İsveç Partileri Kürt Sorununu Tartıştı
Dış Basından / 17 Eylül 2012 Pazartesi Saat 09:43
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Sol Parti Milletvekili Jacob Johnson yapılması planlanan yeni anayasada Kürtlerin kimlik, statü ve ana dillerinde eğitim yapma haklarının güvence altına alınması gerektiğini söyledi.

İsveç Kürt Federasyonu, Parlamentoda grubu bulunan siyasi partilerin temsilcilerinin katıldıkları ve Türkiye’de Kürt sorununun ele alındığı bir panele ev sahipliği yaptı.

Panelin moderatörlüğünü yapan Gazeteci Eşref Okumuş Türkiye ve Kürdistan’daki son gelişmeleri özetledi. Kürtlerin çoğunluğunun demokratik özerklik istediğini, PKK’nin son 10 yıldır demokratik özerklikten yana olduğunu açıklamasına rağmen Türkiye ve Batılı ülkelerin hala Kürtleri ve PKK’yi bölücü olarak suçlamaya devam ettiklerini söyledi. Okumuş, Türk devletinin Kürtlerin taleplerini bastırabilmek için her türlü yasa dışı yöntemi kullandığını ve 17 bin faili meçhul cinayeti işleyenlerden tek bir kişinin bile yargı karşısına çıkarılmadığına dikkat çekti. Kürtlerin tüm bu cinayetlerin faalileri ve nedenleri ortaya çıkarılmadan kendilerini güvende hissetmeyeceklerini dile getirdi.

HAYVAN İSİMLERİ TÜRKİYE’NİN GÜVENLİĞİNİ TEHDİT EDİYOR!

İsveç Kürt Federasyonu Başkanı Aycan Şermin Bozarslan’ın panelin amacını anlatan bir konuşma yapmasından sonra söz alan Halk Partisi Milletvekili ve Dış Politika Sözcüsü Fredrik Malm, Türkiye’de totaliter rejimin kuruluşundan beri Kürtler, Ermeniler ve diğer azınlıkların varlıklarını inkar ettiğini söyledi. Bu tutumun hala sürmekte olduğunu, Türk devletinin bilim adamlarının asırlardır Vulpes Vulpes Kurdistanica (Kızıl Kürt Tilkisi) ve Ovis Armenianan (Ermeni Koyunu) adlandırdıkları hayvanların adlarını Türk devletinin güvenliğini tehdit ettiği gerekçesiyle 2006 yılında değiştirdiğini söyledi. Bu değişikliğin AKP İktidarı tarafından yapıldığına dikkat çeken Malm, Kürt sorununun çözülebilmesi için öncelikle Türk devletinin inkarcı mentaliteden vazgeçmesi gerektiğini ifade etti. AKP’nin artık reformcu bir parti olmaktan çıkıp hegomonyacı bir partiye dönüştüğünü ve demokratik reformların kendisini zayıflatmasından korkuttuğu için baskı ve saldırıları arttırdığı tesbitinde bulundu.

Merkez Partisi Milletvekili Abir Al-Sahlani partilerinin Kürtlerin ve diğer azınlıkların haklarının güvence altına alınmasına ve demokratikleşmeye katkıda bulunacağını düşündükleri için Türkiye’nin AB üyeliğine destek verdiğini hatırlattıktan sonra Türkiye’yi yönetenlerin ırkçı ve başka halkların kimlik ve kültürlerini inkar eden tutumdan vazgeçmeleri gerektiğini söyledi. Kürt sorunun sadece Türkiye’nin değil Orta-Doğu’nun sorunu olduğunu ve bölgedeki devletlerin Kürt halkının taleplerine saygı göstermek zorunda olduklarını ifade etti.

KÜRT HALKININ KENDİ KADERİNİ TAYİN HAKKINI DESTEKLİYORUZ

Halk Partisi Milletvekili Kamil İsmail parlamento bünyesinde 2010 yılında değişik partilerden milletvekillerinin oluşturdukları Kürt Komitesi’nin Kürdistan’ın tüm parçalarında Kürt Halkının kendi kaderini tayin etme hakkını desteklediğini söyledi. Şeyh Sait (Şêx Saîd) isyanından günümüze dek yaşananların Kürt sorununun baskı ve katliamlarla değil, ancak barışcıl yöntemlerle çözebileceğini gösterdiğini ifade etti. Türkiye’nin sistematik olarak insan haklarını ihlal ettiğini söyleyen İsmail hiç bir partinin bu konuda Türkiye’ye tolerans tanımaması gerektiğinin altını çizdi.

