Günlük Yaşamımızda Alternatif Sağlığın Önemi
Ekoloji / 16 Aralık 2009 Çarşamba Saat 17:56
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Yaşadığımız tarihi dönem itibarıyla, yaşanan ekolojik sorunlar ve doğal dengesizlikler günlük yaşamımızı her yönü ile tehdit eden bir düzeye ulaşmıştır.

Yaşadığımız tarihi dönem itibarıyla, yaşanan ekolojik sorunlar ve doğal dengesizlikler günlük yaşamımızı her yönü ile tehdit eden bir düzeye ulaşmıştır. Birçok ülkede yaşanan açlık ve susuzluk ile doğada ve mevsimlerde gelişen dengesizliklerin esas nedeni endüstriyalizm, teknolojik artıklar ve finans kapitalin rekabetçi - hâkimiyetçi mantık ve siyasetidir.

Bu tehlikeli durumlar karşısında insanların özellikle gelişen ve canavarlaşan teknik ve teknolojinin insan yaşamını her yönü ile denetleyen tehdidine karşı oturup tekrardan düşünmesi gerekmektedir. Bu konuda yeni arayışlar ve insanın kendi özüne dönmesinin zorunluluğuna ihtiyaç vardır. Bunun adının da “Demokratik - Ekolojik Toplum” olduğu unutulmamalıdır. Bütün bu sorunları aşmanın yolu, bu modeli geliştirmekten geçiyor. Bu gerçek, kadının öz gerçeği ve bu arayış da kadın özgürlüğüne aittir.

Doğal toplumda her şey kendi rengi ve ahengi içerisinde olgunlaşarak oluşmaktaydı. Zorbalık ve egemenlikli zihniyet olmaksızın yaşam devam etmekteydi. Neolitik devrim kendi özüyle insanlığa hizmet etmekteydi. Bu dönemde anaerkil yaşam tarzı hâkimdi. Bu kültür ile doğaya zarar verilmiyor, tahrip edilmiyordu. Kadınlar, bilinç düzeyleriyle doğa ile ilişkisini ve onunla yaşamasını bilerek, koruyarak insanın yaşamını sürdürebilmesi için doğadan faydalanmayı amaçlamışlardır. Bu alanda verilen emek, edinilen tecrübeler günümüz bilimlerinin temellerini oluşturmuştur.

Neolitik devrimde kadının doğadan büyük bir tecrübe elde ettiği bilinmelidir. Özellikle bitkileri keşfederek, tedavide kullanılmasını geliştirdi. Doğadan elde edilen bu ürünler toplumun hizmetine sunuldu. Günümüze kadar da bu kültürün yansıması görülebilir. Sınıflı toplumların gelişimi ile doğal toplumdan kalan değerlerin heba olduğu, inkâr ve egemenlikli yaklaşımların geliştiği bir gerçektir.

Yaşadığımız çağda sanayi ilaçlarının ve teknolojik imkânların gelişmesi yaygın olsa da tıpta bu kullanım bazı hastalıkların tedavisi için yeterli olmamıştır. Bu duruma rağmen bulaşıcı ve ölümcül hastalıkların yaygınlaşmasında artış olduğu bir gerçektir. Gerçi son dönemde ortaya çıkan birçok grip türünün de laboratuarlarda üretilen bakteriler ile yayıldığı belirtilmektedir. Ne şekilde olursa olsun bu bulaşıcı hastalıkların önüne geçebilmek için, yapılması gereken tek şey insanlık tarihinde kaybedilen değerlere insanın tekrardan dönmesi ve bunu yaşatmasıdır.

Egemenlikli sistemin dünyaya olan hâkimiyeti ve rekabete dayalı mücadelesi acımasız teknolojik yönelimlerle sadece insan yaşamını değil, bütün doğal zenginlikleri tahrip ederek kendi amaçları için her şeyi heba etmektedir. Tüm bu tahribatlar sonucunda, küresel ısınmanın hızlanması, beraberinde açlık ve sefaletin ortaya çıkmasına neden olmuştur.

Doğal, kendi özünde geliştirilen bazı tedavi yöntemlerinin insanlar açısından son derece yararlı ve sağlıklı olacağı kesinlikle bilinmelidir. İnsanlar doğal tedavi yöntemlerinin daha şifalı olduğunu anlamış ve yeni arayışlar başlatmıştır. Zaten günlük yaşamda ne kadar önemli olduğu net bir şekilde ortaya çıkmıştır. Bu yüzden buna karşı hem bir ilgi, hem de bir merak günümüzde giderek artmaktadır. Bu konuda doğal bitki zenginliklerini araştırmak için yeni ve donanımlı bazı laboratuarlara ihtiyaç vardır. Tanınması ve incelenmesi gereken o kadar çok bitki türleri var ki, buna ilgisi olmayanların tahmin edemeyecekleri kadar faydaları vardır.

