Birand: 'KCK' Gazetecilerinin Haykırışını Dinleyin
Basından Seçmeler / 11 Ocak 2012 Çarşamba Saat 11:41
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Posta Gazetesi yazarı Mehmet Ali Birand, köşesinde Türkiye'de bulunan tutuklu gazetecileri konu edinirken,

Posta Gazetesi yazarı Mehmet Ali Birand, köşesinde Türkiye'de bulunan tutuklu gazetecileri konu edinirken, "KCK" soruşturması adı altında yapılan operasyonda tutuklanan özgür basın çalışanlarına ilişkin olarak ise, "KCK gazetecilerinin haykırışını dinleyin. Bu gazeteciler de hiçbiri silah taşımamış, tetik çekmemiş, insan öldürmemiş. Bu gazeteciler, fikirlerini yansıtmışlar. Evet, Kürt sorununda taraf olmuşlar" dedi.

Posta Gazetesi yazarı Mehmet Ali Birand, bugünkü köşe yazısında Türkiye'de basın özgürlüğünü ve tutuklu Kürt gazetecileri işledi. Birand, yazısında Türkiye'de basın özgürlüğü alanında yaşanan hak ihlallerini gözler önüne sererken, DİHA, ANF, Özgür Gündem, Demokratik Modernite Dergisi ve Etik Ajans'a yapılan baskınlar sonucunda gözaltına alınıp tutuklanan 35 gazetecinin ise kendi mesleklerinin gereklerini yerine getirdikleri için tutuklandıklarını yazdı.

Birand'ın Posta Gazetesi'nde yayımlanan "Türkiye kendini ayağından vuruyor" başlıklı yazısının bir bölümü şöyle:
"Anlamakta çok güçlük çekiyorum. Türkiye, demokrasi için önemli adımlar atarken, nasıl oluyor da basın özgürlüğü ve yargı sisteminde böylesine çağ dışı bir yaklaşımı ısrarla sürdürüyor. Yargıdaki çarpıklıkların görmezden geliyor. Nasıl oluyor da, iktidar partisi göz göre göre kendini ayağından vuruyor. Uluslararası eleştirilere ve giderek artan baskılara adeta davet çıkarıyor. Oysa Türkiye bu durumu hiçbir şekilde hak etmiyor.

Defalarca yazdım, yine yazacağım... Tekrarlayacağım... Bu yasalar ve uygulamalar değişene kadar da ısrarla üstünde duracağım. Bu konuda benimle aynı görüşte değilseniz ve bana kızıyorsanız o zaman bu köşeyi okumayın. Aynı görüşteysek, gelin siz de bu kampanyaya katılın.

Basın, yani söz ve ifade özgürlüğünden söz ediyorum. Yargıdaki çarpıklıklardan söz ediyorum. Eğer demokratik bir sistemi benimsiyorsanız, basın özgürlüğü bu sistemin en vazgeçilmez kuralıdır. Tek istisna terörü açıkça desteklemek, insanların öldürülmesi için çağrı yapmak, silahlı kalkışmaya tahrik etmek. Fiilen teröre karışmanın dışında her türlü söz ve fikir yazılabilir. Her konu tartışılabilir. 'Evet, ancak..' diye başlayan hiçbir gerekçe geçerli olamaz.

Oysa bugün Türkiye'de 90 civarında gazeteci hapiste. Bunların hiçbiri terörist faaliyetten dolayı tutuklanmamışlardır. Önemli bölümü, terör örgütüne sempati duymak, destek vermek gibi muğlak suçlardan ve çoğu da yargılamaları sürdüğünden dolayı içeride tutulmaktadırlar. Fiilen teröre karışmamış, sadece görüşlerini yansıtmışlardır. Ayrıca, savcıların elinde halen yüzlerce suç duyurusu ve soruşturma vardır. Sadece 2011'de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne genel özgürlükler konusunda 9 bin şikayet başvurusu

Batı medyasında da Türkiye, Çin'e ve Putin'in Rusya'sına benzetiliyor.

Çin gibi zengin, ekonomisi parlak, ancak insan haklarını umursamayan, yargının her yere çekildiği bir ülke. Putin'in Rusya'sı gibi son derece katı bir anlayışla yönetilen bir başka ülke.

Yazık değil mi bizlere?

Hayır

Peki, o zaman hükümet neden kıpırdamıyor?

İste benim anlayamadığım da bu.. AKP neden kendi kendini yaralıyor?

KCK gazetecilerinin haykırışını dinleyin

KCK tutuklamaları çerçevesinde 35 gazeteci içeri alındı. Bu meslektaşların büyük bölümü DİHA ve Özgür Gündem gibi yayın organlarında çalışıyorlardı. Yayınladıkları mektupla haykırışlarını seslendirdiler. Ancak kimseler oralı değil. 'Bizi terörle suçluyorlar, oysa ortaya koydukları deliller tümüyle gazetecilikle ilgili' diyorlar.

Gerçekten de öyle.. Deliller, yazılmış haberler, haber fotoğrafları, haber izlemek için yapılan seyahatlerden oluşuyor.

Bu gazetecilerden hiçbiri terör faaliyetine katılmış değil.

Bu gazetecilerden hiçbiri silah taşımamış, tetik çekmemiş, insan öldürmemiş.

Bu gazeteciler, fikirlerini yansıtmışlar

Evet, Kürt sorununda taraf olmuşlar.

Evet, bizim paylaşmadığımız görüşleri yansıtmışlar

Ne var bunda?

Görevlerini yapmışlar. Bizlerin, yaptığımız yasaların anlayamadığı da işte bu.. Şimdi de 'Bunlar gazeteci değil terörist' diye kendimizi savunuyoruz. Tutuklu gazeteci sayısının 8-10'u geçmediğini iddia ediyoruz.

Tabii, kimseleri de inandıramıyor, hatta kendimizi komik duruma düşürüyoruz."- DİHA/Ankara

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.navendalekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info    
Parveke

TAGS(ETIKETLER):  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.