Hoşyar Zebari Rolünün Gerekliliğini Yapıyor
Makaleler / 20 Ekim 2011 Perşembe Saat 03:16
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Yapılan anlaşma gereği Erdoğan PKK gerilla güçlerinin büyük darbe alabileceğine o kadar inanmıştı ki açıklama üstüne açıklama yapıyordu.

AKP ve Erdoğan hükümeti PKK gerilla güçlerine karşı yapmayı düşündüğü sınır dışı operasyon için İran ve Güney Kürdistanlı güçlerine büyük umut bağlamıştı. Yapılan anlaşma gereği Erdoğan PKK gerilla güçlerinin büyük darbe alabileceğine o kadar inanmıştı ki açıklama üstüne açıklama yapıyordu. PKK’yi bitireceğiz artık Kandil’i güvenlikli olmaktan çıkaracağız diyordu. Bu ittifak tutmayınca İran askeri güçleri de büyük darbe alınca Türk ordusu ve Erdoğan tek başına Güney Kürdistan’a operasyon yapmaya cesaret etmedi.  Hava saldırılarının bu kadar uzun süreye yayılması da kara operasyona cesaret etmemelerinden kaynaklanıyor.  AKP ordusu tek başına Güney Kürdistan’a kara operasyonuna cesaret etmiyor. Şayet operasyon yapmış olsaydı ya da yaparsa AKP ordusunu bekleyen büyük sürprizler söz konusu olabilir. AKP ordusu açısından bu sefer daha önce ki kara operasyonları gibi olmayacaktır. Tarihin en büyük yenilgisini alacak bu yenilgiden sonra bir daha belini doğrultabileceğini de tahmin etmiyorum. Kimileri burada propaganda yaptığımı düşünebilir. Ama burada yazdıklarımın propaganda olmadığını AKP ordusu kara operasyonunu yaptığında anlaşılacaktır. AKP ve Erdoğan devleti de bunu anlamış olmalı ki operasyon için neredeyse dilenmedik kapı bırakmadı. İran ve Güneyli güçlerden sonra şimdide Irak hükümeti ve ordusuna bel bağlamış gibi görünüyor. Anlaşılan o ki bir süre de kendi kamuoyunu Irak ordusunun PKK gerilla güçlerine karşı yapacağı operasyon ile oyalayacaktır.

Biliniyor geçen hafta Irak başbakanı Nuri El Maliki’nin İran ve Türkiye ile sınır sorunlarının çözümü için Irak ordusunun sınıra kaydırılması PKK ve PJAK gerilla güçlerine karşı gerekirse askeri operasyon yapabileceğini açıklamıştı. Daha sonra ise Irak Dışişleri bakanı Hoşyar Zebari Türkiye’ye gelerek aynı çerçeve de bir açıklamada bulundu. Zebari açıklama yaparken PKK ve PJAK gerilla güçlerine “terörist” kelimesi kullanarak hitap etti. Zebari her ne kadar Kürt politikacı olarak tanınsa da şimdiye kadar Kürt karşıtı açıklamalarıyla tanınan bir şahsiyettir. Çünkü Zebari siyaset dersinin temelini İngiltere'deki Essex Üniversitesi'nde attı. Burada Ortadoğu ve Kürdistan’da bir Truva attı olmanın incelikleri öğretildi. Daha sonra ise Ürdün’de politika eğitimi verilerek Arap siyasetinin inceliklerini öğrendi. Aldığı eğitim gereği İlk pratik görevini de efendileri tarafında 1990’lı yıllarda ise KDP’nin dış ilişkiler sözcülüğüne getirerek yapmaya çalıştı. Bu dönemde KDP’nin Amerika ve İngiltere ile ilişkilerinde önemli rol üstlendi. Bu tarihten sonra Kürt karşıtı birçok anlaşmada bizzat Hoşyar Zebari rol aldı. Örneğin bunlardan bir tanesi 1998 yılında KDP ve YNK’nin de dâhil olduğu Washington Antlaşmasıydı. Bu anlaşma ile biliniyor. Kürt halk önderi Sayın Abdullah Öcalan’ın tasfiye kararı alınmıştı. Bu planı esas oluşturan İngiltere iken uygulayıcı ise ABD oldu. Zebari ise Kürt tarafının bu plan içinde rol üstlenmesi için aktif rol alan kişiydi. Onun için Zebari’nin Kürt kimliği ile PKK ve PJAK gerilla güçlerine “terörist” demesi anlaşılırdır.

İşin esası Zebari’nin PKK ve PJAK gerilla güçlerine karşı Irak askerinin operasyon yapabileceğini söylemesidir. Bu sözün Irak ve Güney Kürdistan’da hiçbir değeri yoktur. Ne halk nezdinde ne de Güney Kürdistan politikacıları nezdinde bir değer ifade etmiyor. Çünkü herkes biliyor ki Irak ordusunun PKK ve PJAK gerilla güçlerine karşı operasyon yapacak gücü yoktur. Hem Nuri El Maliki’nin hem de Hoşyar Zebari’nin söylemiş olduğu sözler sadece Türkiye’nin gönlünü almak ve Erdoğan hükümetinin kendi iç kamuoyuna yönelik politik bir malzeme verme dışında bir şey ifade etmiyor. Bunu AKP ve Erdoğan’da gayet iyi biliyorlar. Her şeyden önce Irak’ta kurulan Maliki hükümeti hala tam anlamıyla hükümet olamamıştır. Şimdiye kadar bakanlıklarının yüzde ellisinden fazlasının görevlerini başkaları üslenmiştir. Nuri El Maliki İran’ın zoru ile hükümet başkanlığında duran biridir. Mevcut hükümet her şeyden önce Sünnilerle kanlı bıçaklı, Kürtlerle ise son dönemlerde ciddi sorunlar yaşadı. Sayın Mesut Barzani ile Nuri El Maliki arasında ki atışmalar neredeyse kişisel hakaretlere kadar vardı. Şiiler kendi içinde aynı şekilde ciddi fikir ayrılıkları taşımaktadır. Bu ayrılık noktası sadece siyasette değil. Irak ordusu da aynı şekildedir. Maliki’nin emri ile hareket edecek tek ordu onun siyasetine yakın Şii kesim olacaktır. O da ordunun 12 Fırkası olur. Çünkü onun başında Maliki’nin eniştesinin olduğu söyleniyor. Onun dışında ordunun içinde ki Kürtler, Sünniler ve diğer Şii gruplara bağlı ordu Maliki’nin sözünü itibar etmezler. Irak ordusu emir komuta ile hareket etmez. Onlar için Mezhep, etnik ve bağlı olduğu lider önem arz eder.

Irak ordusu Xaneqin, Diyala ve çevresinde resmi dairelerde Kürdistan bayrağını zorla indirirken tankı, topu ve büyük bir güçle Güney Kürdistan’ın Hewler, Süleymaniye ve Duhok’a girerek gelip o dağlarda operasyon yapması her şeyden önce Güney Kürdistan’ın yeniden işgal edilmesidir. Bu durum olursa Irak ordusu bir daha Kürdistan’ı terk etmeyecektir. Bugün nasıl ki Xaneqin ve Diyala’da ki resmi dairelerde Kürdistan bayrağını indiriyorsa yarın Duhok ve Hewler’de de onu yapacaktır. Kürtler bunun bilincindedirler. Hoşyar Zebari hariç.

Yusuf Ziyad

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.navendalekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info   

Parveke

TAGS(ETIKETLER):  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.