Doğa Anayı Yeniden Düşünmek !
Ekoloji / 31 Ocak 2010 Pazar Saat 07:25
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Özgürlüğü, zekâyı, güzelliği, çeşitliliği arayanlar ve gelişmenin kaynağını merak edenler yönlerini doğaya vermelidirler. Kaynak oradadır. Toprağa bakmalıdırlar. Kökler oradadır.

Özgürlüğü, zekâyı, güzelliği, çeşitliliği arayanlar ve gelişmenin kaynağını merak edenler yönlerini doğaya vermelidirler. Kaynak oradadır. Toprağa bakmalıdırlar. Kökler oradadır. Toprak, yeryüzünün bereket dolu örtüsüdür. Topraktaki temel maddeler, mineraller, elementler ve su tüm canlılara hayat verir. Bitkilerin depoladığı enerji hayatın sürmesini sağlar.  Canlıları besler. Doğanın bu dönüşümü hayatın ta kendisidir. Bitkilerin kimyası mevsimlere, iklimlere göre değişir. Zifiri karanlıktan gündoğumuna ve batımına kadar tüm evreleri bitkiler hisseder.

 

Eşsiz güzellikte ve çeşitlilikte yetişen binlerce bitki, bakan gözleri adeta kıskandırır. Sanata ilham, yaşama estetik veren bu güzellik, özüyle insanın gelişimini sağlar. Sağlık ve mutluluk verir.

 

İnsan, hayata gözlerini yeşil elbiseli toprak ananın kucağında açtı. Milyonlarca yıl öncesinden günümüze dek yaşamın temel kaynağı olan toprak üzerinde hayata hayat katmış bitkiler, insanların ilk laboratuarı, ilk eczanesi olmuştur. Bitkilerin çiçeklerine, sapına, köklerine dokunan kadın elleri artık şifa vermeye başlamıştır. Şifacı kadınlar, doğal tedaviciler ilk insan topluluklarının hekimleri olmuşlardır.  Bitki dünyasını kendi dünyalarından ayırmayan, hayata bütünlüklü bakan canlı doğa anlayışıyla her canlıya saygın bir yer verilir. Ateşlenen, ayağı kırılan, bacağı yanan insanlar bitkilerle tedavi edilmiş ve bu yöntemler günümüze kadar “şifacı”larla gelmiştir.

 

Bitkiler sadece hastayı iyileştirmez, sağlıklı insanın bağışıklık sistemini güçlendirir, beden ve ruh sağlığının ahengi olur.

 

İnsanları tehdit eden tüm hastalıkların (sistemsel hastalıklar da dahil) ve çıkabilecek hastalıkların şifası doğadadır. Güzelliğin, gücün kaynağı doğadadır. Yeter ki araştırılsın, elde edilen tecrübeler toplanılsın ve insanlığa yaşam ve şifa versin.

 

Ne var ki, yaratıcı doğa, iktidarların elinde dengesiz kullanılarak hızla yok edilmektedir. Binlerce hayvan ve bitki türünün o muazzam çeşitliliğine her gün balta vurulmakta, evrenin mutlu ahengi büyük bir cançekişe dönüşmekte, yaşamın en temel kaynaklarından toprak, su ve hava kirletilerek, canlı doğanın sınırsız umut kaynağı kurutulmakta ve kanserleşme toplumdan doğaya hızla yayılmaktadır.

 

Bilindiği gibi doğa tarihi insanlık tarihinden, toplumsal tarihten çok daha eskidir. 15 milyar yıl önce büyük patlama ile başlayan maddenin evrimi içinde yaklaşık 3,5 milyar yıl önce canlılığa ve tek hücrelilere geçiş yaşandı. Dile kolay! Günümüzde canavarca yok edilen doğa ve yaşam alanları, insanın aklına ve hayaline sığmayacak bir geçmişin ve doğal emeğin ürünü. Bu gerçekliğe bu tür yok edici bir yaklaşımı gerçekleştirmek ancak insani olmaktan başkalaşmakla izah edilebilir! Evet, ne yazık ki öyle! Kapitalist Modernite denen olgu bir başkalaşım halidir. Doğadan, toplumdan, insandan, etikten, estetikten….

 

Bunun önünü almak her şeyden önce esaslı bir zihniyet dönüşümü ve devrimini gerektirir. Bunu başaran insanların kararlı mücadelesi ancak doğamızı dolayısıyla toplumsallık ve insanlığımızı kurtarabilir… 

 

Pelin Dicle

 

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info

 

Parveke

TAGS(ETIKETLER):  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.