Tayyip’in Kirişleri Kırıldı
Serbest Yazılar / 10 Eylül 2012 Pazartesi Saat 13:39
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
AKP’nin kırdığı ceviz kırkı geçti. Patlayan bombalarla AKP’nin kolon ve kirişleri kırıldı. Bütün efendiler bir araya da gelse artık kimse AKP denen devletin yılışını durduramaz.

Bülent Arınç, Şamil Tayyar, İ. Naim Şahin, Yalçın Akdoğan vb. AKP üyeleri AKP DEVLETİN’İN en iyi senaristleri olduklarını; HPG’ lirlerce CHP’li Milletvekili Hüseyin Aygün’ün gözaltına alınması, gerillanın Şemdinli kuşatması, Antep patlaması ve BDP’nin gerillalarla kucaklaşmalarıyla beraber yaşanan olaylara ilişkin yaptıkları söylemlerle senaristliklerini bir daha kanıtlanmış oldular.

Kısa bir süre önce CHP’li ‘Tunç-eli’ milletvekili Hüseyin Aygün‘ün HPG’lilerce gözaltına alınması olayıyla ilgili herkes yorumlarda bulunmuştu. Bazıları da olayı ya tutarsa misali yorumlamıştı. Bunlardan biri de ‘Gazi-Antep’ Milletvekili Şamil Tayyar’dı. Şamil; Aygün’ün gözaltına alınma olayına ilişkin “Hüseyin Aygün kaçırılması CHP-PKK anlaşmasının bir sonucudur, planlı bir olaydır” demişti. Aygün kaçırılacağını biliyordu demek istemektedir. Bu yorum Şamil’in kapasitesini göstermenin yanı sıra AKP Devlet’inin her gün PKK’ye yönelik “örgütü kıskaca aldık”  söylemini de boşa çıkartmıştır. Çünkü T.C meclisinden bir milletvekilinin PKK’lilerce gözaltına alınması kimin “kıskaca” alındığını net bir şekilde gösteriyor. Kendi partisini ve başbakanını boşa çıkartıyor. Aslında tencere yuvarlanmış kapağını bulmuş misali AKP ile Şamil birbirini tamamlıyor.

Aman biz almayalım..!                                             

Yaklaşık bir buçuk aydır gerillanın hem Şemzinan hem de Çelé kuşatması sürüyor. Türk ordusunun yaptığı ve başarısız oldukları operasyonlara ilişkin Hakkari valisinin “Operasyon bitmiştir, başarılı olmuştur.’’ söylemiyle üzerini örtbas etmeye çalışmışsa da Bülent Arınç her zamanki gibi Fetullah Gülen’e kendini ispatlayabilmek için ortaya ‘fil yumurtası’ kadar büyük senaryolar ortaya koymaktadır. Akıllarınca sürünün arkasından gidecek koyunlar çok. AKP’nin sözde akıllı-derin adamı Arınç,  “Teröristler İran sınırından ülkemize giriyorlar’ diyor. Birincisi;  orası sizin ülkeniz değil haddinizi bilin orası KÜRDİSTAN. İkincisi; Siz işgalci bir ordu konumundasınız. Gerillanın verdiği mücadele de siz işgalcileri Kürdistan’dan çıkartma mücadelesidir. Belli ki Arınç kıt beyinlidir. 2011 yılını unutan Bülent Arınç’a biz hatırlatalım İran’ın Kandile yönelik işgal girişiminde ABD’den alınan istihbarat bilgilerini İran’a veren siz değil miydiniz? Ve size keşif uçaklarını vermeyen İsrail’in size sizin keşif uçaklarınızı geri vermediği günleri ne çabuk unuttunuz. Sebebi sizin dönek politikalarınızdır. Bölgede size kimse güvenmiyor. Bugün dost olduklarınızı yarın çok kolay satabilirsiniz. Bu sizin en büyük karakteriniz. Kürdistan’da kendini kurnaz sananlara yönelik bir deyim kullanılır. Herkesi KOYUN görürseniz birileri de sizi EŞEK görür.
Bülent Arınç’ın oyunculuk eğitimini nerden aldığını bilmiyoruz ancak oyunun hakkını veriyor. Gerek gözyaşlarıyla gerek özür dilemeleri ve gerek safsatalarıyla iyi bir oyuncu olduğunu gösteriyor. Bilindiği gibi Antep’teki olaya ilişkin en çarpıcı açıklamayı Arınç yapmıştı. Olaya tarihsel yaklaşmış ve kendince Kürtlerin özelliklerini birer birer saymıştı. Bülent Kürtlere ilişkin “Kürtler çapulcu olmaz cani olmaz ihanet etmez.” demişti. Evet, bunu Bülent bile söylese bu doğrudur. Sözlerine şöyle devam eden Arınç, “İdris-i-Bitlis-i var. Ahmed-i Hani. Said-i Nursi var “demişti. Ancak sonrasında Kürtleri parçalama politikasını devam ettiren Bülent; gerillaya yönelik  “bunlar çapulcu cani, bunlar katil bölücü bunlar Kürt olmaz” demişti. Tabi bunu belirtmek gerekir ki Kürt özgürlük hareketi bir bütündür. Bülent’e, T.C tarafından toprağı işgal edilmiş Ehmed-ê Xanê ‘nin sitem dolu bir sözünü hatırlatmakta fayda var ”…OLSAYDI BİZİM DE BİR DEVLETİMİZ…” Mem u Zin eserinde Xanê’nin bu sözü tam olarak geçmektedir. PKK’nin temel çözüm önerisi zaten Demokratik Türkiye- Özerk Kürdistan’dır.  Kürtler, Ehmedê Xanê gibi şuan devlet sistemli bir çözüm istenmese de ancak başta siz olmak üzere AKP DEVLETİ ile beraber Kürtlere ilişkin bu seviyesiz yaklaşımlarınızdan vazgeçin. Şunu da bewirte gerekir ki Kürtler ne İdris-i Bitlis-i’nin ne de Said-i Kurdi’nin düştükleri hataları yapacak zihniyete sahip değillerdir. Kürtler eski Kürtler değildir. 

