Esir Askerlerin Çağrısına STÖ'lerden Yanıt: Üstümüze Düşeni Yaparız
Basından Seçmeler / 29 Temmuz 2011 Cuma Saat 13:58
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
9 Temmuz'da Diyarbakır-Bingöl karayolunda HPG'liler tarafından alıkonulan astsubay Abdullah Söpçeler, uzman çavuş Zihni Koç ve sağlık teknisyeni Aytekin Turhan'ın

9 Temmuz'da Diyarbakır-Bingöl karayolunda HPG'liler tarafından alıkonulan astsubay Abdullah Söpçeler, uzman çavuş Zihni Koç ve sağlık teknisyeni Aytekin Turhan'ın görüntülerinin Roj TV'de yayınlanmasından sonra sivil toplum örgütleri harekete geçti. Esirlerin yaptığı çağrıya yanıt veren STÖ temsilcileri, hükümetin sessizliğini eleştirerek, gerekli adımlar için girişimlerde bulunacaklarını dile getirdiler.

Roj TV'de dün gece "Barış Meclisi, insan hakları kuruluşlarına, sivil toplum örgütleri ve aydınlara barış ortamını tesis etmek için" çağrı yapan HPG'nin elindeki esir askerlere yanıt gecikmedi. Barış Meclisi ve insan hakları örgütleri, esir askerlerin bırakılması için girişimlerde bulunacaklarını söyledi. Türkiye Barış Meclisi (TBM) Dönem Sözcüsü Metin Bakkalcı, esir askerlerin çağrısının hükümet tarafından görmezden gelinmesini eleştirerek, Türkiye'nin önemli bir kavşakta olduğunu ve bu kavşağı aşması durumunda bir nebze de olsa nefes alabileceğini vurguladı.

'Herkes seferber olmalıdır'

İnsan hayatının en temel haklardan birisi olduğunu belirten Bakkalcı, esir askerlere ilişkin yeniden bütün girişimlerde bulunacaklarını ancak Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve ona yakın kesimlerin söylemlerinin çabalarını gölgede bıraktığını kaydetti. Bakkalcı, Başbakan Erdoğan'ın içinde insan olmayan politikalar peşinde koştuğunu dile getirerek, "Oraya operasyon yaparız. Şuraya özel birlik yollarız diyor her zaman. Sanki bilgisayar oyunu oynuyorlar. İnsanlar artık bu vahşete izin vermemelidir" dedi. Esir askerlerin durumuna ilişkin STÖ'lerin ve toplumun diğer kesimlerinin seferber olması gerektiğini ifade eden Bakkalcı, bunun askeri yollarlar oluşamayacağını belirtti. Hükümetin sessizliğini eleştiren Bakkalcı, ilgililere ulaşmaya çalışacaklarını belirterek, "Biz her şeye hazırız. Yetkililer artık insanların bu çığlığını ve bizim bu sesimizi duymalıdır" şeklinde konuştu.

Hükümetin sessizliği engel

MAZLUM-DER Genel Başkanı Ahmet Faruk Ünsal, üzerlerine düşen bütün görevleri yapmaya hazır olduklarının altını çizdi. Ünsal, daha önce esir alınan askerlere ilişkin açıklamalarının olduğunu ve sürecin sağduyulu bir şekilde yapılması gerektiğini vurguladı. Ünsal, birçok sivil toplum örgütünün askerlerin ve sağlık teknisyeninin durumuna ilişkin ortak görüşte olduklarını, her kesimin çabaya hazır olduğunu ancak hükümetin sessizliğinin bu sürecin önüne geçtiğini kaydetti.

'Hükümetin dili endişe veriyor'

Türk Tabipler Birliği (TTB) Genel Başkanı Eriş Bilaloğlu ise, başta hükümet olmak üzere bütün STÖ'lerin üzerlerine düşen sorumluluğu yapmaları gerektiğini belirterek, daha önce sürece müdahil olma yönünde yaptıkları çağrıyı yineledi. Bilaloğlu, STÖ'lerin insan hayatına endeksli bir çağrı yaptığını ancak hükümetin dilinin süreci engellediğini belirterek, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın söylemlerini eleştirdi. Bilaloğlu, "Hükümetin bu tutumu yeni değil. Daha fazla görünür olmaya başladı. Bu tarz umut değil endişe veriyor. Türkiye'de yaşayanların beklentilerine denk düşmeyen bir tarzdır bu. Daha çok savaş dilini kullanan çatışmayı kışkırtan bir dil kullanıyorlar. Bu sessizlikleri de bununla uyumludur" dedi.

'Can güvenlikleri için operasyonlar durdurulmalıdır'

Esir alınan 2 asker ile sağlık teknisyeninin özgür kalmaları için her türlü girişime hazır olduklarını vurgulayan İHD Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan da, bu konuda hükümetin tutumunun önemli oludunu çünkü daha önceki yıllarda kaçırılan askerleri getiren insan hakları savunucuları hakkında davalar açıldığını ve kötü söylemlerin kullanıldığını hatırlattı. Türkdoğan, çağrıya karşı olumlu yanıt vereceklerini vurgulayarak, hükümetin sessizliğini ise şu sözlerle eleştirdi: "Ülkemizin bir bölümünde yaşanan silahlı çatışmalar hukuksal anlamda böyle kabul edilmiyor. Bizim için bu bir silahlı çatışma ve dolayısıyla tarafları var. Hükümet karşı tarafı görmediği için sessiz kalıyor. Ama fiili gerçeklik ortadadır. Taraflardan biri çağrı yapınca diğer taraf buna cevap vermelidir."

'Kürt sorununda taraflar resmen tanınmalıdır'

Hükümetin çatışmalara hukuksal anlamda bir yer bulamadığından dolayı Cenevre Sözleşmesi'ni de uygulamadığını kaydeden Türkdoğan, "Hükümet yurttaşlarının can güvenliğinden sorumludur. Böylesi bir durumda böyle bir çağrı var ancak yine sessiz kalmaları anlaşılır değildir. Kürt sorunundaki taraflar artık resmen tanınmalıdır. Artık bunun hukuksal adı konulmalıdır. İnsanların can güvenliği noktasından artık operasyonlar da durdurulmalı ve yapılmamalıdır. Bu insanlar STÖ'lere teslim edilene kadar bu böyle olmalıdır" şeklinde konuştu.-DİHA

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.navendalekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info   

Parveke

TAGS(ETIKETLER):  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.