AKP’nin Tefeci Kadınları
Araştırmalar / 28 Haziran 2012 Perşembe Saat 14:35
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Amed merkezli olarak geliştirilen Mikro Kredi adlı ‘tefecilik’ başta Van, Batman, Siirt, Şırnak, Bingöl ve daha birçok Kürdistan illerinde hayata geçirilmiş durumda.

Amed merkezli olarak geliştirilen Mikro Kredi adlı ‘tefecilik’ başta Van, Batman, Siirt, Şırnak, Bingöl ve daha birçok Kürdistan illerinde hayata geçirilmiş durumda. En son Hakkâri ve Yüksekova’da eski MHP Belediye Başkanı Abdurrahman Keskin’ in yeğeni Nergiz Keskin başkanlığında Hakkâri ve Yüksekova’da şubeleri açıldı. 

KÜRDİSTAN’DA MİKRO-KREDİ ADI ALTINDA ‘TEFECİ’ TUZAĞI

Mikro-kredi, kadınlara güya iş imkânı sağlamak adına bir grup kadının bir araya gelip (en az 6 kişi)  grup oluşturarak verilen belli miktarlarda kredi ile (100tl ile 1000 tl arasında) işyeri açmalarının sağlanıp daha sonra bu paranın faiziyle her hafta olmak üzere geri alınmasıdır.  Kürt kadınlarından faizli olarak alınan paralar daha sonra Ziraat Bankasına yatırılmaktadır. Verilen paralar herhangi bir banka tarafından resmi olarak verilmediği için kadınların geri ödeme gücü olmadığı zaman yüklü faizler uygulanarak zorla alınmaktadır. 

Mikro-kredi de bir araya gelen bir grup kadın aynı mahalleden, ya da aynı köyden olmak zorundadır. Bunun da amacı kadınların daha iyi örgütlenmelerinin önünü açmaktır. Bir araya gelen kadınlar iş kurma adıyla gizlice örgütlendirilecek ve bunlarda ailelerini örgütleyecek böylece büyüyen halka misali çevrelerini etkileyecekler. Hakkâri’de de Yeni Mahalle (cemaatin yoğun çalıştığı mahallelerden bir tanesidir) ‘de başlayan örgütlenmeleri bugün diğer bütün mahallelere ve diğer ilçelere yayılmış durumdadır.

‘Mikro-kredi’ adının kullanılması bir nevi projeyi meşrulaştırmaya çalışmaktır. Hâlbuki kredi herhangi bir banka tarafından değil ‘tefeci’ olarak tabir edilen kadınlar tarafından ‘el’den verilmektedir. Verilen bu paralar daha sonra açılan kermeslerde aklanıyor. Bu kermeslerde, Kürdistanlı kadınların hünerleri pazarlanarak elde edilen kazanç “fakirlere ve öğrencilere yardım” adı altında cemaatin havuzuna aktarılıyor. Bu politikanın bir diğer amacı da örgütledikleri kişilerin açtıkları kermeslerin belli bir süre sonra dükkânlara dönüşmesi ve Kürt kadınının eliyle yine Kürt kadınının alışverişine varıncaya kadar cemaatin kasasına gelir olarak dönmesi sağlanıyor. 

KÜRT KADINLARININ ‘EL EMEĞİ’ CEMAAT TARAFINDAN PAZARLANIYOR

Hakkari’li kadınların elleriyle yaptıkları ve dünyaya bir model olacak değerdeki çorap, kilim, dantel, oya vb. el emeklerinin bir Fethullah Gülen patentli Mikro-tefe kredisiyle pazarlanmaya çalışılması faşist AKP Devletinin özellikle Kürdistan’ın pilot bölgelerinden Hakkâri ve Yüksekova üzerinden yine özellikle Kürt Kadınları üzerinden geliştirdiği sinsi politikalarından biri olarak öne çıkıyor. Kürt Kadınlarının el becerileri Kürt kültürün canlı abideleri gibidir. Bu abidelerin faşist Gülen Cemaati’nin kurumları tarafından ‘Pazar’ konusu yapılması Kürt kadını üzerinden yürütülen asimilasyonun bir başka yönünü ortaya koymaktadır. 

