Kürdistan'daki Şifalı Bitkiler-1
Ekoloji / 27 Ekim 2011 Perşembe Saat 12:15
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Şimdi de ağırlıkta Kürdistan’da ve gerillanın bulunduğu alanlarda kullanılan bazı bitkileri tanımaya çalışalım

Tabiat anamız en doğal çözümleri kendi içinde barındırıyor. Doğru şekilde kullanıldığında birçok bitki şifa kaynağıdır. Ancak, bitkiler üzerine çalışma yapan bilim insanları her bitkinin farklı özelliğinden kaynaklı doğru kullanılmasına dikkat çekiyorlar. Bitkilerin faydaları yanında yan etkileri de olabiliyor. Bir bitki bilinçsizce uzun süreli alındığında mide, bağırsak, böbrek ve mesane tahrişlerine yol açabilir. Kronik hastalıkların tedavisinde uygulanan bitki çayı kürlerine zaman zaman 1-2 haftalık aralar vermek şarttır.
Sağlıklı bir insanın güçlü bağışıklık sistemi vardır. Zararlı ve zararsız maddelerin farkını kesinlikle saptayabilir. Bazı bitkilerin deriye değmesiyle de alerjik tepkiler oluşabilir. Şifalı bitki çaylarının kullanımında da çok ender olmakla birlikte, bağırsak mukozasında(sümükdoku) alerjik tepkiler oluşabilir. Bu kişilerdeki belirtiler, mide bulantısı, mide ağrısı ve ishal biçiminde ortaya çıkar. Çay içimine son verildiğinde rahatsızlıklar da sona erer.
Kişi kendi bedenini, metabolizmasını, bağışıklık sistemini tanıdıkça, ona kulak verdikçe hangi bitkinin kendisine zarar ya da yayar verebileceğini takip edebilir. Tekrarlayalım “her insan aynı zamanda kendi doktorudur”.


Şifalı bitkilerin toplanması ve kurutulmasına ilişkin bir kaç uyarı:

Yanlışlıkla zehirli bir bitki toplamamak için, toplanmadan önce, söz konusu bitkinin kesin olarak tanınması gerekir. Bitkiler yağmurlu, sisli ve nemli havalarda toplanmamalıdır. Toplama için en uygun saat ise 10-16 arasıdır. Bu saate kadar güneş yükselmiş ve sabah kırağısı ile nemlenmiş olan bitkileri kurutmuş olacaktır. Temiz ve lekesiz olan bitkiler toplanmalıdır. Kurutulmak üzere toplanan bitkiler yıkanmamalıdır. Kararır ve küflenirler. Bitki toplanan yerlerin, çevre kirliliği etkisine girmemiş olması gerekir.
Bitki yaprakları genç, ama tam gelişmiş olduklarında, çiçekler ise tam olarak açtıklarında, genç ve tazeyken toplanmalıdır. Toprağın üstündeki bitkinin tümü, çiçeklenme aşamasında, meyveler ise tam olarak olgunlaştıklarında toplanır. Kökler, ancak gelişmelerini tamamladıklarında, genellikle ilkbaharda veya sonbaharda sökülmelidir. Ağaç kabukları ise ilkbaharda, genç dallardan soyulmalıdır. Dallar bu mevsimde henüz kurumamış olduğu için, kabuklar daldan kolayca ayrılacaktır.
Şifalı bitkilerin kurutulması için en uygun ortam, havadar ve gölgeli bir yer olacaktır. Güneş altında kurutulmak istenen bitkiler, çiçek, yaprak ve meyvelerinde bulunan uçucu yağları yitirirler. En ideali, bitkileri büyücek bir elek üstüne yatırılarak veya demet halinde saplarından bağlanıp, yüksek bir yere asılarak kurutulmasıdır. Bitkilerin tam anlamıyla kurumasına çok dikkat edilmelidir. Kuruma aşaması sona erdiğinde, bitkiler hava almayan kaplarda, kullanıma hazır biçimde saklanmalıdır.
Şifalı bitkiler toplama sırasında özen gösterilmesi gereken konuların başında, doğayı koruma yer almalıdır. Rastladığınız bir bitki kümesinin tümünü toplamamalısınız ki, bir sonraki mevsimde orada aynı bitkileri yine bulabilesiniz. Çiçeklerini, yapraklarını veya meyvelerini topladığınız ağaçları veya çalı türü bitkileri hırpalamamalısınız, dallarını kırmamalısınız, çayırları, çimenlikleri, çiğneyip ezmeden, dikkatle girmelisiniz. İhtiyacınızdan fazla bitkiyi toplamamaya özen göstermelisiniz. Köklerinden yararlanılan bitkilerin soylarının kurutulmasına katkıda bulunabileceğinizi hiçbir zaman unutmamalısınız. Kesin olarak tanımadığınız bitkileri toplamamalısınız. Bitkinin kalite düzenini hiçbir zaman dışardan bilemezsiniz dolayısıyla zehirli olup olmadığını da bilemezsiniz.
Bitki çaylarının kullanımına ilişkin ise, unutulmaması gereken bir husus bitki çaylarına şeker atılmamasıdır. Çünkü şeker bitki özlerini ve vitaminlerini öldürüyor.  

