Kürdistan’daki Şifalı Bitkiler-2
Ekoloji / 04 Kasım 2011 Cuma Saat 07:38
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Darçîn, Soğuk algınlığına, mide bağırsak sistemindeki hastalıklara da iyi gelir. İstenildiği kadar sert kullanılabilir.

SIĞIRKUYRUK(GIYASÎNEM)

Öksürük ve boğaz sorunlarında, eklem rahatsızlıklarında kullanılır. Çiçeklerinden çay yapılır. 1 lt sıcak suya 3-4 gr çiçek konulup, 10-15 dk. bekletilir. Taze yaprakları yaralara sürtülünce yarayı çabuk iyileştiriyor.
Giyasînem hakkında(Kînda): Baharda tazeyken soyulup içi yeniyor.

TELCE(SELMIK, SELMAST)

Yenilen bir bitkidir. Bu bitkinin meyvesi var. Meyvesinin çekirdeklerinden ekmek yapılıyor. Ispanak gibi kullanılıyor. Yapraklarında potasyum, protein, demir, fibre ve fosfor var. C, B, A vitaminlerini kapsıyor.

NANE

Kürdistan’da bahçelerde, saksılarda yetiştirilen, tanınan ve baharat olarak yemeklerde, salatalarda, ayran ve cacıkta kullanılan hoş kokulu bir bitkidir.
Eski Yunan, Roma ve Mısırlılar döneminde ilaç olarak kullanılmaktadır. Mide kasları ve mide-bağırsak sistemi üzerinde spazm çözücü etkisi bulunmaktadır. Antibakteriyal ve salgıları arttırıcı özelliktedir. Limonla hazırlanan nane çayı ferahlık verir, çarpıntılara, migrene, safra ağrısına karşı rahatlatıcıdır. Baharat olarak da kullanılır. Çayı mide sindirimi için iyidir. Sarımsak yendikten sonra kullanılır ki sindirimi kolaylaştırsın ve sarımsak kokusunu alsın. Buhar banyosu sinüzit için iyidir. Soğuk algınlığında, burundaki enfeksiyonlarda kullanımı faydalıdır. Diş etlerindeki ağrılarda gargara olarak kullanılıyor. Çayı daha iyidir. Ayak yanmaları için faydalıdır. 

KEREVİZ

Yaprakları yeniliyor. Taze ya da kurutularak yenir. Karaciğeri ve safra kesesini temizler. Burada biriken yağları temizler, ayrıştırır. Mide problemine, gaza karşı iyidir. Yapraklarından çay da yapılır.

LAVANTA(LEWENTE)

Kurutulmuş şekilde kullanılır. Çiçekleri mor renklidir. Tonik olarak(temizleyici) kullanılır(100 ml. sıcak suya 3 çay kaşığı konulur). Cilt için iyidir. Uyku sorunları için iyidir. Sıcak suya konulan lavantanın kokusu insana rahatlık verir. Böcekler lavanta kokusunu sevmediğinden böcek kovucudur. Böcek sokmasına karşı kullanılır. Güvelere karşı kullanılır. Çayı sakinleştirir. Çikolatalarda da kullanılır.

DEVEDİKENİ

Karaciğeri koruyucu bir bitkidir. Çayı karaciğeri temizliyor. Detoks için çok iyi bir bitkidir. Migren için, çeşitli adet ağrıları için iyi gelir. Yine menopoz dönemine iyi gelir. Aşırı yenildiğinde sindirimi kolaylaştırır. Sadece çekirdeği veya yaprakları kullanılır. Çayı için 2 çay kaşığı kuru olarak 200 ml. suya konulur, demlendikten sonra içilir. Yaprak ve çiçekleri yenir.

IHLAMUR(PARZÎ, ZIRFÛN, AXLEMÛR)

Kuru ve tazesiyle çayı yapılır. Baş ağrısına karşı iyi gelir. Soğuk algınlığına karşı çayı iyidir. Stresi giderir. Aroma terapisi yapılır. Sivilce ve cilt hastalıklarında suyu ile kompres yapılır. Sıcak suya konulur, bir bez parçası ıslatılır bu suyla ve sivilcenin üzerine konulur, özleri sivilceye nüfuz eder.