Maddi olarak zaten sıkıntı yaşayan Hakkârili Kadınların çoğu bu tuzağa düşmekten kurtulamıyor.  Sürekli yapılan propagandalarla kadınları etkilemeye çalışıp; kredinin çok avantajlı olduğu iş imkânı sağlandığı,  eğer geri ödeme olmazsa bile hiç sorun çıkarmayacaklarını, tek amaçlarının kadınlara yardım olduğunu, özellikle Kürt kadınlarının eşlerine muhtaç olmaması için ekonomik olarak özgürlüklerinin sağlanması için çabaladıkları vs. gibi bir sürü yalan ve sahtekârca söylemlerle kadınlar teşvik edilmeye çalışılmaktadır. Fakat kadınlar bir araya gelip grup kurup kredi için imza attıktan sonra asıl kirli yüz ortaya çıkıyor. Bundan sonra kadın üzerinde baskı uygulanıp her hafta parayı geri almak için evine gidip kadının parayı geri vermesi için baskı uygulanır. Hele bir de kadın işyeri kurma şansı yakalayamadıysa parayı nasıl vereceğinin derdine düşer. Eşinden de istemesi gibi bir imkânı da yoktur. Bu şekilde tuzağa düşen yüzlerce Kürdistanlı kadını asıl psikolojik olarak bundan sonra yıkılıyor. Kendisi de Hakkârili olan Nergiz Keskin ev ev dolaşarak Kadınları bu projeye teşvik ediyor. İlk kez projenin Hakkâri’de geliştirilmek istenmesi yine Nergiz Keskin tarafından önerilmişti. Gülen cemaatine bağlı kadınlar bu projeye yoğun katılımla destek veriyor. Hakkâri ile sınırlı kalmayan Keskin Yüksekova’da da şubesini kurmuştur. Hakkâri’nin diğer ilçelerinde de geliştirilmek istenen proje için ısrarla halktan destek isteniyor. 

Önce Hakkâri Üniversitesi Rektörlüğü bünyesinde Hakkâri Valiliği desteği ve denetiminde çalışma yürütülen mikro-tefe-kredi projesinde açılan şube daha sonra kendisi de Fethullah Gülen cemaati üyesi olan ve bundan uzak bir görüntü vermeye çalışan Üniversite Rektörü Prof. Dr. İbrahim Belenli tarafından güvenlik gerekçesiyle Rektörlükten dışarı çıkarılmıştır. Bunun üzerine Bulvar Caddesinde bulunan Hakkâri Valiliği İl Özel İdaresi’ne taşınan mikro-kredi burada çalışmalarına devam etmiştir.

Asimilasyon politikalarında pusulayı şaşıran-Türkçülük histerilerine katılan faşist AKP hükümetinin bu şekilde kadınlardan grup oluşturarak para yoluyla örgütleme yapmaya çalışması kirli ve sinsi yüzünü ortaya koyuyor. Tabi bu ne ilk ne de son olacak bir çalışma. Bundan önceki politikalarını da hatırlamak gerekir. Mesela çocuklara süt parası adı altında yine kadınlara maaş bağlaması ve sanki Kürt Kadınlarına “ekonomik anlamda bağımsızlık getiriyor” şeklinde propaganda yapıyor olması bunlardan bir tanesidir. Yüzyıllarca Kürdistan topraklarında verimin emeğin analığını yapmış Kürt Kadınına birkaç kuruş para vererek kendine bağlayacağını sanması herhalde ancak AKP ‘ce nitelendirilecek bir durumdur. 90’lı yıllarda yine faşist Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin eliyle yakılan binlerce Köyü hatırlayalım.  Her köylünün sahip olduğu binlerce hayvanın telef edilmesi, bağ, bahçe, tarlaların yakılması, on binlerce meyve ağaçlarının köklerinin bile bırakılmaması vs. daha sayamayacağımız bir sürü barbarca durumun Kürt insanını özellikle de toprağın asıl sahibi, verimin kaynağı Kürt Kadınını; güya 3 ayda bir veriyormuş gibi gösterdiği (ama yılda bir bile bazen vermediği)  sanki bir minnet yapıyormuş çok önemli bir yardım yapıyormuş gibi gösterdiği çocuk parası da yine faşist AKP Devletinin büyük aldatmacalarından bir tanesidir. 

