BDP'ye Saldırılar Kürd’e Yapılan Saldırılardır
Makaleler / 26 Eylül 2012 Çarşamba Saat 07:36
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
BDP’lilere yönelik saldırılar Kürtlere, özellikle bilinçli Kürtlere yönelik saldırıdır.

Türkiye'de Kürtleri linç etme bir kültüre dönüştü. Buna ne hükümetten ne sivil toplum örgütlerinden ciddi tepki geliyor. Her ne kadar Türklerle Kürtler kavga ettirilemedi, terör örgütü bu kavgayı yaratmak istedi, ama başarmadı denilse de; Kürtlere yönelik saldırılardan hoşnut olunduğu anlaşılıyor. Bu tür saldırılardan sonra bazı eleştiriler yapıyor görünseler de esas olarak “aferin, iyi yaptın oğlum” diyorlar. 

Kürtlere saldırının en somut ifadesi ise BDP’lilere yönelik olmaktadır. Kim ne derse dersin, BDP’lilere yönelik saldırılar Kürtlere, özellikle bilinçli Kürtlere yönelik saldırıdır. Kuşkusuz bu saldırılar devlet ve hükümet politikalarından kaynaklanmaktadır. AKP hükümeti BDP'yi açıkça iç düşman ilan etmiştir. Başbakan ve bakanların konuşmalarından sonra birçok Türk BDP'yi düşman olarak görmektedir. Bu nedenle saldırılar her geçen gün artmaktadır. 6-7 Eylül’de Gayri Müslimlere yapılan saldırılar hangi duyguyla yapıldıysa BDP’lilere yapılan saldırılar da aynı duyguyla yapılmaktadır. O zaman saldırıların emri gizli verilmiş, şimdi açıkça verilmektedir. Kürtlere yönelik Türkiye'de politika nedir denilirse bunun cevabı Kürtlere yapılan linçler ve BDP'ye yönelik saldırılardır. Gerisi laf-ı güzaftır. 

BDP’ye yönelik verilen demeçler ve yapılan yayınların Hitler Almanya’sında Yahudi’lere yönelik yapılan kampanyalardan ne farkı vardır? Tabii ki 21.yüzyılda o zamanki gibi kaba yapılamaz. Kimi yöntem değişiklikleri var. Yine psikolojik savaş araçlarıyla bu saldırılar farklı gösteriliyor ya da üstü örtülüyor. 

Artık BDP binaları kara, beyaz ve yeşil Türkçü faşistlerin saldırı hedefi haline gelmiştir. Türkiye'de hangi partinin binaları bu kadar saldırıya uğruyor? Hangi parti bu kadar baskı altında tutuluyor? Hangi partinin üyeleri illegal örgüt üyesi muamelesi görüyor; binlercesi zindanlara dolduruluyor? Hangi partinin üyeleri sokaklarda öldürülüyor; gaz bombası yiyor, işkence görüyor? Kürtlere ve BDP'ye bu tür saldırıların yapıldığı ortamda hala Türkiye'de demokrasiden söz ediliyor. Bu tablo faşist bir ülkenin tablosudur. En azından Kürtler üzerinde uygulanan politika faşist bir politikadır. Zaten Türkiye'de rejimin ne olduğunu anlamak için Sinop ve Aydına değil, Kürdistan'a bakmak lazım. 

BDP'ye saldırmak, Kürtlere saldırmak serbest, ama bu saldırıları protesto etmek yasak, suç! Roboski’de uçaklarla çocukların bedenlerini parçalamak normal, ama bunu protesto etmek suç ve yasak! Roboski katliamını protesto edenlerin nasıl bir sert muameleyle karşılaştıklarını, gözaltına alındıklarını ve tutuklandıklarını biliyoruz. 

Bingöl’de BDP binası polis gözetiminde saldırıya uğruyor. Polis de bu saldırıya BDP binasına gaz bombaları atarak katılıyor. Ama iki gün sonra Bingöl halkı bu saldırıları protesto etmek isteyince kadın-çocuk demeden halka vahşice saldırılıyor. Çocuklar kurşunlarla ağır yaralanıyor. Bu, açıkça taşları bağlayıp köpekleri serbest bırakmaktır. Bu sadece Bingöl’de değil, Kürtlere ve BDP'ye yönelik tüm saldırılarda görülüyor. 