Şimdi de ağırlıkta Kürdistan’da ve gerillanın bulunduğu alanlarda kullanılan bazı bitkileri tanımaya çalışalım. Gerilla denince dağlar akla gelir. Dağlar ise güzelim kekik kokularıyla bilinir. Başta kekikle başlamak kekik kokusunu hatırlayarak okumak rahatlatıcı olacaktır.

KEKİK(CATIR)

Antibakteriyal ve balgam söktürücü ilaç olarak kullanılır. Uçucu yağından kaynaklı bronşlarda spazm giderici ve salgı arttırıcı etkiye sahiptir. Solunum yolları enfeksiyonlarında, soğuk algınlığında kuru ve balgamlı öksürüklerde kullanılmaktadır. Baharat olarak kullanılıyor. Çayı içilir. Buharından yararlanılıyor. Burun ve sinüzit için bu buharlar faydalıdır. Ayak banyosu için kullanılıyor. Ayak tırnaklarındaki bakterileri de gideriyor. Mantara karşı iyidir. Kan dolaşımını hızlandırır. Ayak-bacak masajı için losyon olarak kullanılır(400 ml. Sıcak suya 3-4 çay kaşığı konur). Çayı boğaz ağrılarında kullanılır(150 ml. Suya 2 çay kaşığı bitki konur). Fazla kullanıldığında ishal yapar.
Kürdistan’da yaygın olarak yetişen catir, kokusuyla cezbedici, tadıyla lezzetli bir bitkimizdir. Şarkılarda, şiirlerde adını çokça duyarız. Edebiyata esin vermiştir.
Baharat olarak yemeklerde, salatalarda, cacıkta, zeytin terbiyesinde kullanılır. Tazesi de salata olarak kullanılır.
Gerillada üç çeşidi tanınır. En keskin olan çeşidi dağların yüksek yamaçlarında yetişir. Yaprakları ince, uzun ve sivri uçludur. Keskin bir kokusu vardır. Keçiler bol bol yer. İkinci çeşidi limonlu kekiktir. Limon tadı verdiğinden limonlu kekik denilir. Yaprakları yuvarlak ve parlak renktedir. Baharda erken açıp erken sararırlar.
Üçüncü çeşidi ise, Tênav (tînav, têhnavk da denilir) denilen çeşididir. Tênav adından da anlaşılacağı gibi suyu çok sever. Dağların yüksek yamaçlarında sulak yerlerde yetişir. Tazeyken çok lezzetlidir. Salatada yenilir. Ayrıca kurutulup çayı içilir. Uludere köylerinde sarılık olan çocukların banyosu tênav suyu ile yapılır. İyi geldiği söylenir.