“Provokatör “  sözlük anlamı “Kışkırtıcıdır. Bir yazarın sözüyle “marangoz hatası” İdris Naim Şahin’i temsil etmektedir. Naim daha önce de BDP'lilere yönelik açıklamalarında bu sözün kendisini ne kadar temsil ettiğini ispatlamış ve halen bunu ısrarla kanıtlamak için büyük sözler sarf etmektedir. Üniversite’de iken derslerden kaytaran ve aile terbiyesinden yoksun Naim’in; 14 Temmuz Amed mitinginden sonra BDP’li milletvekillere ilişkin “…18 zavallı BDP’li milletvekili” ardından Hakkari’de halk tarafından tekme-tokat kovulunca BDP’lilere “Salaklar” diyen sözlerini hatırlatmak istedik. Asıl değinmek istediğimiz konu Naim’in Hakkari ziyaretidir. Bilindiği gibi yıllardır bayramlarda yas havasıyla giren Hakkari halkı bu yıl ilk kez gerillanın Şemzinan ve Çelé alanlarındaki başarılarından aldığı coşku ve heyecan ile bayramı karşılayacak ki Provokatör Naim devreye giriverdi. AKP devletinin bu coşku ve heyecanı içine sindirmemiş olacak ki kendi partisinin “Enn Şahin” olanını göndermişti. Kürt halkının protestosuna maruz kalan Naim olaya ilişkin” “kandırılmış ve korkutulmuş küçük çocukların ellerine taş verildi ve bayram kalabalığından istifade edildi. Halkımızla dostluğumuzu, diyalogumuzu, samimiyetimizi kıskananlar öncekilere benzer bir olayı sahneye koymak istedi” demişti. Çocuklardan, dostluktan ve samimiyetten bahseden Naim’e sormak gerekir.  8 ay önce Ruboski’de katledilen çoğu çocuktan oluşan 34 insanı, Uğur Kaymaz’ları (12), Enes Ata’ları (9), Ceylan Önkol’ları (13) katlederken ve ekranlar önünde polis tarafından Cüneyt Ertuş’un kolu kırılırken siz neredeydiniz? Daha anlaşılır olması açısından şunu belirtmek gerekir. Bayram gecesi sizi “Şahin defol Hakkari seni istemiyor” sloganlarıyla karşılayan o çocuklar, katledilen yaşıtlarının hesabını sormaya gelmişlerdi. Başka ne bekliyordunuz. 

Birde soralım bu samimiyet nerden?

