Psikolojik Savaş-2
Dizi Yazı / 10 Eylül 2012 Pazartesi Saat 08:33
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Psikolojik harekat, hedef birey, grup ve toplumların tutum ve davranışlarını etkilemek suretiyle düşünce, duygu ve davranışlara etki yapmaya yönelik faaliyetlerdir.

Psikolojik Harekat Nedir? 

Çoğu kez, psikolojik harekat terimi ile psikolojik savaş terimi birbirine karıştırılmaktadır. Özde bu terimlerin anlamı aynı olmakla birlikte psikolojik savaş, uygulama alanı olarak psikolojik harekatı da kapsamaktadır. Bu çerçevede, düşman olarak belirlenen güç ya da güçlerin tüm boyutlarını(sosyal, siyasal, ahlaki, askeri, kültürel, ekonomik, örgütsel, vb.) kapsayacak şekilde yürütülen faaliyetler psikolojik savaş olarak ifade edilebilir. Yürütülen bir psikolojik savaş, toplumsal güçlerden yalnızca birini kapsıyorsa psikolojik harekat olarak tanımlanabilir. Bu anlamda psikolojik savaşın stratejik olma özelliğine karşı, psikolojik harekatın bu stratejiye uygun belirlenen hedefe yönelimi söz konusudur.
Psikolojik harekat, hiçbir teorisyenin, düşünürün icat ettiği bir faaliyet şekli değildir. İnsanlık tarihi kadar eski olan bu faaliyet şekli ilk olarak insanlar arası anlaşmazlıkların çözümünde hilenin kullanılması ve büyücülük faaliyetleri ile ortaya çıkmıştır. Hile ve büyücülük faaliyetleri ne denli ilkel olsa da modern psikolojik harekat faaliyetlerinin atası sayılabilir.

Bununla beraber, psikolojik harekat terimi oldukça yeni ve çoğu zaman üzerinde tartışmaların sürdürüldüğü, sınırları kesin hatlarla çizilmemiş bir konudur. Bütün bu tartışmalara rağmen kullanılan teknik ve taktikleri ile de belli bir doktrin ve esaslara sahiptir.

Psikolojik harekat, hedef birey, grup ve toplumların tutum ve davranışlarını etkilemek suretiyle düşünce, duygu ve davranışlara etki yapmaya yönelik faaliyetlerdir.

Psikolojik harekat faaliyetleri bir toplumu toplum yapan ekonomik, sosyal, kültürel, ahlaki, siyasi, askeri ve psikolojik her türlü değeri hedef alabilmektedir. Bu faaliyetlerin en tehlikelisi de, bir toplumun kültür-ahlak değerlerine sızarak toplumsal erozyona neden olmasıdır. Bilindiği gibi toplumları ayakta tutan öz kaynakların tamamı kültürden beslenmektedir. Bu bağlamda bir toplumu yok edebilmenin en kestirme yolu onun kültür değerlerine sızarak tahrip etmektir.

Kısacası, hangi görüş ve düşüncede olursa olsun hasım güçler tarafından yürütülen psikolojik harekata hedef olmayan fert ve grup mevcut değildir. Ancak işlenen temalar, kullanılan kitle iletişim araçları ve izlenen yöntemler her hedef grup için toplumsal ahlaki-kültürel örgülerin çözülmesi ve birlik ruhunun tahrip edilmesidir.

Türk Devleti’nin topyekun bir şekilde Kürt halkına karşı yürüttüğü savaşımın en karmaşık ve dolayısıyla anlaşılmaz alanı olan psikolojik savaş alanı ve bu temelde geliştirilen psikolojik harekattır. Onun için eğer psikolojik savaşı doğru anlamamışsak, psikolojik harekatı da doğru anlayamaz ve her an düşman güçlerin oyununa gelebiliriz. Psikolojik savaş, bir sıcak savaşı kazanmak için veya şu anda yaşadığımız kriz anında bir davayı savaşsız kabul ettirmek için en etkili politik araçtır. O halde bu alanı çok iyi bilmek gerekiyor.

