İlk Önce Aileyle Görüştür!
Makaleler / 29 Eylül 2012 Cumartesi Saat 07:43
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Adalet bakanı Kürtlerin gözüne baka baka yalan söylemektedir. Avukat görüşmeleri olmuyormuş, ama Kürt Halk Önderi ailesiyle görüşüyormuş. Demagoji ve aldatma bu kadar olur.

AKP hükümeti demagoji ve aldatmada ustalaşmıştır. AKP'nin ustalık dönemi dediği bir yönüyle de böyle oluyor. Demagojinin ve aldatmanın siyasette bu kadar kullanıldığı dönemler çok azdır. AKP'nin ki Hitler’in  nasyonal sosyalist partisine benzetilebilir. Hitler de büyük bir hatipti, demagoji ve aldatma ustasıydı. Hitler propaganda bakanlığı bile kurmuştu. Bugün AKP de propagandaya çok fazla yer vermektedir. En önemli çalışması budur. Bu, tabii ki gerçekliğinin çok zayıf olmasından kaynaklanıyor. Toplum nezdinde gerçek yüzü açığa çıkarsa ayakta kalamayacağını biliyor. AKP'nin yapacağı kongre de aslında bir demagoji ve aldatma kongresi olacaktır. Başbakan konuşmasında demagoji ve aldatmanın tüm inceliklerini ortaya koyacaktır. Olumsuz ve çirkin yanlarını bu konuşmayla tersyüz edip ne kadar demokrat, ne kadar Türkiye sevdalısı olduğunu göstermeye çalışacaktır. Türkiye cumhuriyetinin 90 yıllık hedeflerini 2023 yılında tümüyle başaracağını iddia edecektir. Bu, esas olarak da 2023 yılında Kürtlerin Türkleştirilmesine dayalı, Kürdistan'ı Türk uluslaşmasının yayılma alanı haline getirme hedefine ulaşılacağının söylenmesidir. AKP'nin 2023 vizyonu dediği şey esasında budur. 

Adalet bakanı Kürtlerin gözüne baka baka yalan söylemektedir. Avukat görüşmeleri olmuyormuş, ama Kürt Halk Önderi ailesiyle görüşüyormuş. Demagoji ve aldatma bu kadar olur. Çünkü ailesiyle görüştürülüyor denilmesi büyük bir yalandır. Ailesi defalarca başvurmasına rağmen görüşme yaptırılmamıştır. Nitekim Kürt Halk Önderinin kardeşi Mehmet Öcalan Adalet Bakanının doğru söylemediğini açıklamıştır. Aileyle görüştürülmediği halde neden yalan söyleniyor; toplum neden aldatılıyor? Her demagoji ve aldatma bir gerçeği gizlemek için yapılır. Her demagoji gerçek yüzünü gizlemek için yapılır. 

Herkes de biliyor ki savaşın şiddetlenmesinin en önemli nedenlerinden biri Kürt Halk Önderi üzerinde uygulanan tecrittir, şantaj ve tehdit politikasıdır. AKP hükümeti Kürt halkının ve gerillanın direnişinden bu önderliği sorumlu tutuyor. Kürt Halk Önderi AKP'nin olumsuz politikaları ve uygulamaları için 2011 yılında, seçimlerden çok önce “benim son savunmalarımı okudular, bu nedenle böyle davranıyorlar” diyerek bu tutumun esas nedenini ortaya koymuştur. Gerçekten de Kürt Halk Önderi “Kültürel Soykırım Kıskacında Kürtleri Savunmak” adlı savunmasında amiyane deyimle AKP'nin ipliğini pazara çıkarmıştır. Neo-faşist karakterini ortaya çıkarmıştır. Kürt Halk Önderi AKP'nin oyalama ve tasfiye politikalarına karşı koyduğu ve direndiği için; bu direniş halkı ve gerillayı da direniş içine soktuğu için Kürt Halk Önderi üzerinde ağır bir tehdit ve şantaj politikası uyguluyorlar. Tecrit ve ailesiyle görüştürülmemesinin nedeni budur. Bırakalım Kürt Halk Önderiyle, yanındaki tutsaklarla bile aile görüşmesi yaptırılmıyor. Bunu da Kürt Halk Önderi üzerindeki tecrit, tehdit ve şantaj politikasının parçası olarak uyguluyorlar. 

Adalet Bakanı ve Başbakan “gerekirse İmralı’yla yine görüşmeler yapılır” demişler. Bu da aslında tecrit, tehdit ve şantaj politikasına yönelik tepkileri yumuşatma söylemidir. Özellikle son zamanlarda savaşın şiddetlenmesi ve asker ölümlerinin artması nedeniyle “güvenlik politikası”na gelen eleştirileri yumuşatmak içindir. Bingöl’dek pusuda 80 asker öldürüldüğünü bizzat emekli general Osman Pamukoğlu Skytürk’te yaptığı konuşmada açıklamıştır. AKP böyle bir zorlanma yaşadığı ortamda İmralı’yla da görüşmeler olur söyleminde bulunmaktadır. Çünkü AKP yeşil Türkçü faşist bir çizgide hareket ederken hala bu yüzünü gizlemek için liberallere ve işbirlikçi Kürtlere ihtiyaç duymaktadır. Bu nedenle İmralı’yla görüşme olur, gerekirse Oslo görüşmeleri gibi şeyler yine yapılır demektedirler. Bunlar tamamen demagoji ve gerçekle ilgisi olmayan söylemlerdir. Adama, bırak bu tür demagojileri, ilk önce Kürt Halk Önderini ailesiyle görüştür, derler. Aileyle bile görüştürmeyen, ağır tehdit ve şantaj politikası izleyen bir hükümetin bu sözlerine ancak gülünür. Hatta Kürtler bu tür sözlere tepki duyuyorlar. Bu söylemleri toplumla alay etmek olarak görüyorlar. Gerçekten de insan aklıyla alay etmektedirler. Bir halkın önderine en büyük baskıyı ve haksızlığı yap; sağlığı ve güvenliği konusunda kimsenin bir bilgisi olmasın; ailesiyle bile görüşme yaptırma, ondan sonra İmralı’yla görüşmeler yapılabilir de! Buna en hafif deyimle ciddi olun denir. 

