Greenpeace: Deprem Siyanür Riskini Arttırdı
Ekoloji / 21 Mayıs 2011 Cumartesi Saat 09:14
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
25 yıldır siyanüre maruz kalan Kütahya’da Eti Gümüş Şirketi’ne ait maden ocağında meydana gelen siyanür faciası ardından Çevre Mühendisler Odası (CMO) ve Greenpeace,

25 yıldır siyanüre maruz kalan Kütahya’da Eti Gümüş Şirketi’ne ait maden ocağında meydana gelen siyanür faciası ardından Çevre Mühendisler Odası (CMO) ve Greenpeace, örnek analizlerinde içme suyundaki siyanürün normal değerin yüzde 40 üstünde olduğunu tespit etti. 5.9 şiddetindeki depremle birlikte siyanür havuzunda çökme riski arttı. Sızıntı olmadığını iddia eden Çevre ve Orman Bakanlığı için “bütün çevre felaketlerini inkâr eden bir bakanlık” diyerek tepki gösteren Greenpeace Akdeniz Denizler Kampanyası Sorumlusu Banu Dökmecibaşı, acilen üretimin durdurulması ve tesisin daimi olarak kapatılmasını istedi.

Kütahya’daki Eti Gümüş Şirketi’ne ait maden ocağında yaşanan siyanür faciasına karşı hükümet halen tedbir almayarak, sızıntıyı inkâr ederken, yaşanan son depremle birlikte çevre ve sağlık örgütlerin kaygıları arttı. Çevre Bakanı, “etrafı bir gram bile siyanür sızmadı” iddiasına karşılık Metalürji Mühendisleri Odası Başkanı, “ben kendi gözlerimle gördüm sızıntıyı” demişti. Bununla birlikte Maden Mühendisleri Odası’nın (MMO) 7 yıl önce Eti Gümüş AŞ’nin özelleştirilmesinde en yüksek teklifi veren firmaya ilişkin olarak, “Madencilik deneyimi bulunmamaktadır. Daha önce gümüş ya da benzeri hiçbir işletmecilik yapmamıştır” uyarısında bulunduğu ortaya çıktı. TMMOB Çevre Mühendisleri Odası da, çökme sonrasında siyanür sızıntısının Köprüören Köyü su kaynaklarına ulaştığını bildirdi. Türk Tabipleri Birliği (TTB), Gümüş AŞ’ye ait işletmenin atıklarında bulunan siyanürden daha tehlikeli ve çok uzun süre etkili olabilecek ağır metal kirlenmesinin “gözden kaçırıldığına” dikkat çekti.

Greenpeace Akdeniz Denizler Kampanyası Sorumlusu Banu Dökmecibaşı ile Kütahya’daki siyanür sızıntısının insan ve çevreye olan zararları, depremin oluşturduğu riskler, hükümetin tavrı ve alınması gereken tedbirler konusunda ANF’ ye konuştu.

YAVAŞ YAVAŞ ZEHİRLENİYORLAR

*Kütahya’daki siyanür sızıntısının insan ve çevreye olan zararları nelerdir?

Tesis etrafında bulunan Köprüören, Kızılcakaya, Yoncalı, Örenköy köylerinin uzaklıkları 1 km ile 5 km arasında değişiyor, Kütahya'ya ise 34 km uzaklıkta. Yani tesis yerleşim alanlarının içinde neredeyse… Söz konusu alanlar tarım arazileri, köylüler hayvancılık yapıyor, yani bölgenin ana geçim kaynakları tamamen tesisin bugüne dek yarattığı ve yaratacağı tahribat nedeniyle tehlike altında. Orada yaşayanlar yıllardır bu madendeki hidrojen siyanürün buharlaşması nedeniyle yavaş yavaş zehirleniyor, bölgede kanserojen ağır metaller çözülüyor ve besin zincirine girmesine neden oluyor. Tesis yöneticileri '25 yıldır buradayız, bir şey olmadı' diyerek şu anki durumu hafife alıyorlar. Dolayısıyla bu atık çamurunun yayılması, sızması bölgenin yerleşim ve tarım amacıyla bir daha kullanılamayacak duruma gelmesine neden olur.

