Burkay: AKP Öne Çıkmamızı İstiyor
Makaleler / 20 Ocak 2012 Cuma Saat 09:52
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Kısa bir süre önce Almanya'ya bir ”ziyaret” gerçekleştiren Kemal Burkay, ziyaret dönüşü ayağının tozuyla, TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu tarafından oluşturulan,

Kısa bir süre önce Almanya'ya bir ”ziyaret” gerçekleştiren Kemal Burkay, ziyaret dönüşü ayağının tozuyla, TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu tarafından oluşturulan, "terör ve şiddet olayları kapsamında yaşam hakkı ihlallerinin incelenmesine" yönelik alt komisyona konuştu. Burkay, burada kısa bir süre önce Prof. Anıl Çeçen'in oturduğu koltuğa oturdu. Türk ırkçı, faşist resmi görüşünün ”teorisyenlerinden” olan Çeçen, örgütlü Kürt muhalefetinin yok edilmesi için sokak eylemlerine roketle karşılık verilmesi önerisinde bulundu.

Çeçen, ırkçı Türk devlet politikasının yeniden üretilme mekanizmasında bir maniveladır. Komisyona çağırılmasının temel iki sebebi de, kamuoyuna ”Bakın Türk cenahında bu fikirde olanlar da var” tehdidini hem de meclis aracılığı ile göstermek hem de AKP iktidarının antidemokratik uygulamalarının ”meşru” olduğunun altını çizmektir.

Bu anlamda, faşist Çeçen'in komisyondaki varlığını anlamak mümkün. Ancak, hayatının son 30 yılını, Kürdistan'daki ve Batı illerindeki tüm toplumsal devinimlerden uzak İsveç Kista'da geçiren Burkay'ın, hangi sıfatla bu komisyona çağırıldığı meçhul. İsveç'teki varlığını dahi, ”gönüllü sürgün” olarak tanımlayan Burkay, söz konusu sürecin, ne mağdurudur, ne failidir, ne de sanığıdır. Olsa olsa sürecin ”siyasal” bir figüranıdır.

Ancak, Almanya dönüşü apar topar komisyona geliyor ve faşist Çeçen'in eksik bıraktığı bölümü tamamlıyor. Burkay, konuşması boyunca, PKK ve Lideri Abdullah Öcalan aleyhine konuşur. ”PKK'nin Türk derin devleti ile olan ilişkilerini” hiç bir kanıt göstermeden, sadece kendisini referans ederek, ”açıklıyor.”

TBMM, Burkay'ı bu anlamda ”itibar edilir” buluyor. Bunun nedeni, 1980 öncesinde başta yakın çevresi olmak üzere, birçok ismi, ”özel kontenjanla” Bulgaristan'a eğitime gönderen Burkay'ın bu tür derin ilişkilerde olan birikimi ve tecrübesi olabilir mi? Bu dönem Burkay'ın, SSCB'nin ”Kürt politikası” gereği, KDP Lideri Molla Mustafa Barzani'yi ihanetle suçladığı dönemdir. Bu ihtimali yabana atmamak gerek.

Öte yandan, kısa süre önce Almanya'da, Komkar ve PSK'nın düzenlediği bazı toplantılara katılan Burkay'ın burada, ”KCK operasyonları kapsamında BDP'lilere yönelik tutuklamaların devam edeceği ve AKP Hükümeti'nin kendilerinin öne çıkmasını istediğini bunun için hazırlıklı olunması gerektiğini” söylemesinin de bu ”itibarda” etkisi olabilir mi?

Kürt halkı tarafından, siyasal varlığı konu mankeni olmanın ötesinde bir anlam ifade etmeyen Burkay'ın, Radikal Gazetesi'ne verdiği demeç de, siyasal ihtiraslarının kendisini sürüklediği ruhsal çalkantıları daha da net gözler önüne seriyor. Yaklaşık altı aydır derin bir tecritle karşı karşıya olan PKK Lideri Abdullah Öcalan aleyhinde konuşmayı, AKP indinde bir varoluş vesilesine dönüştüren Burkay'ın sözleri, Radikal Gazetesi'ne de güven vermemiş olacak ki Burkay'ın sözlerini, ”Devletin idam cezasını da Öcalan’ın ‘hizmet’ etmesi için kaldırdığını öne sürdü” ifadesiyle veriyor.

Burada ”öne sürdü” fiiline dikkat çekmek gerek. Haber dilinde, bu fiil inandırıcılığı, güvenilirliği en düşük olan açıklamalarda kullanılır. Muhabir bu fiili daha çok haberinde, muhatabının kendisi indinde inanılırlığını yitirdiği, yalana varan temelsiz hikâyeler anlattığında kullanır. Görülüyor ki, Başbakan Erdoğan'ın televizyon ve gazete patron ve yöneticileri ile toplantı yapmasından sonra, masa başı yalan haberleriyle psikolojik savaş yürüten Türk basını dahi Burkay'ın safsatalarını, iddia olarak bile değil, ”öne sürme” olarak veriyor.

Görünen o ki, AKP'nin denetiminde gönüllü sürgününden vazgeçerek, iktidarın saldırıları ile bertaraf edilecek PKK'nin yerine ”göreve” hazırlanan Burkay'ın, “Öcalan İmralı'da devlet tarafından destekleniyordu ve askeriye tarafından denetleniyordu.” sözleri örgütlü Kürt muhalefeti aleyhinde her türlü yalanı ”meşru” gören Türk basını bile inandırıcı bulunmuyor.

Geçmişte de siyaseti benzer safsataları ile yürüten Burkay, bunun bedelini Kürdistan'da siyaseten yok olmakla ödedi. Burkay, Kemal Pir ve Haki Karer'in de ”ajan” olduklarını iddia ediyordu. Kürdistan Halkı'nın buna tepkisini, Burkay'ı, kendi indinde hiç bir zaman kayda değer bir siyasal tercih olarak görmeyerek gösterdi.

Siyasal yaşamı boyunca ”korunaklı safları” tercih eden Burkay gittikçe kronikleşen bir biçimde, memur ruhundan kurtulamayan, şairle, siyasetçi arasında kimlik bunalımı yaşayan bir portre çizdi. Yetmişli yıllarda etrafında topladığı üniversite öğrencisi Kürt gençlerine, ”devrimciliği” salık verirken, kendisi rahlesinde şekillendiği Kemalist köy enstitülerinin ruhuna işlediği 657'li memuru bir ”aydınmış” gibi yaşamaya çalıştı. Şiiri sadece bu aydını pazarlayabilmek için sevdi. Şiirin direnişini hiç sevmedi.

Bu yüzden şiire de ihanetini ikrar edip AKP'ye sığındı.

Uzun yıllar, Kuzey Kürdistan'da varlık gösteremediği için, Güney Kürdistan'da var olan siyasal örgütlerin yakınında görünmeyi ”siyasal” faaliyet sayan Burkay'ın, AKP indinde ”itibar” kazanırken, Kürdistan'ın o parçasında da ”itibarsızlaştığı” görülüyor.-ANF/Ankara

erdemcan@riseup.net

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.navendalekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info   

Parveke

TAGS(ETIKETLER):  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.