Kürt Gençleri Gerilla Saflarına Akın Ediyor
Gençlik / 14 Mart 2012 Çarşamba Saat 17:17
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Kürt halkına uygulanan soykırım politikaları yoğun bir şekilde devam ederken, bir taraftan da bu politikayı kabul etmeyen Kürt gençleri gerilla saflarına akın ediyor.

Kürt halkına uygulanan soykırım politikaları yoğun bir şekilde devam ederken, bir taraftan da bu politikayı kabul etmeyen Kürt gençleri gerilla saflarına akın ediyor. HPG saflarında eğitim devrelerini tamamlamak üzere olan genç gerilla adayları, neden Kürdistan özgürlük dağlarını tercih ettiklerini ANF’ye anlatırken, Kürt gençlerini de Kürt halkının özgürlüğü için mücadeleye çağırıyorlar.

Medya Savunma Alanları’nda temel eğitimlerini gören gerilla adaylarının her birinin ayrı bir hikâyesi olsa da hepsinin buluştuğu nokta aynı; Kürt halkına yönelik gelişen saldırılar ve Kürt halkı üzerindeki asimilasyon ve soykırım politikalarına karşı mücadele etmek.

CEZAEVİNDEN HPG SAFLARINA

AKP’nin polislerine taş attığı için 2009 yılında, tutuklanan ve şimdi gerilla adayı olan Mazlum Jêhat, polislere taş attığı gerekçesiyle 2009 yılında birçok arkadaşıyla birlikte tutuklanmış. Cezaevi idarecilerinin her türlü işkenceyi yaptığını söyleyen Jêhat, “Kendimizi nasıl savunacağımızı bilmiyorduk. Bizlere bir sürü belge imzalatıyorlardı. Daha sonra da mahkemede ‘sen bu kadar suç işlemişsin’ denilerek, hâkim bu suçlara göre bize ceza veriyordu” dedi. Mazlum Jêhat, bu şekilde suçlanarak henüz 14 yaşındayken 3 yıl cezaevinde kalmış. Cezaevinden çıktıktan sonra tek yolun Kürdistan dağlarında faşizme karşı savaşmak olduğuna karar verdiğini ve bu yıl gerilla saflarına katıldığını belirten Jêhat, şunları söylüyor:

“Kürt gençlerinin bu tür politikalara maruz kalmaması için burada bütün Kürt gençlerini gerilla saflarına davet ediyorum. Çünkü bizi inkâr eden ve her yünüyle değerlerimize saldıran egemen güçlere karşı başarı, Kürdistan dağlarında özgürlük savaşını vermekle mümkündür.”

KÜRT-ARAP AYRIMCILIĞI

Babası Arap annesi Kürt olan gerilla adayı Rüstem Cudi, 1990 Afrin doğumlu. Annesinin Kürt olması onu Kürdistan gerçeğiyle tanıştırmış. Bu durumun Suriye ordusunda askerlik yaptığı dönemlerde geliştiğini ifade eden Rüstem Cudi, “Askerdeyken Kürt-Arap ayrımcılığını bütün çıplaklığıyla fark ettim. Askerden döndükten sonra Kürt arkadaşlarım oldu ve anemin desteğiyle Kürt Özgürlük Hareketi ile tanışma imkânına kavuştum” dedi. Bu durumun kendisinde özgürlük arayışına neden olduğunu belirten Cudi, birçok miting ve etkinliklerine katıldığını ve bu nedenden dolayı 2011 Newroz'unda tutuklandığını söyledi. Tutuklanınca devletin işkencesine maruz kalan Cudi’nin ailesi uzun bir süre çocuklarının nerede olduğundan haber alamamış. O da birçok gerilla adayı gibi cezaevinden çıktıktan sonra özgürlük dağlarının yolunu tutan Kürt gençlerinden.

Ekim 2011’de Türk ordusunun gerçekleştirdiği hava saldırısı sonucu Medya Savunma Alanları’nda yaşamını yitiren KCK Yürütme Konseyi Üyesi Rüstem Cudi’nin Güney Batı Kürdistan’daki cenazesine katılan ve bundan çok etkilendiğini belirten gerilla adayı Cudi, “Oradaki bütün insanların yürekleri sanki aynı anda atıyor gibiydi. İşte o anda ben de bu onurlu mücadelenin bir üyesi olmam gerektiğini söyledim kendime ve gerilla saflarına katıldım” dedi. Şimdi temel gerilla eğitimi alan Rüstem Cudi, eğitimini tamamladıktan sonra HPG’nin vereceği görevi layıkıyla yerine getirmeye hazır olduğunu söylüyor.