GERİ DÖNÜŞÜ OLMAYAYACAK ŞEKİLDE ETKİLENMESİ AN MESELESİ

Kısacası canlı yaşamını tehdit etmesinin yanında, yeraltı sularının, Sakarya nehri su havzasının, flora ve fauna, tarım arazilerinin bu zehirli atık karışımı ile kullanılamaz duruma gelmesi ve yalnız civarını değil, Kütahya ve hatta aynı su kaynaklarından faydalanan tüm yakın bölgelerin geri dönüşü olmayacak şekilde etkilenmesi an meselesidir. Bu risk, yalnızca bu kaza ile sınırlı olmadığı gibi, söz konusu tesis çalıştığı sürece devam edecektir.

SİYANÜR ANINDA ZEHİRLEYENBİR KİMYASAL

*Son 25 yıldır yaşanan bu tehlikenin bölge halkı üzerinde tespit edilen bir etkisi oldu mu?

-Bölgede hâlihazırda zaten siyanür ve ağır metallerin etkisi mevcut… Madenlerde kullanılan serbest siyanür bilinen en tehlikeli siyanür formudur. Tesisin atık depolama ünitesinin yeterli geçirmezliği olmadığı ve bu nedenle sızıntı riskinin yüksek olduğu ve hatta zaman zaman sızıntılar olduğu biliniyor. Söz konusu 15 milyon m3 atık barajdan bölgeye yayılırsa korkunç bir çevre felaketi yaşanır. Öncelikle bölgede yaşayanların hayatı doğrudan tehlikeye girer, siyanür anında zehirleyen bir kimyasaldır. Siyanürün tipine ve alım yoluna göre belirtilerin şiddeti değişir. Hidrojen siyanür buharları en hızlı etki eden biçimdir ve belirtiler saniyeler içinde, ölüm ise dakikalar içinde olur.

Bunun dışında bulaştığı hayvan, bitki tüm canlı yaşamı yok eder. Kaldı ki siyanürün anında etkisi dışında söz konusu atığın içindeki ağır metaller doğada ve canlı bünyesinde kalıcıdırlar, besin zincirinde birikirler.

İÇME SUYUNDA YÜZDE 40’IN ÜZERİNDE SİYANÜR VAR

*Hükümetin açıklamaları tatmin edebildi mi, sızıntıya karşı tedbir alınıyor mu?

-Çevre ve Orman Bakanlığı baştan beri herhangi bir sorun olmadığını ve açıklamaları ellerindeki raporlara göre yaptıklarını söylüyor ancak raporlar halkla ve basınla paylaşılmıyor. Diğer yandan tesis yıllardır çalışmasına rağmen bölge için herhangi bir tahliye planı yok ve yaşanan felaket sonrası bölge halkı için herhangi bir sağlık taraması yapılmadı. Üstelik CMO ve Greenpeace’in yaptığı örnek analizleri içme suyunda normal değerin %40 üstünde siyanür oranı tespit etti.

BÜTÜN ÇEVRE FELAKETLERİNİ İNKAR EDEN BİR BAKANLIK VAR

Bütün bunlar böyle ciddi bir durumda ne kadar ciddiyetsiz davranıldığının göstergesidir. Hele deprem sarsıntısı geçirdikten sonra barajın zayıflama ve çökme riski artmıştır, acilen üretim durmalıdır. Cevre bakanlığı sürekli olarak sivil toplum kuruluşlarının uyarı ve önerilerini reddetmekte ve her vakada inkâr politikası izlemektedir. Bugüne dek Macaristan olayından Fukuşima’ya dek bütün çevre felaketlerini inkâr eden bir bakanlık var karsımızda, biz nasıl güvenebiliriz bütün bunlar karşısında söylenenlere?

DEPREM RİSKİ ARTIRIYOR

* Kütahya’da 5,9 şiddetinde meydana gelen deprem siyanür sızıntısı için nasıl bir risk oluşturuyor?