ISIRGAN OTU(GEZGEZK)

Kürdistan’da tanınan ve çokça yetişen bir bitkidir. Gezgez, baharda ve yaz aylarında gerillaların salata, yemek ve böreklerde kullandıkları bir bitkidir.
Anadolu'da 'Sağlıklı yaşamak için yılda en az bir defa ısırgan yemeli' inancı hâkimdir. Isırganın kullanımına ilişkin Yunanlı Hekim Dioskurides (MS 1.yüzyılda) şunları söyler: “Taze toplanmış yaprakları yaraların mikrop kapmasını önlemekte, burun kanamalarında ve mirayla birlikte hazırlanan yemeği ise menstürasyan kanamaları için kullanılır.” Sebze olarak pişirilerek yenilir. İçinde mineral ve protein çoktur. Yaprakları kurutulup çayı yapılır. Isırgan yaprağı, potasyum tuzları, organik asitler ve C vitamini içerir. Anne sütünü artırır. İdrarı kolaylaştırır. Haricen romatizmadan kaynaklı ağrılara karşı kullanılıyor. Prostat ve idrar yolları sorunlarına yardımcı olur. Bağışıklık sistemini güçlendirir. Böbrek taşlarına karşı koruyucudur. İçindeki yüksek demir ile kemik iliğini uyarıcı etkisiyle kansızlığa karşı yararlıdır. Çay olarak içildiğinde yüksek ateşi düşürüyor. Kafa derisi için losyon olarak kullanılır. Isırgan otu kaynatılır ve soğutulur. Ilık halde baş derisi ( saçları yıkadıktan sonra) bu suyla masaj yapılır. Kaşıntı, kepek için iyidir.
Saçı dökülenler için, sivilce için iyi geliyor( yağlı asitler için iyi gelir). Sorun gidinceye kadar uygulanabilir. Yani suyu kullanılır. Tazesi kullanılırsa daha iyidir.
Yaprakları suda haşlanıyor. Kaynatılmadan. Yanık, yara(kurşun, kesik vb) üzerine konulur. Düzenli pansuman yapılır.  İyileştiricidir.
Isırgan yaprağı uzun süreli ve tek başına kullanımlarda diüretik etkisi nedeniyle vücuttan su ve mineral kaybına neden olabilir. Bu nedele kullanımlarda belli aralıklarla ara vermek faydalı olacaktır.

IŞKIN(RÊVAZ)

Bitkinin sapı yeşil, kırmızımsıdır. Lifçe zengindir. Şekere ya da tuza banarak da yenilir. C vitamini, kalsiyum ve potasyumca zengindir. Kan damarlarını temizliyor. Kan dolaşımını artırıyor ve dolayısıyla kalp için iyidir.
Taze yenmelidir. Meyvesi kurutulmaz.
Rêvaz hakkında(Şehit Haki Urfa, Kînda): Kürdistan’da kökü kurutularak şeker hastalığı tedavisinde kullanılıyor. Bu tedavi pek bilinmez. Kuru kök yeniliyor. Acıdır.
Biz adına “gerilla muzu” da diyoruz. 7 farklı tat veriyor. Bir sene eril, bir sene dişil çıkıyor.

KUŞBURNU(ŞÎLAN)

Gül ailesindendir. Meyvelidir. C vitaminini bolca içerir. Soğuk algınlığı ve nezle için iyidir. Meyvesinden çay, şurup, reçel yapılabilir.
Kürdistan’da çokça yetişen, tanınan, kullanılan bir bitkidir. Gerillada Şîlan gülünden ve meyvesinden reçeli ve çayı yapılır.


EBEGÜMECİ(TOLIK)

Yaprak ve çiçeklerinden çay yapılır. Boğaz iltihabı, yanması, kuru öksürük, mide ve bağırsak sorunlarında kullanılır. Deri iltihaplarında iyi gelir. 2-4 çay kaşığı arası kuru çiçek veya çiçeği 150 ml suya konur ve demlenir. Losyon olarak soğuk suya, çay olarak sıcak suya konur… Hamilelikte kullanılırsa erken doğuma yol açar.

