‘Biz Bu Filmi Daha Önce Seyretmiştik’
Serbest Yazılar / 18 Eylül 2012 Salı Saat 06:31
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Beyaz Türk faşizminin başarı sağlayamaması karşısında, devreye giren yeşil Gladio’nun Türkiye uzantısı AKP Devleti, derin devletin denetiminden çıkmış durumda.

Beyaz Türk faşizminin başarı sağlayamaması karşısında, devreye giren yeşil Gladio’nun Türkiye uzantısı AKP Devleti, derin devletin denetiminden çıkmış durumda. Temelleri 1980’lere kadar uzanan AKP Rejiminin, serseri bir şekilde kendi amaçları dışında hareket edip çözülüşe doğru gittiğini gören Yeşil Gladio faşizmi, öyle görünüyor ki AKP için yeni planlar geliştiriyor. Son dönemlerde Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün kulak rahatsızlığı bahanesiyle bütün iç ve dış randevularını iptal ettirip apar topar hastaneye kaldırılmasının aslında basit bir kulak hastalığı değil, zehirlendiğine ilişkin iddialar bulunuyor. Daha önce Başbakan Tayyip’in hastalığı, yine Cemil Çiçek ile AKP Devleti’nin aralarının açılması aslında AKP ‘nin Gladio tarafından parçalanmak ya da artık işlerine yaramadığı için tasfiye edilmeye çalışıldığına ilişkin güçlü bulgular olarak öne çıkıyor.

AKP GERİLLA KARŞISINDA YENİLDİ

AKP Devletinin gerilla karşısındaki başarısızlığı ve yenilgisi, AKP’nin kendisine biçilmiş statüyü yeterince kullanamadığı, kendisine verilen görevi yerine getirmede başarısız olduğu ve artık işlerine yaramadığı bunun için de parti içindeki karışıklık ve çelişkilerden de kaynaklı bir çözülmeye doğru gittiği görülmektedir. Ne yaparsa yapsın içine girdiği karanlığı ve bitişin üstünü örtemeyen Tayyip, bu sefer de basını tehdit edici söylemlerde bulunuyor. Yargı, basın, ordu gibi kurumları ele geçiren Tayyip, denetimi dışına çıktıklarında açıkça tehditte bulunuyor. Tabi bütün gerçekliklerin bir ayna çıplaklığıyla ortada olduğu bir durumu kendi yandaş basını bile kapatamıyor. Yenilgisini ‘Afganistan’da asker ölümleri olmasına rağmen basında yer almıyor’ şeklinde itiraf etmesi durumun kanıtı niteliğindedir. Diğer yandan da Bülent Arınç’ın, asker kayıplarının fazla olduğunu itiraf etmesi ve bu yüzden ciddi anlamda zor günler yaşadıklarını belirtmesi yine hükümetin içine düştüğü durumun vahametini ortaya koyuyor. 

TAYYİP’İN SON GÜNLERDE Kİ TEK SÖZÜ ‘ÖLEN ASKERLERE RAHMET’

HPG gerillalarının Şemzinan, Gever, Çele, Beytüşşebap gibi yerlerde başlattıkları devrimci eylemler, diğer kırsal alanda ve şehir içinde meydana gelen eylemler sonucu döneminin en zor zamanlarını yaşayan AKP Devleti Başbakanı Tayyip’in son günlerdeki tek sözü, ‘ölen askerlere rahmet’ dilemek oldu. Gerillanın her gün Kürdistan ve Türkiye’de şehir içi ve kırsal eylemleri sonucu onlarca asker ve polis cenazesi Tayyip’i çaresizliğe itmiştir. Son günlerdeki tek işi asker cenazesinin birinden diğerine koşması ve sıkça söylediği ‘ölen askerlere rahmet’ sözü bu yenilginin itirafıdır aslında. 

TAYYİP’İN ANLI ŞANLI ORDUSU ÇÖKTÜ

 Artık eski ‘vatan sağ olsun’ nidalarıyla bağıran bir halk kesimi de yok. Çünkü halk da yavaş yavaş gerçekleri görüp ‘neden benim çocuğum ölüyor’  diye sorguluyor. Çünkü çocuklarını askere gönderenler Türk askerliğine gitmenin aslında  ‘vatan borcu’ olmadığı, soykırımcı ve işgalci güçlerin piyonu olduklarını ve boşu boşuna öldüklerini görüyorlar. Bu dönemde söylenebilecek en doğru söz “anlı şanlı Türk ordusu” çöktü, yerle bir oldu.

