Organik Tarımın Kürdistan’daki Uygulama Biçimi
Ekoloji / 13 Temmuz 2011 Çarşamba Saat 16:30
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Kürdistan’da faşist Türk devleti tarafından halkımıza karşı uygulanan kirli ve özel savaştan dolayı halkımız zorunlu bir biçimde yerinden ve yurdundan sürgüne tabi kılınmıştır.

Kürdistan’da faşist Türk devleti tarafından halkımıza karşı uygulanan kirli ve özel savaştan dolayı halkımız zorunlu bir biçimde yerinden ve yurdundan sürgüne tabi kılınmıştır. Bu bilinçli bir şekilde ve bir politika ekseninde yapılmıştır. Adeta bir taşla iki kuş vurulmuştur. Bu kirli ve özel savaş politikasıyla mazlum halkımız hem topraklarından, hem de ülkesinden koparılmıştır. Bu zalimce ve faşizanca yapılan uygulama aslında halkımızı esas yaşam emaresi olan topraktan kopartmak olmuştur. Bu da aslında yaşamdan koparma anlamına geliyor. Daha önceleri tarıma ve mera şeklinde kullanılan araziler uzun bir zamandır hem işlenilmemiş, hem de birçoğu bakir durumdadır. Kısacası bu toprakların ağırlığı bakirdir. Organik tarım denilince aslıda insanın yeniden bir yaşama başlaması anlamına geliyor. Bu yönlü bazı temel noktalara değinmeye çalıştık. Bu nedenle de ciddi bir iştir. Deyim yerindeyse “idealistçe” yaklaşmak gerekiyor. Başta paradigmasal olarak zihniyetini kazanmak lazım… Özcesi felsefik ve ideolojik yaklaşmak ve bir yaşam biçimine kavuşturmak gerekir. İnşa sürecini yaşadığımız komünal-demokratik değerler bağlamında ahlaki-politik toplumun özünü de oluşturacak temel bileşenlerden biri olacaktır. Bu açıdan da eğitsel faaliyetinden tutalım örgütlenmesine kadar, Komününden tutalım pilot bölge belirlemesine kadar… Yine inceleme ve araştırmada hem halkımızın birikim ve tecrübelerinden, hem de dünyada yaşanan örneklerden faydalanmak gerekir. Ayrıca bu yönlü adımı atılan kurum ve kuruluşların faaliyetlerine de bakıl alabilir. Örneğin Tarım Orkam-Sen bünyesinde( çalıştaylar, projeler, birimler oluşturabilir-yerel ve bölgesel- yapabilir)  veya örgütlülüğümüz güçlü olduğu yerlerden Amed vb yerlerde OTAD (Organik Tarım Derneği) kullanılabilir. Bu konuda eğitim yapılabilir. Bunun örgütlenme modeli belirlenebilir.  Pilot bölge ve ya bölgeler belirlenir. Belirlenen bölgelerin Organik Tarıma elverişli olması gerekir.  Yine örneğin Amed, Wan, Ağrı, Riha… Vb olabilir. Hayati bir çalışma olduğu için başlangıç adımların da ciddi olması lazım.  Tabii bu faaliyetin kaynak ve Pazar sorununu da çözmek gerekiyor. Bu işle uğraşan çiftçiler desteklenmelidir.  Sorun teşkil eden ve komünal örgütlenmeyi zorlayacak risk ve belirsizlikler giderilmeye çalışılmalıdır. Yine önemli bir husus arazilerin toparlanmasıdır.  Bu yönde eğitim ve örgütlemede sorumlu olanlar çok sabırlı ve bazı esneklikleri göz önde bulundurmalıdır. Yine bu sorumlu birim eğitim ve örgütlenme yapabilir. Yerel ve bölgesel eğitim ekipleri oluşturabilir. Uzman kurumların desteğini almada girişimlerden bulunur (TEMA Vakfı ve ZMO). Havuzlar oluşturur yani yaşanan birikim ve tecrübelerin yanında bilimsel veriler toplayabilir. Arazi bütünlüğü ve biyotürlerin korunmasına dikkat edilmelidir. Örgütleme bazında ihtiyaçlar bağlamında komünal-toplumsallığa hizmet edecek dernekler, birlikler ve kooperatifler oluşturabilir.  Tabii bunların hukuki boyutu da araştırılmalıdır. Uygun kurumlara Tema Vakfı gibi üye olunabilir.  Zihniyet kazanılması için eğitim temeldir dedik. Bu sıraladıklarımızın yanında başta bu birimin genel bir çalışması yapmalıdır. Fizibilitasyon Organik tarım projeleri uygulanan alanların değerlendirilmesi gerekir. Bölge ürün deseni, bölge su havzalarının durumu, toprak yapısı-özelliği açığa çıkartılarak pilot bölgeler tespit edilmelidir. Güvenilir kişi ve alanlar seçimi doğru yapılmalıdır.