YARPUZ(PÛNG)

Bitkinin yapraklarında toksin(zehirli madde) var. İçildiğinde hamile kadınlarda erken doğuma yol açar Bazı yerlerde özsuyundan 1-2 kaşık ölüme yol açmış. Adet kanamasını kolaylaştırıyor. Zehirli özelliği olduğu için dikkatli kullanılıyor.
Pung hakkında(Çiğdem Ardıl): Biz pungu çok kullanıyoruz. Nane gibi baharat olarak kullanıyoruz. İştah açıyor. Buhar banyosu yapılıyor. Zehirlenme gibi durumlarla karşılaşmadım. Ama çayı fazla alındığında mide bulantısına neden oluyor. Buharı yapılıyor, karındaki şişlikleri indiriyor. İlaçtan anlayan kadınlar da buharını tavsiye ediyorlar. Bir de ben bir yerde okumuştum. Mide bulantısı yapabileceği, zehirli olabileceği yazıyordu, o nedenle dâhilen kullanılmaması gerektiği, haricen kullanılması gerektiği yazıyordu. Gribe karşı da kullanılır. Çok koklayınca zehirli olabilir.

SUMAK(SIMAQ)

Baharat olarak kullanılıyor. Bazı ülkelerde bu bitki yasaklanmış. Çünkü içinde kumarin(latince ismi) diye bir asit varmış. Bu asit derinin altındaki kasları gevşetiyormuş, cilt için iyi değilmiş. Fakat bu bitki sindirim ve kolon sisteminin çalışmasına yardımcı oluyor.
Sumak hakkında(Kinda ve Beritan Van): Yaprakları ayak mantarlarında kullanılıyor. Yılan sokmalarında ezilip içine soğan konuyor, yaranın üstüne konuyor. Baş ağrıları için, ezilip içine tuz konulup başa kompres yapılıyor.


YABANİ SARMAŞIK(REZKÊ ROVÎ)

Suyu boğaz için iyidir. Ondan fazla çeşidi var. İyi olanları çay olarak içilir. Yaprakları kaynatıldığında kaygan hal alır. Acımsı olduğu için balla veya şekerle tatlandırılır. Boğaz için gargara yapılır. Bu gargarayı sonra dışarı atarsınız, içmemelisiniz. Bu çeşitlerin içeriğini bilmeden kullanmayın.

GELİNCİK(GANGULÎLK)

Çiçeklerinden çay veya şurup yapılıyor, çok güzel bir tadı vardır. Çiçekleri ezilerek şerbet suyu içiliyor. 1 bardak için 1,5 gr çiçek ezilip buharda 10 dk. bekletiliyor.
Gelincik hakkında(Çiğdem Ardıl): Bu çiçeği güneşte kurutmak gerekiyor. Normalde diğer bitkiler gölgede kurutuluyor. Ayrıca kaynatılmadan da güneşe bırakılıp şerbeti yapılabiliyor.

SU TERESİ(TÛZIK)

Sindirimi ve dışarı çıkmayı kolaylaştırıyor. A, E, K ve C vitaminlerini taşır. Ağızda çiğnendiğinde boğaz için iyi gelir. Yaprakları kaygan ve acıdır. Salatada çok kullanılır. Pişirilerek de yenilir.

KUZUKULAĞI( TIRŞOK)

Minerali çok olan bir bitkidir. Salatada kullanılıyor. Direk yenilme yerine pişirilmelidir. Çiğ yemekten ziyade pişirilmesi daha iyidir. Çünkü rahatsız edebilir. Eklem, romatizma ve bel ağrılarına iyi gelir. Böbrek taşlarını küçültür. Mesaneyi güçlendirir. Çorbası yapılır, çünkü mineralce zengindir. Çok kullanıldığında ishale ve mide sorunlarına yol açabiliyor ve tansiyonu düşürebilir. Romatizma için tedavide kullanılıyor.