“KÜRTÇE KONUŞMAYA UTANIYORDUM”

Bir diğer gerilla adayı ise 24 yaşındaki Baran Berxwedan. Sivil yaşamında çevresindeki insanların yurtsever olmadığını söyleyen Berxwedan, şöyle konuştu:

“O dönemler bize yüz yıllardır dayattıkları inkâr politikalarının farkında değildim. Kürt-Türk ayrımını ilkokulda her sabah bize okutulan ‘varlığım Türk varlığına armağan olsun ’ adında ki andımız denilen şeyle fark ettim. Ve bu bende birçok çelişkiye neden oldu. Kürtçe konuşmak neden yasak ve hocamız her fırsatta bu dili konuşmayın bu dil yasak diyordu. Bir gün hocama sordum bizim Kürtçe konuşmamıza neden izin vermiyorsunuz. Hocam bana şu cevabı vermişti. Çünkü bütün kitaplar Türkçe yazılmış ve bütün derslerimizde Türkçedir onun için Türkçeyi konuşuyoruz. Ama sizin konuştuğunuz dil ise ancak anne ve babanızla konuşabilirsiniz, onun dışında başka bir işlevi yok diye cevap vermişti. Hocanın cevabı kafamdaki çelişkileri gideremedi. Bu çelişkilerim her geçen gün giderek büyümeye başladı. Liseye geçtiğimde orada ki kurallar biraz daha katı ve inceydi. İlkokulda eve giderken hiç olmasa Kürtçe konuşuyordum ama lisede bu giderek ortadan kalktı. Ve artık Kürtçeyi hem unutmuştum hem de konuşmaya utanıyordum.”

Lise döneminde okulda Gülen cemaati ve Süleymancıların kendi dershaneleri için sürekli öğrenci örgütlediklerini anlatan Berxwedan, “Kürt öğrencilere şu sözler kullanılıyordu, ‘Sakın PKK terör örgütünün söylediklerine kanmayın onlar eşkıyalardır. Bunların tamamı Ermeni'dir. Müslümanlıkla alakaları yoktur.’ Bu şekilde PKK’nin anti propagandasını yapıyorlardı” dedi. Bu tür uygulamaları gördükten sonra bazı arayışların içine girdiğini ifade eden Berxwedan, “Okuldayken yurtsever bazı arkadaşlarım oldu ve onların aracığıyla Kürt Özgürlük Hareketini tanıdım. Önder Apo’nun bazı kitaplarını okuduktan sonra hakikat yolunun bu yol olduğunun farkına vardım. Ve şuan da ise Kürdistan dağlarında zalimlere ve faşistlere karşı savaşmak için onlarca yoldaşımla birlikte özgürlük için kendimizi eğitiyoruz” dedi.

“NASIL TÜRK OLARABİLİRİM?”

Laşer Ararat adında ki gerilla adayı, ekonomik sorunlardan kaynaklı ailesiyle birlikte 90’lı yıllarda İstanbul’a göç etmiş. 10 yaşına kadar Ağrı’da yaşayan Ararat, devletin 90 yıllık inkâr ve imha politikasının en çirkin yüzünün kendisini İstanbul’da gösterdiğini söylüyor. Laşer Ararat, şunları anlatıyor:

“Birçok komşumuz Türk’tü, Kürtçe konuşuyoruz diye bizi dışlıyorlar, hatta çocuklarına bunların yanlarına sakın gitmeyin bunlar doğuludur diyerek, bizi terörist olarak tarif ediyorlardı. Bu kirli ve insanlık dışı politikalar bizi giderek bütün değerlerimizde uzaklaştırıyordu. Artık kendi Kürtlüğümüzden utanır duruma geldik. ‘Nasıl Türk olabilirim kendimi onlara nasıl kabul ettirebilirim’ diye bir özentinin içine düşüyorduk. Liseye başladığımda artık neredeyse Kürt olduğumu unutmuştum. Annem ve babamın dışında evimizde kimse Kürtçe konuşmuyordu.

Bunların tamamı bir oyun gibi bize sunuluyordu. Kendi değerlerimiz bize hor gelmeye başlamıştı. Sanki Türkleşmek eşittir medenileşmek, uygarlaşmak ve modernleşmekti. PKK’yi ve önder APO’yu biraz anladıktan sonra Türk devletinin Kürt halkına yönelik asimilasyon ve soykırım politikalarının ne kadar derin olduğundu fark ettim. Ben de onlarca Kürt genci gibi devletin bu politikalarına karşı gerilla saflarına katıldım. Ve her Kürt genci de yerini gerilla saflarında almalı ve özgürlük için savaşmalıdır.”-ANF

Dünya Pale / Delil Zilan-Behdinan

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.navendalekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info    
Parveke

TAGS(ETIKETLER):  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.