The New York Times: "Irak, Kürtler Ve Amerikalılar"
Dış Basından / 30 Aralık 2009 Çarşamba Saat 11:47
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Dört ay önce Dışişleri Bakanlığı, üst düzey diplomat Alan Misenheimer'ı Irak'ın petrol zengini tartışmalı şehri Kerkük'e gönderdi.

The New York Times gazetesinin 18 Aralık 2009 tarihli sayısında, yukarıdaki başlık altında yayımlanan başyazının çevirisi şöyledir:

Dört ay önce Dışişleri Bakanlığı, üst düzey diplomat Alan Misenheimer'ı Irak'ın petrol zengini tartışmalı şehri Kerkük'e gönderdi. Irak'ın sorunlu günlük siyasetine karışmama arzusunda olan Obama yönetimi için gecikmiş olsa bile şık bir hareketti.

Irak'taki Kürt bölgesel yönetimi ve Şii Arapların idaresindeki merkezî yönetim arasında toprak, petrol ve merkezî hükûmetin yetkileri konusunda yaşanan ciddi anlaşmazlığın bugün Irak'ın en tehlikeli fay hattı olduğu kabul ediliyor. Bu anlaşmazlığın çözülmesi ya da en azından yeni bir iç savaşa dönüşmesinin engellenmesi için, Amerika'nın becerikli ve sürekli müdahalesini zorunlu kıldığı da kabul ediliyor.

Hem Kürtler hem de Araplar Kerkük üzerinde hak iddia ediyor. Bu durum, son dönemde kabul edilen seçim kanunu da dâhil, meselelerin çözümünde federal hükûmetin karar almasını zorlaştırıyor, bazı durumlarda da felce uğratıyor. Irak Anayasası'nda öngörülen Kerkük'ün geleceği üzerine yapılacak referandum, Bağdat'ın Kürt kontrolüne resmiyet kazandırır endişeleri yüzünden sürekli erteleniyor.

Temmuz ayında Kürtler, Kerkük üzerinde kontrol iddiasında bulunan bölgesel anayasasına göre, tek taraflı olarak tehlikeli bir şekilde bir seçim düzenlenmesine teşebbüs ettiler. Irak seçim komisyonu, Kürt oyları konusundaki meselenin gündeme alınmasının zamanı olmadığına karar verdi. Uzun zamandır Kürtlerle bağlantısı olan Başkan Yardımcısı Joe Biden de Kürtlerden referandumu ertelemelerini istedi.

Kürt ve Arap askerleri arasında karşı karşıya gelme durumu, şans eseri sıcak bir çatışmaya dönüşmüyor. El Kaide ile bağlantılı aşırılık yanlısı Sünni Araplar bu gerilimi kullanma hevesindeler.

Bu durum çözümsüz bırakılamaz. Washington'ın, Kürtlerin ayrılmasına ya da Kerkük'ü ele geçirmesine müsaade etmeyeceğini ayrıca her iki durumda da Amerika'nın desteğini çekeceğini net bir şekilde ortaya koyması lazım. Bağdat, sorunlu bölgeler konusunda iyi niyet çerçevesinde müzakerelere katılmalı ve Kürtlerin petrol gelirinden hakkaniyetli bir şekilde istifade etmesini garanti etmeli. Kürtler de bölgenin tüm petrolünün kontrolünü ele geçirme hayalinden vazgeçmeli. ABD, Kürdistan'ın Irak'taki rezervlerin yüzde 10-15'ine sahip olduğunu, Kerkük'te ise rezervlerin yaklaşık yüzde 25'inin bulunduğunu öngörüyor.

Körfez savaşından bu yana Washington, Kürtlerin en büyük hamisi, savunucusu ve destekleyicisi.

NATO, Kürtleri Saddam Hüseyin'den korumak için kuzey Irak'ı uçuşa yasak bölge ilan etti ve Kürtlerin orada özerk bir bölge -genellikle Kürdistan olarak bilinen, devlet içinde gayriresmî bir devlet- inşasına yardımcı oldu. 2003 Amerikan istilası boyunca Bush yönetimi, Kürt milislerle peşmergeleri temsili bir güç olarak orduya aldı ve 1991'deki sınırlarını genişletmelerine engel olmadı.

