PKK 42. Yılında
26 Kasım 2019 Salı Saat 06:56
14 Punto 16 Punto 18 Punto 20 Punto
Cemal Şerik

Kürdistan toplumuna yönelik sömürgeci soykırım saldırıları tarihinde görülmemiş bir boyuta ulaşmış bulunmaktadır. TC devleti, küresel sermaye ve onların işbirlikçisi olan, Ortadoğu’nun statükocu gerici güçlerinden almış olduğu  destekle, bu saldırıların asıl yürütücüsü olma rolünü oynamaya devam etmektedir. Hatta bundan da öteye geçerek kendi varlığını, yürütmekte olduğu bu saldırıların “başarısında” görmektedir.

R.T. Erdoğan ve D. Bahçeli faşist diktatörlüğü her fırsatta bu gerçekliği itiraf etmekten geri kalmamaktadır. Kameraların karşısına geçerek “devletin bekasından” bahsetmeleri ve “ikinci bir kurutuluş savaşını” verdiklerini dile getirmekte olmaları da bu gerçekliğin somut bir ifadesidir. Tabii burada kastedilen Türkiye toplumunun bekası ve kurtuluşu değildir, itiraf ettikleri gibi; Anadolu topraklarını, Kürdistan’ı halklar mezarlığına çeviren, soykırımlar yapan, sömürgeci, baskıcı, sömürücü, zülüm kar, egemen, iktidar güçlerine ait olan devletin ta kendisidir.

Soykırımcı TC devleti, siyasal sınırları olarak kabul ettiği topraklar üzerinde bugüne kadar Kürtlere karşı büyük soykırım saldırıları gerçekleştirmiştir. Daha ilk kuruluş yıllarında Koçgiri’de başlattığı bu saldırıları, Genç-Palu-Hani’de (bilinen adıyla Şeyh Sait Direnişinin yaşandığı coğrafya); Kürdistan’ın derinliklerine taşırmış, Ağrı’da; bir daha dirilmemek üzere Kürtleri toprağın altına gömmek istemiş, Dersim’de de; fiziki soykırımı, kültürel soykırımla tamamlamaya çalışmıştır. Öncesinde de Çerkezleri, Asuri-Süryanileri, Anadolu Greklerini(Rumları) soykırım saldırılarına tabii tutarak yurtlarından etmiştir. Böylece devlet mirasını, siyaset ve ideolojik geleneğini devraldığı Osmanlı’nın Ermeni soykırım saldırıları, Arap ve Balkan halkları üzerinde gerçekleştirdiği katliamların devam ettiricisi olduğunu göstermiştir.

TC devleti Ermenilere, Asuri-Süryanilere, Çerkezlere, Anadolu Greklerine yönelik gerçekleştirilen soykırım saldırılarında hedefine ulaşmıştı. Ermeniler, Asuri-Süryaniler, Anadolu Grekleri o güne kadar yaşadıkları topraklardan “çıkarılırken”, Çerkezlerin askeri, siyasi örgütlülükleri dağıtılıp, asimile edilerek “Türk uluslaşmasını” bir parçası haline getirilmişlerdi. Ancak Kürdistan’da nihai hedeflerine ulaşamadılar. Daha doğrusu, hedefe vardıklarını sandıkları bir anda, tabiri caizse hevesleri kursaklarında kaldı.

Soykırımcı TC devleti, Ağrı’da “Muhayyel Kürdistan burada metfundur” demişti. Dersim’de “diz çöktürmeyi” hedeflemişti. Ardından da fiziki soykırımı, kültürel soykırımla (“beyaz sömürgecilikle”) tamamlamak istemişti. 1970’lerin ilk yıllarına kadar da bu amaca ulaştıklarını sandılar. Apocu Hareketin ortaya çıkışı, onları hedeflerine ulaştıklarını sandıkları bir anda, büyük hayal kırıklığına uğratmıştı.

Soykırımcı TC devleti o günden itibaren Kürdistan halkına karşı yürüttüğü soykırım saldırılarının başına Apocu Hareketin tasfiye edilmesini koydu. İlk resmi ve fiili saldırısını 1977 yılının 18 Mayısında Haki Karer’i katlederek gerçekleştirdi. Daha sonra bu saldırının devamını Ankara’da Önder Apo’ya karşı pilot Necati Kaya’nın içerisinde yer aldığı komployu devreye koyarak, getirmek istedi. Apocu Hareketin Kürt soykırım saldırısının almış olduğu bu yeni biçime verdiği karşılık ise; partileşme oldu. Bugün 41.yıldönümünü karşılamakta olduğumuz PKK böyle bir gerçekliğin sonucu olarak ortaya çıktı.