TARÇIN( DARÇÎN)

Yaprak dökmeyen aromatik kokulu ağaçtan elde edilir. Tarçın ağacının kabuğu baharat olarak kullanılır. Gaz söktürücü ve antiseptik etkisi vardır. Çayı yapılıyor. Soğuk algınlığına, mide bağırsak sistemindeki hastalıklara da iyi gelir. İstenildiği kadar sert kullanılabilir.

KARABİBER(ÎSOTA REŞ)

İlaç olarak kullanılıyor. Midede kramp, bağırsak krampı ve gaz varsa çok fazla kullanılmamalıdır. Ateş düşürücü etkiye sahiptir. Hintlilerin derin tecrübelerine göre sağlık yöntemi olarak kullanılıyor. Kabızlığı çözer. Ağızda çiğnendiğinde, tükürükle karıştığında diş sorunlarına iyi gelir. Ayak banyosu için kullanılır. Deriyi ısıtır, kan dolaşımını sağlar. Elle vücuda sürüldüğünde de iyi gelir.

KİMYON(KEMYON)

Baharat olarak yenir. Çayı içilir. Adet artırıcı, akıntıyı hızlandırıcıdır. Mide gazlarına, kramplara iyi gelir. İçilebildiği kadar içilir. Çayı için bir bardak suya 1-2 çay kaşığı yeter.

KARANFİL(QERENFÎL)

Antiseptik, anti bakteriyel, spazm çözücü, anestezi etkileri bulunmaktadır. Diş ağrılarında diş deliğine konulur. Ağrı keser. Böcek kovucudur(kuru hali). Bir tabağa konulup yapılabilir.

KEDİOTU

Sadece kökü kullanılır. Uyku sorunu, migren, baş ağrısı, korku, sinirsel durum, boyun, omuz, bel ağrıları için, kolon kramplarında, adet kramplarında iyidir. Hamilelikte ve emzirmede kullanılmamalıdır. 2 hafta kullandıktan sonra ara verip kullanmak gerekir. 2 hafta her gün kullanabilirsiniz. Sonra 1-2 hafta ara vermeniz gerekir. Aspirin gibi ağrı kesici özelliği var. Ama çok gerektiğinde kullanılmalıdır. Bağımlılık yaratıyor. 1 çay kaşığı kökünü 200 ml. Sıcak suya koyup demleyebilirsiniz. Maksimum 2 çay kaşığı koyabilirsiniz. En fazla günde 3 bardak içebilirsiniz. Çayı acıdır. Nane koyabilirsiniz ama şeker koymayın. İlaçla kullanıldığında iyi olmuyor o nedenle ilaçla beraber alınmamalıdır. Yemekten sonra kullanılmalıdır.

YASEMİN

Çayı içilir (200 ml içine 1 çay kaşığı yasemin konulup demlenir). Yemekten sonra sindirim sorunu için 1-2 bardak içilir. Fazlası içilirse illüzyonlar görülür. Hamile kadınlar kesinlikle kullanılmamalıdır.
Depresyonda sakinleştirici etkisi vardır. Nefes sorunları ve soğuk algınlığında kullanılır. Buharı yapılır.

KARAHİNDİBA

Yaprakları ve çiçekleri yenir. Dalları acı olduğu için yenilmez. Vücudu temizler. Karaciğer, safra kesesi için iyidir. Yağlı yiyecekler ardından karaciğer için iyidir. Kabızlık için iyidir. Çay için sadece kökleri kullanılır. Vücudu temizlemede böbrek taşları için iyi gelir. İdrar yolları yanmalarında kullanılır. Enfeksiyona iyi gelir. Yaprak çayı günde 3 defa alınır. Taşlar ya da iltihap geçene kadar kullanılır. İshal, mide ekşimelerine yol açabilir. Bunun için dikkatli kullanılmalıdır. Çiçeği yendiğinde tamamen sarı olmalıdır(sadece sarı haldeyken). Yaprakları tazeyken salatada kullanılır. Yaprakları açmamışsa kullanılmamalıdır.  Yaprakları kocayınca pişirmek gerekiyor. Yapraklarında bol mineral bulunuyor.

