AKP’nin Son Çırpınışları
Serbest Yazılar / 22 Ağustos 2012 Çarşamba Saat 08:18
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Merkezi Uygarlık Sistemi, Ortadoğu üzerinde çıkar amaçlı hegemonyasını gerçekleştirmek için tüm güçlerini devreye koymuş durumdadır.

Merkezi Uygarlık Sistemi, Ortadoğu üzerinde çıkar amaçlı hegemonyasını gerçekleştirmek için tüm güçlerini devreye koymuş durumdadır. Ortadoğu’daki hâkimiyetlerini korumak isteyen kapitalist egemen güçlerin en büyük korkusu, kendi sistemlerinin yıkılmasıdır. Bu konudaki en büyük tehditleri olan Önderliğimiz üzerinde türlü baskı, işkenceye dönük uygulamalar geliştirmektedirler.  Önderliğimizin sadece Kürt halkına değil bütün halklara hitap etmesi, hegemon güçleri daha da korkutmakta ve saldırılarını arttırmaktadırlar.


 Kürtlerin de içinde olduğu 3. Dünya savaşı yaşanıyor

 Tunus ile başlayıp, Mısır, Libya ile devam eden ve şu anda da Suriye’ye sıçrayan ve ‘halk baharı’ olarak nitelendirilen dışardan tetiklenmiş ve desteklenen ayaklanmaların büyük bir ihtimalle İran ve Türkiye’ye de sıçrayacağı görülmektedir. 11 Eylül saldırısı, ABD’nin petrol denetimi sağlamak için Afganistan ve Irak’ı işgali ve Önderliğimizin tutuklanması ve Ortadoğu’da gelişen diğer gelişmeler aslında içinde diğer dünya savaşlarından farklı olarak bu sefer Kürtlerin de bulunduğu 3. Dünya savaşının başlamış olduğunu gösteriyor. Halk baharı olarak nitelendirilse de despot rejimlerin yerini, bölgeye hâkim olmak isteyen ve kendi çıkarlarını korumak isteyen kapitalist egemenlikçi güçler aldı. Aslında özgürlüğe susamış halkın yaşamında daha da kötü koşullar baş gösterdi. Halk açlıkla yüzyüze geldi. Hatta önceki sistemi arar duruma bile geldi. Suriye’de de yaşatılmak istenen bundan farklı değildir. Tabi Batı Kürdistan’da Kürtler, rejimin ve kapitalist egemenlikçi güçlerin oyunlarına gelmeyip, ince ve sabırlı bir politikayla Rojava’da hâkim güç olmayı başardı. Sömürgeci güçler tarafından 4 parçaya ayrılan Kürdistan’ın bir parçasının bulunduğu Suriye’de büyük karışıklıklar yaşanırken, Kürt halkı bölgede ya silik halk olacaktı ya da yıllardır beklediği özgürlüğüne kavuşacaktı.  Herkes oluşan boşluklardan yararlanıp hâkimiyet kurma çabasına girerken, Kürtler sabırla bekleyerek zamanı geldiğinde Batı Kürdistan’da yönetime el koyarak Demokratik Özerkliği ilan etmek için hazırlık yapmaya çalıştılar. Kürtlerin Rojava’da bu derece başarılı politika sergilemelerinde Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın yıllar süren çabaları, emeklerinin büyük etkisi vardır.

 

AKP, Rojava’daki Kürt direnişi karşısında çaresiz

Kürtlerin Rojava’da yönetimi ele geçirmesi, tabi ki Türkiye’yi telaşlandırdı. Kürtlerin haklı mücadelesini boşa çıkarmak için türlü yalanlara, dezanformasyon haberlere başvurdu. Faşist Fethullah Gülen yanlısı basın tarafından PYD karşıtı haberler yayınlandı. Kürtlerin Batı Kürdistan’daki etkilerini zayıflatmak için güya Suriye sınırına dikilen TEV-DEM bayrağının PKK bayrağı olduğu yönünde savaş kışkırtıcı açıklamalar yapıldı. PYD’nin PKK denetiminde olduğu yönünde ısrarla haberler yapıldı. Suriye halkına özgürlük isteyen Tayyip Erdoğan sıra Kürtlere gelince hakaretler yağdırdı, kara propagandalar yaptırdı, bu yönde kendisine yardımcı olabilecek bütün devletlerden adeta Türkiye’yi satma pahasına yardım istedi.

 

 Kürt karşıtı sinsi planlar tutmadı

Faşist AKP Devletinin Kürdistan üzerindeki sinsi planları, Türk dışişlerinin Hewlêr konsolosluğuna gönderdiği gizli belgelerin deşifre olmasıyla açığa çıktı. Türk dışişlerinin gizli planının PKK karşıtı psikolojik harekât üzerine politikalar olduğu ortaya çıktı. Gizli ibareli belgede, Türk devletinin Suriye devletini bahane ederek PKK’yi nasıl tasfiye etmek, PKK’nin Batı Kürdistan üzerindeki etkisine karşı psikolojik harekâtın nasıl yapmak, PKK’ye karşı güvensizlik yaratmak, Suriyeli Kürtleri etkilemek planın başlıca parçaları arasında gelmekteydi. Güney Kürdistan üzerinden provokasyonlar yaratarak Batı Kürdistan’daki Kürtleri göçertme planının devreye sokulması, Suriye’deki Kürtlerin Güney Kürdistan’a göç ettirilmesi, yoksul Kürt gençlerinin Güney Kürdistan’da özel eğitimlerden geçirilmesi gibi sinsi plan ve politikalar planın diğer parçasını oluşturuyordu. Her zaman kaleyi içten fethetmek isteyen ve bunun için de işbirlikçi Kürd’ü kullanmak isteyen faşist zihniyetin, gizli eylem planında, yine işbirlikçi Kürt üzerinden politikalarını gerçekleştirmek istediği görülüyor. MİT bağlantılı inşaat şirketleri ile çalışan işbirlikçi Selahattin Bedrettin gibi şahsiyetlerin kullanılması bu durumu açıkça ortaya koyuyor.