Kürdistan’da bu durum daha yaygındır. Kürdistan toplumunda neolitik devrimden kalan ve önemli bir birikim kültürüne sahip bir potansiyel mevcuttur. Bunu günümüze kadar getiren ve koruyan Kürt kadınının doğal yapısıdır. Somut olarak Kürt kadınlarında hemen hemen her ailede yöresel farklılıklarla birlikte, bu kültürü koruyan ve geliştiren yaklaşımlar günümüzde de sıkça görülmektedir. Kürt aile yapısına baktığımızda çoğu kadın birçok bitkiyi tanıyor. Bu anaerkil kültürden kaynaklı olarak gelişim göstermiştir. Tecrübeler nesilden nesile süregelmiştir. Aktarılan kültür yaşamda öğreticiliğini göstererek hafızalara kazınmıştır.  Kürt toplumu doğal ürünlere önem vermektedir. Doğal tedavilerden tutalım, günlük beslenmeye ve kışlık gıda hazırlıklarına kadar bu kültür devam etmektedir. Fakat sanayileşmenin şehirlerde yarattığı çevre kirliliği, nüfus artışları, işsizlik, açlık, susuzluk, betonarmelerin yeşil alanları istila etmesi vb sorunlar insanların ruh ve beden sağlığı üzerinde çok olumsuz hatta ölümcül etkiler yaratmaktadır. O nedenle sağlık alanında etkili, bilinçlendirici mücadele vermek gerekmektedir. Bu mücadele demokratik-ekolojik toplum mücadelesinin ta kendisidir. Bugün Kürtler özgürlük mücadelelerini ekolojik karakterli sürdürmektedirler. “Doğaya dönüş” ya da “özgürlüğe dönüş” yolu bu mücadeleden geçmektedir.

Ben bir Kürt kızı olarak her ne kadar şehirlerde yaşamış olsam da annem, edindiği kültürü ve öğretisini günlük yaşamda neyin nasıl kullanılacağını sürekli anlatarak,  hafızamda adeta yer almasını sağladı. Diğer taraftan yaşadığım, büyüdüğüm yörenin doğal zenginliklerinden kaynaklı oluşan kültür de geliştirici oldu. Çocukken beş veya altı yaş civarında ben veya ailenin herhangi bir bireyi, hasta düştüğünde bitki ilaçlarını kullanırlardı. Soğuk algınlığı, öksürük ve göğüs ağrısına karşı papatya kullanırlardı. Papatya (beybûn), şilan çiçeği, hîro, givîj çiçeği vb. bitkiler kullanılıyordu. Bunun olumlu etkisi hissediliyordu. Ayrıca yeşil kekik (catir) otu çiğneniyordu. Daha çok dişlerin sağlamlığı için. Mesela annem 45 yaşına gelmişti ama dişleri daha sapa sağlamdı. Kendisi bunu yeşil kekik otunu çiğnediğine borçlu olduğunu söylüyordu. Özellikle Batı Kürdistan’da Efrîn yöresinde doğal bitkileri kullanma kültürü yaygındır. Orada çok meşhur olan zeyt-u zatir sabah kahvaltısında kullanılır. Yöremizde çok ünlüdür. Tamamen doğal ortamda büyüyen gıdalardan, bitkilerden, baharatlardan başka hiçbir katkı maddesi katılmadan kendi özünde yapılıyor. Buğday, nohut, çekirdek çeşitleri, fıstık, susam, sumak, kuru kekik kıyılır ve bu karışım iyice kavrulur. Sonra da zeytinyağıyla birlikte ekmek banarak yenilir. Ayrıca kışlık hazırlıklarda turşular, reçeller tamamen doğal ürünlerden ve el emeğiyle evlerde hazırlanır.

Sonuç olarak, her ne kadar teknik ve teknolojik alanda tıp gelişse de,  insanın döneceği veya ihtiyaç duyacağı doğal bitkisel ürünlerdir. O nedenle alternatif tıp ya da doğal tedavi yöntemleri çok önemlidir. Doğaya dönüş için vereceğimiz her türlü çaba ve mücadele bizi doğal topluma götürecek ve kendi özümüzle buluşturacaktır. Bunun öncülüğünü yapacak ve geliştirecek güç başta kadınlardır. Çünkü bu tarih kadının gizlenen tarihine ve tecrübelerine aittir. Onun için buna sahip çıkmak başta onun görevidir. Bu çalışmayı zenginleştirmek ve geliştirmek daha çok kadınların sorumluluğundadır.  Binyıllardır insan ve doğa arasında oluşturulan uçurumlarda kadınlar köprüler kurarak, demokratik ekolojik mücadeleyle doğaya dönüşte önemli bir role sahip olabilirler. Günümüz dünya toplumlarının, insanlarının bu dönüşe acilen ihtiyacı vardır.

Jiyan Lava

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info

Parveke

TAGS(ETIKETLER):  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.