Bêşebap’ta özel hareket timlerinin gözlerinin içine parmağını soka soka tehdit eden annenin karşısında sadece donup kalan ve korku dolu gözlerle etrafına bakan Özel Hareket Timinin durumu her şeyi özetler nitelikteydi. Eskiden yanından geçerken bile Kürtlere saldıran, faşist uygulamalarda bulunan Özel Hareket timleri bu süreçte, gerillanın eylemleri nedeniyle büyük psikolojik bunalım yaşamakta, kendilerine küfür bile edilse cevap veremeyecek hatta korku dolu ve  ‘acaba bana da bir şey olur mu’ şeklindeki gözlerle etrafına bakmaktalar. Şemzînan’daki durum ise daha da vahim. Şemzînan’da gerillaların denetimleri sonucu havadan ve karadan hiçbir şekilde karakollara giremeyen Türk ordusu, karakollarda “ne zaman öleceğim” korkusuna kapılmış durumda. Artık “savaş” ya da “vatan” sözleri tarih oldu. Ordunun içler acısı durumuna, askerlerin psikolojik çöküşüne, her an ölümü beklemelerine karşın, faşist AKP Devleti Başbakanı her gün “PKK’yi bitireceğiz” nutukları atmaya devam ediyor. Öte yandan Kürdistan’da da gerilla cenazelerine halk tarafından ölümleri pahasına bir sahiplenme var. Tüm bu gelişmeler özellikle bu dönemde AKP Devletinin büyük çöküşe uğradığını gösteriyor. En büyük desteği ordusu olan, işgalci AKP Devletinin ordusu da gerilla karşısındaki yenilgiden kaynaklı psikolojik buhran yaşıyor. 

AKP’nin ‘4+4+4’ TUZAĞI 

AKP Devleti İttihat Terakkinin devamı niteliğinde asimilasyon politikalarını sürdürüyor.     Haydi Kızlar Okula kampanyaları, anaokullarının zorunlu hale getirilmesi, YİBO'ların sayısının arttırılması, Gülen cemaatinin okul sayısının arttırılması ve son olarak Kürtlerin kendi özlerinden uzaklaştırmak için ellerinden gelen her sistemi uygulamaya koyan faşist zihniyet, AKP Devletinin zaten çarpık olan ve bir istikrara kavuşturulamayan neredeyse her sene yeni düzenlemeler getirilmeye çalışılan eğitim sistemine getirilen son uygulama olan 4+4+4 sistemi gerçeği gözler önüne koyar nitelikte. Şu an uygulanmaya çalışılan sistem ve daha önce üzerinde çalışılan eğitimle ilgili bütün sistemlerin kökeninde Kürdistan’ın asimile edilmesi, Türkleştirilmesi projeleri vardır. Uygulamanın asıl önceliği okul yaşının 60 aya indirilmesi olarak gündeme getiriliyor. Tartışılan lisenin, ortaokulun ya da ilkokulun yıl sayısının arttırılıp azaltılması değildir. Asıl amaç, Kürt çocukları küçük yaşlarda ailelerinden alınarak asimlasyona tabi tutulmasıdır. Kürt çocuklarının henüz küçük yaşta kendi denetimlerine alınıp eğitilmek istenmesi, anadillerinden uzaklaştırılarak Türkleştirilmek istenmesi politikanın gerçek yüzüdür.
Önceki asimilasyon uygulamalarına bakarsak, YİBO’ların kuruluşu sıradan bir durum değildir. Özellikle AKP Devleti zamanında sayıları arttırılan ve şehirden uzakta yapılan bu okullarda ders veren öğretmenler asker kökenli olmaları da  tesadüf olmasa gerek. Resmen askeri kışla eğitiminin verildiği YİBO’lara da, Kürt köylerinde okul okuma imkanı bulamayan ve bu yüzden okumak için köy dışına çıkmak zorunda kalan Kürt çocukları gitmektedir. Yüzyıllarca Kürtleri kendi istedikleri kişiliklere büründürmek, kendi sistemlerinde eritmek, köleleştirmek, iğdiş etmek için denemedikleri yol yöntem kalmayan sömürgeci sistem, bu tür okullarla tam da amaçlarına ulaşmak için büyük fırsat yakalamış oluyor. Kürt aileler de her şeyden habersiz çocuklarının iyi bir eğitim gördüklerine kendilerini inandırıyor.  sömürgeci AKP devletinin asimilasyon politikasının en önemli kurumları olan, YİBO’larda, Gülen cemaatinin okullarına dönüştürülen bütün okullarda ve son olarak da 4+4+4 sistemiyle Kürt çocukları ‘beyaz Kürt’e, devletin ihtiyaç duyduğu ‘iyi Kürt’e dönüştürülmeye çalışılıyor. 

Sistemin bütün çirkinliği ortaya çıkmış olmasına ve denemedikleri yol kalmamasına rağmen hala, ‘Kürtleri yok etme’ nutukları atılmaya devam ediliyor.  Nutuk atma konusunda hiç kimse Tansu Çilleri geçemezdi. O da “PKK’yi bitirdik-bitireceğiz” demişti. Bugün kimin ‘bittiği’ ortaya çıkmıştır.
Anlaşılan tarih tekerrür ediyor. Klişe olmuş bir söz vardır; “biz bu filmi daha önce seyretmiştik…” 

Nergiz Botan

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.navendalekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info



 
 
 

Parveke

TAGS(ETIKETLER):  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.