Sırada Hangi ‘Güzel İşler’ var Trump?
07 Aralık 2019 Cumartesi Saat 09:21
14 Punto 16 Punto 18 Punto 20 Punto
Mehmet Gören

Londra’da NATO üyesi devlet liderlerinin katıldığı bir zirve yapıldı. Zirve sonuç bildirgesi beklendiği gibi genel ifadelerle basına yansıtıldı. Bu tür toplantılarda ifşa edilenlerin değil edilmeyenlerin daha önemli ve geçerli olduğunu tahmin etmek zor değil. Bu nedenle açık söylenenlerden çok söylenmeyenler veya dolaylı dillendirilenler daha önemli olur.

Bu zirveye TC, faşist şef Erdoğan'ın ağzından dillendirdiği bir iddia ile gitmişti; ‘NATO YPG’yi terör örgütü saymazsa bizde NATO’nun Baltık planına onay vermeyiz’ denilmişti. Bu açıklama ile Türk devletinin NATO düzeyinde bile tek gündeminin Kürt düşmanlığını ve soykırımını onaylatmak olduğu bir kez daha görülmüş oldu. Peki bilmediğimiz hangi pazarlıklar yapıldı ki NATO YPG yi terör örgütü görmediği halde Türk devleti Baltık savunma planına evet dedi.

NATO kurulduğu gündem bu yana TC'nin Kürt soykırımının arkasında duran ve destekleyen asıl güç oldu. TC’nin dilini dahi inkar ettiği bir halkın kimlik mücadelesine karşı NATO’nun ‘terör’ konsepti içinde savaşması, dilini inkar ettiği Kürt halkı bölücü ve haksızmış gibi bir dille uluslararası arenada zorlamadan rahatça suçlamasının da en güçlü dayanağı NATO güvenlik konsepti ve savunmasını yaptığı ulus devlet strateji olduğuna şüphe yoktur. NATO son toplantısında da bir Kürt halkının varlığını ve haklarını inkar edip yok sayan üyesi bir devleti değil de bir kez daha PKK’yi suçlayarak Kürt soykırımının devamına evet demiştir. Son zirvenin resmi açıklanmamış en önemli kararı TC’ye Kürt soykırımına devam et denilmiş olmasıdır. Kuzey doğu Suriye halk ordusu QSD ya da YPG’nin TC'nin istediği biçimde terör örgütü olarak kabul edilmemiş olması zevahiri kurtarmak içindir. Bakur Kürdistan sömürgecisi, soykırımcısı Türk devletinin bu parçadaki tüm politikalarına her türlü desteği veren NATO’nun, YPG konusunda TC gibi düşünmemesinin Kürt soykırım politikası bakımından pek fazla bir önemi bulunmamaktadır. Kaldı ki son işgal ve soykırım saldırısında da görüldüğü gibi çıkarları gerektiğinde TCye her türlü onay ve askeri siyasi destek verilerek YPGye saldırtması da sağlanmaktadır. Böyle bir işgal ve soykırım saldırısına NATO’nun lider ülkesi ABD başkanı ‘güzel işler’ diyebilmektedir.

Londra zirvesinden sonra ABD başkanı bir kez daha ‘Türkiye NATO’da çok güzel işler yapıyor’ dedi. Kürtler Trump’ın ne tür işlere ‘güzel işler’ dediğini kuzey doğu Suriye işgalinden bilmektedir. Bunun için son ‘güzel işler’ sözüyle dilendirilenin de yeni bir işgal ve soykırım olma olasılığı çok yüksektir. Böyle bir saldırının da Başur ve Bakur merkezli olması en muhtemel gelişme olduğunu belirtmek mümkündür.

Bakur Kürdistan'ı zaten TC işgali altındadır. Askeri işgal anlamında her ne kadar gerilla güçlerince kuşatılıp baskı altına alınmışsa da askeri üs bölgelerini çoğaltma dışında yapacağı pek farklı bir şey olmayacaktır. Bakur Kürdistan'ındaki ‘güzel işler’ siyasi, kültürel ve toplumsal soykırımı daha şiddetli ve yoğun yapmak olacağı daha doğrusu olduğu açıktır. Ki bu konuda her gün yeni bir saldırı yapmaktadır.

Soykırımcı Türk faşist rejiminin Kürt soykırımını sürdürme saldırısında kendine alan açmak istediği asıl yer Başur Kürdistan’ıdır. TC sömürgeciliği, Başur Kürdistan'ını konumu, güncel gelişmelerin seyri bakımından sadece Kürt soykırımı yapmak için değil aynı zamanda bölgesel etkinliğini artırmak, emperyal amaçlarına kavuşmak için işgal etmek istemektedir.