25-27 Kasım 1978 tarihinde Amed’in, Lice İlçesinin Fis Köyünde yapılan toplantı ile kuruluşu kararlaştırılan PKK’nin ilanından sonrada bu soykırım saldırıları her gün daha da tırmandırılarak devam etti. 12 Eylül 1980 askeri faşist darbesinin asıl hedeflerinden birini de bu gerçeklik oluşturdu. Kürdistan açık bir işkence haneye çevrildi. Yüz binlerce insan işkencelerden geçirildi. On binlercesi zindanlara alındı. Binlercesi katledildi. Ancak soykırımcı TC devleti gerçekleştirdiği bu darbeyle hedefine ulaşamadı. Zindanlarda başlayıp, dağlara taşan direniş darbeci generallere büyük bir bozgun yaşattı.

Zindanlarda başlayıp, dağları saran direniş sadece soykırım saldırılarına karşı koyuşu ifade etmekle kalmadı. Yeni bir Kürdistan toplumun ruhsal şekillenişinin tohumlarını toprağa serpti. Artık o günden itibaren sömürge olmanın bile çok gerisinde tutulan Kürdistan toplumu,  bu “statüyü” parçalayarak yeni bir kimlikle, Apo Kürdü kimliği ile anılmaya başlandı. Gelinen aşamada bu gerçekliği tüm dünya, kabul eder bir hale geldi. Bakuré Kürdistan’da yaşanan demokratik, kültürel halk devrimi, Suriye halklarının özgürlük ve kurutuluş mücadelesinde bir model olan ve Ortadoğu halkları ile tüm dünya insanlığı için ilham kaynağı haline gelen Rojava Devrimi bunun en somut bir kanıtı olarak tarihe geçti.

Kuruluşunun 41.yıldönümünü karşılayan PKK, 42. Mücadele yılına böyle bir gerçeklikle girmiş oldu. O nedenledir ki, daha 27 Kasıma varmadan günler öncesinde sadece Kürdistan halkı değil; dostları, sosyalist, devrimci, demokratik ve özgürlükçü güçler dünyanın her yerinde PKK’nin kuruluş yıl dönümünü büyük gösteriler yaparak karşıladı.

Bu şekilde her mücadele yılı büyük kazanımlarla dolu olan PKK, 42. Mücadele yılına girmiş oldu. Ancak bu gerçekliğe rağmen sömürgeci TC devleti, Kürdistan halkını soykırıma uğratma amacından vazgeçmiş değildir. Bugün Bakur, Rojava ve Başuré Kürdistan’da soykırım saldırılarını tüm şiddetiyle sürdürmektedir. Gerçekleştirdiği bu saldırıları da kendisi için son bir çare olarak görmektedir. Fakat bundan hiçbir sonuç elde edemediği gibi, her geçen gün biraz daha yok oluşa doğru sürüklenmektedir. Onu bu hale getiren ise, PKK’nin öncülük ettiği; “varlığını koruma ve özgürlüğe ulaşma” mücadelesidir.

PKK, 42. Mücadele yılına bu gerçekliğe her zamankinden  daha yakın olarak girmektedir. Bunun sözünü de ışıklı yolunda yürüdüğü Önder Apo’ya, Kürdistan halkına, kahraman şehitlerine ve tüm dünya insanlığına vermiştir. Vermiş olduğu bu sözün gereklerini yerine getirmesini hiçbir gücün engellemesi mümkün değildir. Buna soykırımcı TC devletinin; ne topu, tankı, uçağı, füzesi ne de arkasındaki ağababaları ve kullandığı çetelerinin, işbirlikçilerinin gücü yetmez.

42. Mücadele yılında PKK bu gerçeği bir kez daha dünya aleme gösterecek, zaferlerle dolu olan tarihine yenilerini ekleyerek kesintisiz bir şekilde yoluna devam edecektir.

41. Kuruluş Yıl Dönümü Kutlu Olsun, 42. Yıla Selam Olsun! 

 

Cemal ŞERİK

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info -www.navendalekolin.com -http://kursam.org/index.html- http://kursam.net/index.html


Parveke
Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.
Ulaş Arslan
VARLIĞI KORUMAK!

ARAMA