Üç eyaleti kontrol altında tutan Kürt hükûmeti, bölgesel sınırlarının ötesindeki üç şehir ve beldede daha hak iddiasında bulunuyor. Obama'nın, Ağustos 2010'da Irak'tan askerleri çekme tarihi yaklaşırken, Kürtler iddialarında daha da ısrarcı olmaya başladılar.O zamandan bu yana geçen sekiz ay boyunca Irak ve Washington'daki ABD'li yetkililer, Kürtler ve Irak'ın geri kalanı arasındaki gerilimi düşürmek için çok çaba harcıyorlar.

Çözülmesi gereken en acil sorunlardan bazıları şunlar:

--2010 Seçimleri--

ABD, Kerkük konusunda yapılacak oylama dâhil, anlaşmazlıkları bir yana bırakmaları ve mart ayında genel seçimlerin yapılması için gerekli yasanın kabul edilmesi konusunda Iraklılara ciddi baskı yapıyor. Seçim, Irak'ın yeni demokrasisi ve ABD askerlerinin planlandığı gibi geri çekilmesi için önemli bir sınav niteliğinde. ABD'li yetkililer, seçim sonrası uzlaşıyı zorlaştıracak, etnik temele dayanan seçim kampanyası söylemlerinden uzak durmalarını sağlamak için Iraklı politikacılara baskı yapmalı.

2005 yılındaki seçimler sonrasında hükûmet kurmak Iraklıların aylarını aldı. Uzmanlar, Kürt liderlerinin, başbakan ve milletvekillerini seçecek bir anlaşmanın parçası olarak Kerkük ile ilgili taviz talep etmelerini bekliyor. Irak'ın siyasi yapısı güçlü fakat kritik bir safhada. ABD'liler gerekirse, Iraklıları hükûmet kurma ve devam ettirme konusunda razı etmeye hazır olmalılar.

--Kerkük--

Saddam Hüseyin'in onlarca yıl korkunç tacizleri -1988 yılında Halepçe'de yüzlerce Kürt'ün gazla öldürülmesi de dâhil- Kürleri güvensiz ve alıngan yaptı. Saddam, yüzlerce Kürt'ü ve diğer azınlıkları bölgeden gitmeye zorladı ve yerlerine Arapları yerleştirdi. Ancak bu durum, Kürtlerin üç sınır bölgesindeki- Kerkük, Nineveh, Diyala- birçok tartışmalı kasaba ve köyde hak iddiasında bulunmalarını haklı göstermez.

En şiddetli tartışmalara açık olanı ise etnik çeşitliliği fazla olan Kerkük kenti ve çevresindeki vilayetler. (Kürt hükûmeti iddiaları destekleyerek, bölgeye daha fazla Kürt'ün yerleştirilmesini teşvik ediyor). Birleşmiş Milletler, Iraklı yetkililere nisan ayında aralarında Kerkük'ün Kürtler, Araplar ve Türkmenler tarafından yönetilecek özerk bir bölge olması teklifini de içeren muhtemel çözümler konusunda hazırlanan bir rapor konusunda bilgi verdi. Ortamın gergin olması nedeniyle rapor kamuoyuna açıklanmadı ve ABD'li yetkililer seçimler yapılmadan ciddi müzakere olasılığının bulunmadığına karar verdiler. Sonrasında ise taraflara baskı yapıp tartışmayı çözümlemek için inandırıcı bir süreç tesis etmeleri gerekiyor.

Kerkük konusunda erken bir mutabakat imkân dâhilinde değilse de üç hükûmet de -Bağdat, Kürtler ve Washington- belki de bir süreliğine BM öncülüğünde dışarıdan idareyi düşünmelidir. Referandum sadece müzakere edilmiş çözümü teyit etmelidir.

--Musul--

Diğer bir sıcak nokta ise Nineveh bölgesinin başkenti Musul. Kürtler güçlü bir azınlık ancak Sünnilerin 2005 yılındaki bölgesel seçimleri boykot etmesinin ardından yönetimin kontrolü Kürtlerin eline geçti. Bunun öncesinde de Bölgesel Kürt Yönetimi, birçok köye peşmergeler tarafından idare edilen güvenlik ofisleri ve kontrol noktaları kurarak, "gerçekler ortada" ortamı yaratmak arayışındaydı.