BÖĞÜRTLEN(DIRÎ)

İçinde vitamin C ve fibre vardır. Kırmızıları çok yenildiğinde ve olgunlaşmadan yenince mide sorunu çıkar. Olgunlaşınca içindeki vitamin C çoğalır. Siyahlarında vitamin C daha çoktur.
Yaprak ve kökünden çay yapılır. İshal, boğaz sorunları, grip-nezle, gastrit sorunlarında bol miktarda taze yaprakları sıcak suya konur… 1 gr yaprak 250 ml. sıcak suya konup 15 dk bekletilir. Günde 1 bardak içilir.
Dirî hakkında(Çiğdem Ardıl): Köklerinden astıma karşı ilaç yapılır. Kökler topraktan ayıklanır. Gölgede havalandırılır. Daha sonra rengi pembe oluncaya kadar iyice kaynatılır. Sonra süzülür. Ve en son dinlendirilir. Her akşam ve sabah aç karına birer bardak içilir. Bir ay kullanılıyor. Newroz Mardin arkadaşımız kullanmış. Onun da astımı var. Kullandıktan sonra astımı azalmış. Mardin yöresinin bildiği, kullandığı bir ilaçtır.

ALIÇ( GIVÎJ)

Meyvesinin çayı içilir. Kalp için ve kan dolaşımı için çok çok iyidir. Kurutarak kullanmak gerekiyor. Yüksek kan basıncını düşürüyor. Hamile ve emziren kadınlar kullanmamalıdır. Meyvesi olgunlaştığında kullanılmalıdır. Kurutulan 1 gr meyve 1 bardak sıcak suya konur 15 dk. bekletilir ve içilir. Günde 3 defa kullanılır. Yaprak ve çiçekleri de kullanılır ama meyvaları kadar etkili değildir. Sezonluktur. Kalp ve damar sorunlarında etkilidir. Damar çeperlerini temizliyor. Yüksek tansiyonda kullanılır. Yaprak ve çiçekleri de kullanılır ama meyvelerine göre etkisi azdır, kullanmadan önce kurutulur.
Givîj hakkında(Zelal Anitos, Çiğdem Ardıl): Sarı olan meyvenin kendisi ve yaprağı kaynatılıp içilir. Çayı böbrek iltihabı için iyidir. Taşları küçültür.
Çiğdem: Kaynattım, ezdim, komposto yaptım. İçtim. O dönem kalp spazmı oluyordu bende. Bana iyi geldi. Çok kaynattım ve çok içtim.

ANASON(ANASÛN)

Kürdistan’da yetişen bir bitkidir. Anasonun çekirdeklerini sütün içinde, ekmekte baharat olarak kullanıyoruz. Yine sıcak süt içinde baharat olarak kullanıyoruz. Uykuyu hızlandırıyor. Kolon sistemindeki kramp, öksürük, gaz sorunu, boğaz sorunu için iyidir. Mide ve bağırsak şikâyetlerine, hazımsızlığa ve soğuk algınlığına iyi gelir. Ağrı kesici özelliği bulanmaktadır. Emzirme aşamasında sütü artırıcıdır. Aynı zamanda şeker olarak kullanılıyor. Hollanda’da böğürtlenle karıştırılıp geleneksel bir şekerleme olarak kullanılıyor.
Anason hakkında(Çiğdem Ardıl, Evîn Şırnak, Pelîn, Kînda): Adet sancılarında kullanılıyor. Kan dolaşımını hızlandırır. Yeni doğan bebeklerin gazını gidermek için bebeklere verilir. Baharat olarak cacıkta kullanılır. Rakı yapımında kullanılıyor. Pastalarda, ekmek ve çöreklerde kullanılıyor.