-Yaşanan deprem, hali hazırda çok sağlam olmayan barajda sızıntı ve yeni bir çökme riskini artırıyor.

BAKANLIĞIN ACİL YAPMASI GEREKENLER

*Greenpeace olarak sızıntı ve depremle ortaya çıkan risklere karşı acil alınması gereken tedbirler konusundaki tavsiyeleriniz nelerdir?

-Greenpeace’in talepleri baştan beri açık. Çevre ve Orman Bakanlığı'ndan acilen;

* Ellerindeki tüm bilgileri kamuoyu ile tam şeffaflık içinde paylaşmalarını ve eylem planlarını açıklamalarını (kazanın hala belirsiz olan nedenini, yaptıklarını söyledikleri analiz sonuçlarını, şu anki durumun gerçek tablosunu)

* Bölgede acil durum ilan ederek, kesin güvenli olduğu tespit edilene dek boşaltılmasını ve kalifiye bir sağlık ekibinin bölgeye gönderilmesini,

* Şu ana kadar olduğundan şüphelenilen sızıntıların etkisinin anlaşılması için bölge halkının sağlık kontrolünden geçirilmesini

*Tesisin tüm faaliyetlerinin durdurularak daimi olarak kapatılmasını,

*Eti Gümüş AŞ’nin böylesine büyük bir halk sağlığı ve çevre üzerinde tehlike oluşturacak yetersizliğinden dolayı bağımsız bir soruşturma açılarak şirketin sorumluluk üstlenmesi sağlanmalıdır.

*Türkiye'nin pek çok yerine kurulan ve hala kurulması planlanan diğer siyanür liç yöntemi ile çalışan altın ve gümüş madenlerinin de aynı kaderi paylaştığını göz önüne alarak durdurulmalarını ve kapatılmalarını talep etmektedir.

SİYANÜRÜN ZARARLARI

Siyanürün zehirliliği ve zararlarıyla ilgili halen çok fazla şey bilinmemekle birlikte, madencilikte, siyanür genelde parçalanmış cevherden altını çözündürmek için kullanılıyor. Havuzlarda kırılmalar olduğunda su kanallarına karışan siyanür, birçok çevresel etkiye sebep olabiliyor. Siyanür içeren maden kazalarının feci şekilde yıkıcı ekolojik etkilere yol açtığı bilinirken, genel olarak da girdiği akıntılardaki belirli bir uzaklık içindeki tüm hayatı öldürür.

Siyanür, çoğunlukla barajlardaki atık havuzlarının çökmesiyle ortaya çıkan tek kirletici madde değil. Su içeren siyanür ile birlikte, sızıntılar genellikle kütlesel atık maddeleri de içeriyor. Bu madde genelde kurşun, bakır, kadmiyum gibi ağır metalleri çok fazla miktarda içeren çamur birikintileridir.

NASIL VÜCUDA GİRER

Siyanür ağız yolu, solunum ve ciltten emilim yolu ile vücuda giriyor. Emilim çok hızlı olduğu için en tehlikelisi de bu. Ancak tipine ve alım yoluna göre belirtilerin şiddeti değişkenlik arz ediyor. Hidrojen siyanür buharları en hızlı etki eden biçim olurken, belirtiler saniyeler içinde, ölüm ise dakikalar içinde olur.

Siyanür tuzlarının ağız yoluyla alınmasında yavaş emilmeleri nedeniyle zehirlenme nispeten yavaş meydana gelir. Bu durumda tedavi ile kişinin kurtarılması olanaklı olur. Kıpkırmızı bir yüz tipik bir bulgu iken, kuvvetsizlik, baş ağrısı, baş dönmesi, bulantı ve kusma gibi birçok sebepten kaynaklanabilecek belirtiler de siyanür zehirlenmesi belirtileri arsında yer alıyor.-ANF

Maxime Azadi

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.navendalekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info   

Parveke

TAGS(ETIKETLER):  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.