ACIAĞAÇ

Kolon sistemindeki kurtçuk ve parazitlere karşı iyidir. Mide bozukluklarına karşı iyidir. Dikkatli kullanılmalıdır. Deride alerji yapabilir. Kullanıldığında göğüste reaksiyonlara neden olabiliyor. Hamilelikte ve emzirme sürecinde kullanılmamalıdır.

TAVŞANKULAĞI

Çoğu çiçekten oluşuyor. Pembedir, bazen rengi beyaz olabiliyor. Zehir özelliği var. Uygun kullanıldığında tuvalete çıkmada kolaylık sağlıyor.

Gerillada kullanılan diğer bitkiler:

KENGER(KERENG): Kürdistan’da çok kullanılan bir bitkidir. Kökleri yeniliyor. Sakızı yapılıyor. Baharda çokça yenilen bir bitkidir. Turşusu ve konservesi de yapılıyor.

ANAFATMA: Çayı içilir. Adet söktürücü olduğu söylenir.  Anafatma hakkında(Kînda): Kürdistan’da genelde kadınlar kullanıyor. Adet görmeyen kadınlar kullanıyor. Zayıflatıyor. Kabızlığa karşı kullanılıyor.

BERÛ: Meşe ağacı gerilla yaşamıyla özdeşleşmiştir. Berunun acı kabukları mide ağrılarına iyi gelir. Bir tedavi yöntemi olarak kullanılır.
HÎRO: Toplanan hîro çiçekleri kurutulur. Çayı içilir. Özellikle saçlar hîro ile yıkanır. Saç ve cilt temizliğinde kullanılır.

Hîro hakkında(Jîyan Lava): Afrîn’de çiçekleri toplanıp kurutulur. Soğuk algınlığı için, göğsü yumuşatmak için çayı kullanılır. Daha çok başka bitkilerle karıştırılıp çayı içilir.

NEFEL: Cezbedici hoş kokusuyla dağlara güzellik ve renk verir. Çiçekleri kurutulduktan sonra saçları yıkamada kullanılır. Saçları yumuşatıp canlandırır.

KEZVAN: Kezvan ağacı Kürdistan’da birçok bölgede yetişir. Meyveleri olgunlaştıktan sonra kullanılır. Yağından sabunlar yapılır. Kahvesi yapılır. Meyveleri daha yeşilken yenilmesi göğsü yumuşatır ve rahatlatır. Göğüs iltihaplarını kurutur. Kahvesi, bronşit, astım için iyidir. Kalp damar tıkanıklıkları, bağırsak için iyidir. Yağı vücut kuruluğuna karşı krem olarak kullanılıyor.

Kezvan hakkında(Kinda): Mide, bağırsak yaralarında iyileştiricidir, antibiyotiktir. Bal, kezvan, sarımsak karışımı mide yaraları için kullanılır.

CEVİZ(GÛZ): Ceviz ağacı tüm toplumu kapsar. C ve D vitaminleri içerir. Şekeri düşürür. Deri için iyidir. Ceviz yaprağı gölgede kurutulur. Çayı içilir. Ceviz yaprağı ve kökünden boya endüstrisinde yararlanılır. Gerillada meyveleri olgunlaştıktan sonra toplanıp kışa saklanır.

ACIBADEM(BEHÎVA TEHL): E vitamini içerir. Yağı elde edilerek kullanılır. Acıbadem hakkında(Jiyan Lava): Meyveleri daha yeşilken tuza banarak yenilir. Afrin’de zeytinlerle birlikte zeytinyağı ve catır ile terbiye edilerek kahvaltıda yenilir. Çiçekleri toplanıp kurutulur. Kurutulan bu çiçeklerle saçlar yıkanır. Çayı içilir. Bazı mide ağrılarında kullanılmış. Fakat araştırıldıktan sonra dâhili kullanılması önerilir. Sakızının yüzdeki kırışıklara iyi geldiği söylenir. Ağacın sakızıdan ve balla bir karışım yapılarak yüzdeki kırışıklıklara sürülür.

