hem mıhına vuran işbirlikçi yalakalar ve Bülent Arınç amiyane deyimle şapa oturdular. 

Türk devleti Kürtlere karşı her zaman bir özel savaş devletiydi ve psikolojik harekatı kapsamlı yürütüyordu. Ancak Kürt Özgürlük Hareketi eski politik konsepti ve uygulamaları etkisiz kılınca Türk devleti daha fazla psikolojik savaş yöntemlerini kullanmaya başladı. Kültürel soykırımı durdurmayacak ve psikolojik savaşa hizmet edecek bazı adımları – TRT 6, seçmeli ders gibi- atarak Kürtleri yeni koşullarda siyasal egemenlik ve kültürel soykırım sistemi içinde tutma stratejisine yöneldiler. Dolayısıyla kimi Kürtleri yanına çekecek söylemlerde bulunmayı önemli gördüler. Bu nedenle işbirlikçi Kürtleri kullanarak biraz Kürtlükten söz etmelerine göz yumarak Kürtlerin mücadelesini frenlemek ve Kürtleri bu yolla egemenlik altında tutma politikası yürüttüler. 

Bu çerçeveden bakıldığında Diyarbakır emniyet müdürünün “ölen teröristlere de ağlarız” demesi, ağlamaya hazır Bülent Arınç’ın da bu söze katılması ve AKP'yi Kürtlere yutturmaya çalışan işbirlikçi yalaka kişiliksiz Kürtlerin de Kürt toplumunu aldatmak için böyle yaklaşmalıyız demeleri anlaşılırdır. Zaten Bülent Arınç da Hitler’in propaganda bakanı Göbels gibi AKP hükümetinin propaganda bakanı olduğu bilinmektedir. Başbakan konuşmadan önce emniyet müdürünün psikolojik savaş amaçlı söylemlerini destekleyen bilinen işbirlikçi Kürtler ise bir kısım Kürtleri kandırıp AKP saflarında tutmayla görevlidir. Kürtlere karşı yürütülen psikolojik savaş gereği böyle demeleri anlaşılırdır. Yoksa Kürtleri etkileme özellikleri kalmaz; AKP'nin de işine yaramazlar. 

Ancak bu defa başbakanın dönem politikasıyla taymingi tutturamamışlardır. Şu anda Başbakan için önemli olan milliyetçi çevrelerin desteğidir. PKK ile savaşın şiddetlendiği ve zorlandığı dönemde milliyetçi çevrelerle birlikte olma ihtiyacı duymaktadır. Savaş ve ezme politikası izleyenlerin tercihinin böyle olacağı açıktır. Diğer yandan Başbakan Türkiye'yi başkanlık sistemine götürüp o koltuğa oturmak istemektedir. Otoriter karakterini artık mevcut başbakanlık tatmin etmiyor. Öte yandan üçüncü dönemi bitiyor; siyaset alanında kalmasının tek yolu bu kalmıştır. Bunun için de milliyetçiliğe sarılması gerekmektedir. Bunu hesaplamayanlar ofsayda düşmüşlerdir.

Başbakan’ın Suriye politikasında taymingi tutturamayıp ofsayda düşmesi gibi Bülent Arınç ve kişiliksiz işbirlikçi Kürtler de ofsayda düşmüştür. Herhalde şimdi kıvırarak bu durumdan kurtulmaya çalışacaklardır. Bülent Arınç zaten kıvırmayı bir özellik haline getirmiştir. Her kıvırmaya bir sözü vardır. Zaten ağızdan ishal olmuş bilinen kişiliksiz işbirlikçi Kürtlere de -bütün işbirlikçiler kişiliksizdir, ancak bunlar kişiliksizliği utanmazlığın zirvesini taşıdıkları için bu sıfatı eklemeyi gerekli gördük- kıvırmayı becerdikleri için, hiçbir ilkeleri olmadığı için bu rol kendilerine verilmiştir. 

