Kraliçe, Dayı, Hoca, Kelepçe ve Kürdün Serencamı!
Makaleler / 14 Aralık 2011 Çarşamba Saat 08:31
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Abdullah Gül intikam naraları atıyor.Tayip Erdoğan okyanus ötelerinden gelen rüzgârla gürleyip duruyor.

İnsan, “bilinmeyen” karşısında ne kadar zayıf ve zayıf olan insan ne kadar da çaresiz ve sığınmacı!

“Bilinen”i tekellerine alan egemenler, bunu her daim “bilmeyen” insana karşı kullandılar. 

Tanrı krallar, çıplak krallar, ağalar, beyler, tüccarlar, burjuvalar, sanayiciler ve finansçılar! Hepsi kaba gücün maddi unsurları kadar, “manevi” unsurları da tekellerine almaya çalıştılar. Bunlarla geniş yığınlara hükmettiler.

Ama hiçbiri kapitalistler ve finans kapital kadar “manevi değerler”le ve ahlak ile oynamadı, bozmadı! Hem de açıktan ve göstere göstere!

Hiçbiri toplumu ve bireyi bu kadar atomize etmedi, felç etmedi, benliğini dumura uğratmadı.

Finans kapital(istler) tekeline aldığı maddi ve manevi silahlarla beynimize ve ruhumuza dadanıyor, istediği gibi biçimlendiriyor! Fiziğimize kendisi şekil veriyor, kendisi dizayn ediyor. Neyi düşüneceğimizi, neyi nasıl yiyeceğimizi ve neyi giyineceğimizi o hazırlıyor, o karar veriyor.
İnkâr eden beri gelsin! Gelsin ve içtenlikle yaşamında kendisine servis edilenlerin dışında neyi düşündüğünü, neyi yediğini ve neyi giydiğini söylesin!

Toplum ve insan hiç bu kadar yerlerde sürüklenmedi ve tüketilmedi!

Dünyanın çivisi çıktı! Daha doğrusu çıkardılar. En ahlaksız, en yalancı ve en demagoglar, “cumhur”başkanı ve “baş”bakan oluyor! Yöneticilerimiz oluyor.

Çarpıcı birkaç örnek:

Baba-oğul Bush’ların her tarafı yalan değil miydi? Üstelik göstere göstere ve sonradan kendileri de bizzat itiraf ederek. Örnek Irak savaşı ve diğer dünya müdahaleleri… Obama aynı şeyi “siyah” maskeyle ama “beyaz” yalanlarla yapmıyor mu?
Berlusconi’nin başbakanlık icraatlarından çok “gencecik kızlar ile icraatları” manşetlere çıkmadı mı?
Sarkozy kadar dayısı ABD ve petrol için pişkinlik ve yalakalık yapan başka bir “lider” tanıdınız mı?

Gelelim Türkiye’ye!

Abdullah Gül, “iyi şeyler”den söz ettiğinde en kötü şeyleri yaşamadık mı? Tayip Erdoğan en sinsi planlarını en “ballı cümleler”e sarmadı mı? Peki ya keskin U dönüşleri! Örnek Büyük Ortadoğu Projesi Eş Başkanlığı, Libya’ya NATO müdahalesi ve son olarak bedelli askerlik ile ilgili sözleri… Fakat Erdoğan’ın Kürt sorunu ile ilgili söz ve tavırlarını sadece U harfiyle izah etmek yetersiz kalır. Sanıyorum şu semboller izah için yerli yerine oturur: S, 8, Z,W vs…

Ve Fetullah Gülen!

“Yetkisiz” yetkili, çıplak kral, maskesiz “imam”, zulmün kalesindeki vaiz, avcıların kekliği!

Hiçbir “imam” bu derece maskeye gerek duymaksızın vaazlarda bulunmadı, açıkça ve fiziki olarak da zalimlerin yanında yer almadı, dini-imanı bu derece pervasızca kullanmadı!

Dinin, imanın, ahlakın çivisi çıktı, çıkarıldı!

Toplum ve insan ahlaksızlık, yalancılık, pişkinlik, benliksizlik, anlamsızlık ve alçaklık trenine bindirilmiş; bir meçhule, karanlık kuytuluklara ve kan-revan-irin deryasına sürükleniyor.

Uzağa gitmeye gerek yok, işte size Türkiye denen ucubeler ülkesi!

Abdullah Gül İngiliz kraliçesinin faytonuna, Tayip Erdoğan ise Obama’nın “dolmuş”una binerek kof bir kibirle hava atıyorlar. Ülkeye döndüklerinde ya da henüz havadayken ise “dayı”larının sıvazladığı sırtlarını arkaya yaslayarak Kürtlere, emekçilere, fakir-fukaraya, garip-gurebaya efeleniyorlar!

Sonradan görme paşa olmuş, önce babasını asmış! 

Yıllarca ezim ezim ezilip de ve “feleğin çarkı” şaşıp da “iktidar” koltuğuna oturan sonradan görmelerin amansız saldırısıyla karşı karşıyayız!
Türkiye’de “İttihatçılar ve Kemalistler” olarak adlandırabileceğimiz eski iktidar sahipleri azıcık ciddiydiler. En azından koydukları kanun ve kurallara azıcık uyarlardı ve azıcık bir ciddiyet havası verirlerdi. Şimdinin sonradan görmeleri ise bu “azıcık”ı da ortadan kaldırdılar.
Pervasızlık, ciddiyetsizlik, kuralsızlık, kanunsuzluk boğaz boyu!

Teksas değil Ankara!

Fetullah Gülen Pensilvanya’dan Yahudi takkesi (özel adı her neyse) gölgesi altındaki beyaz takkesini ikide bir düzelterek Kürtlere ölüm ve lanet okuyor.

Abdullah Gül intikam naraları atıyor.

Tayip Erdoğan okyanus ötelerinden gelen rüzgârla gürleyip duruyor.

 Bülent Arınç iktidar sarhoşluğuyla neredeyse şıkıdım şıkıdım oynuyor. 

Bunların etrafında toplanmış yalaka takımı da salya sümük Kürdün tüm değerlerine sayıp sövüyor…

Bir de figüranlar var. Palyaço mu, angut mu desem, okurların takdirine bırakıyorum. Malum “İç” işleri bakanı!

Eskiden Kürt yoktu! Şimdi var, ama hakları yok!

Hakları olsa bile bunu istemek suçtur, kriminoloji konusudur!

Kürdün hakkından bahsedersen, KCK’lisin, kelepçelisin, içerdesin!

Hazır “ana kraliçe” ve “Obama dayı”, rüzgârı arkadan veriyorken ve Fetullah hoca da vaaz buyuruyorken, Kürdü iyice dövmenin tam zamanıdır! Belki sonra fırsat olmaz.

Bakarsın dört parça birleşir ve kimse onları tutamaz artık maazallah!

Allah göstermesin!

Ama galiba Allah gösterecek!

Gidişat onu gösteriyor. Sel gümbür gümbür geliyor!

Kraliçeler, dayılar, hocalar, hacılar ve kelepçeler kar etmez gayrı!

Akif Roj

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.navendalekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info   

Parveke

TAGS(ETIKETLER):  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.