Kürdistan’da nerede ne yetişir ve neler yetişiyor. Buna göre bir veri toplamaya gider. Bazı sonuçlara bu şekilde ulaşır ve sağlıklı, isabetli plan, proje ve programlar yapar. Bu sonuçlar neticesinde bazı bölgelerimizde organik arıcılık plan ve projelerini çıkarabilir. Tabii esas örgütlemesini temel almak şartıyla bir pratik içerisine girilmelidir. Ülkemizin iklimi arıcılık yapmaya müsaittir. Ülkemizde ve dünyada marka yapan bal çeşitleri neden üretilmesin... Örneğin Anzel balı, Kafkas balı, Pervari balı gibi markalar yaratılabilir. Yine bölgelerimizin özgünlüklerine göre meyve ve sebze üretimi yapılabilir. Siirt ve Antep fıstığı çeşitlerinin yetiştirilmesi gibi...  Tahılların ortak yetiştirilmesi… Pamuk yetirtilmesin de Pazarcık Ovası vb. yerlerin(Iğdır, Amed, Batman(Elîh) ve Rıha)… bazı üretimler çiftliklerin oluşturmasıyla da yapılır. Tabii çiftliklerde tarımın yanında hayvancılık ve suyun durumuna göre enerjide elde edilir. Daha sonraki proje bölümünde bu hususa değineceğim.  Dünyada geliştirilmiş örneklerde önemli dersler alınabilir.  Yani bu modeller incelenebilir. Bunlar Bask-Mondragon, İsrail-Kibbutz, Kanada, ABD… Vb çiftçi modelleri incelenebilir. Yine bunların yanında ürünlerin belgelendirilmesi, ekonomik kazanç sağlaması, sürdürülebilirliği önemlidir. Endemik bitki türlerinin korunması ve geliştirilmesi, besin kaynağı olacak türleri geliştirilmesi gerekir. Lokal alanda organik tarım alanlarının korunması gerekir. Her ilde ayrı örgütlenme ve üst örgütlenme oluşturulmalıdır. Yetiştirilecek ürünlerin pazarlama sorunu mutlaka giderilmelidir. Yapılacak organik tarım faaliyetinden ekonomik karlılık sağlanmalıdır. Çiftçi ve eğiticilerin öz bilinç yönünden eğitilmesi gerekir. İller ve bölgeler pilot bölge olarak seçilebilir. Ön etüt yapılmalıdır. Üretim, sertifikasyon ve pazarlama konularında çalışmalar yapılmalıdır. Yine Kürdistan’da Mêrdîn(Mardin) yöremizi ayrıca ele almak lazım. Bu bölgemizde mevcut ürünler değerlendirilerek organik tarım yapılabilir. Zaten özellikle bağcılık ve meyvecilik organik olarak yetiştirilmektedir. İlaçlama, gereksiz gübreleme yapılmadığından doğal denge bozulmamıştır. Dolayısıyla organik tarım için mükemmel bir ortam zaten mevcuttur. Önemli olan hangi yörede hangi ürünün yetiştirilmesi ve yetiştirilen ürünlerin pazarlanması sorunudur. Örneğin en güzel şarapların yapıldığı üzüm çeşitleri Boğaz kere ve Öküzgözü çeşitleridir. Bu çeşitlerin orijini zaten Mezopotamya’dır. Bölgenin büyük bir kesiminde rahatlıkla yetiştirilebilmektedir. Mardin yöresinin Süryani şarabı buna örnektir. Ve bu üzüm çeşitlerine özellikle batı bölgelerindeki şarap firmaları büyük ilgi göstermektedir. Profesyonel bir yaklaşımla kooperatifler ya da şirketler kurularak yetiştirilen üzümlerin yine bölgede kurulacak şarap fabrikalarıyla dünya markası olabileceği inancını taşımaktayım. Ama öncelikle yine bu iki üzüm çeşidinin coğrafi işaret tescili almasında büyük fayda vardır. Özcesi halkımızın yaşadığı bölgelerde genel olarak organik tarım yapılmaktadır. Örgütlenme ve ekonomik yönden finansmanı amacını destekler. Bana göre tüm illerimizde pilot alanlar oluşturulabilir. Zaten yapılıyor. Bunun sadece bilinçli yaptırılmasıdır. Eğer ilk etapta zorlukları çıkıyorsa yukarıda belirttiğimiz gibi de olabilir. İlk etapta mevcut organik tarım örgütleri kurulmalıdır. Planlama, çiftçi seçimi, arazi seçimi, üretim ve teknik destek sağlanması, sertifikasyon ve pazarlama konularında çalışmalar yapılabilir. Yardım amaçlı projeler geliştirilebilir. Örneğin AB hibe projeleri kullanılmalıdır. Çiftçilerin ilk etaptaki giderlerinin karşılanması gerekir. AB, TC ve Kendi Hukukumuz olmak üzere üçlü kombinasyon yaratılmalıdır. Uzun vadede GAP’a ve TC tarım politikasına alternatif tarım politikası yaratılmalıdır. Güncel popülâsyona göre ürün deseni genişletilmelidir (Domates, biber, mısır, arpa, bahçe bitkileri, arıcılık v.s.). Teknik elemanlar öncülüğünde yapılabilir. Bu bölümde bazı yağılacaklara değindik. Yine bazı örnekler ve yer tespitleri yaptık. Bu konu bana göre çok hayati bir konudur. Adeta bir devrim projesi gibidir. Düşmanlarımız halkımızı önce aç, sefil ve yoksul bırakma politikaları uygulamış ve daha sonra da sömürge politikalarını hayata geçirmek için bu ekonomik silahı kullanmıştır. Hem de en verimli coğrafyaya sahip olan halkımız üzerinde...  Ben sadece bazı araştırmalar sonucu ve anladığım kadarıyla yazmaya çalıştım. Elbette bu ne yeter ne de bu haliyle kalmalıdır. Daha da geliştirilmesi gerekiyor ve geliştirmeliyiz. Bir de ülkemizde yetişen bin bir çeşit meyve, sebze, çeşit çeşit otları yazmadım… İnsanca ve doğayla dostça yaşamak için Önder Apo’nun geliştirdiği paradigmayı iliklerimize ve tüm beyinsel hücrelerimize kadar yedirmemiz lazım.   

Ali Welat

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.navendalekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info   


 

Parveke

TAGS(ETIKETLER):  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.