Kürt Halk Önderi hem hükümete hem de PKK'ye “eğer benim sağlık, güvenlik ve özgürlük koşullarım sağlanmazsa ben bu işte yokum” demiştir. Bu sadece İmralı için değil, PKK için de geçerlidir. Kürt sorununda bir adım atılacaksa ancak buradan başlanabilir. Çünkü bu sağlanmadan Kürt halkı da Özgürlük Hareketi de söylenenlerin samimiyetine inanmaz. Herkes bunu böyle bilmelidir. Bunun dışında her türlü şu görüşme olur, gerekirse görüşme yapılır ya da müzakereler olmalı laflarının hiçbir değeri ve anlamı yoktur. Toplumu aldatmaktan başka bir şeyi ifade etmez. Bu tür söylemlerin pratik ve siyasi değeri yoktur. 

Birkaç söz de KDP lideri Barzani’nin AKP kongresine katılacağı söylentisi için belirtmek istiyorum. Böyle bir katılım Güney Kürdistan hükümet yetkililerinin Türkiye devletiyle ilişki kurma anlamına gelen görüşmelerine benzemez. Bu, açıkça bir politikaya destek verme anlamına gelir. AKP'nin Kürtler üzerinde uyguladığı yeni egemenlik ve kültürel soykırım politikasına destek verme anlamına gelir. AKP hükümetinin Kürt halkı üzerindeki zulmüne destek anlamına gelir. AKP Kürt halkının özgürlük ve demokrasi taleplerini bastırmak istiyor. Bu nedenle Kürdistan tarihinde, hatta dünya tarihinde bile görülmemiş biçimde on bin kadar demokratik siyasetçiyi zindanlara atıyor. Tek bir bilinçli Kürt dışarıda bırakmak istemiyor. En küçük bir demokratik gösteriye azgınca saldırıyor; çocuk kadın demeden öldürüyor. Kürdistan’ın güzelim doğasını yok ediyor. Şimdi tüm bu saldırılarını milletvekillerini meclisten atma aşamasına vardırmıştır. 

Şimdi böyle bir politikayı uygulayan bir partinin kongresine katılmak, Kürtlerin sindireceği bir durum değildir. Açıkça Kürt Halkına hakaret olur. Belki bu haber uydurmadır, uydurma olmasını da isteriz. Eğer gerçekse gerçekten de çok vahim bir durumdur. Zaten şayiası bile gerçek olması kadar kötü bir durumdur. Aslında AKP hükümeti Kürt sorunu konusunda çok sıkışmıştır. Bu sorun çözümünü dayatmakta ve hükümeti zorlamaktadır. AKP hükümeti bu sıkıntıdan kurtulmak için KDP'ye sarılmaktadır. KDP'nin AKP'ye verdiği destek, AKP'nin bu sorunda yaşadığı sıkıntıyı azaltmakta ve AKP hükümetinin çözümsüz politikalarına cesaret vermektedir. Eğer bugün Kürt sorunu çözülmüyorsa, AKP oyalama ve aldatma politikası izliyorsa bundan KDP de sorumludur. AKP, KDP'nin tutumunu “bakın bazı Kürtler de bizim politikamızı destekliyor” diyerek çözümsüzlükte ısrar ediyor, aldatma ve oyalama politikasını sürdürüyor. 

Eğer Mesut Barzani’nin AKP kongresine katılma şayiası doğru çıkarsa bunu, AKP hükümetinin son zamanlarda Kürt Özgürlük Hareketi karşısında sıkışması ve Kürt halkının AKP'ye tepkisinin artması karşısında KDP'yi kullanarak bu durumdan kurtulma çabası olarak görmek gerekir. Bu, Mesut Barzani’nin Kürt halkına karşı sorumsuz bir davranışı olarak tarihe geçer. 

Eğer Kürdistan’ın herhangi bir parçasında Kürt halkı özgürlük ve demokrasi mücadelesi yürütse, bir Kürt partisi de Kürt halkının özgürlük mücadelesini ezmek isteyen bir devleti desteklese o örgüt ne konuma düşer? Bu tutum nasıl adlandırılır? Bunun herkes tarafından düşünülmesi lazım.
Kürt Özgürlük Hareketi KDP'nin Türk devletiyle ilişkilerinden memnun olmasa da devletle yapılan resmi görüşmelere bir dereceye kadar anlam vermiştir. Ancak bu bir partinin ve hükümetin Kürt karşıtı politikalarına destek verme haline gelirse o zaman farklı değerlendirilir. Bu açıdan kongreye katılma Kürt halkına karşı her türlü zulmü ve baskıyı yapan AKP'yi destekleme anlamına gelir. Bu tabii ki Kürt halkına karşı büyük bir vebal altına girme anlamına gelir. 

Bizce böyle bir durum gelişirse tüm Kürt halkı da, demokrasi güçleri de bu duruma tavır koymalıdır. Bu tutumun Kürt karşıtı politikalara destek vermek olduğu söylenmelidir. Umarız bu şayia doğru çıkmaz.

Hüseyin Ali

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.navendalekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info

Parveke

TAGS(ETIKETLER):  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.