Bir süre önce de BDP’li milletvekillerin Şemzinan’a gittiği sıra da yol kontrolü yapan gerillayla karşılaşması akabinde birbirleriyle kucaklaşması AKP devletinin gündemini değiştirdi. AKP Devleti sözde bitirdiği gerillaların Türk karakollarının hemen yanında halkla kucaklaşması Erdoğan’ın çileden çıkarmaya yetti. Bu görüntülerle birlikte Erdoğan’ın “Bitirdik, alan denetimizde” söylemini de boşa çıkarttığı gizlenemedi. Şapka düşmüş kel görünmüştü. Bütün kıyamet bundan dolayı kopartılıyor. Her zaman olduğu gibi gerillanın başarılarını hazmedemeyen AKP devleti gerillaya ilişkin dengesiz açıklamalarda bulunarak kirli zihniyetlerini ortaya koymaktadır. Konuya ilişkin en dikkat çekici söylemi de ne olduğuna ilişkin hakkında hiçbir bilgi olmayan Erdoğan’ın baş danışmanı olan Yalçın Akdoğan’dan gelmişti. Yasin Doğan ismiyle Yeni Şafak gazetesinde ki köşe yazısında,  “…bu PKK’lılar Mars’tan gelmiş olabilir mi..!” şeklinde tespitte bulunarak efendisine ne kadar benzediğini, çapının ne olduğunu göstermiş oldu. İttihatçı-Nazi arttığı Yalçın, sözde bitirdiği gerillanın nerden geldiğini öğrenmek istiyorsa Tayyip’in korkudan ayağa kalkamadığı Hantepe’ye tekrar efendisini gönderirse merakını gidermiş olur. Yakın gelecekte PKK gerçeğini kabullenmezsen birilerinin sana danışmanlık yapması lazım..! 

Gaziantep’teki olaya ilişkin de her zaman olduğu gibi ortada herhangi bilgi olmadan Kürt özgürlük hareketini suçlamasından patlamadan sonra Milli İstihbarat Teşkilatını (MİT) başarılı bulmalarıdır. İstihbaratların temel görevlerinden biri de olay yaşanmadan yaşanacak olayın önünü durdurmaktır. Bunun için gerekli bilgilere önceden ulaşabilmektir. Asıl başarı da bundan sonra gelecektir. Ancak Antep patlamasında on kişi hayatını kaybetmiş onlarca insan da yaralanmıştı. Olaydan sonra sözde patlamayı gerçekleştiren şahsın ismine ulaşılabilmiş ve yardım edenler ise kısa bir sürede tutuklanmıştı. Bu şekilde de olay PKK’nin üzerine atıldı.

MİT’in başarısı da bu. Her olayın sonuna PKK’yi eklemek… 

En son söyleyeceklerimizi en başta söyleyelim 1- Olay PKK’nin başlattığı ‘devrimci halk savaşı’ hamlesini karalayarak,  boşa çıkartmak. 2- Olayı harekete yükleyerek sözde PKK- SURİYE ilişkisi gündeme getirilerek Batı Kürdistan’a yönelik “tampon bölge” adı altında askeri hareketin önünü açmak. Nitekim AKP Devleti olayı basına “PKK-Suriye istihbaratının iş birliği” olarak lanse etti. 

Yakın geçmişi biraz hatırlarsak benzeri olaylarda devletleşmiş AKP’nin sicili oldukça kabarıktır.  2004 yılında Şemdinli’deki UMUT KİTAP evinin bombalanması sırasında çevredeki Toros markalı bir araçta bomba, silah ve bazı dokümanlar bulunmuş daha sonra halk tarafından da araca ve mühimmata el konulmuştu. Olay önce PKK’ye yüklenmeye çalışmış, ancak halkın el koyduğu mühimmatlar ve belgeler devleti gösterince dönemin Genel Kurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt  “tanırım bizim iyi çocuklardır” diyerek olayı üstlenmiş ve kapatmaya çalışmıştır. 

ANTEP olayı da gerek yapıldığı yer gerek yapıldığı zaman ve HPG’nin olayı üstlenmemesi KCK’nin ise özellikle sivillere yönelik olduğundan olayı benimsememesi ile beraber siyasal kanıtlar YEŞİL ERGENEKONU göstermektedir.

MİT’in başarısına gelince…

Her şeyi ellerine yüzlerine bulaştırmalarıdır. 

Bu da başarıysa eğer…

AKP’nin kırdığı ceviz kırkı geçti. Patlayan bombalarla AKP’nin kolon ve kirişleri kırıldı. Bütün efendiler bir araya da gelse artık kimse AKP denen devletin yılışını durduramaz.

Munzur Botan

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.navendalekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info

Parveke

TAGS(ETIKETLER):  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.