Diyarbakır emniyet müdürü Recep Güven bir psikolojik savaş uzmanıdır. Siirt’te psikolojik savaşı iyi yürüttüğü ve Kürtlere nefes aldırmadığı için Diyarbakır’a atanmıştır. Kürt toplumunu politikadan uzaklaştırmak, Kürt gençlerini özel savaş yöntemleriyle apolitikleştirmek ve yozlaştırmak için Siirt’te büyük çaba göstermiştir. Örtülü ödenekten aldığı paralarla başta Kür toplumu olmak üzere Siirt gençliğini yozlaştırma görevini üstlenmiştir. Sokak incileri denen bir projeyle Kürt kızlarını devletin kucağına düşürme, oradan da onları kullanarak Siirtli Kürt gençlerini düşürme çalışmasının sahibi bu emniyet müdürüdür. Hatta emniyet müdürlüğünü ve polis okulunu Kürt kızlarını düşürme kurumları haline getirdiği bile söylenmektedir. Özellikle bu projeyi uygularken bazı yurtsever ailelerin kızlarını hedeflediği de bilinmektedir. Siirt’teki Araplar devletin yanında olduğu düşünülerek bu kızları düşüren ve onlar üzerinden Kürt gençlerini ve toplumu yozlaştırma politikası tamamen Kürt toplumu içinde yürütülmüştür. 

Siirt’te en küçük bir demokratik gösteriyi bile bastıran, Kürt kadınları üzerine polisi azgınca süren, kendine göre Siirt’te Kürt demokratik hareketinin gelişmesini engelleyip Siirt’i devletine boyun eğmiş bir il haline getirmek isteyen bir emniyet müdürünün hangi iyi tarafından söz edilebilir? Kürtleri kandırma, aldatma, apolitikleştirme çabası yanında şiddeti de sürekli kullanma politikası izleyen bu psikolojik savaş uzmanı emniyet müdürünün empati yaptığını söylemek kendini kandırmaktır. Böyle düşünen Kürtler, psikolojik savaşı arttırarak toplumu bunaltılıp ondan sonra böyle sözlere sarılmalarını sağlama politikasının somut örneği oluyorlar. 

Eski politikalar iflas edince daha sinsi ve tehlikeli politikaya yönelen bu gerçekliği görüp anlamamak bir gaflettir. Bunlar zihniyet ve politika değiştirmiyorlar. Mücadele sonucu eski politika ve strateji etkisiz kalınca yeni politika ve stratejilerle kültürel soykırım sistemini sürdürmek istiyorlar. Bu kadar mücadeleden sonra bu politika ve stratejinin daha sinsi ve tehlikeli olduğu kabul edilmelidir. 

Bu adam, köy yakmalar ve faili meçhul cinayetler bu insanları dağa çıkardı diyor. Dağa çıkma Kürt inkarı, Kürtlerin siyasi iradesini tanımama ve statüsüz yaşama nedeniyle gerçekleşmiştir. Bugün de aynı politika sürmektedir. Dün faili meçhul cinayet işleyenler şimdiyse öldüremediklerini içeri atıyorlar. Dün köy yakma-yıkmaydı şimdi barajlar ve başka yollarla Kürdistan'ın demografik yapısı bozulmaktadır. Dün polis ve hapishaneler işkence merkeziydi, şimdi işkence sokağa ve polis arabalarının içine taşınmıştır. Bunlar esas olarak “dün kaba yapıyorlardı, bugün biz daha iyi kitabına uyduruyoruz” demektedirler. 

Şimdi bir moda çıkmış; eski şöyle kötü, böyle kötü deniyor. Eski zaten geçmiş, yapılacak yoktur. Önemli olan, şu andaki zulüm ve kültürel soykırım politikasına karşı çıkmaktır. Bu yok. Aksine bugünkü zulmü örtmek için eskisini kınama vardır. Bu da Türkiye'de yeni psikolojik savaş yöntemi haline getirilmiştir. 

Kürtler kuşkusuz 30 yıllık, hatta yüz yıllık deneyimiyle psikolojik savaşa karşı şerbetli hale gelmişlerdir, ancak hala çıkarları gereği ya da mücadele gücü kalmamış bazı çevreler bu psikolojik savaşı yutmaya devam ediyor. Ancak bu tür şeylerin psikolojik savaş olduğunu, gerektiğinde başbakanın yaptığı gibi başka bir politika ve çıkar gereği bir tarafa bırakıldığını bir daha gördük. 

Ne diyelim, bu çelişkiyi yaratarak Kürtlere karşı yürütülen psikolojik savaşın anlaşılmasını sağladığı için başbakana teşekkür etmeliyiz. Çünkü şu anda onun için maskeleri indirip gerçek yüzünü gösterme zamanıdır.  

Hüseyin Ali

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.navendalekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info

Parveke

TAGS(ETIKETLER):  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.