ADAÇAYI: Adaçayı yaprakları çok eskiden beri kullanılmaktadır. Kuvvet verici ve uyarıcı etkisi nedeniyle tercih edilmektedir. Bunun yanı sıra bitkinin bakteri, mantar ve virüslerin oluşumuna karşı da tedavi edici özelliği bulunmaktadır. Antiseptik etkisi de vardır.
Demlenerek hazırlanmalıdır. Adaçayını iki dakikadan fazla kaynatırsanız çok yararlı olan bu çay zararlı bir maddeye dönüşür. Bu nedenle dikkat edilmelidir. Demlendirilerek içilmesi daha iyi olur.

Ayrıca,

Luş, Gohbizin, Gohreşk, Kardî, Qorat, Soryaz, Mêrkûj, Mendik, Sîrik, Pîvok, Spîng, Goriz, Pelmêw, Tû, Rihan, Belalûk, Tehlik, Pırpar da çokça yenilir.

SARIMSAK VE SOĞAN

Binyıllardır kullanılan soğan ve sarımsak, insan ömrünü uzatıcı, hastalıkları iyileştirici özelliklerinden kaynaklı kutsallık atfedilen bir yere sahiptir.

Sarımsak(sîr)

Günümüzde bilinen şekliyle, Anavatanı Hindistan olan sarımsağı tarihin ilk çağlarında Sümerler’in bildikleri ve ilaç olarak kullandıkları elde edilen arkeolojik kayıtlardan anlaşılıyor. Eski Mısırlılar’ın da sarımsağı yediklerini ve ilaç olarak kullandıklarını biliyoruz. Ünlü tarihçi Heredot, Mısır'daki Keops piramidinin üzerindeki kitabede, piramidin inşasında çalışan işçilere 1600 gümüş talen değerinde soğan, turp ve sarımsak dağıtıldığının yazılı olduğundan bahseder. MÖ 2800 yıllarında inşa edilen Keops piramidinin inşaatında çalışan işçilere soğan, turp, sarımsak dağıtılmasının nedeni önceleri anlaşılamadı. Bugün bunun o inşaatta çalışan pek çok sayıdaki işçileri salgın hastalıklara karşı koruyucu mahiyette kullanıldığı anlaşılmıştır. II. Dünya savaşı sırasında, yaralandıkları zaman yaralarının mikrop kapmasını önlemek için, ezerek yaranın üzerine konmak üzere Rus askerlerine sarımsak verilmiştir.
Sarımsak bugün dünyanın her tarafında yetiştirilmektedir. Boyu 70 cm’i bulur. Temmuz ve ağustos aylarında çiçek açar. Sarmısak A, B1 B2 ve C vitaminleri ihtiva etmektedir. Sarımsaktaki kötü koku, ihtiva ettiği kükürtten ileri gelmektedir. Bu kokuyu gidermek için sarımsak yedikten sonra bir avuç maydanoz ve çeşitli otlar, yoğurt (ayran da olabilir) veya biraz kahve çiğnenebilir.
Bugün dünyada en fazla sarımsak yenen ülkeler arasında, Çin ve Bulgaristan ilk sırada yer alıyor. Yenen sarımsaklardan kaynaklı Bulgaristan’da kanser ve damar sertliğinden ölenlerin sayısı Avrupa’ya nazaran 6-7 misli düşük. Avrupa’da ölüm sebebi olarak 1. ve 2. sırada olan kanser ve damar hastalıklarına karşı da koruyor. İsveçli çocuklar okula giderken sarımsak yiyor. Zira sarımsağın çocukları çocuk felcine karşı da koruduğu anlaşıldı.
Ortaçağ’da özellikle salgın hastalıklar(kolera, veba gibi) ile mücadelede kullanılmıştır. Antiseptik, idrar artırıcı, safra salgılarını artırıcı, solucan düşürücü, iştah açıcı, tansiyon ve kolesterol düşürücü, kanı sulandırıcı ve bağışıklık sistemini güçlendirici etkilere sahiptir. Doğal antibiyotiktir. Beklenen etki, gün boyunca 3-4 diş sarımsak yenerek sağlanabilir. Sarımsak ayrıca atardamar kireçlenmesine iyi gelir. Akciğeri, karaciğeri, safra kesesini ve kalbi kuvvetlendirir. Bağırsak kurtlarını, diğer parazitleri öldürür. Mide ve bağırsakları dezenfekte eder. Nezleye, nefes borusu rahatsızlıklarına, bronşite iyi gelir. Ateşi düşürür. Bağırsak gazlarını ortadan kaldırır. İdrar yollarında taş oluşumunu engeller. Vücudu sivrisinek ve haşerelerden korur. Kabızlığı önler. Saç dökülmesini yavaşlatır. Kanı temizler. Uyarıcı ve bedeni güçlendiricidir. Mantar tedavisinde etkilidir. Gözde çıkan arpacığı iyileştirir.
Sarımsağın çiğ ve ezilerek yenilmesi daha iyidir. Çünkü önemli olan yağıdır. O da ezilerek çıkıyor.