Sosyal Demokrat İşçi Partisi’nin gençlik örgütü SSU’nun Merkez Yürütme Kurulu Üyesi ve Sosyalist Gençlik Enternasyonali (IUSY) İkinci Başkanı Evin İncir AKP İktidarının Kürtçe televizyon kanalı kurarak ve Kürtçeyi seçmeli ders yaparak Kürt sorununda adım atıyormuş görüntüsü yarattığı, ancak gerçekte Kürtçe televizyonu sıkı bir denetime tabi tutuğunu, Kürtçe alfabede bulunan bazı harflarin kullanılmasına bile tahammül edemediğini belirterek şunları söyledi: “Biz Sosyal Demokrat İşçi Partisi ve onun gençlik örgütü olarak Kürtlerin ana dilde eğitim yapma haklarının, kimlik ve kültürlerinin anayasal güvence altına alınmasını istiyoruz. Şu anda 70 gazeteci cezaevinde. Bunu kabul etmemiz mümkün değil. Türkiye basın ve ifade özgürlüğünün ihlal edilmesinin engellenmesi için acilen önlemler almak zorunda. Biz tüm politik tutsakların serbest bırakılmalarını talep ediyoruz. Kürt çocukların cezaevlerinde ırzlarına geçilmesi karşısında Avrupa ülkeleri sessiz kalmamalı ve derhal harekete geçmeli.”

SORUNUN ÇÖZÜMÜ İÇİN ÖCALAN’LA GÖRÜŞÜLSÜN

Sol Parti Milletvekili Jacob Johnson yapılması planlanan yeni anayasada Kürtlerin kimlik, statü ve ana dillerinde eğitim yapma haklarının güvence altına alınması gerektiğini söyledi. Türk devletinin TMY’na dayanarak Kürt aydın ve politikacılarını asılsız suçlamalarla cezaevlerine doldurduğunu belirterek öncelikle tüm KCK tutsaklarının serbest bırakılmaları gerektiğini dile getirdi. 2001 yılında ABD’ye yönelik saldırıların ardından pek çok örgütün yanı sıra PKK’nin da “terörist örgütler” listesine alındığını hatırlatan Johnson Sol Parti’nin bu listenin yeniden düzenlenmesi ve PKK’nin listeden çıkarılmasından yana olduğunu ifade etti. Sorunun çözümü için Öcalan’la görüşülmesi ve Oslo müzakerelerinin yeniden başlatılması gerektiğini vurguladı.

TÜRKİYE’DE DEMOKRASİ DEĞİL, DİKTATÖRLÜK VAR

Çevreci parti “Yeşiller” Milletvekili ve Parlamento Dış İlişkiler Komisyonu Üyesi Vallter Mutt Türkiye’de demokrasi değil diktatörlük olduğunu söyledi. Yüze yakın gazetecinin cezaevinde olduğu ve Kürtçe bir gazetenin Yazı İşleri Müdürüne 166 yıl hapis cezası verilen bir ülkede demokrasiden söz etmenin mümkün olmadığını belirterek şunları kaydetti: “Bizim İsveçli politikacılar olarak AKP İktidarına söylememiz gereken ilk şey cezaevlerinde bulunan binlerce politik tutsağı serbest bırakmalarıdır. Faili meçhul 17 bin cinayetin sorumlularının ortaya çıkarılması için gerçek komisyonu oluşturulmasıdır. Türk devleti Kürt Halkının kendi kaderini tayin etme hakkına saygı göstermeli, bunun için de referandum yapılmalıdır. İsveç Hükümeti ekonomik çıkarları değil, insan haklarını, demokratik prensipleri temel alan bir dış politika yürütmelidir.”

“Hıristiyan Demokrat Parti” Milletvekili ve Dış Politika Sözcüsü Desiree Pethrus Türk Devletinin altına imza attığı uluslararası sözleşmeleri uygulamadığını, Kürtlerin taleplerini karşılamak yerine baskı ve tutuklamalara yöneldiğini söyledi. Türkiye’nin gazetecileri hapseden ülkeler arasında lider konumda olduğunu belirten Pehtrus bu tutumunu sürdürdükçe Türkiye’nin denokrasi olarak kabul edilemeyeceğini ve Avrupa Birliği’nde yer alamayacağını vurguladı.

Tüm konuşmacılar Kürtlerin kendi kaderlerini tayin etme hakkının tanınması ve tüm politik tutsakların serbest bırakılmaları üzerinde görüş birliğine vardılar. – ANF

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.navendalekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info

Parveke

TAGS(ETIKETLER):  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.