1980’li yıllarda Asala Türk diplomatlarını her öldürdüğünde asker Amed zindanında Kürt tutsaklara saldırırmış. Bu ölümlerin hıncını Kürt tutsaklardan çıkarırlarmış. Şimdi de savaşta gerçekleşen, asker ve polis ölümlerinden sonra Kürtler linç ediliyor ve BDP binalarına saldırılıyor. Kürtler sadece Türk devlet politikalarına tepki duyarken, Türkiye'de doğrudan Kürtler hedef alınıyor. Kürtlerin devlet politikasına karşı itirazları ve mücadelesi tüm Kürtlere saldırıyla karşılık buluyor. Açıkça Türkiye toplumu da şovenist devlet politikasının parçası yapılıyor. 

Kürtler şimdiye kadar hiçbir yerde Türklere saldırmamıştır. Kürdistan'da yaşayan Türklere saldırmayı akıllarının ucundan bile geçirmemiştir. Aksine halkların kardeşliğini vurgulamışlardır. Peki, Türkiye'de böyle mi oluyor? Kürtlere saldırılmıyor mu? Afyon’da cephane patlamasından bir gün önce Kürtlerin bindiği otobüsler taşlanıp Kürtler linç edilmek istenmedi mi? Herhalde bu otobüsler içinde AKP'ye, CHP’ye ya da başka partiye oy verenler de vardı. Hatta Kürdistan'a giden Türk memurlar da bu otobüs içinde bulunuyordu. Ama Kürdistan'a gittiği için içindekiler Kürt’tür denilmiş ve saldırı yapılmıştır. 

Bu saldırılar, BDP'ye yönelik çok yönlü saldırılar aynı zihniyet ve politikanın sonucudur. Açıkça Kürtlerin iradesi kırılmak isteniyor. Türk devleti karşısında iradeli Kürt görmek istemediği gibi; bu zihniyetle şekillenen Türk toplumunun önemli bir kesimi de karşılarında iradeli Kürt görmek istemiyor. Kürt dövülecek, hırpalanacak, diz çöktürülecek, af dileyecek bir toplum olarak görülüyor. Devleti ve hükümeti Kürt’ü eşit görmeyince, bilinçli Kürt tehlikeli görülüp düşman ilan edilince Türk halkının bir kesimi de bu duygularla Kürt gördüğünde kırmızı şal görmüş boğa gibi saldırıyor.
Başbakan nefret suçlarını yasalaştıracağız demiş. Herhalde yine Türkleri ve hakim inançları koruyacak. Türkiye'de nefret suçları Kürtlere, Alevilere ve Müslüman azınlıklara yönelik gerçekleşiyor. Aslında bizzat başbakan ve bakanları her gün nefret suçları işliyor. Başbakan son seçimde Alevi düşmanlığı ve Alevilere tepki üzerinden oyunu arttırma politikası izlemedi mi? Kürtler, Aleviler ve azınlıklara yönelik politika değişmezse, bu topluluklara yönelik işlenen nefret suçlarının üzerine gidilmezse nefret suçları için çıkarılacak yasa suça maruz kalanları değil, suçluları koruyan yasaya dönüşür. Nitekim Malatya’nın Sürgü beldesinde davulcunun işlediği nefret suçu aklanmıştır. Alevi vatandaşlar bizim kapımızın önünde davul çalma diyerek davulcuyu tahrik etmişler, yani davulcuya karşı Aleviler nefret suçu işlemiş! Erdoğan’ın nefret suçları derken düşündüğü çerçeve buna benzer olmalı. 

BDP’liler artık ırkçı saldırıların nişan tahtasıdır. Bugün Bingöl olur, yarın Erzurum olur. Bu durum karşısında yapılacak şey direnmektir.  Bingöl’de saldırı mı oldu, tüm BDP il ve ilçe örgütleri ayağa kalkmalıdır. Saldırılar her yerde protesto edilmelidir. Sadece Bingöl halkının tepki vermesi yetmez. Eğer Bingöl saldırıya uğradığında ya da herhangi bir yerde benzer saldırı olduğunda Amed, Batman ve Wan gibi büyük iller başta olmak üzere bütün il ve ilçeler ayağa kalkarsa, saldırıları protesto ederse ancak o zaman saldırılar durur. 

Bingöl halkı yiğitçe tepkisini ortaya koymuştur. Eğer Kürtler ve demokrasi güçleri her yede ayağa kalksaydı bu saldırıya en doğru ve etkili cevap verilmiş olurdu. Sadece kınamak yetmez, bu saldırıların kabul edilmeyeceği yüksek sesle haykırılmalıdır. Bu tutum linç saldırılarına bu halkın en demokratik hakkıdır.

Hüseyin Ali

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.navendalekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info

Parveke

TAGS(ETIKETLER):  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.