TC 2003’den sonra asıl Başur Kürdistan'ı ekonomik olarak sömürmektedir. Dene bilir ki TC'nin Kürdistan'ı ekonomik sömürüsünde Başurdan ele geçirdikleri diğer parçaların toplamı kadardır. Bu sömürüyü Kürdistan hükümetiyle arasındaki anlaşmalarla yapması işini kolaylaştırmaktadır. Ekonomik olarak TC'nin gözü daha çok Başur petrollerindedir. İşgalini geliştirerek aldığı payı artırmak istemektedir.

TC Sünni İslam'ı temsil etme konusunda Arap devletleriyle çekişmektedir. Bunun için Sünni Arap sokağına seslenecek argümanlara çok fazla ihtiyacı vardır. Suriye'de örgütlediği çeteler, Suudi Arabistan krallığından çok daha fazla Esat ve hükümetine karşıt olması, bundandır. Filistin meselesinde her zaman üst perdeden konuşması da. Filistin ve Suriye politikaları ile istediği sonuçları alamamıştır. Alması da pek mümkün görünmemektedir. Ancak Başur’u işgal eder ve Başur üzerinden Irak Sünnilerini daha rahat destekler ve Şii Irak güçlerine karşı etkili bir güç haline getirir Irak’ta İran’ı geriletirse Arap sokağına Suriye'de yaptıklarından çok daha etkili ve sonuç alıcı temelde sesleneceğini düşünmektedir. Tarık Haşimi gibi birçok Irak’lının Türkiye'de olması, Daişli adı altında birçok Irak’lının Türk MİT ve polis teşkilatının denetiminde olması bu amaç içindir. Başuru işgal ederek, daha önce en büyük hatamız dedikleri Başur federal yapısını sonlandırıp yerine Sünni Arap federasyonu kurmak da temel amaçlarından biridir. Böyle bir gelişmeye Iraklı Şii Araplar da bir yere kadar sessiz kalarak dolaylı destek verecektir. Son dönemlerde gündeme getirilen Irak anayasası tartışmalarında Başur statüsünün ortadan kaldırılması konusu belirtmeye çalıştığımız işgalin bir işareti olarak da okumak yanlış olmayacaktır. İran da ABD'nin olası bir İran saldırısında TC'nin  ABD safında yer almasını engelleme karşılığında Başur Kürdistan statüsünün kaldırılmasına destek vermeyi önermiş olabilir. İran yandaşı Iraklı Şii gurupların böyle bir politikaya sıcak bakacaklarını tahmin etmek zor değil.

Tüm bu gelişmelerin son NATO zirvesindeki ikili görüşmelerde ele alınma olasılığı çok yüksektir. Buradan hareketle Trump’ın ‘Türkiye harika işler yapıyor’ sözüne yeniden bakalım. Ve şu soruları sorup yeniden düşünelim; Acaba Türkiye Başur hükümetini ve federe yapısını stratejik olarak kabul mu etti? Acaba TC Başur güçlerine bu kabul karşılığında PKK'ye karşı ortak askeri operasyon seçeneği mi sundu? Acaba Türkiye ile Başur iktidar güçleri arasındaki stratejik kabulle destek veren ABD de bu yeni stratejik kabullenmenin ürünü olarak Türkiye'ye İran’a karşı savaşta NATO’nun temel askeri gücü olarak katıl mı dedi? Acaba Sünni Arap sokağını ele geçirmek isteyen Türkiye'ye ‘haydi aslanım İran ile savaşa, döndükten sonra Arap sokağında istediğini yap’ mı denildi? Tüm bu sorulara cevap mahiyetinde hemen evet demesek de olabilir cevabı vermek mümkündür.

NATO zirvesinden sonra Türk siyaseti ve basını neden sessiz acaba? Ve çok akıllı Kemalistler tayfası neden Erdoğan'ı sadece ‘YPG’yi terör listesine aldıramadın’ ile eleştirmekte? İleri ki günlerde yapılacak tartışmalar, verilecek tüyolar ve atılacak kimi adımlarla daha net konuşabileceğiz…


Mehmet GÖREN

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info -www.navendalekolin.com -http://kursam.org/index.html- http://kursam.net/index.html


Parveke
Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.
Ulaş Arslan
VARLIĞI KORUMAK!

ARAMA