YABANİ MAYDANOZ(ALO)

Kürdistan’da bolca yetişir. Gerillada baharda yemeklerde, salatada çok kullanılır. Baharat olarak da kullanılır. Daha çok sebze olarak ele alıyoruz. İçinde A ve C vitamini çoktur. Mineral olarak çok demir barındırır. Kanı temizliyor. Karaciğerin çalışmasını destekliyor. Baş ağrısını azaltıyor. Taşları küçültüyor. İdrarın iyi akmasını sağlıyor. Menapoz döneminde ayaktaki şişliklere iyi geliyor. Salata, baharat, sebze olarak kullanılır. Kurutulabilir.  Adet sorunlarına karşı, akıntıyı kolaylaştırır. Adet döneminde kan kaybından dolayı o dönem kullanımı iyidir. Demir içerir, kansızlığa karşı iyidir. Çay olarak da içilir. En iyisi çiğ kullanılmasıdır. Sarımsak yendikten sonra, ağızda çiğnendiğinde kokuyu giderir. Yorgun, kırmızı gözler için gözlere çay kompresi yapılır. Sıcak suyun içine yabani maydanoz koyulup biraz bekletilip, demlendiriliyor. Sonra bir bezi bu suya batırıyorsunuz ve gözlere koyuyorsunuz. Kurutulup çayı da içilir ama minerali azalır.

MEYANKÖKÜ(SÛS)

Kürdistan’ın birçok bölgesinde yetişir. Meyankökünü Amed’de “ava sûsê, ava sûsê...” sesleriyle tanırız. Şerbeti lezzetlidir. Beyaz şekerden 50 kat daha tatlıdır. Ağızda hoş bir tat bırakır.
Eski Yunan’da astım, solunum yolu rahatsızlıkları ve ağız bölgesi iltihaplarına karşı kullanılmıştır. Kökleri kullanılır. Sonbaharda toplanır. Üst solunum yolları enfeksiyonlarında ve bronşitte balgam söktürücüdür. Öksürük yatıştırıcı ve iltihabı önleyici etkisinden dolayı ses kısıklığına da giderir.
Kökü kullanılır. 100 ml. sıcak suya 0,5-1 çay kaşığı meyankökü karıştırılır, soğutulur ve 10 dk. bekletilir. Dişeti ağrılarında ağız çalkalanır.
Çay olarak kullanılabilir. 1-1,5 çay kaşığı 250 ml. suya konur, yarım saat bekletilir. Mide enfeksiyonları, ülser için kullanılır. Günde 3 defa kullanılır. Kahvaltı öncesi, öğle yemeği ve akşam yemeği sonrasında kullanılır. Bundan çıkan madde mide duvarını sıvadığı için mideye çok faydalıdır.
Aybaşı sorunları, menopoz, dişi cinsel organı enfeksiyonları, kas ağrıları, kolon sistemi problemleri, yorgunluk, stres için kullanabilirsiniz. Kökü yenildiğinde, çayla ağız çalkalandığında, boğaz sorunları için, ağız enfeksiyonları için iyidir. Canlılık verir, öksürüğü azaltır ve düşük tansiyonu dengeler, yorgunluğa karşı birebirdir. Kesinlikle hamilelikte ve yüksek tansiyonda kullanılmamalıdır. Çünkü kandaki hareketi hızlandırır.

REYHAN(FESLEĞEN, RIHAN)

Hint kökenli olan fesleğen, kutsal bir anlama sahiptir. Taze veya kurutulmuş yaprakları baharat olarak da yemeklerde kullanılmaktadır. Yatıştırıcı, midevi, idrar arttırıcı ve gaz sökücü etkilere sahiptir. Diş eti sorunları için yaprakları kullanılıyor, gargara yapılır. Aybaşını hızlandırıyor. Burundan buhar banyosu baş ağrısı ve soğuk algınlığında iyidir. Enfeksiyonlara karşı koruyucudur. Alın kısmında burunun yanındaki damarlarda enfeksiyon olduğunda iyi geliyor. Canlandırıcı etkisi vardır. Kolan sistemi rahatsızlıklarında çay olarak içilir. 8 yaprak yeterlidir. Hamilelikte fazla alınmamalıdır, çünkü dişilik organlarına etkisi oluyor. Suyu ile kompres yapılırsa(alına) baş ağrısına, yüksek ateşe iyidir.