 

Kürtleri imha etmek için pazarlıklar yapıldı

Yüzyıllardan beri uygarlığın beşiği Ortadoğu’nun yer altı ve yerüstü zenginliklerini kontrol altına almak, Ortadoğu’da kendi çıkarlarını korumak isteyen kapitalist egemen güç ABD’nin, planlarını gerçekleştirmek için Türkiye’yi maşa rolünde kullandığı bilinmektedir. Dışişleri Bakanı Hillary Clington’un Türkiye’yi ziyaretinin arkasında mutlaka PKK’ye karşı anlaşmaların olduğu açıktır. Sadece ABD değil, Suriye üzerinde çıkarları olan diğer devletler de bu durumdan nemalanmak, Suriye üzerindeki çıkarlarını korumak için harekete geçtiler. Rusya, Ortadoğu’daki tek kalesi Suriye’yi kaybetmemek için Türkiye ile türlü pazarlıklara girişmiştir. Ayrıca bir dönem himayesi altında olan Suriye üzerinde tekrar denetim sağlamak isteyen Fransa’nın yakın zamanda Türkiye’yi ziyaret etmek istemesi boşuna değildir. Burada öne çıkan durum Türkiye’nin yine maşa rolünü görüp PKK ve Kürtlerin tasfiyesine yönelik önüne çıkan her devletle her türlü pazarlığı yapmasıdır.

Kürt halkının büyük özgürlük tutkusu ve kararlı duruşu despot güçlerin Rojava üzerindeki kirli emellerine ulaşmalarına izin vermemiş tüm saldırı ve gizli planlara rağmen halk etkin güç olmayı başarmıştır. Son çare Türk dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun Federal Kürdistan Bölgesini ziyareti de bir sonuç vermemiştir. 

 

Komşularla sıfır sorun, bütün komşularla soruna dönüştü

Suriye hava sahasına giren Türk uçağının düşürülmesinden sonra, AKP Devletinin Suriye ile ipleri iyice kopmuştur.   Daha önce aralarında su sızmayan Esad ile iki düşman haline gelen Tayyip, köşeye sıkışmış kedi misali sağa sola saldırmaya başladı. (Suriye Özgür Ordusu) Muhalifler İstanbul’da özel olarak eğitilip silah sevkiyatı Türkiye denetiminde yapıldı.

Sünni Lider Tarık El Haşim’i ve Irak Hükümeti arasındaki çelişki ve çatışmalar sonrası Haşimi’nin Türk devleti tarafından korumaya alınması, Türk Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun Güney Kürdistan ziyaretine Maliki, kendi içişlerine karıştığı yönünde değerlendirip sert açıklama yapmıştı. Hatta Irak Hükümeti, faşist AKP Devleti Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun Kerkük ziyareti nedeniyle Türkiye ile ilişkileri gözden geçirme kararı aldıklarını bile açıkladı.  Irak Başbakanı Nuri El Maliki’nin, Türkiye’nin kendilerini ciddiye almadıkları yönünde ciddi ve sert tepki göstermesi, Türkiye’nin Irak ile olan iplerinin iyice kopmasının göstergesidir. Federal Kürdistan Hükümetinin Irak Hükümetinden habersiz petrol anlaşması yapması, iki hükümet arasında büyük gerginliğe yol açmıştı. Bu gerginliğe rağmen Federal Kürdistan Bölgesini bağımsız bir devletmiş gibi esas alması Irak Hükümetinin Türkiye’ye olan tepkisini arttırdı.

Malatya’da geliştirdiği füze kalkanı projesi ile İran’ın da sert tepkisine maruz kalan Türkiye’nin komşularıyla tonla sorunu oluştu. İran, kendisine yapılacak herhangi bir saldırı durumunda Türkiye’nin de hedeflerinde olduğunu açıkladı.

 

İçte ve dışta büyük sorun yaşayan AKP son çırpınışlarını yapıyor.

Türkiye,  içte büyük askeri, ekonomik, sosyal ve siyasal sorunlar yaşamaktadır. Kendileri dışındaki halklara tahammül edemeyen Türk Devletinin en son Alevilere yönelik gerçekleştirdikleri saldırılar içte büyük tepki yarattı. Öte yandan HPG gerillalarının her gün Türk karakollarına gerçekleştirdiği eylemler,  AKP Devletini oldukça zor duruma düşürmüştür. Her ne kadar iyi bir görüntü vermeye çalışsa da yoğun askeri kayıplarını gizleyemedi. CHP heyetinin Şemdinli’ye giderek bizzat incelemelerde bulunması ve gerçeği açıklayan rapor hazırlaması ayrıca meclisi olağanüstü toplantıya çağırması durumu vahametini ortaya koyuyordu.

Ekonomisi dışa bağımlı bir devletin çökmüş devlet olduğu göz önüne getirilirse Türk devletinin çoktan bitmiş bir devlet olduğu ve bitmiş bir devletin yapabileceği her türlü çirkinliğe karşı oldukça duyarlı ve dikkatli olmak gerektiği belirtilebilir.

Nergiz  Botan

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.navendalekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info

 

 

 

 

 

 

 

Parveke

TAGS(ETIKETLER):  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.