Soğan(Pîvaz)
    
Sarımsak gibi soğan da önemli bir yere sahiptir. Dengeli yenmelidir. Soğanı hafif pişirerek sabah yemek daha faydalıdır. Soğan tansiyonu yükseltici özelliğe sahiptir. Ayrıca ömrü uzatır. Soğan, içerdiği vitaminler yanında mineral maddeler ve diğer besleyici maddelerin zenginliğiyle özellikle bağışıklık sistemini güçlendirici özelliğe sahiptir. Soğan, mide kanserine yakalanma riskini; sarımsak da bağırsak kanserine yakalanma riskini azaltıyor. Kalp krizi riskini azaltır, damar tıkanıklıkları için iyidir. A, B, C vitaminlerini barındırır. Tüm tıkanıklıklara iyi gelir. Prostat için iyidir. Hücreleri yeniliyor. İltihap kurutucudur.

BAL(HINGIV)
   
Bal, doğadaki en muhteşem ve şifalı mucizelerden biridir. Çiçeklerin salgıladığı nektar adı verilen bir sıvının arının enzimleriyle karışmasıyla oluşur. Balda geniş miktarda karbonhidrat, çeşitli mineraller, B-kompleks vitaminleri, C, D ve E vitaminleri bulunur. Bal hem enerji verir, hem de iyileşmeyi sağlar. Doğal bir antiseptiktir.
    Mısır’da yapılan arkeolojik kazılarda, piramitlerden çıkartılmış ve sıcak iklimde hiç bozulmadan günümüze kadar ulaşmış 5000 yıllık ballar bulunmuştur.
Bal, şeker hastaları veya bala alerjisi olan kişiler dışında herkesin tüketmesinde yarar olan çok değerli bir şifa kaynağıdır.
    En ideal kullanım şekli, sabah akşam kahvaltıdan ve yemekten hemen önce, 1 tatlı kaşığı balı az limon suyu ve bir bardak ılık suyla karıştırıp içmektir.
Balın, ısıtılmamış, işlenmemiş ve doğal olmasına dikkat edilmelidir. Yine bal, 40 derece sıcaklık üzerinde özellik değiştirir ve zararlı toksin maddeler oluşturabilir. Bu nedenle, kaynamış çay veya süt içerken içine şeker yerine bal koymamak gerekiyor. Bitki çaylarına ılıdıktan sonra bal karıştırılıp içilebilir.

    MAYDANOZ(BEXDENÛS)

Sağlık açısından çok yararlı özellikleri vardır. Yüksek oranda C vitamini, kalsiyum ve demir içerir. Maydanozu ister kurutulmuş, ister pişirilmiş, isterseniz de çiğ olarak yiyin her durumda yararlıdır. İyi bir demir ve C vitamini kaynağı olmasının dışında özellikle sapları kuvvetli bir idrar söktürücüdür.

    SUSAM(KUNCÎ)

Protein, B3 ve E vitamini, folik asit ve mineraller(özellikle kalsiyum) içerir. Deri için yararı nedeniyle eczacılık teknolojisinde merhem ve değerli sabun yapımında kullanılır. Hayvanlar üzerinde yapılan deneylerde susam tohumlarının kan şekeri seviyesini düşürdüğü gözlenmiştir. Halk hekimliğinde köklerinden hazırlanın çayı öksürük kesici olarak ve astımda kullanılır.
    Kabukları soyulmuş susam tohumlarının ezilmesiyle tahin elde edilir. Bu madde tahin helvası yapımında yer alır. Ayrıca tohumları hamur işlerinde kullanılır. Hafif kavrulmuş her türlü tuzlu yiyeceğe serpilir, çeşni ve tat verir. Yağı, yemeklik yağ olarak kullanılır. Besleyici değeri yüksektir.