Stratejik psikolojik savaş kapsamında psikolojik bir harekat yürüten Türk Devleti, hedef olarak belirlediği; mahalli olanından geneline kadar, tüm kilit isimleri karalamak, böylece onların etkinliklerini yok etmek için olağanüstü çaba harcar. İftira, karalama, yoz kişilikleri ön plana çıkarma, bu savaşımda önemli bir yer tutar. Ayrıca bu mahalli veya genel önderleri satın alma veya tehdit yoluyla kendi saflarına çekme ciddiyetle ve sabırla uygulanır. Hapse düşen veya gözaltına alınan herkese işbirliği teklifi götürmeleri boşuna değildir. DTP üzerinde yapılan çeşitli hesaplar ve baskı ile kuşatma altına alınmak istenmesi bu savaş kapsamı içinde ele alınmalıdır. Türk Devleti, ayrıca her türlü karşı yayın organlarına sızarak, ince bir taktikle, insanları birbirine düşürür; bazen birinin bazen de diğerinin tarafını tutarak enerjinin iç mücadelede tüketilmesi için elinden geleni yapar.

Bu yaklaşım asıl olarakta kaynağını sömürgeci zihniyetten ve egemen güçlerin sömürge ülkelerde uyguladığı toplumsal psikolojiye dayanarak sömürge halkları küçük düşürme, ucube gösterme, geri ve aşağılık bir varlık olarak lanse etme arayışından almaktadır. Fransızlar’da Cezayir’de uyguladığı psikolojik harekatta benzeri bir yaklaşım geliştirmişlerdir. Fransızlar, Cezayir toplumunu beyazlar karşısında görgüsüz, ilkel, cahil gibi aşağılayıcı nitelemelerle ötekileştirmişler ve egemen ulus karşısında iradesizleşmesini, özgüven yitimini yaşamasını amaçlayarak ruhsal kırılmaya uğratmaya çalışmışlardır. Kürdistan’da Türk egemenlerinin genelde Kürt ulusuna özelde de onun öncü gücü Özgürlük Hareketine karşı geliştirdiği toplumsal psikolojik harekat ise Fransız örneğini katbe kat aşan bir düzeydedir. Kürt toplumunu ilkel, çağdışı kalmış bir topluluk olarak lanse ederek kendi kitlesine (Türk) aşağılanması gereken bir varlık olarak göstermiştir. Yine toplumsal yaşam içinde Kürtleri asi-avare bir topluluk olarak ta göstererek uygarlıktan uzak kavgacı nitelemesini de yaparak kendi tabanına “kötü topluluk, kötü bireyler” biçiminde önemli oranda algılatarak zihinlerine kazımıştır. İlkeliği çağrıştıran kavramlarla yaşamın her alanında Kürdü kötü gösterme psikolojik harekatın genelleştirmesi amacını taşımıştır. Özelde ise özgürlük harekatı ve özgürlük savaşçıları için 30 yıl içerisinde en geri, vahşi nitelemelerle bu yaklaşımını sürdürmüştür. Kürt özgürlük güçlerine; şaki, terörist, barbar, bölücü türündeki vb. nitelemeleri bu konuda birkaç örnektir. Kürdün en masum siyasal eylem, aktivitesinin bile, bu kavramlarla dile getirilmesi tamamen psikolojik harekat kapsamında geliştirilmektedir.

 Özelikle de önder Apo’nun esaretinden sonra psikolojik harekat çok daha kapsamlı ve planlı bir şekilde uygulanmaya konulmuştur.
Türk özel savaş kurmayları Önde Apo’nun esaretini Kürt Özgürlük Hareketinin stratejik bir yenilgisi olarak ele almış ve bunu da bir kök kazıma harekatına dönüştürmek istemiştir. Bu kök kazıma harekatını da sadece askeri boyutuyla değil, psikolojik savaş kapsamında sürdürmeyi kendisine esas almıştır. Bu süreçten sonra Kürt toplumu ve özgürlük hareketi kendi içerisinde bir ayrıştırmaya tabi tutulmuş ve ona göre de bir politika uygulamaya konulmuştur.       