PAPATYA(BEYBÛN)

Edebiyata, müziğe ve estetiğe esin vermiş, gözde bir bitki olan beybûnun Kürdistan’da hemen hemen her yerde türlerine rastlanılır. Güzel kokulu bir çiçektir. Gerillada kurutulan papatyaların çayı içilir, suyu ile saçlar yıkanır.
Eski Mısır, Yunan ve Roma ilaçlarında önemli bir yere sahip olmuştur. Hippokrates, Galenos, Dioskurides tarafından da kullanılmıştır.
Çayı içilir. Yemekten sonra sindirimi kolaylaştırır. Uyumadan önce sakinleştirir. Saç rengini açmada kullanılır(200 ml suya 2 çay kaşığı papatya konulur, 15 dk. bekletilip saça sürülür).
Yanmış ve yanık deriler için kullanılır. Genel yaralar için kullanılır. Hayvan ısırıkları için kullanılır.  Diş eti problemleri için ağza gargara yapılır. Göz iltihabı ve kızarıklıklarında gözler papatya suyu ile yıkanır ya da gözlere konmpres(papatya suyuna bez batırılarak gözlere konulur) yapılır. Bronşitte buharı buruna çekilir.
Kramplarda ve karın ağrılarında çocuklara papatya çayı içirilebilir. Papatya çiçeği, gaz birikimine, ishale, mide rahatsızlıklarına, uykusuzluğa, adet düzensizliklerine, yüksek ateşe karşı etkilidir. Sakinleştirici olarak da kullanılır. İltihaplanmalarda antibiyotik tedavisine destek amaçlı uygulanabilir. Papatya çayıyla gargara yapılması boğaz ağrılarına karşı yararlıdır.
Günde 2-3 bardaktan fazla çay alındığında mide bulantısı yapar.
Ağır hastalıklardan sonra papatya banyoları hastanın toparlanmasına yardımcı olur. Yüz ve cilt güzelliği için kaynatılmış bitki suyuyla haftada bir-iki kez yüz yıkanır. Papatya merhemi, hemoroid(basur), anüs yaralarına ve çatlaklarına karşı kullanılabilir. Bu merhem, ayrıca vücutta oluşan yaraların tedavisinde de doktor tarafından önerilen tedaviye ek olarak uygulanabilir. Papatya buğusu, nezle ve sinüzit gibi rahatsızlıklarda kullanılır. Buğu tedavisinden sonra hemen soğuk havaya çıkmamak gerekir. Nedeni bilinen kronik ağrılarda (sinir ağrıları, romatizma gibi) papatya yağı ile masaj yapılabilir.

ARDIÇ(DARA QAÇÊ, DARE HERVIST)

Çama benziyor. Olgunlaşan siyah meyvesi kullanılıyor. Çiğ yenmez. Pişirmeden yenilmemelidir. Baharat olarak kullanılır. Çocuklar için zehirlidir. İshale ve zehirlenmeye götürebilir. Kolonu temizlemede yararlı oluyor. İdrar yolu yanmalarına karşı iyi gelir. Böbrek problemlerinde(böbrek taşları) kullanılmamalıdır. Kullanıldığında vücudun bütün suyunu topladığı için böbreği zorlar. Eklemlerdeki yanıkları giderici rol oynar. Hamilelikte ve emzirme sürecinde kullanılmamalıdır.  250 ml suya 1,5 gr meyve konur. 10 dk. bekletilip süzüldükten sonra içilir. 1 bardaktan fazla içilmemelidir. Tonik şeklinde masajda da kullanılabilir. Romatizma ve eklemler için kaslar için haricen kullanılır. Soğuk ayaklara banyo yapılınca kan dolaşımını hızlandırır, aybaşı sancılarını giderir. Adeti hızlandırır. Kurutulup ezilip yemeğe katılabiliyor. Pişirilmeden kullanıldığında toksin(zehirli) etkisi olabiliyor.

Pelîn Dîcle

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.navendalekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info   

Parveke

TAGS(ETIKETLER):  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.