    MISIR PÜSKÜLÜ

Mısırın püskülü kurutularak kavanozlarda saklanabilir. Mısır püskülü önemli bir idrar söktürücüdür. Ödem dışında idrar yolu enfeksiyonlarında da yararlıdır. Bunun yanı sıra yatıştırıcı olarak da kullanılmaktadır. Ayrıca böbreklere iyi geldiği çokça söylenir. Sadece birkaç dakika kaynatılıp, demlenmesi yeterlidir.

   YEŞİL ÇAY

Araştırmalar yeşil çayın zengin ve doğal bir antioksidan kaynağı olduğunu göstermektedir. Çay bitkisinin uzun tarihi gözden geçirilirse çok çeşitli hikâyeler ve bir kültürün yansımaları görülebilir. Bu bitkinin Çin’de başlayan ve 3000 yıl öncesine dayanan geçmişi vardır. Taoistler, çayı ebedilik iksirinin bir parçası olarak görürken, Budistlerin ise meditasyonları sırasında uykuya dalmalarını engellemek amacıyla içtikleri belirtilir. Çay bitkisi hakkında birçok hikâyenin bulunduğu bilinmektedir. Bir hikâyede MÖ 3000’lerde yaşamış olan imparator Shingnang’ın vezirinin yüzünde ve vücudunda çıkan yara ve bereler nedeniyle insanlardan uzaklaşması ve doğada dolaşırken karnı acıktığında yediği doğal çay bitkisinin yaprakları sayesinde eski sağlığına kavuşması anlatılmaktadır. Daha çok bilinen hikâyelerden biri de şöyledir: MÖ 2737 yılının ilkbaharında Çin İmparatoru Shen Nong, bahçesinde yabani bir çay ağacının altında oturup, içeceği suyu damak zevkine göre kaynattırırken çay ağacından düşen bir iki yaprak, bu tadından vazgeçilemeyen alışkanlığın başlangıcı olmuştur.

    1980’lerde yapılan bilimsel araştırmalarda, düzenli yeşil çay tüketilen Asya’da daha az kanser vakasına rastlanmıştır. Bu çalışmalar, bilim adamlarının bu bitkiyi tüketenlerin hangi nedenle yakalanma risklerinin azaldığını ve bitkinin içerdiği hangi maddelerin bundan sorumlu olduğunu bulmaya yönlendirmiştir. Yeşil çayın sağlık üzerinde olan olumlu etkilerinin anlaşılması, bu bitki üzerinde çok sayıda bilimsel araştırma yapılmasına neden olmuştur. Siyah çayla aynı familyaya ait yani Camelia sinensis’ten elde edilen yeşil çay bitkisinin yaprakları, taze yeşil rengini kaybetmeden korur. Yeşil çay mayalanma işleminden geçmediği için yararlılık oranı daha yüksektir.

    Yeşil çay şeker katmadan içildiğinde, metabolizmayı canlandırıcı ve idrar söktürücü etkisiyle çok yarar sağlar. Geçmişte Çin’de geleneksel olarak baş ve vücut ağrıları, hazım problemleri, depresyon gibi sorunların giderilmesinde toksinlerin uzaklaştırılmasında, enerji vermesi nedeniyle ve uzun bir hayatı müjdelemesiyle kullanılmaktaydı.

    Yeşil çayı temiz, arınmış bir suyla, demleme usulüyle içmek gerekir. Sıcak su çayın içindeki yararlı antioksidan maddelerin suya geçişini arttırmada önemli bir faktördür. 3 dakika demlemeye bırakılmalıdır. Yeşil çayı koyu içerseniz çarpıntı yapabilir, tansiyonu hafifçe yükseltebilir ve bazı kişilerde kabızlığa neden olabilir. Ama genelde günde 3-4 fincan çok koyu olmayan yeşil çay içmek birçok hastalıktan korunmada iyi bir yoldur.

Pelîn Dîcle

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.navendalekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info   

Parveke

TAGS(ETIKETLER):  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.