Kürdistan kentlerinde özellikle Hakkâri, Şırnak gibi pilot bölgelerde uyguladığı politikalar bunlarla da sınırlı değil. Yine Faşist AKP Devleti Başbakanı Tayyip’in yakın bir süre önce söylediği en az 3 çocuk söylemi kadın bedeni üzerindeki sömürünün en büyük göstergesidir. Ülkeyi öylesine bir tekçi zihniyetle yönetmek istemektedir ki devletin küçük birimi olarak nitelendirilen ailelere özellikle de kadınlara yönelip kaç çocuk sahibi olacaklarına kadar karar vermeyi de kendisine hak olarak görmektedir. Olayın diğer önemli boyutu ise Tayip Erdoğan’ın  “3 çocuk” çığırtkanlığıdır. Fakat bu 3 çocuk meselesi Kürdistan’da başka uygulanmaktadır. 3 çocuk yerine, Kürt kadınlarının kısırlaştırılmasına çalışılmaktadır.  Kısırlaştırma-doğum kontrol uygulaması için Kürdistan’da AKP yandaşı bütün sağlık kuruluşları harıl harıl çalışmaktadır. Bu şekilde Kürt nüfusunun azaltılması planlanmaktadır. 

Son günlerde faşist AKP Devletinin ‘kürtajcı’ başbakanı tarafından yeni bir faşizan uygulama daha tartışmaya açılmıştır. Kadının nasıl doğum yapacağı ‘tekçi Tayip’ tarafından belirlenmek isteniyor. Her kes; kadın, erkek, çocuk toplumun bütün kesimleri AKP’nin belirlediği ‘tek tipe’ zorlanmaktadır. 

Aslında bu tür hareketlerle Erdoğan ve Gülen Cemaati her şeyi ‘tek tip’leştirmek istemektedirler. Yani tekçi devlet zihniyeti olan ‘her şeye ben karar veririm’ anlayışı hâkim kılınmak istenmektedir.

Faşist Gülen cemaatinin mantar gibi çoğalttığı Kuran Kursları da özel çalışma alanları arasında yer almaktadır. Özellikle de Hakkâri’de sayısının hızla arttırılması tesadüf değildir. Yeni mahallede yine Bulvar Caddesinde Sümbül Giyimin bulunduğu binanın arka kısmında ‘Kuran Kursu’ hücre evleri açılıyor. ‘Kuran öğretme’ bahanesiyle Kürt kızlarının buralarda devşirilmeye çalışılıyor. Ailelere de “çocuklarınıza Kuran öğretiyoruz” denilerek ‘devşirme’ faaliyetleri için onay alınmaktadır.  

Gülen Cemaatine bağlı kadın çalışanlar (bunlar genelde Polis, Uzman Çavuş eşleridir)  daha önceden kandırılıp Cemaate katılan Kürt Kadınları üzerinden onların akrabalarına ulaşılıp ‘daha çok Kürt Kadını’ şiarıyla örgütleme yapmaktadırlar. Devşirilen kadınlar, Özgür-Der evlerinde Pazartesi ve Perşembe günlerinde toplanıp cemaate bağlı polislerin eşleri tarafından eğitilmektedir. 

Kürdistan’da Kürt Kadına yönelik Gülen Cemaati ve onun taşeron partisi AKP’nin teslim alma, iradesizleştirme, kültürel-sosyal anlamda soykırım planları ne ilk ne de son olacaktır. Kürt kadınının kimlik, dil ve kültürel alanda etkisinin tasfiye edilmesi Kürt halkının da tasfiyesi anlamına gelecektir.

Nergiz Botan

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.navendalekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info   


Parveke

TAGS(ETIKETLER):  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.