Trump’ın Hilal Kaplan’a Cevabı
18 Kasım 2019 Pazartesi Saat 10:36
14 Punto 16 Punto 18 Punto 20 Punto
Cemal Şerik

R.T. Erdoğan’ın 13 Kasım günü ABD Başkanı Donald Trump ile yapmış olduğu görüşme konuşulmaya devam ediyor. Yandaş basın-yayın organları ve Erdoğan yalakaları gerçekleşen bu görüşmeyi “zafer” nidaları ile kamuoyuna sunarken, muhalif çevreler de başarısız kaldığını dile getiriyorlar. Ancak gerek R.T. Erdoğan ile yanındakilerin gerekse de CHP vb. partilerin gerçekleşen bu görüşmenin sonuçlarına dair yapmış olduğu değerlendirmelerde farklılık varmış gibi görünüyorsa da, özde birbirlerinden hiçbir farkı bulunmuyor. Denilebilir ki, aynı mantık içerisinde bir bütünün parçalarını oluşturuyorlar.

O nedenledir ki, CHP ve diğer sistem içi partilerin/çevrelerin R.T. Erdoğan’a yönelik “eleştirilerinin” altında; Rojava’da yürütülen işgal ve soykırım saldırılarına ABD’den gerekli desteğin neden alınamadığı gerçekliği yatmaktadır. Yoksa özünde CHP, İYİ parti vb. AKP ve MHP’den farklı düşünmemektedirler. Ki, onlarda mecliste yapılan görüşme ve oylamada AKP ve MHP ile birlikte hareket ederek Rojavanın işgaline “evet” deyip, Erdoğan’ı ABD’ye destek mesajları ile göndermişlerdir. Aslına bakılırsa, Trump-Erdoğan görüşmesinin gerçek anlamda sonucunun ne olduğunu, Trump’ın Sabah Gazetesinin “yazarı” olan Hilal Kaplan’a  vermiş olduğu yanıtta görmek mümkündür.

Trump R.T. Erdoğan’a dönerek Türkiyeli bir gazeteciyi belirleyerek kendisine bir soru sormasını istemiştir. R.T. Erdoğan’da övgü dolu sözlerin ardından Hilal Kaplan’ı işaret ederek mikrofonun ona uzatılmasını istemiştir. Hilal Kaplan’da, soruyu R.T. Erdoğan yerine Trump’a yöneltmiş, QSD Genel Komutanı Mazlum Abdi Şahin’e ilişkin, Erdoğan’ın kendisinden beklediği sözleri sarf ederek, Trump’tan cevap beklemiştir. Trump ise, Hilal Kaplan’a hitaben salonda bulunanların gülüşmelerine neden olan; “Sen gazeteci olduğundan emin misin, yoksa Hükümet adına çalışıyor olmayasın” diye yanıt vermiştir. Aslında bakılırsa Trump-Erdoğan görüşmesinin sonucunu en iyi anlatan da verilen bu yanıt olmuştur.

Trump, vermiş olduğu bu yanıtla Hilal Kaplan’ı ti’ye almıştır. Daha doğrusu Hilal Kaplan’la konuşuyormuş gibi yaparak, R.T. Erdoğan’la ti geçmiştir. R.T. Erdoğan bunu  ne kadar anladı orasını bilemeyiz. Ama Türkiye’ye dönüşünde yaptığı açıklamalarda büyük bir pişkinlikle, zafer kazanmış komutan edasıyla davranmaktan geri kalmamıştır. CHP, İYİ parti vb. gibi sistem içi partiler ve çevrelerde bu gerçekliği görmeden, R.T. Erdoğan’la adeta yarışırcasına polemik yapmayı kendi çıkarlarına görmüşlerdir.

Trump’ın, soykırımcı TC devletinin işgal saldırılarını Fırat’ın doğusuna kaydırmasının ardından Erdoğan’a gönderdiği mektup kamuoyuna yansımıştı. O mektupta Trump, Erdoğan’a “akıllı ol, kabadayılık yapma ... ....” vb. sözler sarf etmişti. Hilal Kaplan’a vermiş olduğu yanıtla da, yine Erdoğan’a “bunu kim konuşturuyor biliyoruz. Bizimle oynamaya kalkma, ...” mesajını vererek “senden akıllı olmanı istedik, ama sen hala anlamadın” demek istemiştir. Erdoğan, Kemal Kılıçdaroğlu, Meral Akşener vb.leri aralarındaki “tartışmaları” bunların ne kadar farkında olarak yürütürler? Bu da onların kendilerinin bilecekleri bir meseledir. Fakat bir gerçeklik var, uluslararası alanda ilgili çevrelerin olduğu gibi, Türkiye’deki, Kürdistan’daki devrimciler, demokratlar, aydınlar bu gerçekliği görmüşler ve ona göre Trump-Erdoğan görüşmesinin sonucu hakkında bir hükme varmışlardır.

Trump, Erdoğan’la yapmış olduğu görüşmede amacına ulaşmıştır. Trump, ABD meclisinde kamuya açık aleyhine azli doğrultusunda görüşmeler yapılırken, gündemi değiştirmiş, ihtiyaç duyduğu zamanı elde etmiş ve Erdoğan’dan neler istediğini bir kez daha hatırlatmıştır. Bu yönleriyle Trump, Erdoğan’ı kullanmıştır. Trump-Erdoğan görüşmesinin ardından heyetler arasında yapılan görüşmelerin sonucuna dair yapılan açıklamalar da bunu doğrulamaktadır. Dikkat edilirse, yapılan açıklamalarda; sonuçlandırılmayan ve hangi yöne doğru olduğu belli olmayan ucu açık, muğlak cümlelere yer verilmiştir. Her halde bu tür cümleler kullanılırken; “misafirimizdirler, yan yanayız, herkesin gözleri önünde her şeyi olduğu gibi söylemek ayıp olur” diye düşünmüşlerdir. Çünkü Trump-Erdoğan görüşmesinin ardından daha üç gün geçmeden  ABD sözcüleri tarafından “S,400”ler, “F.35”ler, “Güvenlikli Bölge” vb. üzerine olan R.T. Erdoğan’ın, K. Kılıçdaroğlu’nun, Meral Akşener’in ve onlar gibi düşünenlerin hiçte hoşlarına gitmeyen sözler söylenmeye, açıklamalar yapılmaya, tartışılmaya başlanılmıştır.

R.T. Erdoğan ve Hakan Fidan ikilisi 15 Temmuz 2016 provokasyonunda da gazeteci görünümlü CNN TV’de çalışan devlet görevlisi Hande Fırat’ı ulaşmak istedikleri sonucu elde etmek için kullanmışlardı. Washington’da Hilal Kaplan’la benzeri bir oyun oynamak istediler. Ancak bu sefer tutmamıştır. Hatta tutması bir yana kendilerini çok gülünç duruma düşürmekten kurtaramamışlardır.


Cemal ŞERİK

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info -www.navendalekolin.com -http://kursam.org/index.html- http://kursam.net/index.html


Parveke
Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.
Ulaş Arslan
VARLIĞI KORUMAK!

ARAMA