KCK, ‘Su Yönetimi Koordinasyon Kurulu’nu İzlemeye Aldı
Ekoloji / 25 Mart 2012 Pazar Saat 15:04
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Hükümetin 20 Mart günü resmen kuruluşunu ilan ettiği “Su Yönetimi Koordinasyon Kurulu”na ilişkin bir açıklamada bulunan KCK Ekoloji ve Yerel Yönetimler Komitesi,

KCK Ekoloji ve Yerel Yönetimler Komitesi, AKP hükümetinin kurduğu “Su Yönetimi Koordinasyon Kurulu”nun faaliyetlerini yakından takip edeceklerini belirterek, “Toplum ve doğa karşıtı her adımlarının karşısında olacağımız bilinmelidir” dedi.

Hükümetin 20 Mart günü resmen kuruluşunu ilan ettiği “Su Yönetimi Koordinasyon Kurulu”na ilişkin bir açıklamada bulunan KCK Ekoloji ve Yerel Yönetimler Komitesi, ekolojik duyarlılığın da birleşik bir güç istediğini ifade etti. Komite, “Bu gücü AKP faşizmine karşı en ileri düzeyde göstermenin tam zamanıdır” mesajını verdi.

KCK Komitesinin açıklaması şöyle:

“AKP hükümetinin 20 Mart 2012 tarihinde resmen kurduğu SU YÖNETİMİ KOORDİNASYON KURULU’NUN amacı ‘sektörler arası koordinasyonu, işbirliğini ve su yatırımlarının hızlandırılmasını sağlamak’ biçiminde belirlenmiştir.

İç İşleri, Dış İşleri, Kültür ve Turizm, Tarım ve Hayvancılık gibi onlarca Bakanlık ve Genel Müdürlüğün katılımıyla “su yatırımlarının” hızlandırılmak istenmesinin tüm amacı, Kürt halkının özgür bir iradeye ve ekolojik bir yaşama kavuşmasını önlemeye dönük olarak, HES ve diğer baraj projelerini yangından mal kaçırır gibi hızla tamamlamaktır:

1-Sömürgeciliğin en vahşi uygulamalarından biri olarak, Kürdistan coğrafyasının tarihi ve kültürel değerleriyle birlikte sulara gömülmesi hedeflenmektedir.

2-Hasankeyf ve Munzur başta olmak üzere halkın rızası alınmadan zorbalıkla yürütülen Hidroelektrik santralleri ve sulama barajlarıyla, halk için herhangi bir hizmet değil imhacı-güvenlikçi zihniyet ve politikaların hayat bulması amaçlanmıştır. Aynı şekilde, özgürlüğün sembolü haline gelen Botan bölgesinde adı konulmamış onlarca ASKERİ GÜVENLİK BARAJI yapılmaktadır. Barajlar politikası Kürdistan coğrafyasının, tarihi ve kültürel değerlerinin imhası ve halkın binlerce yıllık yaşam alanlarından kopartılması pahasına, tamamen kültürel soykırımcılık anlayışıyla ve daha büyük savaşların gerekçesi haline gelecek olan dar bir askeri güvenlik mantığıyla yürütülmektedir.

3-Sadece Kuzey Kürdistan değil Kürtlerin yaşadığı her alan saldırı kapsamına alınmıştır. Özellikle Suriye’deki gelişmeler karşısında Kürt halkının en doğal haklarına kavuşmaması için komplolar peşinde koşan AKP hükümeti suyu da Kürt halkına karşı bir silah olarak kullanmaktadır. Suriye politikalarında su kozunu Kürtler aleyhine devreye koymak için koordinasyon kurulunu kurmuştur.

4-Türkiye’nin Sinop’undan Mersin’ine, Gökova’sından Menemen Ovasına dört bir yanda toplumu ve doğayı tehdit altında bırakan endüstri ve enerji politikalarının Kürdistan’daki karşılığı, endüstri ve enerji politikalarını özel ve kirli savaş politikalarına bağlamaktır. Yeni oluşturulan kurulun esas görevi de Kürdistan’da yürütülen yıkım ve imha politikalarının hayata geçirilmesini kolaylaştırmaktır.

5-Önder Öcalan’ın Ortadoğu halklarının demokratik birliği temelinde su kaynaklarının ortak kullanımını sağlamak amacıyla önerdiği su birliği projesini, AKP ters yüz ederek sömürgeci bir anlayışla kullanmak istemektedir. Bununla birlikte, Önderliğimize uyguladıkları tecridin bir amacının da görüşlerini tersinden değerlendirmek olduğu ortaya çıkmaktadır.

AKP hükümeti “Su yönetimi koordinasyon kurulu” eliyle, tüm bu toplum ve doğa karşıtı politikalarını daha rahat, hızlı ve sorunsuz bir şekilde hayata geçirmeyi hedeflemektedir. AKP Hükümeti Newroz’da halka uyguladığı gibi azgın bir saldırganlıkla doğaya saldırırken bunu bin bir yalan gerekçeyle perdelemektedir. “Su yönetimi koordinasyon kurulu” faaliyetlerini yakından takip edeceğimiz; toplum ve doğa karşıtı her adımlarının karşısında olacağımız bilinmelidir.

AKP’nin örtülü soykırım uygulamalarına, ekolojik yaşam, tarih ve kültür bilinciyle karşı durmak insanca yaşamak isteyen herkesin görevidir. Ekolojik duyarlılık, halkın görkemli Newroz direnişi kadar büyük bir direniş, eylem, bilinç ve örgütlülük gerektirmektedir. Bunun için tüm ekoloji ve çevre örgütlerinin bir çatı altında toplanması, güç birliği yapması veya en azından bir koordinasyon merkezine kavuşması önem kazanmıştır. AKP’nin halkı zerrece dikkate almayan ceberut uygulamalarına karşı ekoloji güçlerinin buluşması ertelenemez bir görev haline gelmiştir. Newroz’la birlikte girilen yeni dönem, tüm demokrasi güçlerinin birleşerek zafere yürümesi dönemidir. Ekolojik duyarlılık da birleşik bir güç istiyor ve bu gücü AKP faşizmine karşı en ileri düzeyde göstermenin tam zamanıdır.

Ekolojiye ve insanca yaşama duyarlı olan her kurum, örgüt ve şahsiyeti AKP’nin gözü dönmüş bir şekilde yürüttüğü, güvenlik ve sömürü endeksli su ve enerji politikalarına karşı durmaya, deşifre ve teşhir etmeye, tüm güçlerini EKOLOJİ KOORDİNASYONLARI altında birleştirmeye; ayrıca, Botan başta olmak üzere yürütülen baraj faaliyetlerini yerinde inceleyerek, gözlerden kaçırılan bu doğa ve insanlık düşmanlığına karşı tavır almaya davet ediyoruz.”-Behdinan

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.navendalekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info   

Parveke

TAGS(ETIKETLER):  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.