Sünnilerin bu yıl yapılan bölgesel seçimlere katılıp meclisteki sandalyelerin çoğunluğunu kazanması Nineveh'in kaderini değiştirdi. Sünniler, ikinci sırada kalan Kürt bloğunun tüm memuriyet ve atamalarını durdurdu. O tarihten itibaren gerilim artmaya devam ediyor.

ABD ve Birleşmiş Milletler, ara buluculuk çabalarını yoğunlaştırmalıdır. Arapların kontrolünde bulunan bölgesel yönetimler, Kürtlere ve diğer azınlıklara iktidarın yasal paylaşım haklarını vermelidirler. Kürt milis kuvvetleri federal orduya ya da bölgesel polis birimlerine dâhil edilmelidir. Geçen ay insan hakları örgütü Human Rights Watch, Kürt yetkilileri, tartışmalı bölgelerde Kürtlerin yayılma planlarına karşı çıkan azınlıkları sindirmek, tehdit etmek ve gözaltına almakla suçladı.

--Petrol--

Bölgesel anlaşmazlıkların gerisinde pek çok olay var fakat aynı zamanda risk altında para da mevzubahis. Merkezî hükûmet iki yıldır petrol ve diğer kaynakların işletilmesini ve petrol gelirlerinin Bağdat ile diğer bölgeler arasında paylaşımını tespit edecek çok önemli iki kanunu yasalaştıramadı.

Irak, hukuki bir çerçeveden yoksun petrol anlaşmalarıyla petrol ihraç etmeye devam ediyor ancak bu durum, üretimi artırmak için ihtiyaç duyulan yabancı yatırımcılara cazip gelmiyor. Aralarında Kürdistan'ın da bulunduğu bölgeler, petrol gelirlerinden kendilerine düşen payı alıyorlar. Ancak taraflar birbirlerine güven duymuyor.

Kürtler, 30'dan fazla petrol anlaşması müzakere ederek Bağdat'ın kontrolüne meydan okudu. Ekim ayında anlaşmazlığı daha da ileriye götüren Kürtler, Bağdat bölgeden petrol sevk eden uluslararası firmalara ödeme yapıncaya kadar Kürdistan üzerinden yapılan ihracatı durdurdu. Petrol gelirlerini toplayan merkezî hükûmet, Kürdistan ile yapılan petrol anlaşmalarının yasa dışı olduğunu öne sürerek ödeme yapmayı reddetti. Bush yönetimi, petrol meselesinin çözüme kavuşturulması için Iraklılara yeterince baskı yapmazken Obama yönetimi de henüz bir şey yapmış değil. Iraklı etnik grupların, kaynakların paylaşımına ilişkin fikirlerinin netlik kazanması ve hâlihazırda ülkeyi parçalayabilecek şiddetin hafifletilmesi açısından, Kerkük meselesine müzakere edilerek getirilecek çözüme öncelik verilmelidir.

--Silahlar--

ABD, Irak'tan çekilmeden önce Irak ordusuna destek vermeyi sürdürmelidir. Bu yüzden aralarında yüksek performanslı jetlerin ve tankların da bulunduğu daha iyi teçhizatları Irak'a vermeli ya da satmalıdır. Irak'ın tehlikeli bir bölgede kendini savunabilmeye ihtiyacı vardır. Ancak her türlü takviye eninde sonunda, Kürtlerin bir hedef olabilecekleri korkularını besleyecektir. Washington'un bu teslimatlarda dikkatli adım atması ve bu teçhizatın hiçbir zaman Iraklılara karşı kullanılmayacağı garantisi konusunda ısrarcı olması gerekecektir.

Iraklı siyasi liderlerin bu meselelere olabilecek en kısa zamanda bir çözüm bulması gerekmektedir. Obama Yönetimi, politik gücü hâlen cephede askerlerle desteklenirken, anlaşmaya varılmasının yolunu açmak için gayretle çalışmalıdır.

ABD önceliği, Irak'ın bağımsız, demokratik ve birlik içinde kalmasını sağlayacak intizamlı bir çekilmeye vermelidir. Washington'un bu amacın gerçekleştirilmesine yönelik, Kürtlerin iş birliği konusunda güçlü bir iddiası var.

Çeviren: Tsiatsan

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info

Parveke

TAGS(ETIKETLER):  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.