Uygulanmaya konulan bu politika bir psikolojik harekat biçiminde yürütülmektedir. Buna göre Kürt toplumu yenilmiş ve umutlarını yitirmiş bir toplum olarak ele alınmakta ve bu temelde de yeni bir şekillenmeye tabi tutulmak istenmektedir. TV kanalarında yaygınca Kürtleri ele alan dizi filimlerin yayınlanması, 2000’ler öncesinde Kürdistan da adeta silinmiş olan siyasal, eğitsel kültürel vb. kurumlara yeniden canlılık kazandırılması gündeme getirilmiştir. Adeta bununla Kürdistan yeniden bir işgale başlanılmıştır. Psikolojik harekatın belirlenen hedefe her cepheden tüm imkan ve araçları kullanarak harekete geçmesinin sonucu olan bu yönelimin bir parçası olarak toplum bireylerine varıncaya kadar özel uzmanlarınca saptanmış saldırıların hedefi haline getirilmiştir. Aynı şekilde Kürt özgürlük güçleri de kendi içlerinde sınıflandırılarak özel yönelimler tabi tutulmuştur. PKK’nin yönetim ve kadroların bir birinden ayrıştırılması tarftarlarının ise farklı bir statüde ele alınması bu çerçevede gelişmiştir. O süreçte PKK yönetim kadrolarının rencide edici, itibarlarını sarsıcı bildiriler ve karikatürler uçaklardan Medya Savunma Alanlarına üzerine atılmaya başlanılmış, kurulan Güven Radyosunda özel yayın yayınlar yapılmaya başlanılmıştır. Bu radio yayınlarıyla kadronun kafa ve düşünce yapısının muğlaklaştırılması, güven yitimine uğratılarak kararsız kılınması, şüphe ve kuşkunun geliştirilmesi ve ardından da kaçışların gerçekleştirilmesi hedeflenmiştir.

Psikolojik harekatın en kapsamlı ve geniş tutulduğu alanlardan biride yasal demokratik siyasal zemin ve zindanlardan çıkan kadrolar olmuştur. Yasal demokratik siyasal zemin 2000 yıları sonrasında Kürt Özgürlük Mücadelesinin stratejik mücadele alanlarından biri olarak belirlenmesinin ardından böylesi bir yönelim gerçekleşmiştir. Bu yönelimin hedefinde yasal siyasal zeminin temel örgütlenmesi olarak kabul edilen örgütlenmeler bulunmuştur. Psikolojik harekatın bu örgütlenmelere karşı saldırısı ise açık fili saldırıdan daha çok içine sızma, yanlış bilgilerle yönlendirme, iç karışıklık yaratarak güvensizlik geliştirme mücadele yerine didişmeyi geliştirme ve böylece zaman yitimine, enerji kaybına uğratma vb. biçimlerde gelişmiştir. Buda halk nezdinde ciddi bir güven kaybına neden olurken, sömürgecilerin çıkarlarına hizmet edebilecek sahte söylemler kullanan ajan örgütlenme ve kimler tarfından kurulduğu iyi bilinen tarikatları gelişimine kapıların aralanmasına imkan sunmuştur. Psikolojik harekatın bir sonucu olarak gelişen böylesi bir ortamda zındandan çıkanlara yönelik saldırılarda bunun bir tamamlayıcı faktörü olarak geliştirilmiştir.

Zındanlar Kürt halk tarihinde ve direniş mücadelesinde saygın ve tartışmasız bir yere sahiptir. Piskolojik harekatla yapılmaya çalışılanda son derece haklı olarak edinilen bu itibarın yok edilmesi olmuştur. Bunun içinde zindandan çıkanlar hedef alınmıştır. Zindandan çıkanların zaaflarının kullanılması, haklarında söylentilerin geliştirilmesi ve bir hedef haline getirilmiş olmaları da bunun bir sonucudur. En son 22 Temmuz 2007 genel seçimlerinde ve 29 Mart 2009 yerel seçimlerinde görüldüğü gibi psikolojik harekat bunlarla da sınırlı kalmamış AKP’nin her yönüyle iktidara getirilmesi, yasal demokratik siyaset zemininin Kürt özgürlük mücadelesine kapatılarak DTP’nin bitirilmesine yönelik olarak özel örgütler kurularak kapsamlı bir harekat yürütülmüştür. Bu harekat kapsamında oluşturulan özel örgütler tam bir psikolojik saldırı harekatı yürütmüşlerdir. Bunlar sürekli olarak yasal, demokratik siyasal zemini sürekli kontrol altında tutmaya çalışmışlar ve bunun içinde ajanlar sızdırmaya ve işbirlikçiler oluşturmaya çalışmışlar ve istihbarat faaliyetleri yürütmüşlerdir. Tüm bunlar sonucunda edindikleri bilgiler sonucunda taktikler belirleyerek harekete geçmişlerdir. En son olarak devlet tarafından gerçekleştirilen KCK’ye yönelik saldırı sonucunda açılan mahkeme iddinamesinde ele alınan konular, dile getirilenler ve sunulan kanıtlara da bu kapsamda ele alınmışlardır. Böylece tüm yasal demokratik siyasal alan kontrol altına alınmaya çalışılmıştır.   

 Cemail Şerik

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.navendalekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info

Parveke

TAGS(ETIKETLER):  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.